ABD küresel hegemonyasını yeniden yapılandırıyor. Maliyetini azaltarak daha seçici ve vekil aktörlere yaslanan bir güvenlik mimarisi kurmanın peşinde. “Herkes kendi ayakları üzerinde dursun“ vurgusu NATO’dan Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş bir hattı kapsıyor. ABD, küresel güvenlik sağlayıcı rolünü bütünüyle terk etmekten ziyade bu rolün bedelini artık tek başına üstlenmek istemiyor. NATO'nun son dönemde yaşadığı dönüşüm ve harcamaların zirveye çıkması bunun en önemli işaretlerinden birisi.
Avrupa'ya savunma harcamalarını artırma baskısı, Körfez ülkelerine kendi güvenlik kapasitelerini geliştirme çağrısı ve bölgesel güçlerden daha fazla “sorumluluk“ beklentisi bu yaklaşımın alt argümanlarını oluşturuyor. Bu yaklaşım çok kutupluluk retoriğinin güç kazandığı bir dönemde “hegemonya ölçeğini yeniden yapılandırma“nın bir işareti aynı zamanda. Washington hala kuralları ben koyacağım diyor ama sahadaki yükü taşımak için ortak arıyor. Burada ince bir paradoks var: ABD, bir yandan yük paylaşımı istiyor, diğer yandan bu paylaşımın parametrelerini kendi belirliyor. Yani eşit sorumluluk değil, hiyerarşik bir dayanışma söz konusu.
Bu noktada “hegemonya ile bağımlılık arasında salınan“ bir denge arayışı hedefleniyor. ABD'nin kendisini dünyada izole ettiği bir eğilimden ziyade Çin ile cereyan eden küresel rekabete daha fazla ortak bulma arzusu. Dolayısıyla Barrack’ın sözleri sadece diplomatik bir manevra değil aynı zamanda ABD hegemonyasının çözülme ile yeniden örgütlenme arasındaki gerilimini açığa çıkardığını söylemek mümkün. Bu yaklaşımı Trump ya da Barrack'ın açıklamalarından bağımsız da okuyabiliriz. Obama döneminden beri Asya'ya yönelen ve tüm askeri ağırlığını bölgeye göre ölçeklendiren bir eğilim uzun süredir etkin.
Özetle Barrack’ın sözleri bir geri çekilmeden ziyade bir yeniden ölçeklendirme mesajı. ABD, “biz hâlâ buradayız“ diyor ama eskisi gibi direkt müdahale eden değil daha pragmatik, daha maliyet hesabı yapan bir hegemon.
( X | @drhkorkmaz )