Tekno-Emperyalizm: Güvenlik ve Ulusötesi Sermayenin Kozmopolitiği

Makale

Teknolojik üstünlük, geçmişten günümüze iktidarların ekonomi politik hâkimiyetinin yanı sıra kültürel ve askeri yapısının temel unsurlarından biri olmaya devam etmektedir. Bugün ileri teknolojilerin ulaştığı seviye, ulusötesi sermayeyi küresel güç dengelerinde belirleyici bir aktör haline gelmesini sağlamaktadır. ...

TEKNO-EMPERYALİZM:
KORKU VE GÜVENLİKLEŞTİRME BEŞİĞİNDE ULUSÖTESİ SERMAYENİN KOZMOPOLİTİK TAHAYYÜLLERİ

Türk Milleti’nin varlığını borçlu olduğu iki büyük atası; Mete Han ve Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz ruhlarına…

“Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette, siyasal, mali, iktisadi, kültürel ve benzeri bir hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımdan herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulus ve ülkenin gerçek anlamıyla tüm bağımsızlığından yoksunluğu demektir.“
Mustafa Kemal ATATÜRK (Nutuk, 1961, 223-224)

Özet

Teknolojik üstünlük, geçmişten günümüze iktidarların ekonomi politik hâkimiyetinin yanı sıra kültürel ve askeri yapısının temel unsurlarından biri olmaya devam etmektedir. Bugün ileri teknolojilerin ulaştığı seviye, ulusötesi sermayeyi küresel güç dengelerinde belirleyici bir aktör haline gelmesini sağlamaktadır. Yapay zekâ, drone teknolojileri ve makine öğrenmesi gibi alanlardaki hızlı gelişmeler, yalnızca geleceğin harp sahalarını dönüştürmekle kalmayıp, aynı zamanda ulusötesi sermayenin korku politikalarıyla şekillendirdiği güvenlikleştirme süreçlerine eklemlenerek, kozmopolitik tahayyüllerin yönünü tayin etmektedir. Bu teknolojik ilerlemeler, ulusötesi sermayenin “evrensel bir ekonomi“ ve “sınırsız bir dünya“ idealiyle bütünleşirken, güvenliği giderek metalaştırmakta ve uluslararası güç dengelerinin yeniden inşasında kritik bir rol oynamaktadır. Böylece, devletlerin güvenlik politikaları ile ulusötesi sermaye arasında karmaşık ve dönüştürücü bir ilişki ortaya çıkmakta; korku ve güvenlikleştirmenin beşiğinde şekillenen ekonomi politikaları, şirketlerin küresel hegemonya arayışlarında ayrılmaz bir unsur haline gelmektedir.

Başlangıçta acil tehditlerle başa çıkmak amacıyla toplumsal rızayı harekete geçiren bu yapı, zamanla sosyal düzenin devamını sağlayan temel işlevlerden biri haline gelmiştir. Güvenlik aygıtı, her geçen gün daha fazla iktidarların kozmopolitik tahayyülleriyle biçimlenerek, Antonio Gramsci’nin “meşrulaştırma“ doktriniyle açıklanabilecek bir etki alanı yaratmaktadır. Bu etki, güvenlik sorunlarını belirli bir çerçevede sunarak, güvenlik politikalarında olağanüstü araçların kullanımını meşrulaştırmaktadır. Başka bir deyişle, toplumun rızasını üretmekle kalmayıp, aynı zamanda küresel iktidar yapılarını güçlendiren ve ulusötesi çıkarların sürekliliğini sağlayan bir mekanizma olarak konumlandırılmaktadır.

