Çin’in İran Sınavı ve Jeopolitik Denge Arayışı

Makale

İsrail'in, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyesi olan İran'a yönelik ani saldırısı ve sonrasında İran'ın kuvvetli mukabelesi tam ölçekli bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşırken gözler İran'ın yanında durmaya özen gösteren Çin'e çevrilmiş durumda....

İsrail'in, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyesi olan İran'a yönelik ani saldırısı ve sonrasında İran'ın kuvvetli mukabelesi tam ölçekli bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşırken gözler İran'ın yanında durmaya özen gösteren Çin'e çevrilmiş durumda.

Çin'in Orta Doğu politikası: Enerji, ticaret, denge ve itidal

Çin'in Orta Doğu politikası enerji güvenliği ve kalkınma merkezli bir hat üzerinden ilerliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) İsrail'in güvenliğini ön planda tuttuğu yaklaşımın aksine Çin, bölgede ticaret üzerinden ilişkiler geliştirmeyi önceleyen bir tutuma sahip. Özetle Pekin, Orta Doğu'da ABD'den sonra dengeleyici bir aktör olmanın peşinde. Bu noktada, Pekin'in çatışma bölgelerinde düşük profil, düşük risk anlayışı çerçevesinde askeri angajmana girmediğini de not etmek gerekiyor.

Çin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Fu Cong, İran-İsrail çatışmalarının başlamasından hemen sonra İsrail'i kınadı. Pekin, saldırıların olası "ciddi sonuçları" konusunda uyarıda bulunarak İran'ın egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğünün ihlal edilmesine karşı çıktı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise Çinin "durumu yatıştırmak için yapıcı bir rol oynayabileceğini" duyurdu.

Çin, bu saldırının petrol arzını ve küresel enerji piyasalarını etkilemesinden ciddi şekilde endişeleniyor. Çin'in İran'dan petrol alımının Tahran'ın uğradığı yaptırımlara rağmen yılda 50 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. İran ile yaptığı 25 yıllık stratejik işbirliği anlaşmasına bağlı kalmak adına daha dikkatli davranmaya çalışan Çin açısından İran gerek BRICS gerekse ŞİÖ'de birer ortak ve stratejik bir dost. İran, Çin açısından Orta Doğu politikasını dikkatli bir şekilde sürdürebilmesi için temkini de elden bırakmaması gereken riskli bir siyasal aktör.

Kenar kuşakta kırılgan ittifak: Çin'in İran çıkmazı

İran açısından bakıldığında, doğuda güç kazanan ve Batı karşıtlığı temelinde şekillenen "çok kutuplu dünya" söyleminin büyük ölçüde retorik düzeyde kaldığı görülüyor. ABD ve İsrail'in sert güç hamlelerine karşı Çin ve Rusya'dan senkronize bir karşılık gelmemesi, İran'ın kendisini giderek daha yalnız hissetmesine ve stratejik vizyonunu reelpolitik zemine taşıyamamasına yol açıyor.

İran, Çin açısından sıradan bir ülke değil. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nde önemli bir konumda bulunan İran, Pekin açısından Orta Doğu'ya açılan bir kapı. Bu açıdan bakıldığında, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çok önemli stratejik noktalar. İran ile İsrail arasında topyekün bir savaşın Hürmüz Boğazı'nın kapanmasına, petrol akışının sekteye uğramasına yol açması durumunda Çin ekonomisi ciddi zarar görebilir. Dolayısıyla, İran'ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması "Çini çok rahatsız edecek" bir hamle olabilir.

Öte yandan İran, jeopolitik teorisyen Nicholas Spykman'ın işaret ettiği "kenar kuşak"ın tam ortasındaki kritik bir ülke. Spykman'ın teorisini kısaca hatırlarsak Avrasya'nın çevresi kontrol edilmeden, merkezin kontrolü de olanaksızdır. Bu yaklaşım özellikle Soğuk Savaş sırasında ABD'nin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) kenar kuşak üzerinden çevrelemesinin de temelini oluşturmuştur.

