Thucydides Tuzağı mı Hegemonik Kaygı mı? ABD-Çin Rekabetini Yeniden Düşünmek

Makale

Xi Jinping’in Donald Trump ile yaptığı son görüşmede yeniden gündeme taşıdığı “Thucydides Trap” kavramı, son yıllarda ABD-Çin rekabetini açıklamak için en sık başvurulan teorik çerçevelerden biri haline gelmiştir. Özellikle Graham Allison’ın çalışmalarıyla popülerleşen bu yaklaşım, yükselen bir gücün mevcut hegemonu tehdit ettiği dönemlerde savaş olasılığının arttığını savunmaktadır....


Thucydides Tuzağı mı Hegemonik Kaygı mı? ABD-Çin Rekabetini Yeniden Düşünmek


Ferdi GÜÇYETMEZ

Xi Jinping’in Donald Trump ile yaptığı son görüşmede yeniden gündeme taşıdığı “Thucydides Trap“ kavramı, son yıllarda ABD-Çin rekabetini açıklamak için en sık başvurulan teorik çerçevelerden biri haline gelmiştir. Özellikle Graham Allison’ın çalışmalarıyla popülerleşen bu yaklaşım, yükselen bir gücün mevcut hegemonu tehdit ettiği dönemlerde savaş olasılığının arttığını savunmaktadır. Bu perspektife göre Çin’in yükselişi ile Amerika Birleşik Devletleri’nin mevcut küresel liderliği arasındaki gerilim, tarihsel güç geçişlerinin yeni bir versiyonu olarak okunmaktadır.

Ancak mevcut küresel dönüşümü yalnızca “yükselen Çin“ ekseninde açıklamak giderek yetersiz hale gelmektedir. Çünkü günümüzde yaşanan süreç, klasik bir güç geçişinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Mesele yalnızca Çin’in artan kapasitesi değil; aynı zamanda Amerikan hegemonyasının ilk kez ciddi biçimde sorgulanmaya başlamasının Washington’da yarattığı stratejik kaygıdır. Bu nedenle mevcut rekabetin yalnızca realist güç dengesi yaklaşımıyla değil, hegemonik psikoloji ve güvenlik algıları üzerinden de değerlendirilmesi gerekmektedir.

Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD, yalnızca askeri ve ekonomik üstünlüğe sahip bir aktör değil, aynı zamanda uluslararası düzenin kurucu merkezi olarak hareket etmiştir. Liberal uluslararası düzen, küresel finans sistemi, teknoloji altyapıları, deniz ticaret güvenliği ve uluslararası kurumlar büyük ölçüde Amerikan liderliği altında şekillenmiştir. Ancak Çin’in son yirmi yıldaki ekonomik büyümesi, teknolojik kapasitesi ve küresel etki alanını genişletmesi, Washington açısından yalnızca ekonomik rekabet anlamına gelmemektedir. Süreç giderek sistemsel bir meydan okuma olarak algılanmaktadır.

Bu dönüşüm özellikle teknoloji ve güvenlik alanlarında daha görünür hale gelmiştir. Huawei’ye yönelik yaptırımlar, yarı iletken üretimine ilişkin kısıtlamalar, CHIPS Act düzenlemeleri, TikTok tartışmaları ve yapay zekâ rekabeti, ekonomik alanların giderek güvenlikleştirildiğini göstermektedir. Başka bir ifadeyle, ABD-Çin rekabeti artık yalnızca ticari değil; stratejik teknolojik üstünlük mücadelesine dönüşmektedir. Bu durum, güvenlik kavramının klasik askeri alanın ötesine geçtiğini ve teknoloji, veri, tedarik zincirleri ve dijital altyapıları kapsayan hibrit bir hegemonya rekabetinin oluştuğunu göstermektedir.

Benzer şekilde, Tayvan meselesi de yalnızca bölgesel bir egemenlik sorunu olarak değerlendirilemez. Tayvan, Washington açısından Hint-Pasifik düzenindeki Amerikan caydırıcılığının sembolü niteliğindedir. Pekin açısından ise ulusal bütünlük ve tarihsel yeniden yükseliş söyleminin merkezinde yer almaktadır. Bu nedenle Tayvan Boğazı’ndaki gerilim, askeri olduğu kadar psikolojik ve sembolik bir boyut da taşımaktadır.

Bu noktada Thucydides’in klasik anlatısına yeniden dönmek önemlidir. Modern yorumların aksine, Thucydides savaşın kaçınılmaz olduğunu ileri süren determinist bir teori ortaya koymamıştır. Aksine, korku, yanlış hesaplama, algısal tehditler ve liderlik krizlerinin savaş süreçlerini nasıl hızlandırdığını göstermiştir. Dolayısıyla günümüz ABD-Çin rekabetinde asıl risk, yalnızca güç dağılımındaki değişim değil; tarafların birbirlerinin niyetlerini giderek daha tehditkâr biçimde okumaya başlamasıdır.

