Türk Cumhuriyetleri’nde Yatirim İmkanları - Kitap Analizi

Makale

İncelemiş olduğumuz Türk Cumhuriyetleri’nde Yatırım İmkanları adlı kitap Türk Cumhuriyetleri’nde Yatırım İmkanları Sempozyumu’nda yapılmış olan konuşmaların Doç. Dr. Hasan Selçuk tarafından derlenmesinden oluşmaktadır. ...

ÖZET
İncelemiş olduğumuz Türk Cumhuriyetlerinde Yatırım İmkanları adlı kitap Türk Cumhuriyetlerinde Yatırım İmkanları Sempozyumunda yapılmış olan konuşmaların Doç. Dr. Hasan Selçuk tarafından derlenmesinden oluşmaktadır. Soru cevaplar ve konuşma metinleri ile devam eden kitap açış konuşmaları, birinci ve ikinci oturumdan oluşmaktadır. Her bölüm içinde kendi alt başlıklara ayrılmıştır ve son olarak genel değerlendirme yapılarak bitirilmiştir.

Açış konuşmaları TİKA Başkan Yardımcısı Adnan TEKŞEN, TASAM Genel Başkanı Süleyman ŞENSOY ve TASAM Genel Müdürü Atilla SANDIKLI tarafından yapılmıştır. Açış konuşmalarında TİKA ve TASAM gibi önemli kuruluşların kitabın içeriğini oluşturan Orta Asya ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesindeki öneminden bahsedilmiştir. Konuşmacılar tarafından bu ilişkilerin artırılması, yatırım teşvikleri konusunda bilgilendirme çalışmalarının yürütülmesi, çok yönlü bir kazançla beraber kültürel birlikteliğin korunmasına dair vurgular yapılmıştır.

İki oturumun derlenmesinden oluşan kitabın ana akışı, bu oturumlarda başlıklar halinde işlenen ülkelerden oluşmaktadır. Birinci oturumda incelenecek ülkeler sırasıyla; Azerbaycan, Kırgızistan ve Kazakistan şeklindedir. İkinci oturumda incelenecek ülkeler ise sırasıyla; Özbekistan, Türkmenistandır. İkinci oturumda aynı zamanda Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler de incelenecektir.

BİRİNCİ OTURUM
Azerbaycan’ın Ekonomik Yapısı, Potansiyeli ve Yatırım İmkanları
Azerbaycan Cumhuriyeti 21inci yüzyıla büyük bir iyimserlikle adım atmıştır. Asrın Mukavelesi“ ismiyle imzalanan iş-birliği anlaşması ve Tarihi İpekyolunu canlandırmasında üstlendiği sorumluluk ile Azerbaycan diğer ülkelerle olan ekonomik ilişkilerini giderek geliştirmiştir. Ekonomide yatırım teşvikinin ve ortamının geliştirilmesi politikalarını izleyen Azerbaycan, kendisinde bulunan potansiyeli aktif bir şekilde kullanmak adına yabancı yatırımları oldukça önemsemiştir. Yabancı yatırımlarının önünü açan Asrın Mukavelesi anlaşmasından itibaren yatırım konusunda pek çok anlaşma imzalanmıştır. 2000 senesinde bir önceki yıla göre %87.8lik artış gösteren ihracat hacmi, 1996 senesinden beri ekonomik kriz ve gerilemenin üstesinden gelindiğinin resmi sayılarla bir ifadesi oluştur.

Ülkenin sahip olduğu zengin yeraltı kaynaklarının başında gelen petrol, Devlet Petrol Fonunun kurulmasıyla hem ülke içinde hem de ihracatta verimli bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Azerbaycan’ın bir diğer zenginliği olan doğalgaz rezervleri Türkmenistan ve Irak ile rekabet edecek düzeydedir. Söz konusu rezervlerin işletmeye açılması büyük yatırımlar yapılmasını gerektirmektedir.