ABD, kenar kuşağı istikrarsızlaştırarak rakip güçlerin etki alanlarını sınırlamayı hedefleyen bir stratejik vizyonu tatbik ediyor. NATO genişlemesi, Hint-Pasifik stratejisi, Orta Doğu'daki üsler bu çerçevede değerlendirilebilir. Buna karşılık olarak Çin'in Kuşak-Yol Girişimi ile İran üzerinden Batı'ya açılma stratejisi, kenar kuşağın kontrolü meselesini ABD açısından sıkıntılı bir hale getiriyor.

İsrail'in İran'a saldırısı bir anlamda bu kuşakta meydana gelen "jeopolitik boşluğu" tahkim etmeye dönük gibi görünüyor. Bu, ABD açısından İsrail üzerinden maliyeti düşük dolaylı bir çevrelemeye de işaret ediyor. Günümüzde de ABD, yine bu kuşak üzerinden Çin ve Rusya'nın "sınırsız dostluğunu" çevreliyor. İran gibi kuşak üzerinde yer alan ülkelerin istikrarsızlaşması da Çin açısından stratejik bir kayba işaret ediyor. Bu nedenle İran'ın ayakta kalması, Çin açısından stratejik ve jeopolitik bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Öte yandan, Çin'in İsrail ile olan ekonomik ve teknolojik işbirliğini de bir not olarak kenara düşmekte fayda var. Dengelemenin nedeni de tam olarak bu ilişkiler olarak düşünülebilir.

Stratejik sabır Çin'i nereye sürüklüyor?

Ancak son beş yılda Çin'in oluşturduğu dengeler net biçimde İran eksenine doğru kaymış durumda. Özellikle 7 Ekim sonrası Gazze'de yaşanan soykırımda Çin'in İsrail'e yönelik söylemini sertleştirmesi ve Hamas delegasyonunu misafir etmesi dikkate değer hususlar olarak öne çıkıyor. Bu hamlelerle Çin'in soğuk kanlılıkla denge kurmaya çabalarken, ortaklıklarını canlı tutarak jeopolitik risklere ve çatışmaya bulaşmadan sorunu ötelemenin yollarını aradığı görülüyor.

BRICS ve ŞİÖ meselesine gelince bu çok taraflı yapılar henüz NATO benzeri bir güvenlik garantisi sunmuyor. İran, bu çerçevelerin siyasi meşruiyet sağladığını düşünebilir ama askeri anlamda yalnız olduğunun da farkında. Dolayısıyla, İran-İsrail krizi küresel ölçekte Çin'in ve çok kutuplu retoriğin sınandığı alanlardan biri haline dönüşmüş durumda.

Eğer İran rejimi ayakta kalır, İsrail'in saldırıları boşa düşerse, bu Pekin açısından sessiz bir kazanım olacaktır. Aksi senaryo ise yalnızca Tahran için değil, çok kutuplu retoriğin ve Çin'in ortakları ile olan ilişkilerinin meşruiyeti açısından bir kırılma yaratacaktır. İran-İsrail çatışması, Çin'in stratejik işbirliği anlayışını test eden bir an olarak tarihe geçiyor. Bu kriz, Batı'nın sert güçle müdahalesine karşılık, Doğu'nun "stratejik ve jeopolitik bir sabır" üzerinden yürüttüğü diplomasinin sınırlarını da ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, Çin'in jeopolitik denge üzerinden kurgulamaya çalıştığı çok kutuplu söylem İran sınavı ile karşı karşıya. Bu sınavın sonunda Çin etkili hamleler üretemezse İran üzerindeki yumuşak güç kapasitesini kaybedecektir. Çok kutupluluk söylemi yara alacak ve enerji tedarikinde yaşanacak sıkıntılar bir kırılganlık ortaya çıkaracaktır.

