Asya’da Yeni Güvenlik Arayışları: Kuzey Kore - Rusya Paktı

Makale

21. yüzyıl jeopolitiği Asya-Pasifik bölgesinde şekilleneceği uzun süreden beri tartışılmaktadır. Yükselen Asya olgusu artık yadsınamaz bir realite haline gelmiştir. ABD, bu tartışmaya Obama’nın Kasım 2011’de Avustralya’yı ziyareti sırasında parlamentoda yaptığı konuşmayla katılmıştır. Obama konuşmasında; Bölgedeki kalıcı çıkarlarımız, bölgedeki kalıcı varlığımızı gerektirmektedir. ABD bir Pasifik gücü ve biz burada kalmaya geldik. ...

21. yüzyıl jeopolitiği Asya-Pasifik bölgesinde şekilleneceği uzun süreden beri tartışılmaktadır. Yükselen Asya olgusu artık yadsınamaz bir realite haline gelmiştir. ABD, bu tartışmaya Obama’nın Kasım 2011’de Avustralya’yı ziyareti sırasında parlamentoda yaptığı konuşmayla katılmıştır. Obama konuşmasında; Bölgedeki kalıcı çıkarlarımız, bölgedeki kalıcı varlığımızı gerektirmektedir. ABD bir Pasifik gücü ve biz burada kalmaya geldik.2022’de Rusya’nın özel operasyon olarak adlandırdığı Ukrayna’nın ve Batı’nın ise bir işgal olarak gördüğü Ukrayna savaşı çıktığı 2022’den beri bir uluslararası güvenlik sorunu olarak yerini almıştır. ABD, AB ve NATO’nun açıktan desteklediği Ukrayna’ya karşı Rusya da İran ve Kuzey Kore’nin desteğini aldı. Bu destek sadece Rusya’ya silah ve mühimmat tedarikiyle sınırlı olsa da ABD, İran ve Kuzey Kore’yi Rusya ile birlikte savaşın tarafı olarak kabul edeceğini açıklamasına neden oldu; hatta ABD, Ukrayna savaşında Rusya’nın esas ortağının Çin olduğunu bir çok defa iddia etse de elinde özellikle savaş sahasından elde edilmiş bir kanıt olmadığı için iddialar havada kaldı. ABD, çifte kullanım adını verdiği ve Çin’in özellikle sivil alanlarda kullanılması için Rusya’ya ihraç ettiği ürünlerin aynı zamanda askeri alanlarda da kullanıldığı iddia etmesi bir başka deyişle elektrikli ev aletlerinin içindeki devrelerin silah sistemlerinde kullanıldığının iddia edilmesi konuyu biraz 2003 yılında masa başında üretilen dumanı tüten silahlar istihbaratına dayanarak Irak’ın işgal edilmesi meselesine benzetmektedir.

Rusya, 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinin ardından Batı ile yaşadığı gerginlik sonucu yönünü Asya-Pasifik bölgesine dönmüştür. Aslında, Rusya, Asya-Pasifik bölgesine yabancı bir ülke değildir. Sovyet döneminde Asya-Pasifik bölgesinde bir çok bağlantıları ve stratejik ortaklıkları bulunmaktaydı. Bu yeni dönemde, Moskova, Çin dışındaki Asya Pasifik ülkeleriyle ilişkileri daha da geliştirme yoluna gitti. Bu bağlamda, Kuzey Kore ve Vietnam ile askeri paktlar imzalarken Kamboçya ordusu ile özel anlaşmalar imzalamış, Hindistan ile farklı bir ilişki seviyesi yakalamıştır.

Bu çalışmada, 2024 yılında Rusya Devlet Başkanı Putin’in Çin, kuzey Kore ve Vietnam ziyaretleri temel alınarak ABD’nin Pasifik’teki askeri ittifaklar ağına karşı Çin ile birlikte kendi ittifak ağlarını kurma girişimi ele almaktadır.

Rusya’nın Asya-Pasifik vizyonu

Günümüz uluslararası ilişkiler yaklaşımlarının en temel sorunsallarından birisi de giriş bölümünden de kısaca bahsedildiği gibi yükselen Asya olgusudur. Toprakların neredeyse % 90’nın Asya’da olduğu Rusya’nın bu yükselen Asya’nın neresinde Durduğu hep merak konusu olmuştur. Tarih boyunca Rusya batı karşısında ne zaman sıkışsa hep yönünü Asya’ya doğuya dönmüştür. Bundan 150 yıl önce Kırım savaşında da Avrupa’ya karşı kaybeden Rusya bir kez daha yönünü Asya’ya Doğu’ya dönmüştü. Ancak bütün bu dönüşler geçici olmuş batıyla Avrupa’yla ilişkilerine düzelttikten sonra Rusya iyi eden yönünü Avrupa’ya dönmüş ve kendisini bir Avrupa gücü olarak değerlendirmiştir. Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatının (AGİT) temellerini atan Helsinki nihai senedinin temellerini Sovyetler Birliği atmıştır. O dönem Sovyetler Birliği Avrupa’yı “ortak evimiz“ olarak tanımlamıştır.
 
NATO’yla ve Batıyla sürekli ilişkilerini iyi tutmaya çalışan Putin ilk defa 2007’de Münih uluslararası güvenlik Konferansı’nda NATO’yu sert bir şekilde eleştirmiş 2012’de tekrar ikinci kez göreve geldiğinde ise ABD ve NATO’yla arasına kırmızı çizgiler çekmeye başlamıştır. Ardından 2014’te Kırım’ın işgali ve ilhakı gerçekleştirilmiştir. 2014 yılı Rusya için jeopolitik anlamda bir kırılmanın yaşandığı yıldır. Artık Rusya Avrupa’yı ortak evi olarak görmemekte ve yeniden yönünü bir kez daha Asya Pasifik’e döndürmüştür. Yukarıda da bahsedildiği gibi Rusya tarih boyunca Batı karşısında ne zaman sıkışsa yönünü Asya Pasifik’e dönmektedir. Ancak bu sefer bir taktik dönüş değildir, tamamen jeopolitik eksen değişikliğidir ve geçici değil kalıcıdır. Özellikle, bu dönemde Rusya’nın Çin’le geliştirmiş olduğu stratejik ilişkiler ve stratejik ortaklık bilhassa 2012’de Xi Jinping’in göreve gelmesiyle Putin, Xi ile iyi bir sinerji yakalamış ve bu durumu da iki ülkenin stratejik ilişkilerine yansıtmıştır. Her iki lider de uluslararası ilişkilerin Batının tahakkümünden kurtulması adına küresel Güney kavramını ön plana çıkararak, bu bağlamda; çok kutuplu, çok merkezli, çok sesli bir yeni dünya düzeni arayışı içerisine girmişler ve bu düzenin ilk basamağını teşkil edecek ve dolar hakimiyetine son verecek olan ekonomik sistemi de BRICS çatısı altında oluşturmuşlardır.

2017’de Çin Komünist Partisinin 19. Kongresinde Xi Jinping’in Çin’i bir dünya gücü olarak ya da bir başka deyişle süper güç olarak ilan etmesiyle hem Avrasya’da hem de Pasifik’te dikkat çeken gücüyle Çin, Rusya açısından bir stratejik ortak olarak değerlendirildiği kadar aynı zamanda da stratejik bir rakip olarak da görülmeye başlanmıştır. İşte bu noktadan itibaren Rusya, Çin’in dümen suyunda gitmek yerine veya Çin’in belirlediği yol haritasını takip etmek yerine Sovyet döneminde oluşturmuş olduğu ikili ortaklıkları, ikili ilişkileri yeniden canlandırma arayışına girmiştir. Ukrayna savaşı Rusya’ya aradığı fırsatı vermiş ve dünyadan izole edilmeye çalışılırken bu yalnızlığı Asya-Pasifik’teki ilişkilerini kuvvetlendirerek aşmayı amaçlamıştır.

Bu doğrultuda, Sovyet döneminden miras aldığı kimi politikaları da uygulamaya başlamıştır. Her şeyden önce 2022’de tam da Ukrayna savaşından hemen önce Çin ile ilişkileri daha da geliştirerek iki ülke arasındaki ilişkileri “sınırsız“ olarak tanımlanarak iki ülke arasındaki ilişkilere yeni bir kavramsal anlam katılmış ve bu stratejik ortaklık “Büyük Avrasya Ortaklığı“ olarak adlandırılmıştır. Rusya ve Çin arasındaki ilişkilerin ani ve hızlı gelişmesini başta ABD olmak üzere Batı, Çin’in Ukrayna savaşına aktif destek vermesi şeklinde yorumlamış ancak Çin yaptığı her resmi açıklamada Rusya’nın Ukrayna savaşını hiçbir şekilde destek vermediğini belirtmiştir. Gerçekten de ne Ukrayna ne Batılı ne de Amerikan gizli servisleri Çin’in aktif olarak askeri anlamda Rusya’yı desteklediğine yönelik sahada veya cephede herhangi bir delil tespit edememiştir. Buna rağmen Çin’e yönelik suçlamalar ortadan kalkmamıştır.

Her şeye rağmen Asya- Pasifik bölgesi Rusya için güvenli bir liman gibi durmamaktadır. Zira 2020’de seçimi kazanan Biden ilk iş olarak ABD’nin en uzun savaşı olan Afganistan savaşına bir son vererek Afganistan’dan askerlerini çekmiş ama bir ay sonra Pasifik’te İngiltere ve Avustralya ile AUKUS adı verilen Çin’e karşı bir askeri pakt kurmuştur. Bu askeri paktın temeli Avustralya donanmasının nükleer denizaltılarla güçlendirilmesi ve Güney Kore’nin nükleer koruma şemsiyesi altına alınmasıdır. ABD, bir taraftan Kuzey Kore gibi İran gibi ülkelerin nükleer silah edinmesine ve nükleer silahların yayılmasına karşı olduğunu açıklaması öbür taraftan Avustralya’yı nükleer bir güce kavuşturma yönünde adım atması birbiriyle tezat oluşturmuştur. Ardından QUAD’ı güçlendirmeye yönelik adımlar atmış, ayrıca 2023’te Güney Kore, Japonya, ABD üçlü ittifakını bölgede hayata geçirmiştir. Hemen bir yıl sonra da ABD, Japonya, Filipinler İttifakı’nı hayata geçirmiştir. ABD’nin Hint-Pasifik adını verdiği Pasifik bölgesindeki hızlı ittifaklar zincirini oluşturmasına karşın Rusya da harekete geçmiş ve Çin ile ilişkileri geliştirirken askeri anlamda ortak birçok tatbikat yapmış ve Pasifik’te Çin ile havadan ve denizden birlikte devriye gezmiştir.

Rusya-Kuzey Kore İttifakı

Rusya, bunun yanında Pasifik’te önemli bir aktör olan ve bizzat kendi elleriyle kurdukları Kuzey Kore ile de ilişkileri geliştirmeye başlamıştı daha önce Putin Kuzey Kore’yle çok fazla siyasi anlamda fiziki bir temas gerçekleşti girmemiş sadece Kuzey Kore’yi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde destek vermiş ama genel olarak Rusya’yla Kuzey Kore ilişkilerinin en düşük seviyede tutmuştu.

