Kara Kalp (Kozmik Titreşimleri Yakalamak)

Makale

İlk filozoflar “Evrenin kaynağı ne?”, “İnsanın rolü ne?” gibi sorularla uğraştılar. Bu soruların cevabını bulmak hala insanlığın misyonu ve sanırım artık bir cevaba yaklaşıyoruz. Akıl sahibi insanların binlerce yıldır bilgiyi aktararak bugün ulaştığı noktayı ve ulaşacağı nihai sonucu öngörmek bu makalenin konusu....

Kara Kalp
(Kozmik Titreşimleri Yakalamak)
 
Giriş
 
İlk filozoflar “Evrenin kaynağı ne?“, “İnsanın rolü ne?“ gibi sorularla uğraştılar. Bu soruların cevabını bulmak hala insanlığın misyonu ve sanırım artık bir cevaba yaklaşıyoruz. Akıl sahibi insanların binlerce yıldır bilgiyi aktararak bugün ulaştığı noktayı ve ulaşacağı nihai sonucu öngörmek bu makalenin konusu. Dinler bu sorulara yaratılış hikâyesi ve cennetten kovulan insan ile cevap verdi. İncil’de, Kur’an’da, Vedalar’da veya Konfüçyüs klasiklerinde çok az formül, çizelge ve hesap vardır. Geleneksel mitoloji ve metinlerin genel yasaları matematiksel olarak değil öykü formatında sunulmuştur. Peygamberler iyi ve kötü gücün kuvvetlerini matematiğe dökerek insanların tercihlerini öngörmeye yardım edecek bir formül geliştirmeye çalışmadı. Bu, tam olarak bugünkü bilim insanlarının başarmaya çalıştığı şeydir. Galileo, “Matematik Tanrı’nın, Evreni yazdığı dildir“ diyordu. Din adamlarına göre dünya evrenin merkezindedir, her şey insan merkezlidir. Dünyanın 6 bin yıl önce yaratıldığını düşünürler, Evrim Teorisi ile çelişirler, Büyük Patlama’dan hiç bahsetmezler.

Özellikle bu yüzyılda bilimin evren olaylarını gerçekçi bir şekilde açıklaması, daha önceki metafizik ya da spekülatif efsanevi açıklamaları birdenbire sarsmıştır. Teleskop, mikroskop gibi aletlerle daha derinlemesine nüfuz edilen doğadaki bütün olgu, obje ve olaylar bilimsel yasalarla açıklanır olmuştur. Artık hayat madde ve bilimle açıklanırken, Aydınlanma ile başlayan süreçten bugüne din tümüyle olmasa bile büyük ölçüde geriye çekilmiş durumdadır. Evrenin karmaşıklığına ve çok yönlülüğüne rağmen, öyle görünüyor ki evreni oluşturmak için üç şeye ihtiyacımız var; madde, enerji ve uzay (boşluk). Bunlar Büyük Patlama ile ortaya çıktı, içinde şiştiği büyük balon patladı. Bu teoriler son 30 yıldaki bilimsel keşiflerle büyük ölçüde kanıtlandı. Edwin Hubble teleskopu, evrenin genişlediğini keşfetti. Evren, sürekli genişliyor, yeni galaksiler ve gezegenler ortaya çıkıyor. Hubble uzay teleskopu sayesinde Büyük Patlama’nın (Big Bang) 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği hesaplandı. Şimdi James Webb teleskopu ise ötegezegenlerde yaşanabilir bir dünya bulma peşinde.

Geçmişte, farklı etkileşim alanları birleştirilmeye çalışıldı. James Clerk Maxwell, 1800’lerde elektrik ve magnetizmi “elektro-magnetizm“ şeklinde birleştirmişti. 1940’larda kuantum elektrodinamiği alanında, Maxwell’in elektromagnetizmi kuantum mekaniği matematiğine çevrildi. 1960 ve 1970’lerde ise fizikçiler, kuvvetli nükleer etkileşim ve zayıf nükleer etkileşimleri kuantum elektrodinamiği ile birleştirerek, kuantum fiziğinin StandartModeli’ni kurdular. Bugünün problemi ise tam bir Birleşik Alan Teorisi geliştirmek; (Einstein’in genel görecelilik teorisinde açıkladığı) kütlesel çekim ile (diğer üç temel kuvvetin
etkileşimlerini kuantum mekaniği doğası içinde açıklayan) Standart Modeli birleştirmek.
 
