Merkezi Asya: 2007 Yılının Genel Analizi

Makale

Merkezi Asya halklarının inançlarına göre 7 sayısı uğurludur. Geride bıraktığımız 2007 yılı bölge ülkelerinin hepsinin hafızasında yer edinen bir yıl olarak kalacaktır. Bu yıl Kazakistan ile Kırgızistan’da Anayasal reformlarla, olağanüstü parlamento seçimleriyle, Türkmenistan ile Özbekistan’da ise devlet başkanlığı seçimleriyle hatırlanacaktır. ...

Çeviren : Dr. Almagül İSİNA
Merkezi Asya halklarının inançlarına göre 7 sayısı uğurludur. Geride bıraktığımız 2007 yılı bölge ülkelerinin hepsinin hafızasında yer edinen bir yıl olarak kalacaktır. Bu yıl Kazakistan ile Kırgızistan’da Anayasal reformlarla, olağanüstü parlamento seçimleriyle, Türkmenistan ile Özbekistan’da ise devlet başkanlığı seçimleriyle hatırlanacaktır.  
 
Geçen yıl İmomali Rahmon’u Devlet Başkanlığı “koltuğuna sağlam bir şekilde oturtan” Tacikler, bu yıl “BDT ülkeleri Devlet Başkanları Zirvesi” dışında çok önemli bir faaliyet yapmamış ve inisiyatif sahibi olmamışlardır. Dolayısıyla 2007 Tacikler açısından pek önemli bir yıl olarak geçmemiştir. Merkezi Asya ülkeleriyle sınırda bulunan Rusya’da Duma seçimleri yapılmıştır. Böylece Merkezi Asyalılar gibi Ruslar için de 2007 yıl önemli olaylarla hatırlanacaktır. 
 
Rusyalılar 2008 Mart tarihinde yapılacak olan Devlet Başkanlığı seçimlerine hazırlanmaktadır. Yapılan tahminler, Kremlin politikasının mevcut hızla devam edeceği yönündedir. Kazakistan’daki durumlar bellidir.  2007’nin Nisan ayına kadar istikrara kavuşamayan Kırgızlar ise “civcivler sonbaharda sayılır” misali, 23 Ekim’de gerçekleştirilen Anayasa reformu sonrasında Kırgız Cogorku Keneşi (Yüksek Meclis) fesih edilmiştir. Kırgızistan’da da tıpkı Kazakistan’da olduğu üzere, eski Parlamento’nun Anayasa reformuna engel teşkil edeceği öngörülmüştür. Kırgızlar, 16 Aralık 2007 tarihindeki Cogorku Keneş seçimini nispi temsil sistemiyle gerçekleştirmişlerdir. Kırgızistan’da siyasi partilerin seçim barajı, %5 olarak belirlenmiştir. Ülkedeki 100 kadar siyasi partiden ancak 12’si seçime katılma vizesi alabilmiştir. Bunların arasında “partisizlerin partisi” de vardı. Seçim sonuçlarına göre, Sosyal Demokrat Partisi, Komünist Partisi ve Ak Jol Partisi Parlamento’da yerlerini almıştır. Bu partiler arasından iktidarda bulunan Ak Jol başarılı olarak, toplam 90 koltuğun 71’ine sahip olmuştur.
 
Muhalif Atameken partisi ise, illerden gereken oyları toplayamaması sebebiyle Cogorku Keneş’in “kapısından içeri girememiştir”. Kırgız Parlamento seçimlerinde büyük bir değişiklik yaşanmıştır: partilere illerde %0,5’lik oy alma zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluk, bütün dünya seçim sisteminde ilk kez uygulamaya konulmuştur.
 
            Kırgız Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev, bu seçim sayesinde iktidara geldiği günden bu yana ülkedeki etkisini artırmaya başladığını fark ettirmiştir. Devrim yoluyla iktidara gelen bir Devlet Başkanı olarak Bakiyev’in, Batı tarzı demokrasiden yana olduğu bir sır değildirAncak Kırgız örneği, Sovyetlerin etki alanından yeni çıkan Orta Asya halklarının mantalitesi dikkate alındığında, Batı tarzı demokrasiye geçmek için henüz erken olduğunu kanıtlamıştır. 
 
Özbekistan’da 23.12.2007 tarihinde gerçekleştirilen Devlet Başkanlığı seçiminde İslam Karimov 88’den fazla oyla, rakiplerini geride bırakırken,   Türkmenistan’da yıl başında yapılan seçimlerde de beş kişiyle yarışan Kurbangulı Berdimuhamedov oyların %95’ini alarak zafer kazanmıştır. Her iki ülkede yapılan seçimlerde de sonuçlar hiç şaşırtıcı olmamıştır. Dolayısıyla seçimlerle ilgili herhangi bir hararetli tartışma yaşanmamıştır. İki ülke iktidarı da kendileri açısından pek rahatsızlık yaratmayan adayların seçimlere katılmalarına izin vermelerine rağmen, yine de koltuk kendilerine kalmıştır.
İ.Karimov koltuğunu daha sağlam pozisyona getirmişken, G.Berdimuhamedov  ise iktidar deneyimini kendi lehine çeviren seçim yapmakla başlamıştır.   
 
Böylece, Orta Asya’nın en yaşlı Devlet Başkanı İslam Karimov ile en genci olan Kurbankulı Berdimuhamedov bir birlerine hem mantalite, hem de durumları bakımından benzeyen iki ülkede büyük bir zafer elde etmişlerdir. İlginç bir durum: 2007’de Orta Asya’da yapılan seçimlerin hepsinde, eksikliklerin ortaya çıkarabileceği yasa boşluğuna geçit verilmemiştir. Gözlemcilerin çoğu anlaşmışçasına “pinti” açıklamalarda bulunmuşşlardır. Okyanus ötesindeki ABD de her zaman yaptıklarının aksine Orta Asya ülkelerindeki seçimlere ilişkin aykırı ve ayrıntılı fikir beyan etmemiştir. Ancak, söz konusu Rusya olunca farklı bir tutum sergilemiştir. ABD,  Rusya’da Putin’den sonra Devlet Başkanı olabileceği tahmin edilen Medvedev’in ismi ortaya çıkar çıkmaz olayı bir yandan Rusya’nın iç işleri olarak değerlendiren, bir diğer yandan tam ayrıntılı “cömert” açıklamalarda bulunmuştur.  Bu durumda, söz konusu olay madem Rusların iç işleri ise, ayrıntılara kadar inmenin ABD’ye ne gibi yarar sağladığı da merak konusudur.
 
Yabancı gözlemcilerin Türkmenistan ile Özbekistan’daki seçimlerle ilgili değerlendirmelerinde “gaz kokusu” vardı. Özbekistan ile Türkmenistan’la ilgili politikalarını ekonomi eksenli olarak uygulayan birçok yabancı ülkede,  seçim sonuçlarını eleştirenlerin sayısı da azalmaya başlamıştır. Bugünlerde Batı ülkeleri bu iki ülke gazlarını ithal etmek uğruna, kendi siyasi taleplerini esnek tutmaktadırlar. Bu durum, zamanında Ortadoğu Arap ülkeleri için de geçerli olan bir politik taktikti. Hem Özbekistan, hem Türkmenistan gazlarını Rusya üzerinden satmaya ters bakmadıkları gibi, tek yönlü bir pazarla da sınırlı kalmayı istememektedirler. Dolayısıyla Türkmenistan’ın gaz ulaşım yollarını çeşitlendirme yönündeki girişimlerine Özbekistan da karşı çıkmamaktadır.
 
Türkmenistan Rusya üzerinden sattığı gaz fiyatını artırırken, buna uygun olarak Özbekistan ile Kazakistan da zam taleplerini iletmişlerdir. Ancak Özbeklerin, Rusya’nın “Gazprom” şirketiyle anlaşma sağlayamamasının, Avrupa’nın Özbekistan’a olan ilgisini artıracağı da kesindir. Konuyla ilgili görüşmelerin, Özbekistan’daki seçimlere denk gelmesi- Ruslar her ne kadar Özbeklerin gaz fiyatı talebini kabul etmese de- Rusya’nın seçimlerle ilgili olumlu değerlendirmeler yapmasına neden olmuştur. Rusya, bu şekilde Özbekistan’ı Batı’nın olumlu değerlendirmesine muhtaç kılmaktan kurtarmıştır. 
 
“Tanıdık düşman savaşırken iyidir” misali, Özbeklerin bağımsızlık sonrasında da kimi zaman Rusya ile sıkı, kimi zaman soğuk bir işbirliği yürütmesi, ilk değildir. Rusya’daki 2008 Devlet Başkanlığı seçimlerinde “GazProm”un başında bulunan Medvedev koltuğa oturduğu takdirde,  Özbek gazının fiyatı konusundaki anlaşmazlığın aşılacağı kesin. Özbekistan açısından önemli olmakla birlikte, Rusya açısından gaz fiyatı çok önemsenecek bir mesele değildir. Üstelik bugünlerde Merkezi Asya gazını ihraç eden boru hattı her halükarda Rusya topraklarından geçecektir.
<<>>
 
Birkaç yıldır yılan hikâyesine dönen Trans Hazar projesi, ancak “doğmayan bebeğe don biçmekten” ibarettir. Ayrıca daha geçen gün Hazar denizi boru hattına ilişkin işbirliği, Kazakistan, Türkmenistan ve Rusya arasındaki anlaşmayla resmileştirilmiştir.
 
Moskova’da bu belgenin imzalanma törenine Kazakistan ile Rusya Devlet Başkanları katılmışlardır. Türkmenistan Devlet Başkanı törene katılmasa da, telefon bağlantısıyla Kazak ve Rus meslektaşlarını Türkmenlerin “boruyu sıkı tutacaklarına “ inandırmıştır. Yine de Türkmen liderin konuyla ilgili tutumunda belirsizlik hissedilmiştir. O, Türkmen gazının hem Trans Hazar, hem de Hazar boru hattı üzerinden ihraç edileceğini ifade etmesine rağmen, uzmanlar bunun imkansız olduğunu iddia etmektedir. Dolayısıyla kararsız kalan Türkmenlerin konuyla ilgili hala nihai bir karar alamadıkları fark edilmektedir. Üstelik Türkmenistan’ın Çin’e her yıl 30 milyar metre kare gaz ihraç etme planları vardır. Gelecekte Hindistan’a kadar uzanacak olan Trans Afgan projesi de, Türkmenlerin kararsızlıklarının esas nedenini gün yüzüne çıkarmaktadır.  
 
 
 
Özbeklerin ŞİÖ üye ülkelerinin isteği üzerine topraklarındaki ABD hava üssünü kapatmasından ve Kırgızların bu yılbaşından itibaren “Manas” havaalanının kira bedelini 2 buçuk milyon dolardan 150 milyona artırmasından sonra ABD, Merkezi Asya’daki oyunlardan biraz uzaklaşmıştır.
 
Yine de bunun nedenini, ABD’nin bölgedeki etkisinin zayıflamasında değil, aksine Merkezi Asya ülkelerinin bölgeyle ilgili sorunları çözmedeki aktifliklerini artırmasında aramak daha doğru olacaktır. Bölgesel örgütler düzeyindeki işbirlikleri ile etkileşimlerde büyük çaplı olmamakla birlikte, yine de belli ölçüde ilerlemeler hissedilmektedir. Özellikle ŞİÖ (Şanghay İşbirliği Örgütü) bu yönde kendi varlığını göstermektedir.
 
Bu yıl ŞİÖ üye ülkeleri, Kazakistan’ın Rusya’ya yakın sınır bölgesinde ilk kez askeri talim çalışmaları yapmıştır. Talim, yeni tehlikeleri önleme amacıyla düzenlenmiştir. Ayrıca, ŞİÖ’nü NATO’ya karşı bir alternatif olarak değerlendirenlerin sayısı da azalmaya başlamıştır.
 
Buna rağmen, ŞİÖ çerçevesinde Çin ile Rusya gibi etkili ülkelerin çıkarlarının kesişmesi, bu ülkeler arasındaki rekabeti, daha zararsız bir hale getirmiştir.
 
ŞİÖ, ABD’nin gözlediği “Büyük Merkezi Asya” projesine bir alternatif olduğunu da fark ettirmiştir Afganistan’ın,. ABD’nin projesinde Merkezi Asya bölgesi içerisine alındığına dikkat edilirse, ŞİÖ da Afganistan’a yardım konusunu ön plana çıkarmaktadır. Bu durumda ŞİÖ’nün Büyük Merkezi Asya’ya yönelik projesini uygulama ve onu yerel özelliklerden yola çıkarak çözme konularında daha başarılı olduğu göze çarpmaktadır. ABD, bölgedeki stratejilerini, kendi çıkarlarını ön planda tutma suretiyle müttefikleri aracılığıyla uygularken, ŞİÖ ise bunu bölgedeki geleneksel oyunculara dağıtılan rollere ağırlık vererek hayata geçirmektedir.  

Seneye ABD’de Devlet Başkanlığı seçimleri gerçekleştirilecektir. Küçük Bush’un iktidara, seçim krizi sonucunda geldiğine dikkat edilirse, o yasal süresini doldurduktan sonraki seçimin de kamuoyunun aklında soru işareti bırakacağı kesindir.
2007 yılındaki Merkezi Asya’daki durumların, Orta Asya Birliğini kurma konusunda inisiyatif sahibi olan Kazakistan’ı nasıl etkilediği konusuna gelirsek, bölgedeki etkileşimin kısır döngü içinde kalmayıp, ilerlemesi çok önem kazanacaktır. Komşu ülkelerin gelişmesi, Kazakistan açısından bir rekabet olarak değerlendirilmemeli, aksine onun gelişiminde yeni çıta belirlemede yardımcı olacaktır. Merkezi Asya ancak bu tür yaklaşımla gelişecektir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4780 ) Etkinlik ( 166 )
Alanlar
Afrika 64 1110
Asya 70 1702
Avrupa 13 1334
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 499
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2770 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 566
Orta Doğu 17 1131
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3309 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 3309

Son Eklenenler