Barış İçin Asgari Koşullar Sağlanmadıkça
Gazze Barış Kurulu, ABD'nin Orta Doğu'da elli yılı aşkın bir süredir izlediği arabuluculuk ve barış politikalarının uzantısı olarak algılanıyor. Başarısı bir hayli tartışmalı olan bu politikalar kadar, ABD nin İsrail- Filistin söz konusu olduğunda tarafsızlığını tamamen yitirdiğinin bilinmesi, yeni girişime duyulan güvensizliğin temel nedeni. Güvenin olmadığı yerde kalıcı barışın gelmesi zor. Trump’ın davetine koşan bazı ülkeler, İsrail’i tedirgin ederken, kurula seçilen bazı üyeler de Filistin’de rahatsızlık yaratıyor. İsrail, Hindistan’ın davetinden memnun. Türkiye ve Katar’ın katılımdansa rahatsız. Gazze’ye 1.2 trilyon dolarlık yatırım sözü veren Katar, Barış Kurulunu Doğu Akdeniz’e açılma ve Gaza-Marine’deki doğal gaz kuyularına ulaşma fırsatı olarak görürken, İsrail bunu deniz kuşatması kabul ediyor. Öte yandan Musevi bir Güney Kıbrıs vatandaşı olan milyarder emlak kralı Yakir Gabay’ın Barış Kurulunun 11 kişilik yürütme kuruluna girmesi, Filistin cephesinde ciddi bir hoşnutsuzluk yaratıyor. Herkesin birbirini bildiği bölgede, kurulun başarısı için asgari barış koşullarının sağlanması gerekir. Gazze’de önce enkaz kaldırılacak. Sonra su, elektrik, kanalizasyon alt yapısı, yol, köprü ve “yasal“ tüneller, konut, okul, hastane, otel ve yeşil alanlar mükemmel planlanmalı. Deniz ve hava limanları uygun yerlere yapılmalı. Kushner’in onaylayacağı müteahhit ve taşeronlar işe başlamazdan önce post modern gökdelen ve peyzaj tasarımlarını Filistin Otoritesine ve Gazze halkına anlatmalı.
Filistin de Hiç Masum Değil
BM 2803 sayılı kararıyla Barış Kuruluna 2027 sonuna kadar yeniden uzatılabilir süre vermiş. Ancak tüzükte özellikle Gazze' ye değil, sadece genel olarak küresel çatışma çözümüne atıf yapılmış olması oldukça ilginç. Trump 2029 da sona erecek olan başkanlık süresi içinde, kurulun görev süresini bir kere uzatabilir veya sonlandırabilir. Bakalım ne yapacak! Tabii, 1994 ve 2020 arasında büyük bir kısmı Gazze için verilen Filistin hibelerinin 40 milyar dolara ulaşmış olmasına rağmen başarısızlığın nedenlerinin incelenmesi önemli. Bilindiği gibi Oslo sürecinde, ekonomik istikrar amacıyla Filistin Yönetimine ayni ve nakdi yardım akmıştı. Batı Şeria ve Gazze için verilen hibelerin, 2004 yılında dünyada dağıtılan en yüksek yardımlardan biri olarak kayda geçmesine rağmen, halkın sefaletten kurtulamaması iki başlı Filistin yönetiminin zafiyet ve ayıbıydı. Zaten 2006 da, Hamas'ın Gazze’de seçimleri kazanmasıyla uluslararası yardımlar askıya alınmış ve bazı ülkeler Filistin’e karşı çeşitli yaptırımlar uygulamaya başlamıştı. 2008 Annapolis Hibe Konferansı'ndan sonra, yardımlar yeniden başlasa bile yolsuzluklar ve beceriksizlikler nedeniyle Batı Şeria ve Gazze’de fakirlik çemberi kırılamamıştı. Tabii ABD, AB, BM ve Rusya’dan oluşan kuartet yardımlarının şekillendiği 2008 Sharm-el Şeyh zirvesinde Gazze için Suudi Arabistan 1 milyar dolar, ABD ise 900 milyon dolar yardım sözü vermişti. Ancak Hamas’ın kullandığı kuşkusuyla, vaat edilen fiiliyata dönüşememişti.
Gazze’nin Yeniden İnşası Kime Yardım?
İsrail’in tek taraflı bir kararla Gazze’den ayrıldığı 2005 yılında Türkiye de Gazze’de liman ve havaalanı inşası ile 5-10 bin kişiye iş sağlayacak bir Nitelikli Sanayi Bölgesi(QIZ) kurma sözü vermiş, ancak istikrarsız ortam bunların gerçekleşmesini engellemişti. O süreçte Gazze halkını ekonomik ve sosyal istikrarına tehdit olarak gören Mısır da yardımları engellemişti. Kahire’de 2014 de toplanan Filistin bağış konferansında 5,4 milyar dolarlık bağış sözü verilmişti. Bağışın yarısı Gazze'deki yeniden inşa çalışmalarına, geri kalanıysa 2017 e kadar Filistin bütçesine tahsis edilecekti. Ancak yeterli yardım yapılamadığı gibi, gerçekleşen yardımlar da yolsuzluk çarklarında öğütüldü. Şimdi Barış Kuruluna katılan ülkeler Gazze’de ne yapacak? Akıllı şehir kurma deneyimi olan ülkeler enerji ve su kullanımı sorunlarına çözüm olacak planlar öngörmeli. Ekonomik faaliyetler kültürle uyumlu olarak planlanmalı. Bölgenin tek doğal zenginliği olan Gaza –Marine özel ilgiye muhtaç. Gazze halkının kendi kaynağını kullanma hakkı gözetilmeli. İki devletli çözüm hedefiyle, Gaza-Marine’de İsrail’in sondaj yapması engellenmeli. Barış Kurulu Gazze garantörleri olarak düşünülmeli, Ancak bunlar bile doğal gaz alanına “uluslararası kayyum“ olarak girmemeli. Bu nedenle Gaza-Marine, hemen Filistin Otoritesine zimmetlenmeli. Türkiye de garantörlerden biri olarak, Gazze’nin yeniden inşası için bölgeye birkaç müteahhit sokmaktan çok, Filistin halkına ait hakların savunulmasına önderlik etmeli. Katar da hevesine gem vurmalı.