Yorgun Hegemon Pekin’de

Yorum

Bir önceki yazımda Pekin'in İran savaşı karşısındaki sessizliğini saldırgan realist çerçevede okumuştum. Aslında argüman son derece açıktı. Çin sessiz değil sadece “hesaplanmış bir strateji”uyguluyordu. Şimdi o ‘stratejik sessizliğin’karşılığı masaya geliyor. Donald Trump 13-15 Mayıs'ta Pekin'de. Bu bir ABD başkanının Çin'e neredeyse dokuz yıl sonra yaptığı ilk ziyaret. Ziyaret aslında Nisan ayında planlanmıştı. 2026 İran savaşı sebebiyle ertelendi. Ayrıntılara bakalım....


Yorgun Hegemon Pekin’de

Dr. Hüseyin KORKMAZ

Bir önceki yazımda Pekin'in İran savaşı karşısındaki sessizliğini saldırgan realist çerçevede okumuştum.
Aslında argüman son derece açıktı. Çin sessiz değil sadece “hesaplanmış bir strateji“uyguluyordu. Şimdi o ‘stratejik sessizliğin’karşılığı masaya geliyor. Donald Trump 13-15 Mayıs'ta Pekin'de. Bu bir ABD başkanının Çin'e neredeyse dokuz yıl sonra yaptığı ilk ziyaret. Ziyaret aslında Nisan ayında planlanmıştı. 2026 İran savaşı sebebiyle ertelendi. Ayrıntılara bakalım.

Trump’ın Pekin’e Gitmesi Ne Anlama Geliyor?

Öncelikle Trump Pekin'e gidiyor. Xi Washington'a değil. Diplomatik protokol önemsiz bir detay değildir. Semboller her zaman gücün dolaylı dili olmuştur. Misafir, ev sahibinin zamanına ve gündemine tabi olur. Xi'nin kadrolarına yıllardır tekrarladığı bir vecizesi var: "Doğu yükseliyor, Batı çöküyor. Zaman ve momentum Çin'in tarafında." Bu cümleyi 2017'de söylediğinde retorik gibi geliyordu. 2026 Mayıs'ında zirvenin coğrafi konumuna baktığımız zaman ABD tarafının konjonktürel olarak yorumlansa da “sıkıştığını“ görüyoruz. Hegemonun yıprandığını ve yorulduğunu söylemek mümkün. Amin Maalouf’un dediği gibi “yolunu yitirmiş insanlık“ bir labirentin içinde kaybolmuş durumda. Uygarlığın Batışı ve Çivisi Çıkmış Dünya ile birlikte mutlaka okunması gereken bir kitap “Labirent-Batı ve Hasımları“. Neyse konumuza dönelim.

ABD merkezli Quincy Enstitüsünün son analizi "İran savaşı, bildiğimiz şekliyle Amerikan üstünlüğünün sonunu işaret ediyor." diyor. Hatta bir adım ileri giderek "ABD’nin korumasına güvenmeyi tercih eden ülkeler için bu, bir uyarı olmalı." diye de eklemiş. Devam edelim.

Pekin’in İki Kozu: Nadir Toprak Elementleri ve Hürmüz

Zirve öncesi gündem son derece dolu ve kritik başlıklardan oluşuyor. Masada üç ana dosya var. Her biri Çin'in elinde yeni bir koz olarak öne çıkıyor. Birinci dosya: Ekonomi ve nadir toprak elementleri. Trump 2025'te tarifeleri %140'ın üzerine taşıdı. Xi ise nadir toprak elementlerinde sahip oldukları kozu agresif bir şekilde sahaya sürdü. Trump krizi tırmandırmak yerine geri adım attı. ABD Hazine Bakanı Bessent, Çin, nadir toprak elementleri konusunda ‘ateş açarak gerçek bir hata yaptı’ dedi. Sonra da Bessent, ABD’nin iki yıl içinde alternatif kaynakları güvence altına alacağını belirtti. Aklıma Deng Xiaoping’in 1992’de dile getirdiği şu cümle geldi:“Ortadoğu’nun petrolü varsa, Çin’in de nadir toprak elementleri var.“Çin küresel nadir toprak madenciliğinin yaklaşık %70'ini, işleme kapasitesinin %90'ından fazlasını kontrol ediyor. Tam bi asimetrik karşılıklı bağımlılık tablosu. Pekin'in elindeki bu koz klasik ticaret savaşı mantığını aşan bir nitelik taşıyor. Trump'ın masaya getireceği talep belli. Daha fazla nadir toprak akışı ve ABD'ye Çin yatırımı. Pekin'in karşılık olarak istediği de belli. İleri yarı iletkenler üzerindeki ihracat kontrollerinin gevşetilmesi. Saldırgan realist bir çerçevede okursak ise bu mübadelede asimetri Pekin lehine. Çünkü Çin'in öne sürebileceği kart daha kısa vadede ABD’ye daha fazla bedel ödetir.

