Michael Pillsbury'nin temel savı, Çin’in yüzyıllık bir stratejik ufukla hareket ettiği ve nihai hedefinin ABD’nin yerini almak olduğu yönünde. “Yüzyıllık Maraton: Çin’in Amerika’yı Küresel Liderlikten İndirme Stratejisi" isimli kitaba yakından bakalım.
Pillsbury'e göre ABD dış politikası on yıllardır tarihin en büyük stratejik körlüklerinden birini yaşıyor. "Ticaret arttıkça Çin demokratikleşecek ve uluslararası sisteme entegre olacak" varsayımı devasa bir illüzyon. Kitabın ilk baskısı 2015.
Gerçekte Pekin, 1949'da başlayan ve 2049'da tamamlanması planlanan, nihai amacı ABD'yi küresel hegemonya tahtından indirmek olan asırlık bir maraton koşuyor.
Kitaba göre Çin devlet aklının genetiği antik "Savaşan Devletler" (Warring State) döneminin acımasız realpolitiğinde yatıyor. Onlara göre uluslararası sistem Darwinist ve hiyerarşiktir: "Gökyüzünde iki güneş olmaz."
En kritik konsept "Aldatma". Satranç yerine "Wei Qi" (Go) oyunu felsefesiyle, rakibi doğrudan karşısına almak yerine "Wu Wei" (dolaylı eylem) ile rakibin kendi işini yapmasını sağlamak esas. Nitekim kitap, ABD'nin kendi varoluşsal rakibini sermaye ve teknoloji transferiyle bizzat beslediğini belirtiyor.
Çin'in asıl büyük stratejisi ordu içindeki "Ying Pai" (aşırı milliyetçi şahinler) kanadı yazara göre. Onların gözünde ABD bir partner değil, zamanı gelinceye dek uyutulması gereken bir "Ba" (zorba/hegemon) konumunda.
Çin'in askeri doktrini ise yine kitaba göre "Suikastçinin Gürzü" (Shashoujian) dediği asimetrik kapasiteye dayanıyor. Kriz anında ABD'nin sinir uçlarını felç edecek siber ağlar, uydu körleştiriciler ve hipersonik füzeler vs gibi. Konvansiyonel bir harp ise son seçenek bile değil.
Pillsbury'e göre ABD dış politikası on yıllardır tarihin en büyük stratejik körlüklerinden birini yaşıyor. "Ticaret arttıkça Çin demokratikleşecek ve uluslararası sisteme entegre olacak" varsayımı devasa bir illüzyon. Kitabın ilk baskısı 2015.
Gerçekte Pekin, 1949'da başlayan ve 2049'da tamamlanması planlanan, nihai amacı ABD'yi küresel hegemonya tahtından indirmek olan asırlık bir maraton koşuyor.
Kitaba göre Çin devlet aklının genetiği antik "Savaşan Devletler" (Warring State) döneminin acımasız realpolitiğinde yatıyor. Onlara göre uluslararası sistem Darwinist ve hiyerarşiktir: "Gökyüzünde iki güneş olmaz."
En kritik konsept "Aldatma". Satranç yerine "Wei Qi" (Go) oyunu felsefesiyle, rakibi doğrudan karşısına almak yerine "Wu Wei" (dolaylı eylem) ile rakibin kendi işini yapmasını sağlamak esas. Nitekim kitap, ABD'nin kendi varoluşsal rakibini sermaye ve teknoloji transferiyle bizzat beslediğini belirtiyor.
Çin'in asıl büyük stratejisi ordu içindeki "Ying Pai" (aşırı milliyetçi şahinler) kanadı yazara göre. Onların gözünde ABD bir partner değil, zamanı gelinceye dek uyutulması gereken bir "Ba" (zorba/hegemon) konumunda.
Çin'in askeri doktrini ise yine kitaba göre "Suikastçinin Gürzü" (Shashoujian) dediği asimetrik kapasiteye dayanıyor. Kriz anında ABD'nin sinir uçlarını felç edecek siber ağlar, uydu körleştiriciler ve hipersonik füzeler vs gibi. Konvansiyonel bir harp ise son seçenek bile değil.