Sudan’daki İç Savaş ve Uluslararası Toplum

Makale

1989 yılında askerî darbe ile iktidarı ele geçiren Ömer El Beşir, 2019 yılında bir başka askerî darbe ile devrilirken, bu süreçte birlikte hareket eden Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Güçleri (RSF) arasındaki görüş ayrılıkları, ülkeyi 15 Nisan 2023 tarihinde iç savaşa sürüklemiştir....

1989 yılında askerî darbe ile iktidarı ele geçiren Ömer El Beşir, 2019 yılında bir başka askerî darbe ile devrilirken, bu süreçte birlikte hareket eden Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Güçleri (RSF) arasındaki görüş ayrılıkları, ülkeyi 15 Nisan 2023 tarihinde iç savaşa sürüklemiştir.

İsyancı RSF, başkent Hartumdaki havalimanının ve başkanlık sarayının kontrolünü ele geçirirken, ülke genelinde çatışmalar şiddetlenmiştir. Yakın zamanda ise Sudan ordusu, Hartumun isyancılardan geri alındığını duyurmuştur. Hartumdan çekilen RSF, hâlihazırda Darfurun yanı sıra Orta Afrika Cumhuriyeti ve Güney Sudan sınırlarındaki belirli bölgeleri kontrol etmeye devam etmektedir.

Hartumdan çekilmesini yeniden konumlanmak amacıyla taktiksel bir karar olarak değerlendiren RSF, daha güçlü bir biçimde geri döneceğini duyurmuştur. SAF Komutanı El Burhan’ın da müzakerelere ve uzlaşmalara kapalı olduklarını açıklaması, iç savaşın ve insani krizlerin devam edeceğini göstermektedir. Nitekim RSFnin son günlerde Kuzey Darfurda artan saldırıları ve çok sayıda sivilin ölümü, bunu teyit etmektedir.

İki yıla yaklaşan iç savaştan en çok etkilenen kesim, âdeta çapraz ateşe maruz kalan sivillerdir. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 28 Mart 2025 tarihli basın bildirisinde, sivillerin korunması konusunda küresel başarısızlığa dikkat çekilirken, 12,9 milyon insanın evlerini terk ettiği, yaklaşık 4 milyon insanın mülteci olarak komşu ülkelerde zor koşullar altında yaşadığı belirtilmiştir.[1]

İç savaş sürecinde sivillere yönelik şiddeti içeren çok sayıda rapor bulunmaktadır. Etnik temelli toplu infazlar, sivilleri hedef alan hava saldırıları, hastanelere, ambulanslara ve yardım çalışanlarına yönelik saldırılar, kolera, sıtma ve dang humması salgınları, ilaç kıtlığı, açlık, kıtlık, cinsel şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklar, raporlarda sıklıkla yer verilen konulardır.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) tarafından hazırlanan 23 Ekim 2024 tarihli raporda, cinsel şiddete maruz kalan kurbanların çoğunluğunu 17 – 35 yaş arası kızların ve kadınların oluşturduğu, birinci elden kaynaklara göre, 8 yaşındaki kızların ve 75 yaşındaki kadınların cinsel şiddete maruz kaldıkları, vaka sayısı düşük olmakla birlikte erkeklerin de mağdurlar arasında bulundukları bildirilmektedir.[2]

Birleşmiş Milletler İnsani İşler ve Acil Durum Yardım Koordinatörü Yardımcısı Tom Fletcherin, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, "Bugün size katılmak üzere gelen ve bugün sizin tarafınızdan karşılanan dünyanın bir temsilcisi olarak, sizi koruyamadığımız için utanç duyuyorum ve diğer insanların yaptıklarından dolayı da onlardan utanıyorum" ifadelerini kullanmıştır.[3]

Sudandaki iç savaşın uzamasında, can kayıplarının artmasında ve sivillere yönelik şiddetin boyutlarında, göz ardı edilmemesi gereken en önemli detaylardan biri, şüphesiz uluslararası toplumun sorumluluğudur.

Şubat ayındaki 38. Zirvede Sudandaki iç savaşı dünyanın en kötü insani krizi olarak nitelendiren Afrika Birliği ile BMnin vasat bir rol oynadıkları süreçte, ABD ile Suudi Arabistan’ın öncülüğünde Ciddede ve Cenevrede gerçekleştirilen müzakerelerden somut hiçbir sonuç elde edilememiştir. Ayrıca Mısır, Çad, Libya ve Etiyopya gibi Afrika ülkelerinin arabuluculuk girişimleri de sonuçsuz kalmıştır.

