Duterte Gitti, Trump Döndü: Filipinler-ABD İlişkileri Düzelecek mi?

Makale

Filipinler ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler, Soğuk Savaş dönemine dek uzanan uzun bir müttefiklik geçmişine sahip olsa da özellikle son yıllarda çalkantılı bir dönemden geçmiştir. Rodrigo Duterte’nin 2016-2022 arasındaki başkanlık sürecinde, Filipinler dış politikada geleneksel ABD ekseninden uzaklaşma sinyalleri vermiş; Çin ve Rusya gibi farklı güçlerle yakınlaşma arayışına yönelmiştir....

Giriş

Filipinler ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler, Soğuk Savaş dönemine dek uzanan uzun bir müttefiklik geçmişine sahip olsa da özellikle son yıllarda çalkantılı bir dönemden geçmiştir. Rodrigo Dutertenin 2016-2022 arasındaki başkanlık sürecinde, Filipinler dış politikada geleneksel ABD ekseninden uzaklaşma sinyalleri vermiş; Çin ve Rusya gibi farklı güçlerle yakınlaşma arayışına yönelmiştir. Dutertenin insan hakları ve uyuşturucuyla mücadele politikaları konusundaki sert tutumu ve ABDye yönelik eleştirel tavrı, iki ülke arasındaki askeri ve diplomatik ilişkilerin gerilmesine neden olmuştur.

Ancak 2022 yılında Ferdinand Bongbong“ Marcos Jr.’ın devlet başkanı seçilmesi, Filipinler-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına yol açmıştır. Marcos Jr., selefinin aksine ABD ile geleneksel ittifakı canlandırmayı ve iki ülke arasındaki işbirliğini derinleştirmeyi hedefleyen adımlar atmıştır. Bu süreçte, hem savunma hem de ekonomi ve teknoloji alanlarında çeşitli anlaşmalar ve projeler gündeme gelmiştir. Öte yandan, Donald Trump’ın 2024 ABD Başkanlık seçimlerini yeniden kazanmasıyla birlikte, Washington yönetiminin dış politika yaklaşımının nasıl şekilleneceği ve Filipinler başta olmak üzere Asya-Pasifikteki müttefiklerin güvenlik beklentilerini nasıl etkileyeceği merak konusudur.

Bu makalede, Duterte yönetimiyle yükselen gerilimlerden Marcos Jr. dönemine uzanan iyileşme çabaları ve Trump’ın ikinci döneminde Filipinler-ABD ilişkilerinin geleceğine dair öngörüler ele alınacaktır. Aynı zamanda, Güney Çin Denizinde artan Çin varlığının bölgesel güvenlik dinamikleri üzerindeki etkisi ve Filipinlerin jeostratejik konumunun ABD ile ilişkiler açısından ne anlama geldiği üzerinde durulacaktır.

Duterte Dönemi: ABD ile Gerilimli İlişkiler

Rodrigo Duterte'nin 2016-2022 yılları arasındaki başkanlık dönemi, Filipinler'in dış politikasında belirgin bir değişime sahne olmuştur. Duterte, geleneksel müttefik ABD ile ilişkilerde gerilimli bir süreç yaşamış ve ülkesinin dış politikasını Çin ve Rusya gibi alternatif güçlere yönlendirme çabası içine girmiştir (Talamayan, 2022; Hendler, 2018).

Duterte'nin göreve başlamasının hemen ardından, ABD ile ilişkilerde ilk gerilimler ortaya çıkmıştır. Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın, Duterte'nin uyuşturucu ile mücadele politikalarındaki insan hakları ihlallerine yönelik eleştirileri, iki lider arasında diplomatik bir krize yol açmıştır. Duterte'nin Obama'ya yönelik hakaret içeren ifadeleri, Laos'ta düzenlenen 2016 ASEAN Zirvesi'nde planlanan ikili görüşmenin iptal edilmesine neden olmuştur (BBC Türkçe, 2016).

Duterte, ABD ile olan askeri işbirliğini de sorgulamış ve bazı adımlar atmıştır. Eylül 2016'da, Mindanao'daki ABD özel kuvvetlerinin bölgeden ayrılmasını talep etmiş ve ABD ile ortak askeri tatbikatların sona erdirileceğini açıklamıştır (Mogato, 2016). Bu kararlar, iki ülke arasındaki uzun süreli askeri işbirliğini zayıflatmıştır.