Bu çalışmada, tekno-emperyalizm, hem teknolojik tahakküm hem de bilgi siyaseti boyutlarını kapsayan bir kavram olarak, küresel tehditlerin üretim mekanizmaları ve ulusal egemenlik bağlamında incelenmektedir. Bu mekanizmada dijital gözetim ve büyük veri analitiği gibi teknolojiler, zamandan ve mekândan bağımsız bir şekilde tahakküm kurma aracı haline gelirken; gıda, tohum, salgınlar ve iklim krizi gibi sorunlar, asimetrik güçlerin tekelleşme araçları olarak işlev görmektedir. Bu nedenle, tekno-emperyalizm, ulusötesi sermayenin diğer ülkeler üzerinde ekonomik, siyasi ve sosyal baskı kurarak küresel güç dengelerini kendi lehine çevirmesini sağlayan sömürgeci bir sistem olarak tanımlanmaktadır. Böylece, tekno-emperyalizm yalnızca küresel güç dengelerine yönelik bir tehdit değil, aynı zamanda 'ulusal egemenlik sorunu' olarak, ekonomik, kültürel ve siyasi boyutlarıyla kapsamlı bir şekilde ele alınması gereken kritik bir konu olarak değerlendirilmektedir

Anahtar Kelimeler: Ulusötesi Sermaye, Tekno Emperyalizm, Kozmopolitik Tahayyüller, Korku ve Güvenlikleştirme, Ulusal Egemenlik

1. Giriş: Tekno-Emperyalizm ve Asimetrik Güç Dinamikleri- Küresel Egemenlik Mücadelesinin Yenilenen Yüzü

Teknoloji, korku ve güvenlik arasındaki diyalektik ilişkiyle şekillenen ve “şirket sömürgeciliği“ olarak da tanımlanabilecek emperyalizm, dünya tarihinin son dört-beş yüzyıllık döneminde tüm kıtaları derinlemesine sömürüp, yerli halklara zulmeden ve tüm uygarlıkları tüketen en yıkıcı güç olmuştur. Bu tarihsel süreçte, ulusötesi sermaye yalnızca yerli halkları ve doğal kaynakları sömürmekle kalmamış, aynı zamanda dünya çapında toplumların topraklarına, emek gücüne, hammaddelerine ve pazarlarına el koyarak, ekonomik ve siyasi egemenlik kurma amacına yönelik stratejik politikaları yapılandırmıştır. Gelgelelim, bugünkü varlığıyla emperyalizm, dönemin söylemleriyle normalleştirilirken, bu durum ne yorumcuların ne de siyasi liderlerin çok fazla ilgisini çekmektedir. Emperyalizm, tam anlamıyla göz ardı edildiğinde öyle olağan bir hal alır ki, artık “gelişmiş ileri ülkeler“ olarak anılmaktadır. Emperyalist askeri müdahaleler, 'ulusal güvenlik' ve belirli bölgelerde “barış ve istikrarı koruma“ gibi gerekçelerle meşrulaştırılırken, emperyal ekonomik politikalar da “yeşil kalkınma“, “gıda güvenliği“ veya “teknolojik ilerleme“ gibi kavramlarla gizlenmektedir. Oysa bu kavramlar, ilk bakışta masum gibi görünseler de, derinlemesine incelendiğinde içerdikleri anlamlar ve uygulama biçimleri açısından çok daha karmaşık ve eleştirel bir perspektife ihtiyaç duyar.

