Türkiye -AB- Avrupa Üçgeninde Karar Zamanı Geldi mi?

Yorum

Yakın zamanda Erivan’da iki AB toplantısı yapıldı: Birisi AB-Ermenistan zirvesi, diğeri de 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra kurulan ve elli ülke başbakan veya devlet başkanının, bizden de Cumhurbaşkanı yardımcısının katıldığı Avrupa Siyasi Topluluğu. Aynı tarihlerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron Ermenistan’a ikili ziyarette bulundu....

Türkiye -AB- Avrupa Üçgeninde Karar Zamanı Geldi mi?
(Birinci kısım)

Yakın zamanda Erivan’da iki AB toplantısı yapıldı: Birisi AB-Ermenistan zirvesi, diğeri de 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra kurulan ve elli ülke başbakan veya devlet başkanının, bizden de Cumhurbaşkanı yardımcısının katıldığı Avrupa Siyasi Topluluğu. Aynı tarihlerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron Ermenistan’a ikili ziyarette bulundu. Birinci toplantı “AB ile Ermenistan arasında stratejik ortaklık ve bölgesel güvenlik" teması ile somut sonuçlara yönelirken, ikinci toplantı bir fikir jimnastiği niteliğinde idi.

İkili toplantıdan Ermenistan’ın da, Aralık 2023'ten beri AB'ye aday ülke olan ve 2017'den bu yana vize muafiyetinden yararlanan Gürcistan’a benzer bir sonucu elde edeceği anlaşılmaktadır.

Komşumuzdaki bu toplantılar, Türkiye Avrupa/AB ilişkilerini tekrar akla getirmiştir. Komşularımızın AB'ye üyelik süreci tamamlanmadan, konuyu geçmişi ile birlikte ele almakta yarar görülmektedir. Zîra onların AB üyesi olması bizim de ebedi aday statüsünde kalmamız ilişkilerimizi olumsuz etkileyebilecektir.

Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkileri konusunda iki yaklaşım vardır:

1. Avrupalı sayılmak, mümkünse olmak.

Bu yaklaşımı benimseyenler kendilerine hiç Türk’e benzemiyorsunuz, ne kadar Avrupaisiniz denildiğinde gurur duyarlar, Türkiye Avrupa haritasında gösterilmediği zaman gururları incinir, kendilerinin hiç hak etmedikleri hâlde, niye Türk doğma, Türk sayılma cezasına çarptırıldıklarına hayıflanırlar. Avrupa’ya layık olmak için Avrupa’nın isteklerini yerine getirmenin şart olduğuna inanırlar. Hep eksiğimiz vardır.

2. Avrupalılığı çağdaşlaşmanın bir gereği olarak görmek.

Onların yöntemlerini onlarla yarışabilmek, mücâdele edebilmek için benimsemek. İki yüzyıllık mağlubiyetin izlerini silmek, ilişkileri egemen eşitlik temelinde yürütmeden taviz vermemek, bu konuda riskleri de göze almaktan çekinmemek. Bu Türkiye’nin 3. Selim’den beri yürütmeye çalıştığı politikadır. Bu gibi düşünenler şeklen de Avrupalı kabul edilmeyi sadece onların hukukundan eşit biçimde yararlanmak için isterler.

Atatürk’ün yaklaşımı da budur. Son yıllarda bir de üçüncü bir yaklaşım ortaya çıkmış, neşv ü neva bulmuştur. Bu da Avrupa ile olan ilişkileri vazgeçilmez, zaruri görmemek sadece iç siyasete etkisi ile sınırlandırmaktır.

Bu üçüncü seçenek belirli bir iktidar dönemi ile sınırlı kalmaya mecburdur. Zîra coğrafi durumumuz ekonomik çıkarlarımız,(AB Türkiye’nin en büyük ticari ortağıdır ve Türkiye Rusya ve Çin ile olan ticaretinin aksine açık değil genellikle fazla vermektedir) stratejik gereksimlerimiz böyle bir yaklaşımın sürekliliğine izin vermez.


Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarında bazen birinci yaklaşımı sergilemekle birlikte esas itibarı ile ikinci yaklaşımı benimsemiştir. Avrupalı sayılacağız diye gururumuzdan fedakârlık yapmaya yanaşmamış, Avrupa ile ilişkileri çağdaşlaşmanın bir gereği olarak görmüştür.

Avrupa ile gerektiğinde ittifak ilişkilerine girmiş, gerektiğinde çatışmayı göze almaktan (Hatay) çekinmemiştir.

Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkileri her zaman gündemde olmuştur. Zîra ne Avrupa Coğrafyası Doğu Akdeniz ve Anadolu Coğrafyasından, ne de Doğu Akdeniz ve Anadolu Coğrafyası Avrupa Coğrafyasından ayrılabilir. Koparamayacağımız bağlarımızı, tüm yönleri ile değerlendirerek, onun hukuki çerçevesi konusunda bir mutabakata varmamız ve bundan da sapmamamızın zamanı gelmiştir.

Gözününe alınacak gerçekler:
Avrupa Devletleri, hele genişlemeden sonra, Türkiye’yi AB’ye üye yapmamak konusunda kararlı olduklarını her vesile ile göstermektedirler.

Avrupa ile özellikle Kürtlerin bağımsızlığı ve bölge devletleri ile olan ilişkilerimiz konusunda çıkar ayrılığımıza dayalı görüş farklarımız vardır.

Avrupa Birliğine üye olmak egemenliğimizin bir kısmının AB'ye devri demektir. Üyelik ihtimali olmamakla beraber, şartların beklenmedik hâlde değişmesi ile üyelik söz konusu olursa, bu husus da hatırlanmalıdır.

X/@halilakinci1919
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

İkinci Dünya Savaşı sonrası iktisat yazınının uzun bir bölümü, kapitalizmi tekil ve homojen bir sistem olarak ele almış; farklılıklar yalnızca gelişmişlik düzeyi ya da politika tercihleri düzeyinde aranmıştır. ;

Kalıcı güvenlik düzenleri ortak değerlerden değil, tarafların birbirlerini tasfiye edemeyeceklerini kabul etmelerinden doğar. 1648 Westphalia ve 1975 Helsinki’nin stratejik gerçekçilik buydu.;

Orta Doğu, yıllardır jeopolitik değişikliklerden en çok etkilenen bölgelerden biri olarak kalmaktadır. 21. yüzyılın başından bu yana bölge, güvenliği tehdit edecek birçok durumla karşı karşıya kalmıştır. Günümüzde, Orta Doğu’nun çeşitli bölgelerinde yaşanan değişikliklere, İsrail-İran ekseni boyunca...;

Dünyanın en nüfuzlu girişim sermayesi Andreessen Horowitz (a16z), 28 Ağustos 2026'da ilk kez yalnızca donanıma odaklanan 1,1 milyar dolarlık Machine Age fonunu kurduğunu duyurdu. Fon çip, bellek, ağ ekipmanı, depolama, veri merkezi ve robotik alanlarına yatırım yapacak.;

Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî m...;

Geleneksel refah devleti literatürü, Gøsta Esping-Andersen’in 1990 yılında yayımlanan yapıtı The Three Worlds of Welfare Capitalism (Refah Kapitalizminin Üç Dünyası) çerçevesinde şekillenmiştir. Esping-Andersen; piyasadan arındırma (de-commodification) ve toplamsal katmanlaşma (social stratification...;

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmanın ülkeler arası ilişkiler açısından önemi oldukça büyüktür. Karşılıklı savunma anlaşması olarak imzalanan belge, diplomatik ilişkileri yeni bir düzeye taşımaktadır. Anlaş...;

Refah devleti literatürünün modern dönemeç noktası, Gøsta Esping-Andersen’in 1990 yılında yayımladığı The Three Worlds of Welfare Capitalism başlıklı çığır açıcı çalışmasıdır. Esping-Andersen, refah devletlerini yalnızca harcama miktarlarına göre sıralayan nicel yaklaşımları reddederek, sistemlerin ...;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.