Yatırım teşviklerinin uygulamaya geçilmesiyle Milli gelirin artışı halka da yansımış, Azerbaycan halkının günden güne refah seviyesi artış göstermiştir. Sosyal devlet anlayışının geliştirilmesi adına adımlar atılmış, eksikliği görülen yeni kurumlar açılmış telekomünasyondan altyapıya modernleşme çabaları olumlu sonuçlar vermiştir. Fakat tüm gelişmelere rağmen yatırımcı artışını engelleyen faktörler olmuştur. Ekonomide tekelci yapının varlığı, mevzuatlardaki eksiklikler, enflasyonun kontrol altına alınmasına yönelik önlemlerin yetersizliği gibi bazı sebepler yatırımcı artışını engelleyen faktörler arasındadır. Bu sorunların çözümüne yönelik temel görüş yine doğal kaynakların temel araç olarak kullanılmasıdır. Dış ekonomik ilişkilerin geliştirilmesiyle sermaye arayışları, yatırımcıların korunarak ülkeye döviz girdisi sağlamaları, serbest piyasanın oluşturulması çözüme giden yollar olarak görülmüştür.

Azerbaycan yalnızca yeraltı kaynaklarıyla zengin bir ülke olmaması açısından yatırımcıların imalat, turizm ve sanayi sektörlerinde de yer alması planlanmıştır. Özellikle Hazar kıyılarının ve tarihi mekanların turizme temel bir kaynak oluşu bu planlamayı desteklemektedir. Planlaması yapılan bu girişimlerin hayata geçmesi Azerbaycan’ın ekonomisi aynı zamanda sosyal yapısı için de elzemdir. Gelişimin verimli ve hızlı bir şekilde hayata geçmesi adına verilebilecek genel öneriler aşağıda maddeler halinde belirtilmiştir.

- Reform faaliyetlerinde enflasyon gözetilmeli, enflasyonun kontrol altında tutulması öncelenmelidir.
- Yabancı yatırımcıların teşviki artırılmalı, yatırımın sektörler arası dağılımı ve bunu sağlayan finans sağlanmalıdır.
- Altyapı, kamu hizmetleri, bilim ve eğitim alanlarındaki reformlar hızlanmalıdır.
- Gerçekçi para politikaları izlenmelidir.
- Esnek vergi ve gümrük politikası sürdürülmelidir.
- Üreticiye finansal destek sağlanmalı, tarım, sanayi ve turizm gelişimi hızlanmalıdır.

Kırgızistan’ın Ekonomik Yapısı, Potansiyeli ve Yatırım İmkanları
Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla merkezi ekonomilerin çökmüştür. Ekonomik toparlanma sürecinde yabancı yatırımcıların ilgisini çeken ülkelerden bir diğeri Kırgızistan olmuştur, bunun önemli nedenlerinden biri Orta Asya ülkeleri arasında liberal ekonomiye geçişte en liberal reformları uygulayan ülke olmasıdır. Kırgızistan diğer Türk Cumhuriyetlerine kıyasla coğrafi açıdan da nüfus açısından da daha küçüktür. Küçük olmasına rağmen tarihi İpek Yolu üzerinde yer alıyor oluşu, zengin altın yatakları, hayvancılık potansiyeli ve dokunulmamış topraklarıyla büyük bir potansiyel taşımaktadır.

Bir ekonominin kalkınmasında yalnızca kaynakların var olması elbette yeterli değildir, işte bu sebeple Kırgızistan yabancı yatırıma ihtiyaç duyan bir ülke olarak süregelmektedir. 1998 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne girmiş aynı zamanda BDT ülkeleri arasına giren ilk Orta Asya Devleti olmuştur.
Kırgızistan’ın gelişmesinin önündeki en büyük engeller bürokraside rüşvet ve işsizliktir. Bu engeller aslında yabancı yatırımın artışının da önündeki temel engellerdir. Yine de Kanada, ABD, İngiltere ve Türkiye bölgede önemli yatırımlara sahiptir. En çok yatırım yapılan sektörler altın madenciliği, inşaat ve gıda işletme olarak öne çıkmaktadır. Ülkede Türk yatırımları genel olarak inşaat ve bankacılık sektörü üzerinedir.

Yatırımcılar için en büyük kolaylık ise Serbest Ekonomik Bölgelerin (SEB) olmasıdır. 4 SEBden oluşan Kırgızistan’ın sunduğu avantajlar; depolama, toptan ihracat/ithalat, bankacılık, ulaşım vb.dir. SEBlerin kullanımına dair teşviklerin artırılması, gümrük ve vergilendirme reformları, rüşvetin azaltılması gibi girişimlerle Kırgızistana yapılacak yatırım oranlarının artacağı görülmektedir.

Kazakistan’ın Ekonomik Yapısı, Potansiyeli ve Yatırım İmkanları
Kazakistan bağımsızlığını kazandıktan sonra toparlanma sürecini en iyi şekilde tamamlamış ülkedir. Orta Asyada en yüksek refah seviyesine sahip olan Kazakistanda gelişen ekonominin olumsuz etkisi gelir adaletsizliği ve sınıflar arası uçurumun artışı olmuştur. Geniş bir coğrafyaya ve büyük bir nüfusa sahip olmasının yanında oldukça zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklara ev sahipliği yapmaktadır. Piyasa ekonomisinin istikrarlı bir şekilde ilerlemesi, doğal kaynaklarının kullanımıyla birleştiğinde ülkenin ekonomik kalkınması hız kazanmıştır. Ekonomik istikrarın kazanılmasında Nazarbayevin büyük katkıları olmuştur. Bu bağlamda kalkınmayı düzenleyen bir kurum olarak Kazakistan Yatırım Ajansı kurulmuştur.

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları gelişmekte olan ülkeler için çok büyük bir öneme sahiptir. 2001-2003 döneminde 140 ülke arasında DYSY performans indeksine göre yapılan sıralamada Kazakistan 8. sırada yer almıştır. Bu oranlar gelişmiş ülkelerin diğer ülkelere oranla Kazakistana daha fazla yatırım yapmışlardır. Yabancı yatırımın girişinin ardından tarım sektörünün düşüşe geçmesi, sanayi sektörünün ise büyümesi; yabancı yatırım ile sanayi sektörünün gelişiminin pozitif bir ilişki içinde olduğunu göstermektedir.

Girişimler neticesinde enflasyon oranları düşmeye, döviz kuru istikrarlı hale gelmeye, bankacılık kurumları sistemli bir şekilde işlemeye başlamıştır. Enflasyon 2000 yılında 13.5 iken 2003e gelindiğinde 6.4e gerileyerek neredeyse %50lik bir düşüş yaşanmıştır. Gelen yatırımın istikrara, istikrarın da yatırımların artmasına olan bağlılığı Kazakistan örneğinde görülmektedir. Kırgızistan örneğiyle kıyasladığımızda yolsuzlukla mücadelede atılan sağlam adımlar, okuma yazma ve eğitim oranının yüksek oluşu Kazakistan’ın işgücünü verimli olarak kullanılmasına olanak sağlamıştır.

İKİNCİ OTURUM
Özbekistan’ın Ekonomik Yapısı, Potansiyeli ve Yatırım İmkanları
Özbekistan 20 Haziran 1990da egemenliğini, 1 Eylül 1991de bağımsızlığını ilan etmiştir. Bağımsızlığının ardından bölgesel iş-birliklerine önem vermiştir. Sonrasında sermaye piyasalarının serbestleştirmiştir. Yabancı yatırım politikaları incelendiğinde Özbekistan’ın yabancı yatırım teşviklerini, yerli sermayenin ve kamu girişimlerinin önünde tuttuğu görülmektedir. Piyasa ekonomisinin yerleştirilmesi adına birçok kurum açılmıştır. Bunlar Devlet Vergi Komitesi, Özelleştirme Komitesi, Değerli Metal, Bilim ve Teknoloji Komiteleri, Dış Ekonomik İlişkiler Milli Bankası’dır.

Özbekistanda diğer Orta Asya ülkeleri gibi zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Bunun yanında dünya pamuk üretiminde en önlerde yer almaktadır. Fakat işlenebilen pamuk %20ye tekabül etmektedir. Kaynakların verimli bir şekilde üretime sokulamaması sebebiyle yabancı yatırımcıların ham maddeyi ürün haline getirmesi ve ihracatının yapılması beklenmektedir. İhracat hesaba katılmadan ham madden üretilen ürünler ülke halkının ihtiyaçlarını büyük oranda karşıladığı için Özbekistan komşu ülkelerinin yaşadığı olumsuz gelişmelerden etkilenmemiştir.

Türkmenistan’ın Ekonomik Yapısı, Potansiyeli ve Yatırım İmkanları
Türkmenistan devlet politikaları dört temel esas olan iç barış siyasi istikrar, dünya ekonomisine entegrasyon, refah devletine ulaşmak amacıyla politikalar üretilmektedir. Devlet başkanının yetkilerinin epeyce geniş olduğu ülkede, Saparmurat Türkmenbaşı’nın izlediği reform siyaseti ülkenin kalkınmasında etkili olmuştur. Politik istikrar ve sosyal uyum sağlanmadan ekonomik reformların sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilemeyeceğini savunan Türkmenbaşı “kademeli reform“ sistemini kullanmıştır. Bu yöntemin kullanılma nedenlerinden diğeri halkın yaşam standartlarını ve toplumsal yapıyı koruyarak gelişme düşüncesidir. Sosyal devlet alanında atılan adımlarla temel tüketim maddelerine ulaşım ve kamu hizmetleri ücretsiz olarak sunulmuş; emekli ve aile ödenekleri sağlanmıştır.

Geniş petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olan Türkmenistan’ın %90lık kısmı çölden oluşmaktadır. Geniş hammade kaynaklarına sahip olmasına rağmen diğer Orta Asya Devletleri gibi bu hammadeleri işlemekte yetersizdir. İhracatın %85ini doğalgaz, petrol ve pamuk oluşturmaktadır. Tarihi İpek Yolunun avantajları Türkmenistan ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda İrana ulaşan gaz-petrol boru hatları Türkmenistan gazını dünya ülkelerine ulaştırmaktadır.

Türkmenistan 2010 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan bir hedefler listesine sahiptir. Hedeflerin ana amacını piyasa ekonomisini etkin bir şekilde uygulayarak ülke halkını yüksek yaşam standartlarına ulaştırmaktır. Bu hedeflere ulaşmak 4 ana başlıkta belirlenmiştir. Bunlar; İktisadi Güvenlik, Gıda Güvenliği, Sosyal Güvenlik, Ekolojik Güvenliktir. Ekonomik gelişmenin kaynakları, ülkenin sahip olduğu nüfus ve doğal zenginliklerdir. Hazara kıyısı olan ülke Hazar Denizindeki doğal kaynaklara da sahip olmaktadır. Buradaki kaynaklarını sondaj çalışmalarıyla üretime geçirmek istenmektedir. Tüm üretim, imalat ve sanayi sektörlerinde teknolojik yenilikleri kullanmak hedefler arasındadır.

Yabancı yatırımcıların başvuruları Türkmenistan Dış Ekonomik İlişkiler Bakanlığı tarafından alınır. Bu şekilde firmalar hakkında gerekli bilgiler alınmakta ve faaliyetleri denetlenmektedir. Faaliyet göstermekte olan firmaların %49u gıda, %21i sanayi ve %11i ise müteahhitlik alanındadır. Türkmenistanda yatırıma uygun alanların başlıcaları; tuz, akü, sabun, naylon, PVC, kırtasiye malzemesi, plastik ve metal kalıp üretimi olarak sayılabilir.

Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri Ekonomik İlişkileri
1991 yılında SSCBnin dağılmasıyla birlikte Orta Asyada yeni devletler kurulmuştur. Ancak bu durum ciddi ekonomik sorunları da beraberinde getirmiştir. Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilan etmesinden sonraki süreçte Türkiye ile ilişkileri her geçen gün artmıştır. Bu ilişkiler; yalnızca ekonomik değil siyasi ve sosyal alanlarda da devam ettirilmiştir. Birçok alanda yapılan girişimler ile Türk Cumhuriyetlerine yatırım ve kredi imkanları sağlanmıştır. Ekonomik ilişkilerimizin çerçevesinde her ülke ile Ticaret ve Ekonomik İş birliği, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması ve Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları imzalanmıştır. 2000 yılına kadar yükselerek seyreden ithalat oranları 2000-2001 yılları arasında yaşanan ekonomik krizler ile gerilese de 2002 yılından sonra piyasa tekrar canlanmıştır.

