Türkiye'nin Yeni Çok Boyutlu Dış Politikası

Makale

Türkiye’nin son yıllarda uyguladığı ve farklı coğrafyalar ve güç blokları ile siyasi/diplomatik, ekonomik, toplumsal ve kültürel ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan iddialı dış politikasına yönelik özellikle Batı dünyasında ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Bu eleştiriler, Türkiye’nin köklü dış politika birikimi ve güçlü devlet geleneğinin yansıması olan bu yeni politikayı daha çok lider düzeyinde ve kişisel tercihlerin bir sonucu olarak algılamaktan kaynaklanmaktadır....

TÜRKİYE’NİN YENİ ÇOK BOYUTLU DIŞ POLİTİKASI

Özet

Türkiye’nin son yıllarda uyguladığı ve farklı coğrafyalar ve güç blokları ile siyasi/diplomatik, ekonomik, toplumsal ve kültürel ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan iddialı dış politikasına yönelik özellikle Batı dünyasında ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Bu eleştiriler, Türkiye’nin köklü dış politika birikimi ve güçlü devlet geleneğinin yansıması olan bu yeni politikayı daha çok lider düzeyinde ve kişisel tercihlerin bir sonucu olarak algılamaktan kaynaklanmaktadır. Oysa Türkiye’nin son birkaç yıl içerisinde uyguladığı çok boyutlu dış politika, derin felsefi ve toplumsal uzantıları da olan kapsamlı bir dönüşümün ve yapısal gereksinimlerin doğal bir sonucudur. Bu çalışmada, Türkiye’nin yeni çok boyutlu veya çok vektörlü dış politikasının temel gerekçeleri ve dayanak noktaları analiz edilerek açıklanmaya çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Türk Dış Politikası, Çok boyutlu dış politika, Çok boyutluluk, Recep Tayyip Erdoğan, Hakan Fidan.

  1. Giriş

Türkiye’nin son yıllarda uyguladığı ve farklı coğrafyalar ve güç blokları ile siyasi/diplomatik, ekonomik, toplumsal ve kültürel ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan iddialı dış politikasına yönelik özellikle Batı dünyasında ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Öyle ki, Türkiye’nin Batı blokuna sadakati ve dahli Batı dünyasında ciddi biçimde sorgulanmakta ve Ankara’ya yönelik hasım algılaması güçlenmektedir. Bunları örneklendirmek gerekirse; Steven Cook2, Amanda Sloat3, Michael Rubin4 ve Doug Bandow5 gibi önemli Amerikalı Türkiye uzmanlarının eleştirel yazıları ve ünlü dergi The Economist’in 2023 tarihli ses getiren yazısı6 gündeme getirilebilir. Bu bağlamda, Türk Dış Politikası’na dair yakın geçmişte dönemin Cumhurbaşkanı danışmanı ve şimdinin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın tarafından “değerli yalnızlık“ şeklinde ilginç ve çok ses getiren bir değerlendirme de yapılmıştır.7 Keza Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da (2014-) Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) gibi Batılı siyasal aktörleri sıklıkla “çifte standart“ uygulamakla eleştirmektedir.8

Bu durum, iki tarafın durumu algılamak konusunda yaşadığı derin görüş ayrılıklarını ve sorunun kişilerin kaprislerinden ziyade yapısal sorunlardan kaynaklandığına işaret etmektedir. Zira bu eleştiriler, Türkiye’nin köklü dış politika birikimi ve güçlü devlet geleneğinin yansıması olan bu yeni politikayı daha çok lider düzeyinde ve kişisel tercihlerin bir sonucu olarak algılamaktan kaynaklanmaktadır. Oysa Türkiye’nin son birkaç yıl içerisinde uyguladığı çok boyutlu dış politika, derin felsefi ve toplumsal uzantıları da olan kapsamlı bir dönüşümün ve yapısal gereksinimlerin doğal bir sonucudur. Bu çalışmada, Türkiye’nin yeni çok boyutlu veya çok vektörlü dış politikasının temel gerekçeleri ve dayanak noktaları analiz edilerek açıklanmaya çalışılacaktır.

Bu bağlamda, araştırmada, “Giriş“ bölümünün ardından ilk olarak Türkiye’nin dış politika geleneği ve zaman içerisinde yaşanan dönüşümler kısaca özetlenecektir. İkinci olarak, yakın dönem Türk Dış Politikası’nın önemli bazı unsurları analiz edilecektir. Üçüncü olarak, çok boyutlu dış politikanın temel dinamikleri açıklanacaktır. Araştırma, “Sonuç“ bölümüyle sona erecektir.