Öte yandan, Çin'in bu tarz krizlerde oynadığı arabulucu rolü de ciddi bir eleştiriye tabi tutulacaktır. Bu kapsamda Çin, Rusya ile birlikte İsrail'i ateşkese zorlayacak bir diplomatik inisiyatif geliştirmeye yönelebilir. (AA)

 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2851 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 304
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Alman Marshall Fonu (GMF), “Eğer Çin Tayvan’a Saldırırsa” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, Tayvan meselesine “Pekin’in ödeyeceği bedel” üzerinden bakıyor. Raporun ayrıntılarına yakından bakalım.;

1823 yılında Başkan James Monroe tarafından Amerikan Kongresi’ne sunulan ve daha sonra dış politika literatüründe “Monroe Doktrini” olarak anılan metin, o dönemde Batı Yarımküre’nin jeopolitik dönüşümünde belirleyici bir rol oynamıştır (Monroe, 1823). Başlangıçta Avrupa güçlerinin Amerika kıtasındak...;

“Dünya Savaşı”nı sadece birçok ülkenin katıldığı bir çatışma olarak tanımlamak zor. Bu aynı zamanda küresel güç hiyerarşisinin (patronun kim olduğunun) şiddet yoluyla değişmesi anlamına da geliyor. Tarih, bu değişim sancılarının nadiren kansız olduğunu gösteriyor.;

Maduro’ya yönelik şok edici bir operasyon icra eden Trump yönetimi “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi. Bu hamle ABD–Çin rekabetini Venezuela üzerinden yeniden tanımlayan tarihi bir kırılma. Aslında 2019’dan bu yana bölgede farklı bir denklem var. ABD'nin temel endişesi Çin’in Latin Amerika’daki k...;

ABD ve Çin savaşmak zorunda mı? Graham Allison, Destined for War kitabında korkutucu bir tarihsel örüntüyü önümüze koyuyor. Savaş kaçınılmaz değil ama tarih aksini söylüyor. ABD’li ünlü Profesör Graham T. Allison, 2017 yılında Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap? adlı k...;

Çin Sosyal Bilimler Akademisi (CASS) tarafından düzenlenen ve yaklaşık 50 Çinli akademisyenin katıldığı “2025 Almanya Durum Semineri”nde gündem, Almanya’nın durumu ve Avrupa’nın geleceğiydi. Çinli uzmanlara göre Alman toplumu bugün rasyonel düşünceden ziyade “korku” ile yönetilmektedir. Bu kapsamda ...;

John Maynard Keynes'in "(İyilik veya kötülük için tehlikeli olan çıkarlar değil, fikirlerdir)" şeklindeki ünlü özdeyişi, yaşadığımız dünyayı şekillendirmede politika yaklaşımlarının ve paradigmalarının rolü üzerine düşünürken özel bir öneme sahiptir. Ekonomik politika hakkındaki yeni fikirler yalnız...;

ABD Savaş Bakanlığı tarafından kongreye sunulan ve "Çin’in askeri gelişimini" (2025) içeren yıllık rapor yayınlandı: Temel tespit: "Pekin'in faaliyetleri; 2049 yılına kadar 'dünya standartlarında' bir orduya sahip olma yönündeki beyan edilmiş hırsıyla örtüşüyor." ;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

6. Dünya Türk Forumu (2023)

  • 2023
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - Pakistan Yuvarlak Masa Toplantısı

  • 06 Şub 2020 - 06 Şub 2020
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - Pakistan Yuvarlak Masa Toplantısı - 2

  • 10 Eki 2019 - 10 Eki 2019
  • TASAM Merkez Ofisi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...

Uzun yıllar boyunca Liberya meselesi, dünya gündemini meşgul eden bir konu olmuştur. Yaşanan İç Savaş boyunca sıklıkla çatışmalar ve ölümlerle anılan ülkenin günümüzde yeniden dirilme mücadelesi vermesi, diğer aktörler tarafından dikkatle izlenmektedir.

21. yüzyılın kuşkusuz en önemli paradigma değişimlerinden birini küreselleşme süreci oluşturuyor. Bu süreçle beraber siyasal, sosyal, ekonomik pek çok alanda köklü değişimler yaşandı, yeni yol ve yöntemler keşfedildi, eski yöntemler yeniden inşa edildi; sonuçta yepyeni bir anlayışla karşı karşıya ka...