Gelelim ikinci dosyaya.

İkinci dosya: İran ve Hürmüz.
Trump'ın Pekin'e gitmesinden bir hafta önce Çin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi'yi ağırladı. ABD ve Çin'in her ikisi de Hürmüz'ün yeniden açılmasını istiyor. Tahran üzerinde gerçek baskı kuracak kapasiteye sahip tek aktör Pekin. Washington bunu biliyor. Pekin de Washington'ın bunu bildiğini biliyor. Pekin Hürmüz'ün açılmasına yardım edecekse karşılığı olacaktır. Bu karşılık tarife indirimi, yaptırım gevşetmesi, yarı iletken kontrollerinde esneklik olabilir.
Ya da...

Evet üçüncü dosya Tayvan. Tayvan, Washington'ın "Tayvan bağımsızlığını desteklemiyoruz" formülünü daha sert bir "karşıyız" formülüne çevirmesinden kaygılı. Xi olası bir takasta ekonomik tavizleri (nadir toprak akışı, mal alımları, ABD'ye yatırım) Tayvan'la ilgili imtiyazlarla değiştirmeye çalışabilir. Yükselen güç bölgesel hegemonyasını tahkim etmek için rakibinin uzak çevresinde ödün ararken kendi yakın çevresinde kazanım talep eder. Bu çok beklenen bir ihtimal.

Diplomatik bir gösteri ya da büyük takas?

Peki zirveden ne çıkar?

Daha önce de bahse konu zirveleri yakından takip ettiğim için olasılıkları şu şekilde iki senaryoya indirgeyebiliriz. Birinci senaryo herhangi anlamlı bir sonucun çıkmadığı ve rekabeti uzun vadeye yaymayı hedefleyen diplomatik bir gösteri şeklinde öngörülebilir. 2017’de Pekin’de yapılan ve 2023’te San Fransisco’da yapılan zirvede benzer sonuçlar çıkmıştı. Ya da geçtiğimiz aylarda Güney Kore Busan’da gerçekleşen zirve gibi. Xi, 2017'de Trump'ı görkemli bir törenle ağırlamıştı. Yasak Şehir'de özel yemek, Halk Sarayı'nda devlet ziyafeti, 250 milyar dolarlık ticari mutabakatlar!. Aynı senaryo tekrarlanabilir.

Ya da...

Trump'ın pazarlığa dayalı üslubu nadir görülen bir takasa kapı aralayabilir. Hürmüz'ün açılması karşılığında yarı iletken kontrollerinin gevşetilmesi veyahut Tayvan retoriğinin yumuşatılması karşılığında nadir toprak akışı garantisi. Bu senaryo Tayvan, Japonya ve Güney Kore için stratejik bir şok anlamına gelir. Bölgedeki ittifak mimarisinin tehdit algısını yeniden hesaplamasına yol açar.
Zor bir ihtimal olarak görüyorum. Trump’un öngörülemezliği ve çılgınlığı büyük güç rekabetinin yapısal çelişkilerini aşabilir mi göreceğiz. Bu zirvede ABD’nin Tayvan konusunda kullanacağı dil belirleyici olacak. Ya da Busan zirvesinde olduğu gibi konu hiç açılmayabilir. Fakat Çin illa ki bu konuyu ev sahibi olarak açacaktır ve bunun sonucunda karşı taraftan da bir cevap alacaktır. İzleyeceğiz.