Duterte, ABD ile ilişkilerde yaşanan gerilimler sırasında, Çin ve Rusya ile yakınlaşma politikası izlemiştir. Bu dönemde, Çin ile ekonomik ve askeri işbirliği anlaşmaları imzalanmış, Rusya ile de savunma alanında ortaklıklar geliştirilmiştir. Bu stratejik yönelim, Filipinler'in dış politikasında önemli bir değişimi göstermektedir (Talamayan, 2022).

Şubat 2020'de, Duterte yönetimi, ABD ile 1999 yılında imzalanan Visiting Forces Agreement'ı (VFA) feshetme kararı almıştır. Bu anlaşma, ABD askerlerinin Filipinler'de bulunmasını ve ortak tatbikatlar yapılmasını düzenlemekteydi. Ancak, Haziran 2020'de bu karar askıya alınmış ve Temmuz 2021'de tamamen iptal edilmiştir (Galang, 2020; Wong, 2021). Bu süreç, iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin geleceğine dair belirsizlikler yaratmıştır .

Duterte'nin başkanlık dönemi, Filipinler-ABD ilişkilerinde önemli gerilimlere ve değişimlere sahne olmuştur. İnsan hakları konusundaki eleştiriler, askeri işbirliğinin sorgulanması ve Çin ile yakınlaşma politikaları, iki ülke arasındaki geleneksel ittifakı zayıflatmıştır. Bu dönemde yaşanan gelişmeler, Filipinler'in dış politikasında yeni dengelerin oluşmasına neden olmuştur.

Marcos Jr. Dönemi: İlişkilerde Yeniden Yakınlaşma

Ferdinand "Bongbong" Marcos Jr.'ın 2022 yılında Filipinler Devlet Başkanı olarak göreve başlamasıyla birlikte, Filipinler-ABD ilişkilerinde belirgin bir iyileşme ve yakınlaşma süreci gözlemlenmiştir. Marcos Jr., selefi Rodrigo Duterte'nin aksine, ABD ile stratejik ortaklığı güçlendirmeye yönelik adımlar atmış ve iki ülke arasındaki işbirliğini çeşitli alanlarda derinleştirmiştir. (The Straits Times, 2023; Poling, 2022; Arugay & Storey, 2023).

Marcos Jr. yönetimi, ABD ile askeri iş birliğini yeniden canlandırmış ve genişletmiştir. 2023 yılında, Genişletilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması (EDCA) kapsamında, ABD'nin Filipinler'deki askeri üs sayısı beşten dokuza çıkarılmıştır. Yeni belirlenen üsler arasında Cagayan eyaletindeki Camilo Osias Deniz Üssü ve Lal-lo Hava Üssü, Isabela eyaletindeki Camp Melchor Dela Cruz ve Palawan'daki Balabac bulunmaktadır (Çebi, 2024). Ayrıca, 2023 yılında ABD ve Filipinler, Tayvan Boğazı'na yakın sularda şimdiye kadarki en büyük ortak askeri tatbikatlarını gerçekleştirmiştir. "Balikatan" adı verilen bu tatbikata 12.200 ABD askeri ve 5.400 Filipinli asker katılmıştır (Alaca, 2023).

Marcos Jr. yönetimi, ABD ile ekonomik ve teknolojik işbirliğini de geliştirmeye önem vermiştir. 2022 yılında, ABD'li özel sermaye şirketi Cerberus Capital Management, Subic Körfezi'ndeki eski Hanjin tersanesini satın almış ve bu tesisin yeniden canlandırılması için adımlar atılmıştır (The Maritime Executive, 2022; Cahiles-Magkilat, 2022).

Ayrıca, ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in 2022 yılında Filipinler'e yaptığı ziyarette, yenilenebilir enerji, kritik minerallerin tedariki, kadın hakları ve eğitim, halk sağlığı ve nükleer enerji planlaması gibi konularda işbirliğinin artırılması yönünde anlaşmalar yapılmıştır (Altun, 2022). Bu anlaşmalar, iki ülke arasındaki ekonomik ve teknolojik bağların güçlendirilmesine katkı sağlamıştır.

