Balkanlar/Rumeli ve Türkler denildiğinde şüphesiz ilk akla gelmesi gereken Türk devleti Hunlardır. Balkan tarihçileri umumiyetle Hunlar’ın Rumeli’ye ulaşmasından ya hiç söz etmezler veya bu konuda yeterli bilgi vermekten kaçınırlar. Halbuki Hunlar 4. asırdan itibaren Avrupa’da ve bölgede görülmektedirler ve gelişleri sonradan Balkanlar’ın büyük bir kısmına hâkim olan Slavlar’dan daha önemlidir. Bu süreçte Hunlar’ın büyük bir kısmının bugünkü Macaristan ve Kuzey Balkanlar’da iskan oldukları malumdur. “Avrupa Hunlarının batıya göçleri, Asya Hunlarının Orta-Asya’da hâkimiyetlerini kaybetmelerinden sonra vuku bulmuştur. Batıya doğru göç eden Hunlar hakkında yaklaşık 170 yılından Alania’nın fethine kadar (355-365 yılları) olan zamanda gerek batı gerekse doğu kaynaklarında hiçbir bilgiye rastlanamamıştır. Orta Asya’da hâkimiyetlerini tamamen kaybeden ve etrafa dağılan Hun kitlelerinin bir kısmı Kazakistan bozkırlarında uzun süre kalıp nüfus ve askerî bakımdan güçlendikten sonra batıya doğru yöneldiler. Ardından 360’lı yıllarda Başbuğ Balamir idaresinde İtil Nehri’ni geçerek İtil, Don ve Kafkasya arasındaki sahada yaşayan Alanları mağlup edip hâkimiyet altına aldılar ve 370’li yıllarda ilk defa Avrupa önlerinde görüldüler. (Ali Ahmetbeyoğlu, Avrupa Hunları, https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/7374/Avrupa-Hun-%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu-) Romalıların ilk korkulu rüyası Hunlar olacaktı. Bu durum Osmanlı Türkleri Fatih Sultan Mehmet döneminde Doğu Roma’yı yıkana kadar da devam edecektir.
Rumeli’nde Türk varlığından bahsettiğimizde ikinci büyük medeniyet ve siyaset varlığını Avarlar temsil etmişlerdi. Avar’lar, Avrupa tarihinde Hun’lardan sonra büyük ölçüde etkili olan ikinci Türk kavmidir. Gerç Avar’lar, Attila gibi büyük liderleri olmamasına rağmen, Avrupa’nın ortasını ve doğusunu sarsmış ve etnografik yapısını değiştirmişlerdir. Yaklaşık 558-805 yılları arasında siyâsî varlıklarını yaşatmış olmalarıyla birlikte, kültürel etkileri yıkılışlarından sonra da asırlarca devam etmiştir. “Bizanslı tarihçi Simocatta’nın belirttiğine göre, Doğu Avrupa halklarının büyük bölümünü hâkimiyeti altına alan Avarlar Uar ve Hunların takma adını taşıyorlar ve kudretli birAsya halkı olarak kabul ediliyorlardı. Konuşulanlar içinde eleştirilere mukavemet edemeyen şey bu halkın kendisini daha sonraları Avar olarak adlandırdığı ve böyle kaldıklarıdır. Avar öncüleri Avrupa’da 558 yılında ortaya çıkmıştır. Avarlar, Bizans İmparatoru’nun imparatorluk topraklarına yerleşmek konusundaki vaatleri üzerine Alan hükümdarı Sarosiya’ya hücum ettiler. Çok geçmeden Kandik adlı birinin başkanlığındaki Avar elçilik heyeti Konstantinopol’e geldi. Avarların Bizans başkentine gelişleri oldukça ilginç karşılandı. Erkeklerinin saçı renkli kurdeleler ile bağlıydı, giyimleri göçebeliği karakterize ediyordu. (István ERDÉLYİ, Avarlar, Ter. Kürşat Yıldırım, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/406959, s.338) Frank ülkesinin yükselişi ve başlarına 768’de Büyük Karl’ın gelişi ile yavaş yavaş sayılan Avrupa halklarının çoğu onun etkisi altına girdi. Saksları ve bazı Slav kabilelerini bastırdılar. Nüfusu hızlı bir Hıristiyanlaştırma sürecine soktular. Avarlar, Franklar için en tehlikeli düşmanlardı. Bu yüzden başlarda onlarla iyi geçinmeye çalıştılar. Bu yönde elçileri gönderip aldılar: 780 yılında Vorms’a Avar elçileri geldi, sonra Frankların elçileri kaganlığa yerleşti. Çok geçmeden 788’de Bavar prensi Tassilo Avarlar ile Franklara karşı ittifak kurmayı başardı. Erdeli, s. 345) Avarlar Balkanlar ve Avrupa tarihinde izler bırakarak Şarlman döneminde varlıklarının 9. Asır başlarında yitirmişlerdir.