Diaspora Nedir?
Küreselleşen dünyada sınırlar yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda kimliksel, kültürel ve sosyolojik anlamlar da taşımaktadır. Bu çerçevede “diaspora“ kavramı, hem tarihsel bir olgu hem de çağdaş toplumların yapısal bir unsuru olarak giderek önem kazanmaktadır. Etimolojik olarak Antik Yunanca speiro (saçmak, yaymak) ve dia (boyunca) kelimelerinden türeyen diaspora, kelime anlamı olarak “boyunca saçılma“ veya “dağılma“ anlamına gelmektedir (Dufoix, 2011).
Başlangıçta Yahudi halkının Babil sürgününden sonra dünyanın farklı bölgelerine dağılmasını ifade eden bir dini terim olan diaspora, zamanla yalnızca zorunlu göçleri değil, ekonomik, politik ve kültürel nedenlerle anavatanlarından ayrılan toplulukların varlığını da açıklayan daha geniş bir kavrama dönüşmüştür. 20. yüzyıldan itibaren diaspora, göç, aidiyet, kimlik, çokkültürlülük, transnasyonal ilişkiler ve vatandaşlık gibi disiplinler arası araştırma konularının merkezinde yer almaya başlamıştır (Sheffer, 2020).
Günümüzde diaspora, sadece bir “dağılma“ durumu değil; aynı zamanda ulusötesi kimliklerin, kültürel etkileşimin ve politik temsilin bir biçimidir. Bu yönüyle diaspora, hem bireysel hem de kolektif kimliklerin yeniden inşasında etkili bir toplumsal olgu olarak değerlendirilmektedir (Cohen, 1997; Brubaker)
Diaspora Kavramı ve Tarihsel Gelişimi
Diaspora teriminin ilk yazılı kullanımı M.Ö. 3. yüzyılda İskenderiye’de Yunanca Septuaginta (Yetmişler İncili) çevirisinde yer almıştır. Bu metinde diaspora, Tanrı’nın halkı olan Yahudilerin sürgün sonrası dağılmasını ifade eder. Zamanla kavram, yalnızca bir fiziksel dağılma değil, dini bir “ilahi irade“ göstergesi olarak da yorumlanmıştır. Hristiyanlık döneminde “Tanrı’nın seçilmiş halkının dünyaya yayılması“ anlamında kullanılmış, Helenistik dönemde ise “paroikia“ kavramıyla birlikte ülkesi dışında yaşayan toplulukları tanımlamak için tercih edilmiştir (Dufoix, 2011).