Güney Çin Denizi'nde artan Çin etkisine karşı, Marcos Jr. yönetimi ABD ile stratejik iş birliğini artırmıştır. 2024 yılında, ABD, Japonya ve Filipinler liderleri Washington'da bir araya gelerek bölgesel güvenlik konularını ele almış ve ortak devriyeler düzenleme kararı almıştır (Çebi, 2024).

ney Çin Denizi ve Bölgesel Dinamikler

Güney Çin Denizi, Asya-Pasifik bölgesinin jeopolitik ve jeoekonomik açıdan en kritik alanlarından biridir. Yaklaşık 3,5 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplayan bu deniz, zengin doğal kaynakları, stratejik deniz yolları ve egemenlik iddiaları nedeniyle bölgesel ve küresel güçlerin ilgisini çekmektedir (Yerlikaya, 2022). Bu bağlamda, Filipinler-ABD ilişkileri, Güney Çin Denizi'ndeki dinamiklerden doğrudan etkilenmektedir.

Güney Çin Denizi'nde egemenlik iddiaları, başta Çin, Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan olmak üzere birçok ülke tarafından ileri sürülmektedir. Bu iddialar, özellikle Spratly ve Paracel Adaları gibi bölgelerde yoğunlaşmaktadır. Çin, "Dokuz Çizgi Hattı" olarak bilinen ve denizin büyük bir kısmını kapsayan tarihsel bir hak iddiasında bulunmaktadır. Bu durum, diğer kıyıdaş ülkelerle ciddi anlaşmazlıklara yol açmaktadır (Calilov, 2024). Çin, 2014 yılından itibaren Spratly Adaları'nda yaklaşık 3000 hektarlık alanı kapsayan yedi resif üzerinde arazi ıslah çalışmaları yapmış ve bu bölgelerde üç havaalanı inşa etmiştir (BBC News: 2015). Bu adımlar, Çin'in bölgedeki askeri varlığını güçlendirme çabası olarak değerlendirilmekte ve bölgedeki diğer ülkeler tarafından endişeyle karşılanmaktadır.

Filipinler, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddialarına karşı uluslararası hukuku kullanarak itirazlarda bulunmuştur. 2016 yılında, Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Çin'in tarihsel hak iddialarının yasal bir temeli olmadığına hükmetmiştir. Ancak Çin, bu kararı tanımadığını belirtmiş ve bölgedeki faaliyetlerine devam etmiştir (Aytekin, 2024).

ABD, Güney Çin Denizi'nde seyrüsefer serbestisini koruma ve müttefiklerinin güvenliğini sağlama amacıyla bölgedeki askeri varlığını sürdürmektedir. Filipinler ile ABD arasındaki askeri işbirliği, 1951 tarihli Karşılıklı Savunma Anlaşması ve 2014 tarihli Gelişmiş Savunma İşbirliği Anlaşması (EDCA) ile güçlendirilmiştir (Galang, 2024). 2023 yılında, EDCA kapsamında ABD'nin Filipinler'deki askeri üs sayısı beşten dokuza çıkarılmıştır. Bu yeni üsler, stratejik konumlarıyla dikkat çekmektedir; örneğin, Cagayan ve Isabela'daki üsler Tayvan'a yakınlığıyla, Palawan'daki üs ise Spratly Adaları'na yakınlığıyla öne çıkmaktadır (Lema, 2023).

Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler, bölgesel güvenlik mimarisini etkilemekte ve çok taraflı işbirliği girişimlerini tetiklemektedir. ASEAN ülkeleri, bölgedeki istikrarı korumak için diplomatik çabalarını sürdürmekte, ancak Çin'in artan askeri faaliyetleri karşısında endişelerini dile getirmektedirler. Bu bağlamda, Filipinler'in ABD ile askeri işbirliğini derinleştirmesi, bölgedeki güç dengelerini etkilemekte ve diğer bölge ülkelerinin de benzer adımlar atmasına zemin hazırlamaktadır (Çebi, 2024).

Güney Çin Denizi, zengin doğal kaynakları ve stratejik önemi nedeniyle bölgesel ve küresel güçlerin rekabetine sahne olmaktadır. Çin'in genişleyen askeri varlığı ve egemenlik iddiaları, bölgedeki diğer ülkelerin güvenlik endişelerini artırmakta ve ABD gibi dış aktörlerin müdahil olmasına yol açmaktadır. Bu dinamikler, Filipinler-ABD ilişkilerini derinleştirmekte ve bölgedeki güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmektedir.
 