Uluslararası ilişkiler literatüründe güvenlik ikilemi olarak tanımlanan bu durum, tarafların savunma amaçlı attıkları adımların karşı taraf tarafından saldırganlık olarak algılanmasına yol açmaktadır. Böylece taraflar savaşı istemeseler bile, karşılıklı güvensizlik ve stratejik korku ortamı krizleri derinleştirebilmektedir. Özellikle Pasifik bölgesinde artan askeri hareketlilik, AUKUS ve QUAD gibi yeni güvenlik yapılanmaları ve Çin’in askeri modernizasyon süreci bu dinamiği daha görünür hale getirmektedir.

Bu nedenle günümüz rekabetini yalnızca “Çin’in yükselişi“ üzerinden okumak eksik bir analiz sunmaktadır. Aynı ölçüde önemli olan unsur, Amerikan hegemonyasının göreli aşınmasına verilen stratejik tepkidir. Başka bir ifadeyle, mevcut kriz yalnızca yükselen bir gücün değil, aynı zamanda mevcut hegemonun kaygılarının da ürünüdür.

Sonuç olarak, ABD-Çin rekabeti klasik bir yeni Soğuk Savaş tanımının ötesine geçmektedir. Süreç giderek teknoloji, veri, yapay zekâ, deniz güvenliği ve küresel tedarik zincirleri üzerinden şekillenen çok katmanlı bir hegemonya mücadelesine dönüşmektedir. Bu bağlamda asıl mesele yalnızca Çin’in yükselişi değil; uluslararası sistemin merkezinde yer alan Amerika Birleşik Devletleri’nin bu dönüşümü nasıl yöneteceğidir. Çünkü tarihsel deneyimler göstermektedir ki, küresel sistemler çoğu zaman yalnızca yükselen güçler nedeniyle değil, mevcut hegemonların düşüş ihtimaline verdikleri reaksiyonlar nedeniyle de istikrarsızlaşabilmektedir.

Anahtar Kelimeler: ABD-Çin Rekabeti, Thucydides Tuzağı, Hegemonik Kaygı, Güvenlik İkilemi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Geçtiğimiz günlerde Pekin’de cereyan eden iki zirve, müesses küresel düzenin tökezleyişinin ve içine girdiğimiz fetret devrinin derinleştiğini gösteren diplomatik fotoğrafları olarak geçti hafızalara.;

İlk bakışta, Çin donanmasından üst düzey bir heyetin Murmansk'taki Rusya Kuzey Filosu'nu ziyaret etmesi rutin bir askeri temas gibi görünebilir. Ancak bu ziyaret, Arktik'teki yavaş yavaş değişen dengeleri vurgulaması açısından önemlidir. Çünkü bölge artık sadece bilimsel araştırma ve iklim tartışmal...;

Ocak ayında Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda bir araya gelen liderleri, Washington ve Pekin arasında kalan devletlerin tek başlarına müzakere etmeyi bırakmaları gerektiği konusunda uyardı. "Masada değilsek, menüdeyiz" dedi. Bu söz, o anın ruh halini yansıtıyordu. Ba...;

18 mayıs 2026'da Oakland (California) federal mahkemesinde dokuz kişilik jüri, Elon Musk'ın OpenAI, Sam Altman, Greg Brockman ve Microsoft aleyhine açtığı davayı oybirliğiyle reddetti. Musk, kâr amacı gütmeyen kuruluş olarak 2015'te kurulan OpenAI'ın kişisel zenginleşme amacıyla kâr amaçlı bir yapıy...;

Geçen yazıda manasını yitirmiş bir hegemondan bahsetmiştik. Bu yazıda manasını arayan ve bunu çok kutupluluk düzleminde inşa etmeye çalışan Çin ile Rusya’yı ve Pekin’deki zirveyi ele alalım.;

Donald Trump ve Xi Jinping'in 15 Mayıs 2026'da Pekin'de gerçekleştirdiği görüşme, Amerika Birleşik Devletleri'nin küresel bir güç olarak gerilemesini ve Çin'in yükselen etkisini somut bir şekilde ortaya koydu.;

Eğer NATO dağılırsa, ilk kaybedilecek şey bir bina, bir logo ya da Brüksel’deki karargâh olmayacaktır. İlk kaybedilecek şey otomatiklik hissi olacaktır. Bugün NATO’nun en büyük gücü yalnızca tanklar, uçaklar veya füzeler değildir; asıl gücü, bir saldırı durumunda karşı tarafın şu soruya net cevap ve...;

ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Körfez devletlerini imkânsız bir konuma sürükledi. Ev sahipliği yaptıkları Amerikan güçleri, otelleri ve enerji altyapılarının İran saldırılarının başlıca hedefi hâline gelmesinin temel nedeni oldu. İran’ın askerî kapasitesi ciddi şekilde zayıflatılmış ols...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

1. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye