İsrailli Solun Suriye Politikası: Güvenlik, Hukuk ve Gelecek

Makale

Ortadoğu’nun en kırılgan sınırlarından biri, kuşkusuz İsrail ile Suriye arasındaki hattır. Bu sınır, sadece coğrafi bir ayrım değil; ideolojik, jeopolitik ve güvenlik temelli bir fay hattıdır. 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgali, iki ülkenin ilişkisini kalıcı biçimde belirledi. ...

İsrailli Solcuların Gözünden Suriye Politikası: Güvenlik, Hukuk ve Gelecek Senaryoları

Ortadoğunun en kırılgan sınırlarından biri, kuşkusuz İsrail ile Suriye arasındaki hattır. Bu sınır, sadece coğrafi bir ayrım değil; ideolojik, jeopolitik ve güvenlik temelli bir fay hattıdır. 1967deki Altı Gün Savaşı’nda İsrailin Golan Tepelerini işgali, iki ülkenin ilişkisini kalıcı biçimde belirledi. O tarihten bu yana Suriye, kaybettiği toprakları geri almak için diplomatik ve askerî girişimlerde bulundu; İsrail ise bu stratejik bölgeyi güvenliğinin vazgeçilmez parçası olarak görmeye devam etti.

1967 Savaşı sonrasında Suriye-İsrail hattı sadece askeri değil, diplomatik müzakerelerin de merkezindeydi. 1973 Yom Kippur Savaşı, Mısır ile imzalanan Camp David Anlaşması’na giden yolu açarken, Suriye ile kalıcı bir çözüm üretilemedi. 1990larda ABD arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri, özellikle Madrid Konferansı ve sonrasında Şam ile Tel Aviv arasındaki temaslar, Golan Tepelerinin statüsü nedeniyle sonuçsuz kaldı. 2000li yıllarda kısa süreli diyalog girişimleri olsa da, Suriye iç savaşının patlak vermesiyle bu diplomatik kanallar tamamen kapandı. Bu tarihsel arka plan, bugünkü politikaların yalnızca askeri reflekslere yaslanmadığını, aynı zamanda geçmişteki başarısız diplomasinin de bir sonucu olduğunu gösteriyor.

Suriye iç savaşının 2011de patlak vermesiyle denklemler daha da karmaşıklaştı. Merkezi otoritenin çözülmesi, İran destekli milislerin ve Hezbollah’ın Suriye topraklarında etkinlik kazanması, İsrail açısından yeni bir güvenlik mimarisini zorunlu kıldı. Özellikle İran’ın askeri lojistik hatları ve Lübnandaki Hezbollaha sağladığı destek, Tel Avivin kırmızı çizgilerinden biri haline geldi. Bunun sonucunda İsrail, son on yılda Suriyenin farklı bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.

Bu saldırılar, İsrail kamuoyunun önemli bir kısmında zorunlu önleyici tedbirlerolarak sunulsa da sol ve liberal çevrelerde aynı ölçüde kabul görmüyor. Haaretz gibi gazetelerde kaleme alınan yazılarda, bu operasyonların kısa vadede güvenlik avantajı sağlasa bile uzun vadede İsraili daha da yalnızlaştırdığı, uluslararası hukuk açısından tartışmalı bir zemine ittiği ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği dile getiriliyor.

İsrailde solun sesini duyuran yazarlar, bu politikanın güvenlik kaygılarını yok saymadıklarını; ancak güvenliğin sadece askeri yöntemlerle sağlanamayacağını vurguluyor. Onlara göre, gerçek güvenlik; diplomasi, hukuk ve toplumsal barışın tesis edilmesiyle mümkündür. Özellikle Gideon Levy ve Amira Hass gibi isimler, Suriyede yürütülen operasyonların siviller üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, İsrailin bu politikalarla kendi güvenlik vizyonunu dar bir askeri perspektife hapsettiğinisavunuyorlar.

Bugün gelinen noktada, İsrailin Suriye politikası iki temel eksen arasında gidip geliyor: bir yanda kısa vadeli güvenlik refleksleri, diğer yanda uzun vadeli diplomasi ihtiyacı. İşte bu ikilem, İsrailli solcuların köşe yazılarında ve akademik tartışmalarda sıkça gündeme gelen başlıca meselelerden biri. Onlara göre, eğer İsrail barış ve istikrar vizyonunu kaybederse, elde edilen her askeri zafer, aslında geleceğin daha büyük güvensizliklerini doğuracaktır.

İsrailli Solcuların Eleştirileri

İsrail siyasetinde güvenlik merkezli yaklaşım uzun zamandır baskın olsa da, solcu yazarlar ve akademisyenler bu çizginin sınırlarını sorgulamaya devam ediyor. Onlara göre mesele sadece askeri bir gereklilik değil; aynı zamanda etik, hukuki ve siyasal bir tercih meselesi. Haaretz ve 972 Magazine gibi yayınlar, İsrailin Suriye politikasını sürekli mercek altına alarak alternatif bir bakış açısı sunuyor.

Haaretzin deneyimli yazarlarından Gideon Levy, yıllardır sürdürdüğü eleştirel çizgisiyle öne çıkıyor. Levyye göre, bombardımanlar güvenlik sağlamak yerine, düşmanlığı daha da kalıcı hale getiriyor.Bu ifade, aslında İsrailli solcuların temel argümanını özetliyor: İsrailin güvenliği yalnızca askeri güçle korunamaz; aksine bu yöntem, uzun vadede İsraili daha da kırılgan hale getirir.

Amira Hass ise farklı bir noktaya dikkat çekiyor. Hass, uluslararası hukuk perspektifinden hareket ederek, Suriyede gerçekleştirilen operasyonların egemenlik ihlalianlamına geldiğini vurguluyor. Ona göre, İsrailin güvenlik politikaları hukukun üstünde konumlandırıldığında, ülke yalnızca bölgesel barışı değil, aynı zamanda kendi demokratik değerlerini de riske atıyor. Bu yaklaşım, İsrail içindeki liberal-demokratik hassasiyetlerin Suriye politikası bağlamında nasıl devreye girdiğini gösteriyor.

972 Magazinede yazan sol eğilimli genç akademisyenler ve gazeteciler de benzer bir çizgide. Onların analizleri daha çok azınlıkların araçsallaştırılması konusuna odaklanıyor. Örneğin, Druze toplumu üzerinden yürütülen nüfuz politikaları, solcu çevrelerde sıkça eleştiriliyor. Bu politikaların, azınlıkların haklarını korumaktan ziyade, onları stratejik tampon unsurlara indirgediği ileri sürülüyor. Solun bu noktadaki ısrarı, güvenlikçi aklın dar sınırlarını aşarak etik ve toplumsal boyutlara ışık tutuyor.

Bütün bu eleştirilerin ortak paydası, İsrailin Suriye politikasının meşruiyet krizine sürüklendiği düşüncesi. Solcular, ülkenin uluslararası alanda giderek daha fazla yalnızlaşmasını, bu politikanın öngörülemeyen ama kaçınılmaz sonucu olarak görüyor. Askeri üstünlüğün sağladığı kısa vadeli güvenlik, onların gözünde uzun vadeli yalnızlığın ve istikrarsızlığın tohumu.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Orta Doğu, yıllardır jeopolitik değişikliklerden en çok etkilenen bölgelerden biri olarak kalmaktadır. 21. yüzyılın başından bu yana bölge, güvenliği tehdit edecek birçok durumla karşı karşıya kalmıştır. Günümüzde, Orta Doğu’nun çeşitli bölgelerinde yaşanan değişikliklere, İsrail-İran ekseni boyunca...;

Din ekonomisi, iktisat biliminin rasyonel seçim teorisi, kurumsal iktisat ve kamu tercihi gibi temel alt disiplinlerini din olgusuyla buluşturan çift yönlü ve son derece dinamik bir çalışma alanıdır. İktisat ve din arasındaki bu akademik etkileşim, metodolojik açıdan iki temel eksen etrafında şekill...;

Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî m...;

Güneydoğu Asya’nın doğu kıyısı boyunca uzanan Vietnam, tarihsel teşekkülü, sömürge karşıtı direnç mekanizmaları ve radikal iktisadi dönüşüm tecrübesiyle küresel politik iktisat literatüründe müstesna bir yere sahiptir.;

Karayipler’in kalbinde, Meksika Körfezi ile Atlas Okyanusu’nun kesişim noktasında yer alan Küba; jeopolitik konumu gereği tarihsel olarak "Antiller’in Anahtarı" (Clavis Balti) olarak nitelendirilmiş, stratejik önemiyle küresel güç mücadelelerinin merkezinde durmuş bir ada coğrafyasıdır. 1492’de İspa...;

Rusya Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal ettiğinde dünyadan gelen tepkiler tahmin edilebilirdi. En sert tepki, kendisini eski sistemin koruyucusu ve muhtemelen Ukrayna'nın olası bir NATO üyeliğinin garantörü olarak gören Amerika Birleşik Devletleri'nden geldi. Avrupa'nın tepkisi ise genel olarak Soğuk S...;

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmanın ülkeler arası ilişkiler açısından önemi oldukça büyüktür. Karşılıklı savunma anlaşması olarak imzalanan belge, diplomatik ilişkileri yeni bir düzeye taşımaktadır. Anlaş...;

Yirmi yılı aşkın bir süredir Uluslararası Uzay İstasyonu (International Space Station – ISS), Dünya’nın ötesindeki uluslararası iş birliğinin en görünür sembollerinden biri oldu. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Avrupa, Japonya ve Kanada’yı bir araya getiren ISS, birbirinden oldukça farklı jeopol...;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.

“III. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi“ 4 - 6 Aralık 2007 tarihleri arasında İstanbul'da Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi - TASAM'ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. III. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi'ne, Afrika Birliği'ne üye ülkelerden Afrika Birliği nezdinde kıta hakkındaki çalı...

21. yüzyılın kuşkusuz en önemli paradigma değişimlerinden birini küreselleşme süreci oluşturuyor. Bu süreçle beraber siyasal, sosyal, ekonomik pek çok alanda köklü değişimler yaşandı, yeni yol ve yöntemler keşfedildi, eski yöntemler yeniden inşa edildi; sonuçta yepyeni bir anlayışla karşı karşıya ka...