Günümüzde ise Çin’in; Afrika’da sömürgecilik geçmişine sahip olmaması, karşılık çıkar ve eşitlik prensibi doğrultusunda hareket etmeleri Kıt’ a da olumlu karşılanmıştır. Ayrıca, Çin yatırımlarının Afrika’da yaşanan işsizliği azaltmış,sosyal refahı artırmıştır.Angola’da hızlı tren ağı, Gana’nın iç kesimlerine haberleşme ağı ile Nijerya’ya uydu sistemi yapmak bu çalışmalara en iyi örneklerdir.
Bununla beraber Afrika’da, Çin hakkında yapılan anketler de olumlu bir havanın olduğu ifade edilmiştir.Bu olumlu hava neticesinde, Çinli nüfusu 1950’lerde artış göstermiş ve tahminen 37 bin kişi olmuştur.Ayrıca Çin nüfusu 1996’da 30 bini ,2002’de 250 bini,2009’da 800 bini,2012’de ise bir milyonu aşmıştır. Afrika’daki Çin nüfusunun 1 milyonu aşmasındaki en önemli neden ise 2009 yılında Çin'in,ABD’yi geçerek Afrika’nın en önemli ekonomik panteri olmasıdır.
Yapılan ikili anlaşmalar çerçevesinde,yaklaşık 20 bin sağlık çalışanı ,10 bin tarım uzmanı ve çok sayıda mühendis, öğretmen, işçi ile yatırımcı Afrika'ya gitmiştir. Ayrıca Çin ile Afrika ilişkileri geliştirmek için,Afrika İnsan Kaynakları Kalkınma Fonu (AHRDF)oluşturulmuştur. Bu fon sayesinde 3’er yıllık dönemlerde, Afrika’da 10 Özel Tarımsal Teknoloji Merkezi, 30 hastane, kırsal alanda 100 okul inşaa edilmesi ile Sıtma Mücadele Merkezi gibi projelerin hayata geçirilmesi planlanmaktadır.
Çin-Afrika ilişkileri, Soğuk Savaş ‘tan bugüne 3 dönem de ele alınmıştır:
1-)(1950 ve 1970)Bandung konferansı ve Mao’nun ölümünü de kapsayan bağımsızlık ile ideolojik olarak görülen dönem,
2-)1980’li yıllarda Deng Xiaoping öncülüğündeki Batı’ya açılım politikaları çerçevesinde “Açık Kapı Stratejisinin “uygulandığı ve Afrika’ya ekonomik olarak da yönelimin olduğu dönem,
3-)Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve oluşan değişen dünya düzenin etkisiyle Çin-Afrika ilişkilerinde ekonomik boyutun önemli olduğu ve ilişkilere bu doğrultuda yön verildiği dönem.
Bununla birlikte ülke içine yatırımcıları çekme projesi olan “Açık Kapı Stratejisine“ ek olarak 1999’da ,ülke dışında ki Çinli yatırımcıları teşvik etmek için “Dışa Açılım Projesi“hayata geçirilmiştir. Ayrıca 2006 yılının Afrika yılı ilan edilmesi ile Çin, Afrika’ya yönelik politikalarını eşitlik, dostluk, karşılıklı fayda olarak belirlemiştir.
Bu zirve de Güney Afrika Devlet Başkanı Thabo Mbeki,Afrika ülkelerinin yatırımlar konusunda kenetlenmelerini, kısıtlama ve sınırlandırmaların kaldırılmasının Afrika-Çin ilişkileri artıracağını belirtmiştir.Ayrıca ortak girişimlerin desteklenmesi gerektiğini ifade etmiştir.Ancak dostluk ve içişlerine karışmama politikası ile Çin’in“ Tek Çin Politikası“ ‘nı destekleyen, Afrikalı devletlere olan yardımlar daha fazla olmuştur.Bu politika sayesinde,54 Afrika ülkesinden 46’sının “Tek Çin Politikası“ ‘nı desteklemiştir.Örneğin;Batılı devletlerin Zimbabwe’deki Mugabe rejimini insan hakları ihlallerine karşın yaptırım uygulamasına, BM’ler de Çin’in veto etmesi karşın, Afrikalı devletlerin Çin’i BM’de Tayvan konusunda desteklemeleri bu politikanın sonucudur. Ayrıca Çin’in Afrika politikasının, ön koşulsuz olması ve kendi ekonomik modelinin Afrika’da destek görmesi, Çin’in yumuşak gücünün en büyük başarısıdır.
Bununla birlikte Mao döneminde uygulamaya konan, “Çin’e has bir komünizm sistemi“ ile gökyüzü altındaki her şeye egemen olma düşüncesinin, reformist Deng Shiaoping' in iktidara gelmesiyle“Çin özelliklerini taşıyan sosyalizm“ ‘e evrilmiştir.Bu sistem sayesinde, Çin sahip olduğu gücü dışarıya çıkarabilmiştir.Kısa bir sürede dünyada ABD ekonomisinden sonra ikinci büyük ekonomi olmuştur.
Ayrıca Çin’in;Deng Shiaoping ile başardığı, birbiriyle uyumlu ekonomik, ticari ve diplomatik faaliyetler neticesinde ,2011’de Afrika’ya olan doğrudan yatırımları 72 milyar doları bulmuştur.Bugün ise Çin’in Afrika’yla olan ticaret hacmi tahminen 300 milyar dolardır.