Ermenistan-Türkiye İlişkileri ve Paşinyan
E. Büyükelçi Halil AKINCI DTF Akil Kişiler Kurulu Üyesi
1914'teki ilk sürgün, Tiflis Kral Naibi Vorontsov Daşkov’un (ailesi Daşkov soyadının gösterdiği gibi Çar hizmetline giren Altınordu Hanlıklar soylularındandır) tarafından güvenlik gerekçesi ile gerçekleştirilmiştir.
5000 Türk-Müslüman aile Hazar’daki Nargin adasına sürülmüştür.
Gene güvenlik gerekçesi ile Avusturya’ya sempati duyduklarından şüphe edilen Yahudiler cephe gerisine sürülmüştür. Bu ikinci sürgündür ama unutulmuştur. Kafkasya'da Balkanlar'da katliama uğrayan milyonlarca Türk Müslüman da unutulmuştur.
Hatırlanan tek tehcir Ermeni tehciri sonucunda bizim telinimizdir.
Bugün Ermenistan’da Türk Düşmanlığı yapmayan Karabağ’ın terkine rağmen seçilebilen, Ermenistan sadece bu 27000 km² topraktır; kimseden toprak talebimiz yoktur diyebilen, Türk düşmanlığını teşvik eden Kilise'ye meydan okuma cesaretini gösteren bir lider vardır.
Ancak Karabağ Savaşı'ndan bu yana komşuları Türkiye ve Azerbaycan ile olan ilişkilerindeki gelişmelerin sınırlı kalması, üzerinde mutabakata varılan antlaşmaların hâlâ imzalanmaması, Paşinyan’ın seçimi kazanma şansını azaltmaktadır. Kamuoyu desteği %20 civarına düşmüştür.
Ermenistan ilk defa hem Diaspora’ya hem de Kilise'ye meydan okuyarak iktidarda kalabilen bir lidere sahiptir.
Geçtiğimiz hafta üniversitelerinde Türk Dünyası hakkında konuşma yapmak için Kars ve Ardahan’da bulundum.
İlk defa 33 yıl önce gittiğim Kars’ta özel mimari dokusunun tahribi ile oluşan kentsel dönüşüm sonucunda yükselen çirkin binalar dışında, dikkat çeken bir refah göstergesi yoktu. Tarihi boyunca, barış zamanlarında müreffeh, savaş zamanlarında dayanıklı olan bu kent, sanki bir çıkmaz sokağa sıkışmıştı.
Kars’tan geçen kervan yollarını hatırlayınca bunu anlamam kolaylaştı.
Kars’ın kalkınması, mensup olduğu Güney Kafkasya Ekonomik Bölgesi ile olan tarihî bağlantılarının yeniden canlandırılması ile mümkün olabilecekti.
Kars’tan geçen kervanlar Anadolu’yu, Tiflis’e Erivan’a oradan da Bakü’ye bağlamakta idi.
Bugün ise Ermenistan sınırını kapamamıza sebep olan siyasî durum değişmiştir. Karabağ geri alınmış, Zangezur Koridorunun açılma süreci başlamış, Ermenistan ile Azerbaycan arasında imzalanacak barış antlaşmasının metni üzerinde iki tarafın da mutabık kaldığı, defalarca resmî ağızlarca açıklanmıştır. Kalan tek pürüz, Ermenistan Anayasasının girişinde yer alan olumsuz ibarelerin kaldırılmasıdır. Devlet Başkanı Paşinyan bu konuda da taahhüt altına girmiştir. Sadece bununla ilgili formalitelerin usulüne uygun biçimde tamamlanması gerekmektedir.
İki ülke arasında sınır kapısının açılmasının önünde bir engel kalmamıştır.
Öte yandan Ermenistan bağımsızlığından bu yana Kilise'nin desteği ile Türk düşmanı Taşnaklar tarafından yönetilmiştir.
Tarihinde ilk defa Taşnak ve Türk düşmanı olmayan bir kişi iktidardadır.
Barışın gelmesi ile gerçekleşeceği öngörülen hususlar formaliteye takılmıştır. Bu halkın Paşinyan’a olan güvenini sarsmaktadır.
Paşinyan önümüzdeki aylarda yapılacak seçimi kaybettiği takdirde yerine Kilise desteği ile Taşnakların geleceği şüphesizdir. O zaman iki ülke arasındaki normalleşme süreci aksayacaktır.
Yapmamız gereken Paşinyan’ın seçim kazanmasına yardımcı olabilecek sınır kapısını açmaktır. Bu davranış, aynı zamanda normalleşme sürecini perçinleyecek, Diaspora’nın Ermenistan üzerindeki ipoteğinin zayıflamasına yardımcı olabilecektir.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapılarının trafiğe açılması kesindir. Başka türlü inşası için çalışmaların başladığı Zangezur koridoru nereye açılacaktır? Kars ve Alican sınır kapılarının açılış zamanının Ermenistan seçimleri öncesine çekilmesi, bir yandan Taşnaklar, Kilise ve Diaspora’nın Türkiye aleyhindeki propagandalarının gücünü kırarken, öte yandan halkına normalleşmenin somut bir sonucunu gösteren Paşinyan’ın seçim şansını arttırabilecektir.