İran Savaşı’nda ABD’ye Kurulan Tuzak

Makale

İran ile ABD-İsrail arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş ilk ayını doldururken, savaşın geldiği aşama ve olası müteakip seyri ile ilgili genel bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Sovyet Devrimi’nin teorisyenlerinden Troçki, devam eden Birinci Dünya Savaşı’na uzak durmak fikrini savunanlara; “Siz savaşta olmayabilirsiniz ama savaş sizinle ilgili olabilir.” demişti....

İran Savaşı’nda ABD’ye Kurulan Tuzak

Giriş

İran ile ABD-İsrail arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş ilk ayını doldururken, savaşın geldiği aşama ve olası müteakip seyri ile ilgili genel bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Sovyet Devrimi’nin teorisyenlerinden Troçki, devam eden Birinci Dünya Savaşı’na uzak durmak fikrini savunanlara; “Siz savaşta olmayabilirsiniz ama savaş sizinle ilgili olabilir.“ demişti. Nitekim kısaca “İran Savaşı“ diye adlandırdığımız bu savaş, başta Türkiye, Rusya ve Ortadoğu olmak üzere hemen hemen tüm Dünya ülkelerini bir şekilde etkileyecek önemli sarsıntılar yapmaya başladı bile. Bu savaşı analiz etmenin en önemli zorluğu, uluslararası ilişkiler disiplininin geleneksel kalıplarına hiç de uygun olamayan karar verme ve kriz yönetimi yöntemlerinin kullanılıyor olması.

Trump
’ın politikaları en başından beri insani değerlerden uzak, birer eşkıyalık gösterisi olmaya devam ediyor. Trump, Amerika’yı Yeniden Büyük Yapmak (MAGA) için tüm dünyayı, uluslararası hukuku hiçe sayıyor, İsrail ile birlikte katliam düzeyindeki saldırıları normal görüyor. Bu sosyopat kişilik, sözde demokratik Amerikan toplumunun hem de ikinci kez seçtiği bir başkan. Erich Fromm’un dediği gibi “hasta toplumlar, hasta liderler üretiyor“. Ama işin diğer tarafına bakarsak olanları sadece kötü olanlara değil, zayıf devletlere de bağlamalıyız. 21. Yüzyılda yaklaşık 70 kadar devlet, güçlü olanların avı olmaya aday. Ülke güçlü olabilir ama devlet kendi içinde zayıf konumda olabilir. Trump ile birlikte üç emperyal bölgeye ayrılmaya aday yeni uluslararası düzende; ABD, Çin ve Rusya yeni avlar peşine düşecekler ve bu durum Türkiye’yi de çok ilgilendiriyor.

Birleşmiş Milletler Şartnamesi temel olarak diğer devletlerle ilişkide üç kurala dayanır; devlet egemenliğine saygı, toprak bütünlüğüne riayet ve içişlerine müdahale etmemek. 2000’li yıllara kadar dünya düzeninde bu üç kurala ve uluslararası hukuka dayanan yani “kurallara dayalı düzen“ hâkimdi. Ancak sonrasında ABD, başka devletlerin iç işlerine müdahale etmek için BM içinde bir çalışma grubu kurdurdu ve Liberal Dünya Düzeni diye bir model uydurdu. Bu model hiçbir zaman onaylanmadı ama Afganistan, Irak, Libya, Suriye gibi ülkelerde uygulandı. Bu modele göre Koruma Hakkı, Kurtarma Hakkı gibi bazı kavramlar üretildi. Örneğin Suriye’de Esat halkına zulüm ediyor dendi ve sözde halkı kurtarmak için ülkeye önceden sokulan cihatçılarla iç savaş başlatıldı.

2002’de Afganistan’dan başlayarak tüm askeri müdahaleler ve renkli devrimler ABD’nin sözde diktatörle mücadele kılıfına sokuldu. Bunları yaparken ne uluslararası hukukun müdahale kriterlerine ne de bir BM kararına referans yapıldı. Ancak, şimdi Trump ile birlikte ne eskinin renkli devrim aletleri (NED, USAID vd.) kaldı ne de liberal bir dünya düzeni anlayışı. Trump, dünyayı kuralsız ve kaos içinde bir ortama sürüklüyor ve arkasındaki Küresel Elit’in planları için her olasılığın önünü açıyor. Trump aslında İran ile savaşı istemiyordu; MAGA için büyük savaşlardan kaçınmak gerekirdi ama arkasındaki derin devlet; Çin ile savaş, daha derin devlet ise Büyük İsrail için İran ile savaşa zorluyordu.