  1. Türkiye’nin Dış Politika Geleneği

Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu ve Batı blokuna dahil olduğu dönemlerden başlayarak daima “kendisine özgü“ ve “farklı“ bir Batı müttefiki olmuştur. Kuruluş döneminde Batılı devletlere karşı bir ulusal Kurtuluş Savaşı vermek zorunda kalan Türkiye, bu dönemde zaten Batıcı değil, Batılı modern değerleri halkına benimsetmeye çalışan egemen ve bağımsız bir devlet konumundadır. Büyük Atatürk ve İsmet İnönü’nün liderliğiyle geçen bu dönemde Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler tesis eden Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise, savaş boyunca “aktif tarafsızlık“ politikası uygulaması ve Nazilerle ticarete devam etmesi nedeniyle savaştan muzaffer çıkan Sovyet Rusya’nın sert lideri Stalin’in hışmına uğramış ve Stalin’in Türk Büyükelçi Selim Sarper’e Moskova’da iletilen Boğazlarda üs, Montrö Antlaşması’nda revizyon ve Kars ve Ardahan’ın Rusya’ya bırakılması gibi talepleri nedeniyle Batı dünyasının yükselen gücü Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile müttefikliğe yönelmiştir. Bu anlamda, 1946 tarihli Missouri zırhlısı ziyareti siyasal tarih açısından sembolik bir anlam taşır ve Türkiye’nin ABD ve Batı eksenli bir politikaya yöneldiği dönemin resmen başladığını işaret eder.

Bu bağlamda, Türkiye, Soğuk Savaş döneminde (1947-1991) sadık ve iyi bir Batı müttefiki ve NATO’nun “kanat ülkesi“ veya “güney kanadı“ (southern flank) olmuş ve komünizme ve Sovyet yayılmacılığına karşı duvar rolü üstlenmiştir. Ancak bloklar arası ilişkilerin düşmanca kurgulandığı bu sert dönemlerde bile, Ankara, Batı dünyasının diğer üyelerinden farklı niteliklere sahip olmuştur. Neredeyse tamamen Müslümanlardan oluşan nüfusu, güçlü devlet (ordu merkezli) geleneği ve kendisine siyasal özgü kültürüyle, Türkiye, 1950’de Avrupa Konseyi’ne ve 1952’de NATO'ya üye olmasına, 1999’da Avrupa Birliği’ne aday ülke ilan edilmesine ve 2005’te üyelik müzakerelerine resmen başlamasına karşın, bu farklı konumunu ilerleyen yıllarda da daima korumuştur. Türkiye’nin Batı ülkelerinden farklı olacak şekilde yüksek özgüveni ve büyüklük duyguları, köklü emperyal geleneğinden; yani şanlı Osmanlı geçmişi ve Müslüman halkların haklı davalarına (Filistin Sorunu vs.) sahip çıkma konusunda toplum ve devlet elitinin sahip olduğu sorumluluk duygusundan ileri gelmektedir. Neticede NATO’nun tek Müslüman çoğunluklu üyesi olan Türkiye, Batı dünyasının da evrensel olduğunu iddia ettiği değerler bağlamında önemli bir işleve sahip olmuş; ancak medeniyet farklılıkları ve farklılaşan ulusal çıkarlar nedeniyle siyasal krizler de Türkiye ile Batılı müttefikleri (ABD, Fransa, Almanya vs.) sıklıkla yaşanmıştır.
 

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2851 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 304
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Alman Marshall Fonu (GMF), “Eğer Çin Tayvan’a Saldırırsa” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, Tayvan meselesine “Pekin’in ödeyeceği bedel” üzerinden bakıyor. Raporun ayrıntılarına yakından bakalım.;

8. Türkiye- Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu; “Afrika Güvenlik Mimarisi ve Türkiye” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel İstanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir. ...;

“Dünya Savaşı”nı sadece birçok ülkenin katıldığı bir çatışma olarak tanımlamak zor. Bu aynı zamanda küresel güç hiyerarşisinin (patronun kim olduğunun) şiddet yoluyla değişmesi anlamına da geliyor. Tarih, bu değişim sancılarının nadiren kansız olduğunu gösteriyor.;

Maduro’ya yönelik şok edici bir operasyon icra eden Trump yönetimi “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi. Bu hamle ABD–Çin rekabetini Venezuela üzerinden yeniden tanımlayan tarihi bir kırılma. Aslında 2019’dan bu yana bölgede farklı bir denklem var. ABD'nin temel endişesi Çin’in Latin Amerika’daki k...;

2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG (Armenian International Policy Research Group) ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı temel ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan bölge ülkeleri arasında ekonomik işbirliği olası...;

John Maynard Keynes'in "(İyilik veya kötülük için tehlikeli olan çıkarlar değil, fikirlerdir)" şeklindeki ünlü özdeyişi, yaşadığımız dünyayı şekillendirmede politika yaklaşımlarının ve paradigmalarının rolü üzerine düşünürken özel bir öneme sahiptir. Ekonomik politika hakkındaki yeni fikirler yalnız...;

Donald Trump’ın Grönland’a dair son çıkışı, ilk bakışta kişisel bir takıntının yeniden gündeme gelmesi gibi görülebilir. Ancak bu kez söylem, önceki “satın alma” tartışmalarından farklı olarak açık bir ulusal güvenlik gerekçesi üzerine kurulmuştur. Trump, Grönland’ı Amerikan güvenliğinin ayrılmaz bi...;

Avrupa siyasal hafızası, yüzyıllardır kendisini dünyanın vicdanı olarak sunmayı başaran bir anlatının etrafında şekillendi. Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve modern değerler söylemi, II. Dünya Savaşı sonrası inşa edilen bu yeni Avrupa’nın hem moral hem politik sermayesini oluşturdu. Kıt...;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.