Savaşta Altyapı Saldırıları Hangi Stratejinin Bir Parçası?
İran altyapısının kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alınması, halkın rejimi içeriden zayıflatacak geniş çaplı ve örgütlü bir ayaklanmaya yönelmesini hedefleyen bir stratejinin parçası olarak değerlendirilebilir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattıkları ve İran’ın da karşılık vermekte gecikmediği saldırıların, ABD’nin Japonya’yı teslim olmaya zorlayan atom bombaları kadar kesin ve belirleyici sonuçlar doğurduğuna dair henüz bir işaret görülmedi.
ABD ve İsrail'in saldırıları sürüyor, İran karşılık veriyor
Hava ve deniz harekatları ile füze saldırıları yalnızca savaşan tarafları değil, ABD uçaklarına ve üslerine ev sahipliği yaptığı için İran tarafından hedef alınan çevre ülkeleri, lojistik destek sağladığı düşünülen sivil gemileri ve özellikle İran’da askerî amaçlarla da kullanılan sivil altyapıyı da kapsıyor.
Bu noktada özellikle dikkate alınması gereken, “düşmanın savaşma azim ve iradesini kırmak“ hedefinin temel bir harp prensibi olarak her iki tarafın da uygulamaya koymaktan çekinmediği bir hal almakta olduğudur. Sivillerin savaştan olumsuz etkilenmesini önlemeye yönelik konulan uluslararası hukuk kurallarına rağmen, savaşta dolaylı hasar ve zayiata sebep olacak hedeflere yapılan saldırılar dışında, doğrudan sivil kayıpların artmasına sebep olacak hedeflerin de seçildiğini görmekteyiz.
Bu durum, savaş hukuku ihlallerinin sonradan sorgulanmayacağının göze alındığı; kuralsız ve anarşik bir uluslararası düzenin oluşmakta olduğuna işaret ediyor olabilir.