Afrika Jeopolitiğinde İklim Krizi Ve Güvenlik: Türkiye'nin Stratejik Rolü

Makale

İklim değişikliği; deniz seviyelerinin ve sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte, güvenlik politikalarının temelini oluşturan stratejik çerçevelerin ve varsayımların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Bu dönüşüm, karar alıcılar için kaynakların, kurumların ve teknolojilerin önemini artıracak yeni bir çerçeve oluşturuyor. ...

AFRIKA JEOPOLİTİĞİNDE İKLİM KRİZİ VE GÜVENLİK:
TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ROLÜ


İklim değişikliği; deniz seviyelerinin ve sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte, güvenlik politikalarının temelini oluşturan stratejik çerçevelerin ve varsayımların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Bu dönüşüm, karar alıcılar için kaynakların, kurumların ve teknolojilerin önemini artıracak yeni bir çerçeve oluşturuyor. İklim değişikliğinin etkileri yoğunlaştıkça ve şiddetlendikçe, güvenlik ve jeopolitik tartışmalardaki kilit rolü, belirgin hale geliyor. Bu nedenle, iklim değişikliği tüm güvenlik stratejilerinin en zorlu "bozguncusu" olmaya adaydır. Bu bozguncuyu göz ardı ederek yapılan çalışmaların, kaynak israfından başka bir anlam taşımayacağı günler çok uzakta değildir.

Küresel Mücadelede Mevcut Durum

Uluslararası iklim değişikliği müzakerelerinin yarım asırdır sürmesinin ardından, kritik bir dönüm noktasına ulaştık. 2015 yılında, 196 tarafın kabul ettiği Paris İklim Anlaşması kapsamında belirlenen Küresel Uyum Hedefi (GGA); insanları, geçim kaynaklarını ve ekosistemleri korumak için küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi sıcaklık seviyelerine göre 1.5°C ile sınırlamayı amaçlayan küresel eylemleri içeriyordu. Ancak GGA'nın uygulanması konusunda hükümetler arası müzakereler sancılı ve yavaş ilerledi; zaman zaman tamamen tıkandı. Fosil yakıtların üretimi ve kullanımı devam etti, sıcaklıklar tırmandı ve hedefler tutturulamadı. Bilim insanları, 1.5°C'lik bir ısınmanın bile dünyanın önemli bir bölümünde deniz seviyesinin dramatik şekilde yükselmesine, rekor kuraklıklara, büyük sel felaketlerine ve canlı türlerinde ciddi kayıplara yol açacağını belirtirken, dünya şimdiden yaklaşık 1.2°C ısındı. Bu gidişat durdurulamazsa, gezegenimizin ısısı bu yüzyılın sonunda 2°C'nin üzerine çıkacak. İklim değişikliğine yönelik etkisiz ve yetersiz çabalar, ne yazık ki, paranın telafi edemeyeceği kadar sıcak bir dünyaya yol açmak üzere.

Küresel İklim Felaketleri ve Etkileri

Bu yıl, en fazla sera gazı salınımı yapan iki ülkeden biri olan Amerika Birleşik Devletleri, milyarlarca dolar zarara yol açan bir dizi iklim felaketi yaşadı ve çeşitli orman yangınları ve aşırı hava olaylarıyla mücadele etti. Çin ise aşırı yağışlar sonucu meydana gelen yıkıcı sellerle boğuşuyor; bu durum, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) projelerinin sürdürülebilirliğini dahi tehdit ediyor. Brezilya ve Kanada'da, kuraklık ve yüksek sıcaklıkların tetiklediği şiddetli orman yangınları meydana geldi;. Asya'nın farklı bölgelerinde tropikal fırtınalar görüldü. Kuzey Amerika ve Orta Doğu'da rekor sıcaklıklar enerji kaynakları üzerinde büyük baskı yarattı. Aşırı sıcaklar Avrupa ve Güney Amerika'da da etkili olurken, gıda ve su güvenliği tehdit altına girdi. Hindistan, son 122 yılın en sıcak yazını yaşadı; bazı bölgelerde sıcaklıklar hayati risk yarattı. Ancak tüm bu felaketlerin içinde, en ürkütücü etkilerle karşı karşıya kalacak olan bölge, şüphesiz ki iklim değişikliğinin merkez üssü olan Afrika kıtasıdır. Bu konuyu aşağıda detaylandıracağız.

Uluslararası İklim Politikaları ve Zorluklar

Tarım ve gıda, geçtiğimiz yıl Dubai’de, 190’ın üzerinde ülkeden liderleri, yöneticileri ve uzmanları buluşturan COP28’in en önemli gündem maddesiydi. Ancak gıda güvenliği konusunda 160 ülkenin imzaladığı taahhüde rağmen, bir Ortak Çalışma Programı metni üzerinde uzlaşılamadı. Bu yıl 11-22 Kasım 2024 tarihleri arasında Azerbaycan'ın başkenti Bakü’de gerçekleşecek olan COP29'da ise, ülkeler emisyon kesintilerine yönelik taahhütlerini artırmayı ve uyum finansmanının adil paylaşımını müzakere ederek sürdürülebilir bir dünya için kolektif kararlar almaya çalışacaklar.