Evet, başlangıçta boşluk vardı ve sonsuz olasılıklarla dolup taşıyordu. Bunlardan birisi de Siz’siniz. Evrenin gerçekte ne kadar büyük olduğunu, şeklini, nereden geldiğini ve nereye gittiğini anlamaya çalışıyoruz. Evrende daha uzak noktalara varmayı başarırsak belki daha çok bilgi edinebiliriz. Evren yasalarını açıklamak için; mikro evren (kuantum fiziği) ile makro
evreni (uzay modellemesi) birleştirecek bir birleşik teoriye, bunun için de yeni bir matematiğe ihtiyacımız var. Birleşik Alan Teorisi adını verdiğimiz bu çalışma X, Y, Z gibi üç boyutlu makro evren ile kuantum (atom altı) seviyesini birleştirecek yeni bir geometrik uzay anlayışı
ortaya koymalıdır.
 
- Uzay düz ve zaman mutlaktır diyen Newton, Leibniz’in bulduğu diferansiyel matematiği (integral, türev) kullanmıştı.
- Einstein için uzayın yapısı eğri ve zaman göreceliydi yani zaman yavaşlayabilir ya da hızlanabilirdi. Makro düzeyde açıklamalar getirmiş ve zaman geometrisi ortaya koymuştu. Bu sayede uzaya yolculuk yapabildik.
- Kuantum fiziği ise mikro ölçekte (atom altı kuarklar; elektron, proton vb.) bir teori ortaya koyuyor.
 
Anlamadığımız şeylerden bir tanesi kuantum kütle-çekimdir. Ama asıl çözülmesi gereken problem şudur; Kuantum Dalgalanmaları. Kuantum Dolanıklığı Kuramına göre; iki parçanın kaderi birbirine bağlı, yani bir atomun iki parçası birbirinden 100 bin yıl uzak olsa da birbiri ile etkileşim içindedir. Bunun anlamı evrende yolculuk edebileceğimiz ve bizden evrende pek çok yerde aynı anda başka bir kopya olabileceği yani paralel evrenlerin varlığıdır.

Burada dalga-parçacık ikilemi ortaya çıkıyor. Örneğin ışık, sadece dalga değil, aynı zamanda parçacıklardan (foton) oluşur. Işığın gücü taneciklerinden gelir. Her varlık aynı anda hem parçacık hem de dalga gibi davranabilir. Bu da henüz çözülemeyen en büyük gizemlerden biridir. Yani bedeniniz gibi evreni oluşturan her elektron ve proton hem parçacık hem dalgadır. Evrenin her yerinde olduğu gibi bulunduğumuz her yerde bir elektron alanı var. Bu elektron alanındaki dalgalarda kuantum mekaniğinin kurallarına göre, belli noktalarda paketlere dönüşüyor. Bu paketlere de ‘elektron’ diyoruz. Yani vücudunuzdaki elektron alanlar evrendeki aynı elektron alanının paketlere dönüştüğü yerlerdir. Sizdeki, başka bir insan ya da bir cisimdeki elektronlar, aynı dalganın farklı bir ifadesinden ibarettir. Tıpkı dev bir okyanustaki dalgalar gibiyiz, dalgalar farklı gözüküyor ama hep aynı okyanusun parçasıyız. Kuantum Dalgaları ile ilgili çözüme karanlık madde ve karanlık enerji yanında, kütle parçacık ilişkisini de ilave etmeli, bu dalgaların nasıl evrene şekil verdiğini, her şeyi yarattığını ortaya koymalıyız. Böylece kozmik titreşimleri de yakalayabilir, evrenin henüz bilmediğimiz boyutlarında yani gerçeklik algımızın ötesinde hareket edebilir ve nihayet Kara Kalp’e ulaşabiliriz.