Trump Dönemi: ABD-Filipinler İlişkilerinin Geleceğine Dair Öngörüler

Donald Trump'ın 2024 yılında yeniden ABD Başkanı seçilmesi, Asya-Pasifik bölgesindeki müttefikler arasında çeşitli endişelere yol açmıştır . Trump'ın önceki başkanlık döneminde izlediği izolasyonist politikalar ve çok taraflı anlaşmalardan çekilme eğilimi, bölgedeki ülkelerin ABD'nin güvenlik taahhütlerine dair soru işaretleri doğurmuştur (Kauffmann, 2024). Özellikle, Trump'ın ittifaklardan ziyade ikili ilişkilere önem veren dış politika yaklaşımı, müttefik ülkelerin kendi savunma kapasitelerini artırma yönünde adımlar atmasına neden olmuştur (Atalan, 2024).

Bununla birlikte, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki artan etkisine karşı ABD'nin askeri varlığını sürdürmesi beklenmektedir. Filipinler'in Washington Büyükelçisi Jose Manuel Romualdez, Trump yönetiminin Filipinler ile olan savunma anlaşmalarını koruyacağını ve Çin'e karşı dengeleyici bir rol oynayacağını belirtmiştir (Lema, 2024).
Trump'ın "Önce Amerika" politikası çerçevesinde, ABD'nin Asya'daki müttefiklerinden savunma harcamalarını artırmaları yönünde taleplerde bulunması muhtemeldir. Bu durum, Filipinler'in savunma bütçesini artırma ve askeri kapasitesini güçlendirme yönünde baskı oluşturabilir.

Sonuç olarak, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde ABD-Filipinler ilişkilerinin, güvenlik ve ekonomik alanlarda yeni dinamikler kazanması beklenmektedir. Filipinler, ABD'nin bölgedeki stratejik çıkarları doğrultusunda önemli bir müttefik olmaya devam edecek, ancak bu ilişkinin doğası, Trump'ın dış politika tercihleri ve bölgesel gelişmelere bağlı olarak evrilecektir.

Sonuç

Filipinler-ABD ilişkileri, Duterte döneminde yaşanan gerilimli süreçle sarsılmış olsa da Marcos Jr.’ın iktidara gelmesiyle birlikte yeniden canlanma eğilimi göstermiştir. Dutertenin insan hakları ve uyuşturucuyla mücadele politikalarında ABD ile karşı karşıya gelmesi, Filipinlerin diplomatik eksenini Çin ve Rusyaya doğru kaydırmasına zemin hazırlamış; ancak bu yönelimin orta ve uzun vadede özellikle savunma alanında bazı handikaplar yarattığı görülmüştür. Marcos Jr.’ın daha geleneksel bir yaklaşıma dönmesi ve Amerika ile stratejik ortaklığı yeniden güçlendirmesi, Filipinlerin Güney Çin Denizi başta olmak üzere bölgesel güç dengeleri karşısında elini rahatlatan bir faktör hâline gelmiştir.

Bununla birlikte, Trump’ın 2024 seçimlerini kazanmasıyla birlikte ABD dış politikasının alacağı yön, Filipinlerin stratejik hesaplamalarını yeniden şekillendirebilir. Trump yönetiminin önceki dönemde ittifaklar yerine ikili anlaşmalara ağırlık veren ve Asya-Pasifik müttefiklerinden daha fazla savunma harcaması talep eden politikası, Filipinler-ABD ilişkilerinde yeni zorlukları beraberinde getirebilir. Öte yandan Çinin Güney Çin Denizindeki nüfuzunu artırmaya yönelik hamleleri de Filipinlerin, ABD ile yakınlığını güvenlik çerçevesinde pekiştirmeye iten önemli bir itici faktör olmaya devam edecektir.

Bu koşullar altında Filipinler, bir yandan ABD ile stratejik ittifakını sürdürürken diğer yandan bölgesel çoklu denklemde kendi manevra alanını genişletmek isteyebilir. Bu strateji, Manilanın Çin ve diğer yükselen bölgesel aktörlerle ilişkilerini tamamen kesmeden yürütmek zorunda kaldığı hassas bir denge gerektirmektedir. Dolayısıyla Washington ile ilişkilerdeki gelişme hızını, Manilanın iç siyasi dinamikleri kadar ABDnin küresel ve bölgesel jeopolitik öncelikleri de belirleyecektir.

