Giriş
Hegemonya küresel düzene hakim olmak için uzaktan kontrol ile rıza üretmeye (kendi çubuğunu izleyecek rejimler oluşturmaya) dayanır. Emperyalizm ise yayılmacılık, başka ülkelerinin topraklarını işgal ederek, el koymaya dayalı diğer bir sömürü düzenidir. Çin’in 1949 yılında Doğu Türkistan, Mançurya, İç Moğolistan’ı ilhak etmesi ve hala Güney Çin Denizi’nde başka ülkelerin egemenlik haklarını yok sayması ve Tayvan’ı işgal niyeti emperyalist bir ülke olduğunu gösterir. Rusya da Ukrayna’nın doğusunu işgal ve Kırım’ı ilhak ederek, Çarlık döneminden beri devam eden emperyalist politikalarına devam niyetindedir. Sırada Ukrayna’nın tamamı, Moldova, Polonya ya da Baltık ülkeleri olabilir. Bunun için bir süre barış gösterisi yaparak toparlandıktan sonra tıpkı Amerikalıların çıkarıları gibi Rusların da çıkarlarının olmasını meşruiyet gerekçesi olarak göstereceklerdir. Özetle, hegemonya dünyasından tekrar anarşi dönemine, büyük balığın küçüğü yuttuğu, uluslararası hukukun tamamen rafa kalktığı bir emperyalizm dönemine giriyoruz. Bunların hepsine narsist bir bunak olan Trump, çok kısa sürede katalizör oldu. Trump’ın sanki savaşın galibi gibi Ruslara Ukrayna’yı teslim etme niyeti, dünya düzeni için bir dönüm noktası olabilir.
Trump’ın politikaları bir gecede ortaya çıkmadı. 2016 yılında, ilk başkanlık gününden beri Trump’ın başını ağrıtan en önemli konu Ruslarla olan ilişkileriydi. Bugün Ukrayna konusunda Putin ile çok çabuk anlaşmaya kalksa da, eski ilişkileri Trump için derin bir yara olmaya devam ediyor. Trump, Ukrayna başkanı Zelensky’den Ukrayna enerji şirketi ve Biden’ın oğlu arasındaki ödemeler konusunda bilgi istediği için vatan haini suçlaması ile yargılama da yaşadı. Ukrayna’yı işgal etmek gibi maliyetli bir karar alarak Batının tuzağına düşen Ruslar, savaşın başladığı 24 Şubat 2022’den beri, Şubat 2025 itibarı ile yaklaşık 863.000 asker kaybettiler1 ve Rus ordusunun en az %80’i imha oldu. Batının niyeti zaten askeri olarak Rus Silahlı Kuvvetlerini yok etmek, siyasi olarak ise bir kaç parçaya bölmek ama mutlaka rejimi en azından Putin’i değiştirmekti. Ve bu noktaya çok yaklaşılmışken Putin'in bu işten paçayı sıyırması ve birden başarılı gibi algılanması muhtemel görünüyor. Eğer bu gerçekleşirse, 2025 gerçekten de kilit bir yıl olarak hatırlanacak; dünya tarihinin değiştiği ve hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmadığı bir yıl olacak.
Trump Ukrayna savaşını Paskalya’ya kadar bitirmek ve Kremlin’de şampanya patlatmak istiyor2. Trump’ın yaptığı tüm işler Rusya’nın işine yarıyor;
- Ukrayna için Batının verdiği tüm mücadeleye rağmen, bitmek üzere olan Putin ile
anlaşma yaparak, Rusya’yı bölünmekten kurtarıyor.
- Avrupa Birliği ve NATO’yu dışlayarak, Rusya karşısında yalnız bırakıyor.
- ABD’nin hegemonya hevesine son vererek, kıta içinde dönmesi ile Rusya ve Çin’in önünü açıyor.
- ABD değerleri ve kurumlarını çökerterek, toplumu kutuplaştırarak Çin ve Rus etkisine
karşı hassas hale getiriyor.