Bahsi geçen arabuluculuk girişimlerine öncülük eden ve destek veren dış güçlerin Sudanda rekabet halinde olmaları, kendi ulusal çıkarlarını gözetmeleri ve tarafsız olmamaları, müzakerelerdeki başarısızlığın doğal bir sonucudur.
Rekabetin yoğun olduğu Afrika Boynuzunda ve Kızıldenizde stratejik bir konuma sahip olan Sudandaki iç savaşı finanse eden kaynakların başında ise altın gelmektedir.

Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Sudandaki iç savaşta dikkat çeken dış güçlerin başında gelmektedirler. Arabuluculuk rolüne soyunan Suudi Arabistan, Sudan Silahlı Kuvvetlerini, BAE ise isyancı RSFyi desteklemektedir. Sudan Silahlı Kuvvetlerine destek veren ülkeler arasında Mısır, İran, Türkiye, Katar ve Cezayirin de isimleri geçmektedir.

Sudan, BAEnin RSFye doğrudan destek vermek suretiyle soykırım, cinayet, tecavüz, zorla yerinden etme, kamu mallarına zarar verme ve insan hakları ihlallerine neden olduğunu, özellikle Batı Darfurdaki Masalit topluluğuna yönelik soykırımı desteklediğini gerekçe göstererek, geçtiğimiz ay Uluslararası Ceza Mahkemesinde dava açmıştır.[4]

İç savaş sürecini uzatan, can kayıplarını ve sivillere yönelik şiddeti arttıran bir diğer temel etken, dış güçler tarafından yapılan silah sevkiyatlarıdır. Uluslararası Af Örgütü’nün 25 Temmuz 2024 tarihli raporu, Sudana yönelik silah transferinin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Sudan Çatışmasını Destekleyen Yeni Silahlar“ başlıklı raporda; Çin, Rusya, Sırbistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Yemenden gönderilen silahlara atıfta bulunulmaktadır. Aynı raporda, Sudan Silahlı Kuvvetlerine malzeme tedarik eden Sarsılmaz Sanayinin yanı sıra Derya Arms, BRG Defence (Burgu Metal) ve Dağlıoğlu Silah gibi küçük ölçekli Türk şirketlerinin de ürettikleri silahları ve av tüfeklerini Sudana ihraç ettikleri bilgisine yer verilmektedir. [5]
Sudan’ın yer altı zenginliklerine yönelik rekabette BAE ile Mısır öne çıkarken[6], İstanbul merkezli Tahe Madencilik ile Sudan hükümetinin ortak girişimi olarak 2012 yılında kurulan Delgo Madencilik[7] adlı şirketin, Kuzey Sudandaki altın arama çalışmalarına ve bölgedeki bağlantılarına da yer verilmektedir.[8] Ayrıca yine El Beşir döneminde Sudan limanına bir deniz üssü inşa etmesi için davet edilen Rusyaya altın madenciliği konusunda çeşitli imtiyazların verildiği bilinmektedir. Rusyanın yakın geçmişte Wagneri de kullanarak Sudan’ın altın rezervlerini yağmaladığı görülmüştür.[9] Rusya, iç savaş sürecinde Sudan Silahlı Kuvvetlerini desteklerken, Wagner ise altın karşılığında Orta Afrika Cumhuriyeti üzerinden RSFye silah desteği sağlamaktadır. Bir başka ifadeyle, aynı anda her iki tarafa da silah satıldığı gözlemlenmektedir.

Uluslararası Af Örgütü’nün bir diğer araştırmasında ise BAE tarafından RSFye sağlanan zırhlı personel taşıyıcılarının, Fransız tasarımı ve üretimi olan gelişmiş savunma sistemlerini içerdiği belirtilmektedir.[10]

Sudana gönderilen silahların, 20 yıldır yürürlükte olan BM Güvenlik Konseyinin silah ambargosuna rağmen Darfurda da kullanılması, yaptırımların göz ardı edildiğinin açık bir göstergesidir.

Sudandaki iç savaşta, yabancı paralı askerlerin de varlığı tespit edilmiştir. Darfurdaki çatışmalarda öldürülen Kolombiyalılara ait kimlik bilgileri sosyal medyadan paylaşılırken, Sudan medyasının, Kolombiyalı haber sitesi La Silla Vacía tarafından yayımlanan araştırma raporuna dayandırdığı haberde, BAE bağlantılı en az 300 Kolombiyalı paralı askerin Sudanda bulunduğu belirtilmiştir.[11] Ayrıca yukarıda da değinildiği gibi Wagner tarafından Orta Afrika Cumhuriyeti üzerinden RSFye silah sevkiyatı yapılmaktadır.
İç savaş sürecinde tüm dünyaya, savaşan tarafları silahlandırmayın çağrısı yapan, arabuluculuk girişiminde bulunan, 7 Ocak 2025te Sudanda soykırımın tespit edildiğini duyuran[12], silah satıcılarına ve her iki tarafın liderlerine yaptırım kararları alan ABDnin BAEye yaklaşımı ise ayrı bir tartışma konusudur.

