Amerikan Savunmasının Achilles Topuğu: Alaska Zirvesi

Yorum

Bir zamanlar "Seward'ın Deliliği" olarak bilinen Alaska bölgesi, geçtiğimiz günlerde Rusya lideri Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump'ın görüşmesine ev sahipliği yaptı. Alaska’nın Elmendorf-Richardson Ortak Üssü’nde 15 Ağustos 2025’te yapılan zirve, temelde Rusya-Ukrayna savaşına ateşkes-barış getirmeyi hedeflemekteydi fakat beklenilen gerçekleşmedi. ...

Bir zamanlar "Seward'ın Deliliği" olarak bilinen Alaska bölgesi, geçtiğimiz günlerde Rusya lideri Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump'ın görüşmesine ev sahipliği yaptı. Alaskanın Elmendorf-Richardson Ortak Üssü’nde 15 Ağustos 2025te yapılan zirve, temelde Rusya-Ukrayna savaşına ateşkes-barış getirmeyi hedeflemekteydi fakat beklenilen gerçekleşmedi. 2021 yılından beri ilk defa liderlerin yüz yüze geldiği bu zirvede, Rusya ve Putine karşı uluslararası alanda baskının azaltılması ve sistemde tekrardan Büyük Güç“ olarak karşılık bulduğunu görmüş olduk. Zirve öncesinde ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupalı liderler ile yaptığı görüşme, zirvede resmi olmayan bir başka konuyu yani Avrupa güvenliği ve ABnin büyük güçler arasındaki konumunu tekrardan ortaya çıkarmış oldu. Bu çerçevede zirveden sonra da Trump’ın Avrupalı liderlerle görüşmesi olası görünüyor.

Genel olarak ABDnin bu zirveye karşı tutumu Ukrayna konusunda barış ve ateşkese yönelik bir sonuç almak iken, Rusya konusunda aynı tutumun somut olarak söylemek pek mümkün olmadı çünkü zirveden hemen önce Putinin 1945teki Yalta Konferansı’na atıfta bulunarak aslında zirvenin büyük güçler arası bir temas noktası olarak arzulandığını vurgulamış oldu. Bu çerçeve de Putinin basın açıklamasında: Rusya ve ABD arasında uzun sürelerdir görüşme olmamıştı, gerçekçi olmak gerekirse soğuk savaş döneminden bu yana ilişkiler en düşün noktaya inmişti ve bu durum dünyanın faydasına olmadı. Er ya da geç bu durum değişmeliydi“ olarak yer verdiği bu cümleler, zirvenin büyük güçler arası temas noktası olarak bakıldığının da bir göstergesidir.



Zirve sonunda tarafların net ve somut açıklamalardan kaçınması ve özellikle Putinin bir sonraki zirve-görüşme için Moskovayı(Next time in Moscow) işaret etmesi Ukrayna konusundan çözümsüzlüğün devam edeceğinin sinyallerini de vermiş oldu. Bu çözümsüzlük süreci Putin ve Rusya açısından zaman kazanmanın ötesinde masaya daha geniş topraklar adına oturmanın bir fırsatı olabilir, muhakkak ki Ukrayna bu süreçte daha çok savunmaya geçecektir, bu açıdan, zirve öncesinde İngiltere Savunma Bakanlığı’nın yayınladığı istihbarat raporu önem arz etmektedir. Basın açıklamasında dikkat çeken diğer bir kısım ise iki tarafın bir anlaşma olduğu yönündeki cümleleri olmuştur. Nitekim Trump’ın Birazdan NATOyu arayacağım, ilgili kişileri de arayacağım“ cümlesi bu yönde okunmalıdır, fakat Ukrayna konusunda kesin bir sonuç alınmadığı açıktır. Rusyanın bu zirveyle, ABD ile eşit düzeyde görüntü vermesi Rusyaya yönelik bir artı iken bir başka kazancı ise ateşkese yönelik herhangi bir taahhüdünün olmamış olmasıdır.

ABDnin Rusyaya karşı ikincil yaptırımlar yerine bu zirveyi tercih etmesi, aslında Rusyayı tekrardan sisteme dahil ederek ve küresel tecridini kaldırarak bir diyalog sürecini başlatmak istemesidir. Bu diyalog sürecinin devamlılığı yönündeki adımlardan biri basın toplantısında Moskovanın işaret edilmesi iken diğeri ise Trump’ın eşi Melania Trump’ın Putine verdiği mektubun kamuoyuyla paylaşılması olmuştur. Bu diyalog sürecine Putinin olumlu baktığını söylemek mümkün zira basın toplantısında Ukrayna ve Avrupa Birliği'ni "işleri bozmamaları" konusunda uyarmıştır. Birçok açıdan bu diyalog sürecinin, soğuk savaş dönemindeki Moskova-Washington hattının benzeri olacağı yönündeki yorumlar ise savaşın devamlılığıyla ilgilidir.