Bunları ancak Rusya hesabına çalışan biri yapabilirdi ve Trump’ın Rusya ile ilişkisini “Rus İstihbaratı3“ başlıklı kitabımda anlatmıştım. Aşağıda, kitapta yer alan ve bu ilişkiye yönelik birkaç paragrafı seçtim;
“Eski KGB ajanlarından Yuri Shvets, 1995 yılında yazdığı “Washington İstasyonu: KGB Ajanı Olarak Amerika’daki Hayatım (Washington Station: My Life as a KGB Spy in America4)“ başlıklı kitabında eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya tarafından 40 yıldan fazla bir zamandır kullanılan vasıta (asset) olduğunu açıkladı. 1993 yılında ABD’ye daimi olarak taşınan ve ABD vatandaşlığı alan Shvets’a göre; Trump, ilk defa 1977 yılında Çek model İvana Zelnickova (ilk eşi) ile evlendiğinde radarlarına takıldı ve KGB ile işbirliği içindeki Çekoslovak istihbarat servisinin hedefi haline geldi. Üç yıl sonra Trump ilk büyük yatırımını yaptı, New York’ta Grand Hyatt otelini açtı. Otel için 200 kadar televizyonu Sovyet göçmeni Semyon Kislin’in Joy-Lud elektronik şirketinden aldı. Joy-Lud, KGB tarafından kontrol ediliyordu ve Kislin onu genç ve yükselmekte olan bir iş adamı ve “leke temizleyici ajan“ olarak görüyordu5.
Trump ve İvana, 1987 yılında Moskova ve Petersburg’u ilk defa ziyaret ettiklerinde KGB operatörleri olan politikaya atılmasını telkin ettiler. KGB, Trump’ın kişiliği hakkında oldukça çok bilgi toplamış, onun entelektüel ve psikolojik olarak aşırı derecede hassas ve uygun bir vasıta olduğu sonucuna varmıştı. Trump üzerinde bir gün ABD başkanı olursa dünyayı değiştireceği algısı oluşturuldu. ABD’ye döner dönmez Cumhuriyetçi Parti’den aday olmanın yollarını aramaya başladı. 2016 yılına gelindiğinde bu KGB aktif tedbirlerinin en büyük başarısı oldu. Trump, Rusya bağlantıları seçimlerin hemen öncesinde dikkat çekmeye başlamıştı. Moskova Projesi olan Amerikan İlerici Eylem Fonu Merkez, Trump’ın kampanyası ve yardımcı elemanları için en az 272 sözleşme yapmıştı. Rusya bağlantılı operatörler en az 32 toplantıya katılmıştı. Trump’a ilk çengel attıklarında Ruslar, çılgın insanlar arıyordu. Trump’ın bir gün başkan olacağını bilmiyorlardı ama kendini beğenmişliği ve narsizmi onu mükemmel bir hedef haline getirdi.
ABD başkanı Donald Trump, bugüne kadarki ABD başkanlarının güç dengesi ve müttefiklerle ortak çıkarlara dayalı jeopolitik bakış açılarını tersine çevirdi; Amerikan çıkarlarını her şeyin önüne koyduğunu söylüyor. Bu da ABD’ye neye mal olacağı sorusunu ortaya çıkarıyor. Bu durum, sadece Avrupa'dakiler için değil ABD için de zor bir durum çünkü önceki başkanlar hem küresel rakiplerle baş etmek için müttefik ve ortaklara ihtiyaç duydular. Bu hem işbirliği hem de meşruiyet için gerekli idi yani konu sadece para değildi. İstanbul’daki Ukrayna’yı Rusya’ya teslim etme ve yaptırımları kaldırarak önünü açma toplantısından sonra Avrupa’yı ne bekliyor? Kendi vizyonunu “Altın Çağ“ olarak tanımlayan10 Trump, ABD’yi Nasıl Büyük Yapacak? Anayasa çerçevesinde Kongre ile çalışabilecek mi, güçler ayrılığını koruyabilecek mi? Bunlar merak konusu. Trump, zeki ve bilgili biri değil, düşünceleri yerine içgüdüleri ile hareket ediyor. Kimsenin ona akıl vermesi veya bir şeyleri değiştirmesini istemesi mümkün değil. Her şeye emlakçı gözü ile bakıyor; Gazze’ye baktığı zaman İsrail’in yaptığı katliamı ve insanların yaşadığı zulmü değil, şeridi işgal edip turistik bir bölge haline getirmek ve parasını da Araplara ve hatta İran ve Türkiye’ye ödetmek istiyor. Tabii Trump’ın politikalarının küresel düzen, Avrupa, Ortadoğu ve nihayet Türkiye için de önemli yansımaları olacak. Bu makalede ikinci Trump döneminin olası sonuçlarını değerlendireceğiz.