Dünyanın iklim değişikliğinin etkilerini azaltması ve ülkelerin bu değişikliklere uyum sağlayabilmesi kapsamında 2024’te kamu, özel ve alternatif kaynaklardan 1.3 trilyon dolar finansman sağlandı. Bu, toplam küresel GSYİH'nin yüzde 1'i. Oldukça büyük bir miktar. Ancak Birleşmiş Milletler, ısı artışını 1.5°C ile sınırlamak için 2030'a kadar her yıl 5 trilyon dolar yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor. Gelişmekte olan ülkelerin ayrıca yıllık 1 trilyon dolar borç finansmanına ihtiyacı var. Küresel ısınmayı yavaşlatmak için harcanacak her 1 dolar karşılığında, eğer yavaşlatılamazsa, 6-7 dolar maliyet oluşacak.

Jeopolitik Riskler ve Olası Senaryolar

Küresel sistem, istikrarsız devletlerin ve küçük aktörlerin artan etkisiyle zaten karmaşık bir jeopolitik yapıya doğru ilerlerken, çıkabilecek büyük ihtilafların dünyayı kaosa sürükleme tehlikesi büyük. Örneğin, dünya karbonsuzlaştıkça fosil yakıt ihracatçısı ülkelerin güç ve nüfuz kaybedeceği ya da sera gazı azaltma çabalarından tamamen vazgeçerek çatışmaları büyütebileceği, tartışılan riskler arasında. Limanlar, LNG tesisleri ve uydu yer istasyonları gibi altyapılar askeri hedefler haline gelebilir; çok taraflı kurumlar çöküşle karşı karşıya kalabilir. Buna karşın, yenilenebilir enerjinin üretimi, dağıtımı ve depolanması için gerekli olan bor, lityum ve kobalt gibi değerli madenlere sahip ülkeler bölgesel liderlik pozisyonlarına yükselebilir ve dünya, öngörülenin dışında güç değişimlerine sahne olabilir. Sayısız senaryo mümkün.

Paris Anlaşması ve İhtiyaç Duyulan İşbirliği

Paris Anlaşması, dünyayı emisyonları azaltma ve iklim uyum eylem planları hazırlamaya yönlendirmek için doğru bir ilk adımdı. Ancak uluslararası toplum, fosil yakıt üretimi ve kullanımını önümüzdeki 30 yıl içinde tamamen ortadan kaldırıp net sıfır geçişini başarıyla tamamlasa dahi, bunun dünya jeopolitiğine nasıl yansıyacağı, öngörülemez durumda. İklim kaynaklı güvenlik tehditlerine ve jeopolitik istikrarsızlıklara yanıt verecek kapsamlı stratejiler geliştirmek, iklimle ilgili jeopolitik riskleri etkili şekilde yönetmek ve çeşitli senaryoları müzakere edebilmek için daha fazla işbirliği mekanizmasına ihtiyaç var. Küresel güvenlik açısından hayati öneme sahip bölgelerin başında da Afrika geliyor. Küresel ısınmaya en az katkıda bulunmasına rağmen, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en fazla etkilenmekte olan bu kıtada oluşacak istikrarsızlık, uluslararası ticareti, enerji arzını ve göç akışlarını etkileyerek sadece bölge ülkelerine değil, küresel düzeyde bütün ekonomik ve siyasi aktörlere de zarar verecektir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2851 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 304
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu; “Yapay Zekâ, Kuantum Devrimi ve Siber-Türkiye“ ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 27 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel Istanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir.;

8. Türkiye- Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu; “Afrika Güvenlik Mimarisi ve Türkiye” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel İstanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir. ...;

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu; “Güvenlik ve İstihbarat Entegrasyon Modelleri” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 27 ve 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel Istanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir. ;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl onuncusu gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Savunma, Güvenlik ve İstihbarat Devrimi: Doktrin, Yönetişim, Endüstri, Yeni Model ve Kurumlar“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 27 -28 Kasım 2025 tarihind...;

Trump’ın idaresindeki Amerika’nın davranışları tecviz edilemez ancak bunları hesapsız kitapsız kişisel kapris saymak da yanlış olur.;

Venezuela başkanı Maduro ve eşinin bir gece ansızın derdest edilip New York’taki bir gözaltı merkezinde tutuklu olarak bulundurulması ve Pazartesi gününden itibaren Güney New York mahkemesinde yargılanmaya başlaması akıllara bir kaç soru ve endişe getiriyor. ;

Maduro’ya yönelik şok edici bir operasyon icra eden Trump yönetimi “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi. Bu hamle ABD–Çin rekabetini Venezuela üzerinden yeniden tanımlayan tarihi bir kırılma. Aslında 2019’dan bu yana bölgede farklı bir denklem var. ABD'nin temel endişesi Çin’in Latin Amerika’daki k...;

Diasporalar, 21. yüzyıl uluslararası ilişkiler literatüründe yalnızca göç hareketlerini açıklayan bir olgu olmaktan çıkarak, devletlerin dış politika, ekonomi ve yumuşak güç stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bu bağlamda Japonya’nın Afrika ile ilişkileri, klasik sömürgeci modelle...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

1. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.