Ne zaman ki 2017’den itibaren Trump, Kuzey Kore’ye yönelik politikalarda değişikliğe gidip Kim Jong-un ile şahsi ilişkilerini geliştirmeye başlamış, Putin de Kim Jong-un'la yüz yüze görüşmeye başlamış yeni bir Kuzey Kore stratejisi oluşturmuştur. Aslında, Rusya ve Kuzey Kore ilişkileri aslında yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Çarlık Rusya’sı zamanında Kore Krallığından göç eden Kore halkı Çarlık Rusya’sının topraklarına ve ona bitişik topraklara yerleşmişler, dolayısıyla Çarlık Rusya'nın da Kore Krallığı ile ilişkisi bu dönem başlamıştır. Çarlık Rusya’sı Kore siyasetinde de saray politikalarında da bir dönem etkili olmuştur. Ama esas gelişme 1948'de Sovyetler Birliği'nin Kore Yarımadası'nın kuzeyinde Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni (Kuzey Kore) kurması ve başına Çin Komünist Partisi'nde Japonlara karşı savaşmış eski bir gerilla lideri olan Kim İl Sung’u getirmesiyle olmuştur. Bir başka deyişle bugün eğer bir Kuzey Kore devleti varsa bu Ruslar sayesinde gerçekleşmiştir. Bu nedenle, Kuzey Kore halkı ve Kuzey Kore liderliği, Rusya'ya çok şey borçludur.

Soğuk Savaş döneminin aksine Boris Yeltsin liderliğindeki Rusya Federasyonu soğuk savaş sonrası Kuzey Kore ile ilişkilerde daha temkinli olmuş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oylamaları dışında Kuzey Kore ile fazla angajmana girmemeye çalışmıştır. Özellikle Batının ekonomik desteğine ihtiyaç duyan Yeltsin döneminde yani 1990'ların tamamında Rusya’nın Kuzey Kore politikası Batıyı kızdırmayacak bir şekilde yürütülmüştür. Bu bağlamda, herhangi bir askeri ilişki veya siyasi ilişki kurmaktan kaçınılmıştır. Ancak 2014 sonrası özellikle Kırım'ın işgalinin ardından Rusya'nın Batı ile karşı karşıya gelmesi ve G7’den çıkarılması Putin'in Kuzey Kore ile ilişkilerini geliştirmesinde etkili olmuştur.

2018’den itibaren Putin, Trump’ın Kim Jong-un ile görüşmesinin günde gelmesiyle birlikte Kim jong-un ile görüşmelerini sıklaştırmıştır. 2022'de başlayan Ukrayna Savaşı'yla birlikte Rusya'nın ihtiyaç duyduğu askeri mühimmatı tedarik etmek için başvurduğu ülkelerin başında Kuzey Kore gelmiş, Rusya, Kuzey Kore'den özellikle top mermisi ve füze aldığı ABD ve Güney Kore tarafından iddia edilmiştir. Son bir yıldan beri Kuzey Kore adeta bir mühimmat üretim fabrikasına dönüşmüş, 7/24 bütün ülkedeki atölyelerde ve fabrikalarda Rusya için gerekli olan mühimmatların üretildiği iddia edilmiştir. 2024 sonbaharında ise Kuzey Kore askerlerin Rusya’nın işgal altındaki toprağı olan Kursk’a konuşlandırıldığı görülmüştür.

18 Haziran 2024 gecesi Putin Kuzey Kore'ye geldi. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, kendisini uçağın merdivenlerinde kucaklayarak karşıladı. Ertesi gün Putin’e Pyongyang’da dillere destan bir resmi karşılama töreni yapıldı. Adeta bir karnaval havasında geçen bu renkli tören tüm dünya basını tarafından izlendi. Karşılama töreninin ardından iki lider arasında baş başa görüşme ve heyetler arası görüşmeler yapılmış bu görüşmeler sırasında Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalanarak, Rusya ile Kuzey Kore arasındaki ilişkilerin seviyesi yükseltilmiştir. Daha önce Kuzey Kore, Rusya tarafından himaye edilen, yardım edilen, Sovyet mirası olarak görülürken, bu anlaşmayla birlikte artık Kuzey Kore, Rusya’nın müttefiki olarak yerini almıştır. Artık himaye edilen bir devlet statüsünden Rusya'nın stratejik ortağı ve müttefikliği statüsüne yükselmiştir.

Putin, Kuzey Kore’nin Rodong Sinmun gazetesi için yazdığı makalede Kuzey Kore hakkında şunları söylemiştir: Kuzey Kore’nin Rusya'nın Ukrayna'daki özel askeri operasyonuna sarsılmaz desteğini, önemli uluslararası konularda bizimle dayanışmalarını ve Birleşmiş Milletler içindeki ortak önceliklerimizi ve görüşlerimizi savunma istekliliğini çok takdir ediyoruz. ABD, esasen çifte standartlara dayanan küresel bir yeni sömürge diktatörlüğünden başka bir şey olmayan “kurallara dayalı düzen“ olarak adlandırdığı şeyi dünyaya empoze etmek için kendi yolundan gidiyor. Böyle bir yaklaşıma katılmayan ve bağımsız bir politika izleyen uluslar artan dış baskıyla karşı karşıya. ABD liderliği, kendine güven ve bağımsızlık için böylesi doğal ve meşru bir özlemi, küresel hakimiyetine bir tehdit olarak görüyor... Rusya, Kuzey Kore ve kahraman Kore halkını hain, tehlikeli ve saldırgan düşmana karşı mücadelelerinde, bağımsızlık, kimlik ve kalkınma yollarını özgürce seçme hakları için mücadelelerinde durmadan destekledi ve destekleyecektir. Ayrıca uluslararası ilişkilere daha fazla demokrasi ve istikrar getirmek için birlikte yakından çalışmaya hazırız. Bunu yapmak için, Batı tarafından kontrol edilmeyen alternatif ticaret ve karşılıklı yerleşim mekanizmaları geliştirecek, gayri meşru tek taraflı kısıtlamalara ortaklaşa karşı çıkacak, Avrasya'da eşit ve bölünmez güvenlik mimarisini şekillendireceğiz.“

Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması

Putin'in ziyaretinde en çok göze batan ve Batı’nın da en fazla üzerinde durduğu mesele Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması oldu. Aslında, bu anlaşma,1961 yılında Sovyetler Birliği ile Kuzey Kore arasında imzalanan dostluk ve karşılıklı yardım anlaşmasının yenilenmiş versiyonuydu.1961 anlaşması, bir tarafın silahlı saldırıya uğraması durumunda diğer tarafın tereddüt etmeden askeri birlik ve diğer yardımları sağlamasını öngören, otomatik askeri müdahale olarak adlandırılan bir hükmü içeriyordu. Bu yeni anlaşma bir bakıma 1961 anlaşmasının aslında güncellenmesiydi.

Putin’e basın tarafından Kuzey Kore ile imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasının detayları sorulduğunda verdiği cevapta anlaşmanın 1961 anlaşmasıyla aynı oluğunu söylemişti. O halde 1961’de Sovyetler Birliği’nin Kuzey Kore imzalamış olduğu Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşmasının içeriğine kısaca bir bakmak lazım. 1961 anlaşmasının ilk üç maddesi aslında tüm merakları gideriyor:

Madde:1 (…) imzacı taraflardan herhangi biri, herhangi bir Devlet veya Devletler koalisyonu tarafından silahlı saldırıya uğrar ve bu nedenle kendisini bir savaş durumunda bulursa, diğer imzacı Taraf, elindeki bütün araçlarla derhal askeri ve diğer yardımları yapacaktır.

Madde 2: Her bir Akit Taraf, diğer Akit Tarafa karşı herhangi bir ittifaka girmemeyi, herhangi bir koalisyona katılmamayı veya herhangi bir eylem veya tedbirde bulunmamayı taahhüt eder.

