Dijital Radikalleşme, Bilgisayar Oyunları, Sosyal Medya, Şiddet ve Silah
Dijital radikalleşme, bilgisayar oyunları, sosyal medya ve çevrimiçi faktörlerin aşırı ideolojiler, şiddet ve silahlı davranışlara etkisiyle ilgili uzun soluklu bir TÜBİTAK1001 projesini geçen sene bitirmiştik.
Son olaylar hepimizi üzdü; çok sayıda da uzman hocamız kendi alanlarından önemli bulguları burada paylaştı. Ben de üzerinde 8-9 yılı bulan orijinal veri toplayarak ve farklı ülkeleri karşılaştırarak tamamladığımız büyük ölçekli Tübitak projemizden bazı gözlemler paylaşmak isterim, tartışmaya biraz faydası olması açısından.
Konuya 'incel ideolojisi'nden başlayayım. Hareketin yapısını önce kendi iç mantığıyla anlamak gerekiyor. Incel olgusu, üç unsurun bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor: cinselliğe erişim konusunda hayal kırıklığı yaşamaya yatkın bir erkek psikolojisi; kadınların daha seçici olduğu modern eşleşme düzeni; bir de bütün bu örüntüleri daha görünür kılan benzer yalnızlık algısına sahip erkeklere dertlerini anlatabilecekleri, üstelik bu dertlerin onay görebileceği bir alan açan teknoloji.
Asıl önemli noktalardan biri de şu: bu ideoloji daha en baştan ulusötesi bir karaktere sahip. Terim uzun zamandır kullanılıyor olsa da, 2000’lerin ortasında ortaya çıkan incel toplulukları bunu daha ortak, daha tek tip ve sınır aşan bir kimliğe dönüştürdü. Bu yüzden Kahramanmaraş’taki 14 yaşında bir çocuk, 2014’te Kaliforniya’da saldırı gerçekleştirmiş birinden ilham alabiliyor, ve 2014'teki olaydan "ilham alan" diğer kimselerle ortak dijital toplulukta buluşabiliyor. Çünkü bu hareket özellikle sınır tanımayan ve kültürler arasında kolayca dolaşıma girebilen bir yapı olarak şekillenmiş durumda. Din, dil, ırk, coğrafya, v.b. gibi eşdeğişkenleri bile hesaba katsak "cinselliğe erişim konusunda hayal kırıklığı yaşamaya yatkın bir erkek psikolojisi; kadınların daha seçici olduğu modern eşleşme düzeni" dediğim kültür bir ortak, evrensel kültür haline geliyor.
Peki bir insanı pasif bir öfke halinden şiddete taşıyan şey ne? Araştırmalar burada birkaç farklı mekanizmaya işaret ediyor. Çevrimiçi aşırıcı toplulukların içinde aktif biçimde yer almak, sadece bu tür içerikleri izlemekten ya da tüketmekten daha güçlü bir radikalleşme göstergesi sayılıyor. O yüzden eskiden DAEŞ v.b. gibi grupların dijital mevcudiyetini tanımlamak için kullandığımız “yalnız kurt“ tanımı aslında eksik ve yanıltıcı. Bu kişiler fiziksel olarak yalnız olabilir, ama telefonlarının ve bilgisayarlarının içinde onlarla aynı şekilde düşünen bir çevre var. Davranış olarak radikalleşmiş her bir yalnız failin arkasında, internette bilişsel olarak radikalleşmiş daha geniş bir ağ mevcut; ki bu aslında dijital radikalleşme literatürü bulgularından beklediğimiz bir şey.
İdeolojik bağlılık ile davranış arasındaki ilişki konusunda da çarpıcı bir bulgu var: Black Pill fikirlerine güçlü biçimde bağlı olmak, şiddet ya da radikal niyetleri anlamlı biçimde öngörmüyor. Incel ideolojisiyle anlamlı biçimde ilişkili görünen tek değişken, "aktivist niyet" dediğimiz fiili aksiyona geçiş niyetleri. Yani ideolojiye en sıkı bağlananlar, şiddete değil, daha çok yasal aktivizm çizgisine kayıyor. Bu yüzden şiddete yönelen küçük kesim, ideolojiye en bağlı grup değil. Genelde bunlar, ideolojik çerçevenin üstüne başka risk unsurları da eklenmiş kişiler. Din-tabanlı radikal örgütlerde de - örneğin intihar saldırısı yapan kişi - bu böyledir.