Unutmamak lazım ki büyük güç ilişkileri nihai olarak yapısaldır. Liderlerin kişisel kimyası ya da yaklaşımları önemlidir ama belirleyici değildir. 13-15 Mayıs'taki zirve de bu kuralı bozmayacaktır. Önceki yazıda söylediğim şuydu: Pekin yıpranan hegemonu izliyordu.

Bu yazıda söylediğim şu: Yorgun hegemon şimdi Pekin'in misafiri olarak masaya oturuyor. Tek başına bu cümle yapısal değişimin fotoğrafıdır. Pekin'in elindeki kartlar açık. Nadir toprak. Hürmüz. Tayvan dosyasında ısrar. ABD'nin elindeki kartlar da açık. Nadir toprak. Pazar erişimi. Asya'daki ittifak ağı. Yükü müttefiklere yıkmak.

En kritik konulardan birisi de şu: Bu masadan çıkacak her formülasyon, Asya'daki müttefiklerin caydırıcılık güvenini nasıl etkileyecek? İki güç arasında sıkışan bölge ülkelerinin riskten kaçınma kapasitesi daralıyor. Zirve sonrasında Tayvan ve Japonya’nın hamlelerine dikkat etmek gerekiyor. Gelişmeleri takip ediyor olacağım.

X/@drhkorkmaz


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür. Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Tü...;

Geçtiğimiz günlerde Pekin’de cereyan eden iki zirve, müesses küresel düzenin tökezleyişinin ve içine girdiğimiz fetret devrinin derinleştiğini gösteren diplomatik fotoğrafları olarak geçti hafızalara.;

Yapay zeka çağının fiziksel altyapısı üzerindeki küresel rekabet, son aylarda Tayvan ve Güney Kore eksenine üçüncü bir aktörü daha somut biçimde eklemiştir: Japonya. Tokyo, otuz yıllık bir gerilemenin ardından yarıiletken sanayisini yeniden inşa etmek üzere hem doğrudan endüstriyel politika hem de...;

Askeri tarih, stratejik düşünce ve ekonomi-politik arasındaki bağ, insanlık tarihi kadar eskidir. Sahadaki mücadele yöntemleri çağlar içinde teknolojik ve kurumsal kabuk değiştirse de insan felsefesinin ve karar alma mekanizmalarının temel mantığı değişmeden kalır. ;

İlk bakışta, Çin donanmasından üst düzey bir heyetin Murmansk'taki Rusya Kuzey Filosu'nu ziyaret etmesi rutin bir askeri temas gibi görünebilir. Ancak bu ziyaret, Arktik'teki yavaş yavaş değişen dengeleri vurgulaması açısından önemlidir. Çünkü bölge artık sadece bilimsel araştırma ve iklim tartışmal...;

Ocak ayında Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda bir araya gelen liderleri, Washington ve Pekin arasında kalan devletlerin tek başlarına müzakere etmeyi bırakmaları gerektiği konusunda uyardı. "Masada değilsek, menüdeyiz" dedi. Bu söz, o anın ruh halini yansıtıyordu. Ba...;

18 mayıs 2026'da Oakland (California) federal mahkemesinde dokuz kişilik jüri, Elon Musk'ın OpenAI, Sam Altman, Greg Brockman ve Microsoft aleyhine açtığı davayı oybirliğiyle reddetti. Musk, kâr amacı gütmeyen kuruluş olarak 2015'te kurulan OpenAI'ın kişisel zenginleşme amacıyla kâr amaçlı bir yapıy...;

Hürmüz Boğazı üzerinde sessizlik çöktüğünde ve Washington ile Tahran Nisan 2026’da kırılgan bir ateşkese vardığında, Hindistan zaman kaybetmedi. Hindistan Dışişleri Bakanı, Birleşik Arap Emirlikleri ile stratejik ortaklığı gözden geçirmek üzere Abu Dabi’deydi. İran’a tıbbi yardım sevkiyatları gönder...;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

6. Dünya Türk Forumu (2023)

  • 2023
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi -
  • İstanbul - Türkiye

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.