Tarihsel gelişim çizgisinde, emperyalizmin ilk kurbanları olan yerli halklar ve toplumlar, yalnızca topraklarının ve kaynaklarının yağmalanmasıyla değil; aynı zamanda istihbarat ağları, askeri müdahaleler ve sivil politika üzerindeki yönlendirmelerle de kontrol altına alınmışlardır. Bu hegemonyayı pekiştirmek amacıyla, istihbarat subaylarını eğitme, sivil politika yapıcılarını yönlendirme ve komutanlara savaş alanında stratejik bilgiler sunmak için sürekli güncellenen bir arşiv sistemi kurulmuştur. Toplanan stratejik, coğrafi, politik ve etnografik bilgiler, yalnızca doğudaki sömürgeleştirilmiş bölgelere yönelik imparatorluk stratejilerini çerçevelemekle kalmamış, aynı zamanda bu bölgeleri müdahale edilmesi gereken nesneler olarak tanımlamıştır.Bu bağlamda, başkalarının güçlerini değerlendirmek ve stratejik ittifaklar kurmakla sorumlu olanlar, Michel Foucault’nun dış ilişkileri yönetmekten sorumlu bir montaj veya “güvenlik aygıtı“ olarak tanımladığı yapıyı oluşturdular. Giorgio Agamben’e göre, bu yapıdaki temel stratejik terim Fransızca “dispositif“ kelimesinin İngilizce çevirisi olan “aygıt“tır. Aygıt, söylemler, yasalar, polis önlemleri, felsefi önermeler, binalar ve kurumlar gibi heterojen unsurlar arasında kurulan bir ağdır. Her aygıtın her zaman açık bir stratejik amacı vardır ve bu, bir güç ilişkisinin parçası olarak ortaya çıkar. Ayrıca, aygıtlar, “güç ilişkileri ile bilgi ilişkilerinin kesiştiği noktada“ meydana gelir. Gücün işleyişi sürekli olarak bilgi yaratırken, bilgi de güç etkilerine yol açar. Çünkü bilgi, güç araçları tarafından şekillendirilerek yayılmaktadır. Öznelliklerin ve toplumun örgütlenmesi, gücün etkisindedir ve bu anlamda güç, egemenlik ile dönüştürme kapasitesi arasındaki karşılıklı etkileşim sonucu ortaya çıkan ilişkisel bir kavramdır.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Son on beş yılın üç olayı, iktisatçıların uzun süre kenarda bıraktığı bir soruyu yeniden merkeze taşıdı: İnsanlar ekonomiyi nasıl algılıyor, bu algılar nasıl oluşuyor ve hangi hikâyeler onları harekete geçiriyor? Birincisi 2008 küresel finansal krizidir. Krizin teknik ayrıntıları, yani menkul kıym...;

21. yüzyılın güvenlik inşası, konvansiyonel savaş bölgesinin çok ötesinde bir konuma geçerek siber uzayın sınırsız ve soyut coğrafyasına yayılmıştır. Gelenekselleşmiş güvenlik yaklaşımları önemli bir oranda kritikleşmiş altyapıların, fiziki sınırların ve askeri kabiliyetin muhafaza edilmesine odakla...;

2026'nın en büyük iktisadi olayı kuşkusuz enerji şoku oldu. Hürmüz Boğazı'ndaki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve sevkiyat aksamaları, kayıtlardaki en büyük petrol arz şokunu tetikledi; küresel arz başlangıçta günde yaklaşık 10 milyon varil azaldı.;

Eylül başında ABD Merkez Bankası (Fed) ekonomistleri kısa ve teknik görünen bir not yayımladı. Sordukları soru şuydu: stablecoin denen dijital dolarlar, resmî para istatistiklerine dahil edilmeli mi? Cevapları temkinliydi: şimdilik hayır, ama yakında belki (Payne ve Styczynski, 2026).;

BRICS’in geleceğine ilişkin belirsizlikler, 2026 yılının başlarında zaten belirgin biçimde artmıştı. Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanmış olması, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırılarına rağmen İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin aynı oluşum içerisinde yer almaya devam etmesi ...;

Eylül 2026'nın ikinci yarısında, yapay zekanın "kontrolden çıkabileceği" tartışması bir anda sektörün merkezine oturdu. Bu not, WSJ takibimize dayanarak tartışmanın yaklaşık iki haftalık seyrini kronolojik olarak diziyor, ardından kısa bir değerlendirmeyle çerçeveliyor. Temel argümanımız şu: tartışm...;

İktisat teorisi uzun süre iki tür soru sordu. Birincisi "homo economicus ne yapardı?" sorusuydu. Bir insan modeli alırsınız, ona tercihler, bir bütçe kısıtı ve bilgi verirsiniz, davranışını da kalem kâğıtla, tümdengelim yoluyla çıkarırsınız. İkincisi "homo sapiens gerçekte ne yaptı?" sorusuydu. Bu k...;

TASAM Milli Savunma ve Güvenlik Enstitüsü yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine ...;

Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu

TASAM Güvenlik ve Strateji Merkezi yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine analizine odaklanarak, değişen güvenlik mimarisi karşısında proaktif stratejik öngörüler ve karara esas yol haritaları sunmayı amaçlamaktadır.

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.