Son olaylar hepimizi üzdü; çok sayıda da uzman hocamız kendi alanlarından önemli bulguları burada paylaştı. Ben de üzerinde 8-9 yılı bulan orijinal veri toplayarak ve farklı ülkeleri karşılaştırarak tamamladığımız büyük ölçekli Tübitak projemizden bazı gözlemler paylaşmak isterim, tartışmaya biraz faydası olması açısından.
Konuya 'incel ideolojisi'nden başlayayım. Hareketin yapısını önce kendi iç mantığıyla anlamak gerekiyor. Incel olgusu, üç unsurun bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor: cinselliğe erişim konusunda hayal kırıklığı yaşamaya yatkın bir erkek psikolojisi; kadınların daha seçici olduğu modern eşleşme düzeni; bir de bütün bu örüntüleri daha görünür kılan benzer yalnızlık algısına sahip erkeklere dertlerini anlatabilecekleri, üstelik bu dertlerin onay görebileceği bir alan açan teknoloji.
Asıl önemli noktalardan biri de şu: bu ideoloji daha en baştan ulusötesi bir karaktere sahip. Terim uzun zamandır kullanılıyor olsa da, 2000’lerin ortasında ortaya çıkan incel toplulukları bunu daha ortak, daha tek tip ve sınır aşan bir kimliğe dönüştürdü. Bu yüzden Kahramanmaraş’taki 14 yaşında bir çocuk, 2014’te Kaliforniya’da saldırı gerçekleştirmiş birinden ilham alabiliyor, ve 2014'teki olaydan "ilham alan" diğer kimselerle ortak dijital toplulukta buluşabiliyor. Çünkü bu hareket özellikle sınır tanımayan ve kültürler arasında kolayca dolaşıma girebilen bir yapı olarak şekillenmiş durumda. Din, dil, ırk, coğrafya, v.b. gibi eşdeğişkenleri bile hesaba katsak "cinselliğe erişim konusunda hayal kırıklığı yaşamaya yatkın bir erkek psikolojisi; kadınların daha seçici olduğu modern eşleşme düzeni" dediğim kültür bir ortak, evrensel kültür haline geliyor.
Peki bir insanı pasif bir öfke halinden şiddete taşıyan şey ne? Araştırmalar burada birkaç farklı mekanizmaya işaret ediyor. Çevrimiçi aşırıcı toplulukların içinde aktif biçimde yer almak, sadece bu tür içerikleri izlemekten ya da tüketmekten daha güçlü bir radikalleşme göstergesi sayılıyor. O yüzden eskiden DAEŞ v.b. gibi grupların dijital mevcudiyetini tanımlamak için kullandığımız “yalnız kurt“ tanımı aslında eksik ve yanıltıcı. Bu kişiler fiziksel olarak yalnız olabilir, ama telefonlarının ve bilgisayarlarının içinde onlarla aynı şekilde düşünen bir çevre var. Davranış olarak radikalleşmiş her bir yalnız failin arkasında, internette bilişsel olarak radikalleşmiş daha geniş bir ağ mevcut; ki bu aslında dijital radikalleşme literatürü bulgularından beklediğimiz bir şey.
İdeolojik bağlılık ile davranış arasındaki ilişki konusunda da çarpıcı bir bulgu var: Black Pill fikirlerine güçlü biçimde bağlı olmak, şiddet ya da radikal niyetleri anlamlı biçimde öngörmüyor. Incel ideolojisiyle anlamlı biçimde ilişkili görünen tek değişken, "aktivist niyet" dediğimiz fiili aksiyona geçiş niyetleri. Yani ideolojiye en sıkı bağlananlar, şiddete değil, daha çok yasal aktivizm çizgisine kayıyor. Bu yüzden şiddete yönelen küçük kesim, ideolojiye en bağlı grup değil. Genelde bunlar, ideolojik çerçevenin üstüne başka risk unsurları da eklenmiş kişiler. Din-tabanlı radikal örgütlerde de - örneğin intihar saldırısı yapan kişi - bu böyledir.