Derin Uzay Çalışmaları Neyin Peşinde?

Uzay, insanlar için pek dostça bir yer değildir çünkü evren; radyasyon, soğuk, boşluk ve mahrumiyet demektir. Ancak, uzay hakkında bildiğimiz her şey değişiyor. Uzay hakkında konuştuğumuzda, genel tanımlama ile normal olarak “derin (dış) uzay“ için yeryüzünden 100 km. yukarıda başlayan ve tüm evrene yayılan bir boşluktan bahsediyoruzdur. Bu başlangıç çizgisi artık hava araçlarının çalışması için uygun değildir. Burada fizik (yörüngesel mekanik) devreye girer. Genel olarak, hava ve uzay birbirinin devamı olarak görülür ve çoğu stratejist analizlerinde bu anlamda “hava-uzay (aerospace)“ terimini kullanır. “Dış uzay“ veya kısaca “uzay“ atmosferin ötesinde başlayan sonsuzluğa uzanan boşluktur. “Atmosferi oluşturan hava kütlesinin % 99’u bu irtifanın altındadır. Bir uydunun uçabileceği en alçak irtifa 150 km.dir. Bu uzayın başladığı en alçak irtifa olarak kabul edilmektedir. “İç uzay“, pratikte uydular için uzay alanı dünya yüzeyinden 90 mil ile 22.300 mil arasındaki irtifayı temsil etmektedir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

NATO zirveleri genellikle savunma harcamaları, askeri yetenekler ve Rusya'ya karşı caydırıcılık üzerine yapılan tartışmalarla domine edilir. Ancak İttifak'ın resmi belgelerinde daha sessiz bir dönüşüm yaşanıyor. ;

Arktik, yaptırımlar, enerji güvenliği, deniz lojistiği ve büyük güç rekabetinin kesiştiği yeni bir jeopolitik laboratuvara dönüşmektedir. Bunun en açık örneklerinden biri, Çin ile Rusya arasında gelişen Arktik LNG ilişkisidir. Batı yaptırımları, Rusya’nın Arctic LNG 2 projesini finansman, teknoloji,...;

Son yıllarda Arktik, sadece iklim değişikliği, eriyen deniz buzları ve yeni denizcilik rotaları bağlamında değil, aynı zamanda enerji jeopolitiği ve büyük güç rekabeti açısından da merkezi bir arena haline geldi. Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri de Çin-Rusya Arktik enerji işbirliğidir.;

Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi yeni bir beyaz kitap yayımladı. "Daha Adil ve Hakkaniyetli Küresel Yönetişim: Çin'in İlkeleri, Önerileri ve Eylemleri" başlıklı belge, Şi Cinping'in 2025'te ortaya attığı Küresel Yönetişim Girişimi'ni (GGI) ayrıntılı biçimde detaylandırıyor.;

Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür. Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Tü...;

Londra’da 6-7 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen C4ISR Global Konferansına katılan ilk Türk olarak, özellikle ülkemizle ilgili önemli olabilecek bakış açılarını, bilgileri not aldım, diğer yandan hazırlamakta olduğum yeni kitabım (Akıllı Savaş) için farklı öngörüler sağlamaya çalıştım. Konfe...;

ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Körfez devletlerini imkânsız bir konuma sürükledi. Ev sahipliği yaptıkları Amerikan güçleri, otelleri ve enerji altyapılarının İran saldırılarının başlıca hedefi hâline gelmesinin temel nedeni oldu. İran’ın askerî kapasitesi ciddi şekilde zayıflatılmış ols...;

Modern iktisat, dünyayı piyasa fiyatları üzerinden okumaya alışmıştır. Ancak bu okuma, buzdağının suyun üzerinde kalan kısmına odaklanan eksik bir teşhistir. Küresel ölçekte yapılan hesaplamalar, milli gelir istatistiklerine (GSYH) dahil edilmeyen "ücretsiz ev içi emeğin" yıllık değerinin yaklaşık 1...;

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.