ABD’nin Tarih Yolculuğu ve Trump
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 1861-1865 Amerikan iç savaşından sonra devlet olarak ortaya çıktı. Louisiana Fransa’dan, Florida İspanya’dan, Alaska Rusya’dan satın alındı. Teksas ise iç savaş çıkartılarak Meksika’dan zorla ele geçirildi. Bununla da kalınmayarak Meksika’nın üçte biri savaşla ele geçirildiğinde Kaliforniya, Nevada, Utah, Kolarado, Arizona ve Yeni Meksiko da ABD eyaletleri oldu11. Amerika’ya köle olarak Afrika’dan getirilen zenciler ise kölelikten Abraham Lincoln’un Başkanlık döneminde 1865’deki Anayasa değişikliği ile kurtuldular. Zenciler bugün nüfusun %12’sini teşkil etmektedir12. 1890 yılında son olarak Oglala Siu yerlileri de yok edilerek büyük yerli temizliği tamamlandı. Bugün 2 milyondan az olan Kızılderili nüfusu daha çok ülkenin batısında yaşamaktadır.
ABD başkanlarının 19. yüzyılda aldığı üç önemli karar ABD’yi büyük güç yaptı. James Madison’un 1812’de İngiltere’ye savaş açması büyük riskti ama sonuçta İngilizlerin planları bozuldu. Aksi takdirde, ABD diye bir devlet kurulamazdı. James K. Polk’un 1846’da Meksika’ya savaş açması ile büyük bir toprak parçasının kazanıldı; bu hem ABD’nin genişlemesine ve büyük bir güç olmasına yol açtı. William McKinley’in İspanya ile savaş kararı da büyük riskti ve ardından Filipinlerdeki ayaklanmayı bastırmak zorunda kalındı. Ancak, bu savaşlar ABD’yi dünya deniz gücü yaptı.
ABD büyük stratejisi üç farklı geleneğe sahiptir13;
(1) Başlangıçta Amerikan kıtasına yönelik bir tehdit yoktu, diğer büyük güçlerden uzak bir coğrafyaya sahip olmanın avantajı ile kendi refahı ve gelişmesine odaklı, ekonomi ve ticaret öncelikli, tecrit (isolationism) stratejisi izledi.
(2) İkinci gelenek, küresel düzeni demokratik değişim ile sağlamak fikrine dayanmaktadır. Siyasi ve ekonomik çıkarlar için ideolojik olarak, demokrasi ve kapitalizm kullanılmaktadır.
(3) Üçüncü gelenek ise nükleer çağ ile başladı; ittifakları ve ortaklıkları kullanarak sorumlulukları paylaşmak “çevreleme“ stratejisi ile uygulandı.
Amerika gelişmiş anlamda bir imparatorluk değil ancak hegemonyadır. Hükmetmeyi değil, kontrol etmeyi amaçlar. Hegemonya, öncelikle düzene uydurulması gerektirilen ülkelerin gönüllü olmasını gerektirir. Amerikan hegemonyası, müttefiklerinin ABD’ye üs ve destek sunduğu bir pazarlığın parçasıdır14. Amerikan bakış açısıyla ülkeler müttefik olmayı tercih edebilirler ya da konunun dışında kalırlar ve bunun sonucunda tek başına bırakılırlar. Eğer bir şekilde tehdit olmaya başlarlarsa sonunda en azından potansiyel hedef haline gelirler.
Amerikan küresel hegemonyası Avrupa, Asya ve Avrupa’da başka bir gücün hegemon olmasını önlemeyi öngörürken, yeni ve ara bir model arayışı vardı. Küresel olarak hem güç dengesi hem de kıyı dengeleyici rolünün çok pahalı olduğu görüldü. Bazı ülkelerin kendi haline bırakılması, ABD’nin masraflarını ve yükümlülüklerini azaltır. Bunun yolu Avrupa ve Asya’daki Amerikan askerlerinin çekilmesidir. Diğer bir ara formül bu yükümlülük ve masrafların karşılıklı dengelenmesi olabilir.
İşte bunların tartışıldığı bir dönemde ABD’de bir dönem daha başkan olan Trump, işe zücaciye dükkânındaki fil gibi hareket etmeye başladı. Amerika, küresel güç üstünlüğünün zirvesine bu hafızayı yaratan ve kullanan Washington’daki elitin geliştirdiği değerler ve stratejilerin vasıtası ile ulaştı. Şimdi Trump, bu eliti de hafızayı da yok ederek, her şeyi kendisinin daha iyi bildiğini sandığı bir oyuna başlıyor ve sadece ABD değil, tüm dünya özellikle Transatlantik ilişkiler büyük bir sarsıntı dönemine giriyor.
Devamı için tıklayınız.