Ocak 2025'ten bu yana, ABD Başkanı Donald Trump, kurumsal karar alma süreçlerine daha fazla devlet müdahalesi içeren güçlü, devlet kapitalist bir yaklaşım benimsedi: izin onaylarını hızlandırmak, özel sermayeyi aracılık etmek ve kamu finans kurumlarını stratejik araçlar olarak kullanmak. Nisan 2025'te yürürlüğe giren Çin'in ihracat kontrolleri ve lisans kısıtlamaları, Amerikan kamu yatırımlarının kritik mineral tedarik zincirlerinde artmasıyla birlikte devlet kapitalizmine doğru kaymayı daha da hızlandırdı.
Gelişen ABD stratejisi üç yolda ilerliyor. Öncelikle, Beyaz Saray'ın öncülüğünde, iç projelerde daha derin devlet müdahalesine odaklanan "Önce Amerika" anlaşmaları başlatıldı. İkinci olarak, hükümet destekli finansman ve kamu-özel sektör ortaklıklarıyla desteklenen, denizaşırı ikili anlaşmalara genişledi. Üçüncü olarak, müttefik ülkeler genelinde sermaye, rezervler, işleme bilgisi ve aşağı yönlü talebi bir araya getirmeyi amaçlayan Pax Silica girişimi ortaya çıktı. Artık giderek daha fazla iç içe geçen bu üç yol da, 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde öncelik olarak kabul edilen kritik minerallere erişimi ve güvenli ve güvenilir tedarik zincirlerini sürdürmeyi hedefliyor. Zorluk, uygulama olacak; Washington, aynı anda transatlantik ve daha geniş müttefik güvenini zorlayan tarife tehditleri ve diğer önlemleri kullanırken, dünya çapında koalisyon kurmayı sürdürebilecek mi?