Bölgedeki çıkarları gereği diğer dış güçlerin politikalarını yakından takip eden ABD, BAEnin Sudan politikasına sessiz kalarak dengeleyici bir rol oynamaya çalışmaktadır. Konuya ilişkin dikkat çekici detaylardan biri, çok sayıda emekli Amerikalı askerî yetkilinin, BAE hükümeti için çalıştığı gerçeğidir.[13]

ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Sara Jacobs ile Senatör Chris Van Hollen ise 24 Ocak 2025 tarihinde BAEnin RSFye silah sağladığını ve bunun ABD'ye verilen güvencelerle doğrudan çeliştiğini duyurmuşlardır.[14]

Buna karşın, Amerikalı Büyükelçi Dorothy Shea, BM Güvenlik Konseyindeki 27 Ocak 2025 tarihli konuşmasında, ABDnin bu savaşta hiçbir tarafı desteklemediğini, savaşan her iki tarafın da Sudan'daki şiddetten ve acıdan sorumlu olduğunu ifade ederken, uluslararası topluma ise sorumluların hesap vermeleri ve yargılanmaları için iş birliği çağrısında bulunmuştur.[15]
Büyükelçi Sheanın her iki tarafa silah temin eden dış güçlere değinmemesi, ABDyi tarafsız olarak yansıtmaya çalışması, iç savaşta ve dahası soykırımda ciddi sorumlulukları bulunan uluslararası topluma yargılama konusunda iş birliği çağrısında bulunması, büyük bir çelişki oluşturmaktadır.

Öte yandan, silah transferinde komşu ülkelerin kullanılması ve izlenen politikalar, bölgesel dinamikler üzerinde de olumsuz bir etki yaratmaktadır. BAEnin Libya, Güney Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Uganda, Ruanda ve Kenya üzerinden RSFye silah desteği sağlaması, Sudanda çıkarılan altınların bir bölümünün komşu Mısıra, bir bölümünün Orta Afrika Cumhuriyeti üzerinden Rusyaya, diğer bir bölümün ise Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti, Uganda, Eritre ve Güney Sudan üzerinden BAEye gitmesi, Sudan’ın Güney Sudan’ı, BAE tarafından Doğu Aweil'de sahra hastanesi görünümü altında bir "saldırı üssü" kurulmasına izin vermekle suçlaması, RSFye silah desteği verdiği gerekçesiyle Çaddaki N'Djamena ve Amdjarass havalimanlarını meşru hedefler olarak göstermesi, Kenyanın 22 Şubat 2025 tarihinde RSF tarafından kontrol edilen bölgelerde paralel hükümet“ kurmayı amaçlayan siyasi konferansa ev sahipliği yapması, Sudan’ın sınır komşuları olan Güney Sudan, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya, Mısır, Etiyopya ve Eritrenin milyonlarca Sudanlı mültecinin akınına uğraması, iç savaşın bölgeye yansımalarıdır.

Sudanda bölünmenin çözüm olmadığı gerçeği, 2011 yılında Güney Sudan’ın bağımsızlığının ardından net bir şekilde görülmesine karşın, tarihten ders alınamadığı gözlemlenmektedir.

Özellikle Batılı ülkeler tarafından desteklenen 9 Ocak 2011 tarihli referandumda 3,8 milyondan fazla Güney Sudanlının oy kullandığı ve %98,83’ünün bağımsızlığı desteklediği[16] petrol zengini Güney Sudan’ın kısa sürede iç savaşa sürüklendiği, hâlen hafızalardadır.

2018 yılında imzalanan barış anlaşmasına rağmen sivillere yönelik şiddetin devam etmesi, bağımsızlıktan bu yana yapılamayan ve sürekli olarak ertelenen ulusal seçimler, yakın zamanda Başkan Yardımcısı Riek Machara yönelik ev hapsi kararı, yeni bir iç savaşın uzak olmadığını göstermektedir.

Uzun yıllardır Darfur, Güney Kordofan ve Mavi Nilde büyük krizler yaşayan Sudan, ülke geneline yayılan iç savaşın da etkisiyle yeni bölünmelere açıktır.

Sudandaki iç savaştan kazanımlar elde eden ise dış güçlerdir. Nitekim dış güçlerin, Sudan ve Güney Sudan örneklerinde görüldüğü gibi Afrikaya yaklaşımları, uluslararası toplum hakkında da genel bir fikir vermektedir.
 