İsrail
’in kullandığı Küreselci Siyonist Elit tarafından savaşa zorlanan Trump, İranlı liderlerin öldürülmesi ile ülkenin teslim olacağını sandı. Halen direnişin sona ermesi için Devrim Muhafızlarının misilleme kabiliyetinin bitmesini bekliyor. Ancak, savaş İran için rejimi korumadan hayatta kalma stratejisine dönüştü. Savaş, Hürmüz Boğazı’nda tıkandı ve bir yandan uzayacak savaşa bir an önce son vermek için bir çıkış stratejisi aranıyor diğer yandan askeri seçenekler örneğin bir kara harekâtı hazırlığı yapılıyor. İran’ın tuzağı da burada saklı.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Modern siyaset ve iktisat düşüncesi, kamu hukuku ile özel hukuku, devlet ile piyasayı, kamu iktidarı ile özel mülkiyeti birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış iki antagonist ya da en iyi ihtimalle dengelenmesi gereken bağımsız alanlar olarak kurgulama eğilimindedir. Ancak iktisat tarihi, bu kavramsal...;

Dünya iktisat tarihi1, 18. yüzyılın sonuna kadar tek bir devasa gücün gölgesinde şekillenmiştir: Çin. MÖ 221’de ilk imparatorluğun kurulmasından MS 1800 yılına kadar geçen süreçte Çin, sadece bir devlet değil; kendi kurallarını, kendi teknolojisini ve kendi finansal evrenini yaratan bir "medeniyet-d...;

Türk milletinin sosyo-psikolojik kodları incelendiğinde, zorlu coğrafi koşulların getirdiği pratik, hızlı karar alabilme yeteneği öne çıkmaktadır. Ancak yerleşik hayata geçiş ve geniş coğrafyalara yayılma sürecinde, toplumun kriz anlarında sığındığı pratik çözüm yolları, zamanla kurumsallaşamamış bi...;

Karayipler’in kalbinde, Meksika Körfezi ile Atlas Okyanusu’nun kesişim noktasında yer alan Küba; jeopolitik konumu gereği tarihsel olarak "Antiller’in Anahtarı" (Clavis Balti) olarak nitelendirilmiş, stratejik önemiyle küresel güç mücadelelerinin merkezinde durmuş bir ada coğrafyasıdır. 1492’de İspa...;

Rusya Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal ettiğinde dünyadan gelen tepkiler tahmin edilebilirdi. En sert tepki, kendisini eski sistemin koruyucusu ve muhtemelen Ukrayna'nın olası bir NATO üyeliğinin garantörü olarak gören Amerika Birleşik Devletleri'nden geldi. Avrupa'nın tepkisi ise genel olarak Soğuk S...;

Afrika kıtası, tarih boyunca küresel güç mücadelelerinin merkezinde yer almış; sömürgecilik, emperyalizm ve Soğuk Savaş sonrası rekabet süreçleri, kıtanın siyasal ve toplumsal yapısını derinden etkilemiştir. Bu süreçte ortaya çıkan diasporalar, yalnızca zorunlu göçün bir sonucu değil, aynı zamanda d...;

Son 20 yıldır ABD öngörülemeyen mali krizlerle boğuşuyor. Ama 2020’den beri salgın ve savaşlar nedeniyle arz zincirlerindeki aksamaların hortlattığı enflasyon, ülkeyi köklerinden sallıyor. Amerikalı, gıda enflasyonuna alışık değil. Zaten asıl tedirginlik temel gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar. Pet...;

Tarihte pek çok ulusun geçmişine bakıldığında, kültürel üst kimliklerin bugünün dar siyasi haritaları üzerinden değerlendirildiği görülür. Bu yüzeysel bakış açısı nedeniyle, dışarıdan bakan bir göz için "Türk" kavramı yalnızca "Türkiye Cumhuriyeti" sınırlarına, "Türkiye" ise ne yazık ki Orta Doğu ek...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...