Güney Çin Denizinde yaşanan gerilimler ve ABDnin Asyadaki güvenlik taahhütlerini nasıl yorumlayacağı, Filipinlerin gelecekte dış politikada hangi yönelimleri benimseyeceğinde tayin edici olmaya devam edecektir. Bu açıdan Filipinlerin özellikle savunma ve ekonomi alanlarında ABD ile güçlenen işbirliği, hem Marcos Jr. yönetiminin Çin karşısında elini sağlamlaştıracak hem de Trump’ın ikinci döneminde ABDnin bölgedeki varlığını muhafaza etmesi durumunda Filipinlerin kritik bir müttefik olarak konumunu korumasına yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, eğer Trump yönetimi çok taraflı yapılardan ziyade dar kapsamlı ikili mutabakatları veya daha katı talep ve koşulları benimserse, Filipinlerin jeostratejik konumdan faydalanmak adına belli oranda bağımsız hareket etme arayışına girmesi de mümkündür.

Sonuç itibariyle, Filipinler-ABD ilişkilerinin yeniden ivme kazanması, tarihsel bağların ve bölgesel güvenlik kaygılarının bir tezahürüdür. Ancak bu ilişkinin seyrinin, hem Manilanın ihtiyaçları hem de Washington yönetiminin öncelikleri doğrultusunda sürekli olarak yeniden tanımlanacağı açıktır. Güney Çin Denizinde artan Çin etkisi ve Trump yönetiminin ikinci dönem dış politika yaklaşımı, bu yeniden tanımlama sürecinin en önemli belirleyicileri olmaya aday görünmektedir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2859 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1156
TASAM Avrupa 23 663
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 307
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Şu acımasız dünyanın kendi kısa vadeli, bencil çıkarları uğruna en acımasız savaşları bile başlatmaktan çekinmeyen liderleri, bugünün gerçekleriyle yüzleşmek yerine, arkasına sığındıkları tarihi bahanelerle halklarının aklını çekiyor, onları yönlendirerek, felaketlere sürüklüyor.;

Bu makale, jeostratejik güvenlik ve iklim emperyalizmi çerçevesinde su kaynaklarının küresel ekonomi-politikasını incelemeyi, tarihsel materyalist bir perspektifle kapitalizmin doğa ile toplum arasındaki ilişkileri nasıl yapılandırdığını ve bu ilişkilerde ortaya çıkan tahakküm biçimlerini tartışmayı...;

Pakistan'ın kırsal kesimindeki bir tarlada, Çin'in eğitim alanındaki genişlemesinin meyveleri olgunlaşıyor. Faysalabad'da ziraat mühendisi olan Waqas Ahmad, akıllı telefonundaki bir uygulamayı kontrol ediyor. Bu uygulama, uydu verilerini kullanarak tarlalarının sağlığını izliyor ve hangi alanları...;

Pakistan'ın kırsal kesimindeki bir tarlada, Çin'in eğitim alanındaki genişlemesinin meyveleri olgunlaşıyor. Faysalabad'da ziraat mühendisi olan Waqas Ahmad, akıllı telefonundaki bir uygulamayı kontrol ediyor. Bu uygulama, uydu verilerini kullanarak tarlalarının sağlığını izliyor ve hangi alanları...;

Pakistan'ın kırsal kesimindeki bir tarlada, Çin'in eğitim alanındaki genişlemesinin meyveleri olgunlaşıyor. Faysalabad'da ziraat mühendisi olan Waqas Ahmad, akıllı telefonundaki bir uygulamayı kontrol ediyor. Bu uygulama, uydu verilerini kullanarak tarlalarının sağlığını izliyor ve hangi alanları...;

Ukrayna ve Gazze’de ne oldu ise İran’da da aynısı olacak. Hedefi daha doğrulukla tespit eden ve isabetle vuran yani Batının teknolojisi kazanacak çünkü karşısında daha iyisi yok. Yapay zekâ algoritmaları her coğrafyada herhangi bir yaşam, hareket, vücut ısısı, telsiz sinyal, arıyor ve sonra istendiğ...;

Amerika'nın denizdeki gücü organik, doğuştan gelen veya kolayca tahmin edilebilen bir şey değil; bu da ABD Donanması'nın inişli çıkışlı kaderinin makul bir gelişim kılıyor. Özetle, doktora tezimde ve yakında yayınlanacak kitabımda ele aldığım bazı argümanları yeniden gözden geçiriyorum:;

Orta Doğu’da su güvenliği artık geleneksel sınırlarını aşarak yalnızca sektörel altyapı odaklı bir mesele olmaktan çıkmıştır. Günümüzde su güvenliği; iklim değişikliği, demografik dönüşümler, hızlı kentleşme ve jeopolitik parçalanmanın birleşen baskıları tarafından şekillenen karmaşık bir yönetişim ...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

1. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir. Değişimin çok hızlı ve ola...

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.