Küresel Ekonomide Jeopolitik Risk Artık Düşük İhtimalli Kara Kuğu Değil
Pekin Üniversitesinden Zhu Zhaoyi’nin "Ortadoğu savaşının sıradan insanlarla ne ilgisi var?" başlıklı yazısı savaşın ekonomik etkilerine odaklanıyor.
Zhu: "Küresel ekonomide jeopolitik risk artık 'düşük ihtimalli kara kuğu' olmaktan çıktı."
Yakından bakalım.
-
Yazının temel tezini şu şekilde özetleyebiliriz:
"İran savaşının maliyeti sadece cephe ile sınırlı değil. Aynı zamanda enerji, lojistik ve gıda zincirleri üzerinden doğrudan sıradan insanların sofrasına, faturasına ve alım gücüne yansıyor."
-
Zhu'ya göre savaşın en önemi maliyeti küreselleşme düzeninin aşınması.
Son otuz yılda küresel ekonomik refahın temel dayanaklarından biri, güvenlik varsayımı üzerine kurulu aşırı uzun tedarik zincirleriydi.
Hiç kimse jeopolitik riskleri fazla hesaba katmıyordu.
Bu varsayım artık peş peşe darbelerle çöküyor:
2018 ABD-Çin ticaret savaşı,
2020 Covid-19 salgını,
2022 Rusya-Ukrayna savaşı,
2024 Kızıldeniz krizi
2026’daki kapsamlı Ortadoğu savaşı.
-
Zhu’ya göre savaşın küresel etkisini anlamak için önce çatışmanın taraflarının kendi ekonomik kırılganlıklarına bakmak gerekiyor.
İsrail, yüksek teknolojiye ve dış sermayeye dayalı yapısı nedeniyle uzun savaşta ciddi üretim ve finansman baskısı altında. İsrail GSYH’sinin yüzde 50’den fazlası yüksek teknoloji sektöründen geliyor.
İran, petrol gelirine bağımlı olduğu için Hürmüz üzerindeki her gerilimde rakibini olduğu kadar kendisini de sıkıştırıyor.
Körfez ülkeleri ise yükselen petrol fiyatlarından kâğıt üzerinde kazançlı görünse de, ihracat rotaları tıkandığında “fiyat var ama piyasa yok“ paradoksuyla karşı karşıya kalıyor.