Madde 3: Akit Taraflar, her iki Devletin çıkarlarını ilgilendiren bütün önemli uluslararası konularda, barışı ve evrensel güvenliği güçlendirmek amacıyla birlikte istişarelerde bulunacaklardır.

1961’de imzalanan bu antlaşma resmi olarak 15 yıl yürürlükte kalacaktı. Eğer hiçbir itiraz olmazsa yürürlükte kalmaya devam edecekti. Muhtemelen Sovyetler Birliği yıkılana kadar bu antlaşma da yürürlükte kaldı. Şimdi bugün Rusya bu antlaşmayı yeniden canlandırma adına Kuzey Kore ile bir anlaşma imzaladı ve yapılan açıklama ve değerlendirmelerden anlaşılıyor ki bu anlaşma 1961 tarihli antlaşmanın güncellenmiş halidir. O halde kamuoyuna açıklanmayan yeni antlaşmanın maddeleri de muhtemelen yukarıda verilen maddelerin içeriklerinden oluşmaktadır.

Devamı için tıklayınız. 
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Hark Adası, ekonomik olarak çok büyük bir öneme sahiptir. Bu yüzden, İran’a ait olan bu ada üzerinde ABD, İsrail, İran ve Çin’in ulusal çıkarları çatışmaktadır. Bu olay, küresel sonuçlara sebep olmaktadır.;

Dünya ekonomisi, 2020’li yılların başından itibaren son otuz yıla damgasını vuran liberal rasyonalitenin sarsıldığı, yapısal bir kırılma dönemine girmiştir. 1980-2020 yılları arasında küresel sistemi domine eden "Etkinlik" (Efficiency) paradigması, yerini ulus devletlerin varoluşsal bir refleksi ola...;

2025 yılındaki ABD-Çin ticaret savaşı bir aydan kısa sürdü; ancak ortaya koyduğu stratejik açık on yıllardır derinleşmekteydi. 2 Nisan'da, kendi deyimiyle "Kurtuluş Günü"nde ABD Başkanı Donald Trump, aralarında Çin'in de bulunduğu düzinelerce ülkeye geniş kapsamlı tarifeler uyguladı; Çin birden orta...;

Rus iktisadi düşünce tarihini incelemek, sadece bir coğrafyanın üretim ve bölüşüm ilişkilerini takip etmek değil; aynı zamanda devletin bekası, toplumun ahlaki dokusu ve bireyin mülkiyetle olan sancılı ilişkisi üzerine kurulmuş devasa bir "iktisat sanatı" (techne) laboratuvarına girmektir. ;

İktisat literatüründe makro-teorik yaklaşımlar genellikle üretici güçlerin mülkiyetini, bölüşüm ilişkilerini ve sınıfsal çatışmaları ulusal ya da küresel ölçekte, yukarıdan aşağıya (top-down) kurgulama eğilimindedir. Bu durum, ekonomiyi soyut bir denge arayışı ya da kaçınılmaz bir tarihsel altüst ol...;

Güney Kore'nin 2026 yılında Rusya'nın Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ilk konteyner deneme seferini gerçekleştirme hazırlıkları, Arktik'in geleceği hakkındaki tartışmalarda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seul hükümeti, yaklaşık 3.000 TEU kapasiteli bir konteyner gemisini Busan'dan Rotterdam'a Ar...;

Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür. Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Tü...;

Geçtiğimiz günlerde Pekin’de cereyan eden iki zirve, müesses küresel düzenin tökezleyişinin ve içine girdiğimiz fetret devrinin derinleştiğini gösteren diplomatik fotoğrafları olarak geçti hafızalara.;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

1. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.

Öncelikle, başta TASAM (Türkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) ve yöneticileri olmak üzere, bu gezinin gerçekleşmesi için emek ve kaynak harcamış olan tüm tüzel kuruluşlara ve özel insanlara teşekkürle başlamalıyım.