Sonuç olarak beş farklı Amerikan başkanıyla politika yürütmüş Putinin göreceli olarak kazançlı çıktığını söylemek mümkündür fakat işaret edilen Moskova zirvesi öncesinde Trump’ın Ukraynayı iknası daha erken sonuç alınmak istenen bir konudur. Zirveyle birlikte Göreli olarak, Rusyaya ve Putine yönelik baskı ve ekonomik yaptırımlar kısa süreliğine de olsa rafa kalktı ve uluslararası izolasyondan ziyade diyalog süreci başlatılmış oldu. Böylece Rusyanın ateşkese yönelik negatif yaklaşımı ABD açısından yeni bir barış inşası noktasında karşılık bulmuş oldu. Öz itibariyle Alaska Zirvesi, Rusya-Ukrayna savaşında etki doğuracak bir çıkış yaratmadı, Trump bu zirveyi ABnin itirazlarına rağmen Ukraynasız gerçekleştirmesi, Rusya ile Ukrayna konusunda rakip olmadığı noktasında çıkış ortaya koydu, Avrupanın ikincil plana yönelik konumlandırması ile ABD tekrardan Batı’nın kontrolünü elinde bulundurduğunu gösterdi.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2851 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 304
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Alman Marshall Fonu (GMF), “Eğer Çin Tayvan’a Saldırırsa” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, Tayvan meselesine “Pekin’in ödeyeceği bedel” üzerinden bakıyor. Raporun ayrıntılarına yakından bakalım.;

1823 yılında Başkan James Monroe tarafından Amerikan Kongresi’ne sunulan ve daha sonra dış politika literatüründe “Monroe Doktrini” olarak anılan metin, o dönemde Batı Yarımküre’nin jeopolitik dönüşümünde belirleyici bir rol oynamıştır (Monroe, 1823). Başlangıçta Avrupa güçlerinin Amerika kıtasındak...;

“Dünya Savaşı”nı sadece birçok ülkenin katıldığı bir çatışma olarak tanımlamak zor. Bu aynı zamanda küresel güç hiyerarşisinin (patronun kim olduğunun) şiddet yoluyla değişmesi anlamına da geliyor. Tarih, bu değişim sancılarının nadiren kansız olduğunu gösteriyor.;

Trump’ın idaresindeki Amerika’nın davranışları tecviz edilemez ancak bunları hesapsız kitapsız kişisel kapris saymak da yanlış olur.;

Venezuela başkanı Maduro ve eşinin bir gece ansızın derdest edilip New York’taki bir gözaltı merkezinde tutuklu olarak bulundurulması ve Pazartesi gününden itibaren Güney New York mahkemesinde yargılanmaya başlaması akıllara bir kaç soru ve endişe getiriyor. ;

ABD ve Çin savaşmak zorunda mı? Graham Allison, Destined for War kitabında korkutucu bir tarihsel örüntüyü önümüze koyuyor. Savaş kaçınılmaz değil ama tarih aksini söylüyor. ABD’li ünlü Profesör Graham T. Allison, 2017 yılında Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap? adlı k...;

Son raporun zamanlaması muhtemelen Trump'a Sudan'ın bu anlaşmayı Amerikan desteği karşılığında reddetmesini talep etmesi için "derin devlet" baskısı uygulayarak Ukrayna konusunda yeniden canlanan Rusya-ABD görüşmelerini karmaşıklaştırmayı amaçlıyordu, ancak onları birbirine daha da yaklaştırabilir.;

Birkaç gündür sosyal medyada Yaser Kobani adıyla yayınlanan bazı harita ve iddialar dolaşıyor. Artık neyin gerçek, neyin gerçek dışı olduğunu anlamakta zorlandığımız dünyada yapay zekâ ile çizilen haritaları önemsemezden önce bu tür haber veya yayınların hangi amaçla yapıldığını düşünmek gerek.;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

"Türkiye - Rusya İlişkileri" Konferansı

  • 22 Haz 2005 - 22 Haz 2005
  • İstanbul - Türkiye

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.