 
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2860 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1156
TASAM Avrupa 23 663
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Güvenlik, askeri ilişkiler, istihbarat gibi kavramlar 21. Yüzyılda hızla anlam değişimine uğramıştır. Devletlerin egemenliği, caydırıcılık gibi kavramlar ise komplike, çok katmanlı ve aktörlü hale gelen kavramlar olarak ortaya çıkmıştır. Artık güvenlik kavramı anlam değişimine ve genişlemesine uğr...;

Dijital teknolojilerin ve çevrimiçi sistemlerin hızla benimsenmesiyle giderek daha fazla birbirine bağlı hale gelen bir dünyada, siber güvenliğin kritik rolü abartılamaz. Toplumlar, ekonomik büyümeyi artırmak, kamu hizmetlerini geliştirmek ve yaşam kalitesini iyileştirmek için teknolojinin gücünden ...;

İnsanlık, sadece hayatta kalmak için değil, aynı zamanda gelişmek için de her zaman doğanın cömertliğine güvenmiştir. İlk uygarlıklar, hasatları için mevsimsel yağmurlara ve verimli topraklara bağlı olarak nehirlerin yakınlarına yerleşmişlerdir. Vahşi hayvanları evcilleştirmiş, bitkileri giyim için ...;

21. yüzyıl, Afrika ülkelerinin emsallerine yetişmek için büyük bir atılımına tanık olacak mı? Yoksa kıta genel olarak diğer bölgelerin gerisinde kalmaya devam mı edecek? Dünya Bankası'nın 2000 yılında yayınladığı "Afrika 21. Yüzyılı Ele Geçirebilir mi?" başlıklı önemli rapor, Afrika'nın yeni yüzyılı...;

21. yüzyıl, Afrika ülkelerinin emsallerine yetişmek için büyük bir atılımına tanık olacak mı? Yoksa kıta genel olarak diğer bölgelerin gerisinde kalmaya devam mı edecek? Dünya Bankası'nın 2000 yılında yayınladığı "Afrika 21. Yüzyılı Ele Geçirebilir mi?" başlıklı önemli rapor, Afrika'nın yeni yüzyılı...;

ABD'nin kısa süre önce yayınladığı "Ulusal Savunma Strateji Belgesine" göre 'ABD, bu dünyanın şimdiye kadar gördüğü en güçlü orduya sahip'. Ancak böyle bir güce sahip olsa da ABD, bitmek bilmeyen savaşlar ve ulus inşasına varan çabalardan bıkmış durumda. Belgede bu açıkça vurgulanırken bunun bir ...;

Bu makale, jeostratejik güvenlik ve iklim emperyalizmi çerçevesinde su kaynaklarının küresel ekonomi-politikasını incelemeyi, tarihsel materyalist bir perspektifle kapitalizmin doğa ile toplum arasındaki ilişkileri nasıl yapılandırdığını ve bu ilişkilerde ortaya çıkan tahakküm biçimlerini tartışmayı...;

Pakistan'ın kırsal kesimindeki bir tarlada, Çin'in eğitim alanındaki genişlemesinin meyveleri olgunlaşıyor. Faysalabad'da ziraat mühendisi olan Waqas Ahmad, akıllı telefonundaki bir uygulamayı kontrol ediyor. Bu uygulama, uydu verilerini kullanarak tarlalarının sağlığını izliyor ve hangi alanları...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.

Uzun yıllar boyunca Liberya meselesi, dünya gündemini meşgul eden bir konu olmuştur. Yaşanan İç Savaş boyunca sıklıkla çatışmalar ve ölümlerle anılan ülkenin günümüzde yeniden dirilme mücadelesi vermesi, diğer aktörler tarafından dikkatle izlenmektedir.

Afrika’nın batısında bulunan Benin Cumhuriyeti, kuzey batıda Burkina Faso Cumhuriyeti, kuzey doğuda Nijer, doğuda Nijerya, batıda ise Togo ile komşudur. Benin’in bu 4 ülkeyle toplam 1989 km sınırı vardır. Bu sınırlardan en uzunu Nijerya ile olan 773 km’lik sınırdır.

56.785 km²’lik yüzölçümüne sahip olan Togo Cumhuriyeti, Batı Afrika’nın orta - güney kıyısında yer alır. Togo Cumhuriyeti’nin doğusunda Benin Cumhuriyeti, kuzeyinde Burkina Faso, batısında ise Gana yer alır. Togo’nun, Benin Körfezi’ne, bir diğer şekliyle belirtmek gerekirse Atlas Okyanusu’na da kıyı...

Gana Cumhuriyeti, doğusunda Togo Cumhuriyeti, batısında Fildişi Sahilleri, kuzeyinde Burkina Faso ve güneyinde Atlas Okyanusu ile Afrika’nın batısında yer alır. 238.537 km²’lik yüzölçümüne sahip olan Gana’nın, komşularıyla 2.094 km’lik kara sınırı vardır. Gana’nın; Togo ile 877 km, Fildişi Sahilleri...