Türkiye Kırgızistan ile olan ilişkilerinde 1997 yılından beri ikili iş-birliği anlaşmaları yapılmaktadır. Türkiye Kırgızistanda yer alan en büyük yatırımcı ülkeler arasındadır. 2004 yılına kadarki süreçte Türk müteahhitlerin üstlendiği inşaat projelerinin toplam değeri 200 milyondur.

Türkmenistan ile 1991 yılında Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı’nın Türkiye ziyareti ile ikili iş-birliği anlaşmaları yapılmaya başlanmıştır. Türkiye Türkmenistana en fazla yatırım yapan ülke konumunda yer almaktadır. Türkler tarafından gerçekleştirilen ana işler; otel işletmeciliği, otobüs işletmeciliği, lokantacılık, nakliyat, gıda maddeleri, mobilya imalatı, inşaat malzemeleri ve çeşitli servis hizmetleridir.

Türkiye'nin Tacikistana ithal ettiği ürünler pamuk, hurda bakır, alaşımsız alüminyum, ham deri iken ihraç ettiği ürünler; gıda, ambalaj, makine, bira, şeker ürünleri, sabun, un, ilaç, plastik eşya, yağ ve deri gibi ürünlerdir.

Kazakistan ile yapılan iş-birliği anlaşmaları neticesinde 2003 yılında ikili ticaret hacmi en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Türkiye ABD ve İngiltereden sonra Kazakistandaki en büyük 3. yatırımcı ülkedir. Müteahhitlik, işletmeciliği, marketçilik, matbaacılık ve petrol işletmeciliği Türk iş adamlarının yoğunlaştığı alanlardır.

Özbekistan ile Türkiye arasındaki ikili ticaret hacmi 2003 yılında 1992 yılından beri görülen en yüksek seviyeye ulaşmıştır. İhracatımızdaki başlıca kalemler; gıda maddeleri, otomotiv ve makine, ilaç iken ithalatımızda ise ülkenin en büyük zenginliği olan pamuktur. Bu bağlamda özellikle tekstil alanında Türk firmalar önemli yatırımlara sahiptir.

Tüm bu verilerin yanında değinilmesi gereken önemli bir husus bulunmaktadır. Türk Cumhuriyetlerinde Türk firmaların karşılaştığı sorunların yanında Türk malı imajında yaratılan olumsuz bir tablo da bulunmaktadır. Bazı iş sahiplerinin sergilediği olumsuz tutumlar bu önyargının yayılmasına neden olmuştur. Yine de ekonomik ilişkilerin gelişmesinde görülen en önemli sorun Türkiyenin de yaşadığı iç meseleleri sebebiyle Türk Cumhuriyetlerine yönelik gerçekçi, sağlam temellere ve mali çerçeveye dayanan uzun vadeli bir stratejisinin olmamasıdır.

Türk Firmalarının Karşılaştıkları Sorunlar
1. Finansman Yetersizliği: Başlıca sorunlardan olan finans yetersizliği, bölgede başlanan yatırım projelerinin neticelenememesine sebep olmaktadır. Uluslararası kaynaklardan elde edilmek istenen finansman ise bölgenin uluslararası değerlendirme notunun düşük olması sebebiyle çok pahalıdır.
2. Bürokrasi ve Mevzuatla İlgili Sorunlar: Ağır ve çok kademeli bürokrasi sebebiyle yavaş işleyen bir sistem mevcuttur. Mevzuatlardaki gelişmemişlik ve yasalardaki boşluk yatırımcılar için problemlere sebep olmaktadır. Alınan kararlardaki çabuk değişim sebebiyle firmalar geleceklerini görmekte zorlanmaktadırlar.
3. Bankacılık: Nakit para transferine izin vermeyen bir sistem sebebiyle işler aksamaktadır. Bankaların yavaş işlemesi, ödeme ve maaşları geciktirmektedir.
4. Gümrüklerden Kaynaklanan Sorunlar: Gümrük kurumlarının ve personellerinin yetersizliği sebebiyle birtakım sorunlar yaşanmaktadır. Sıklıkla değişen gümrük tarifeleri öngörülemez maliyetler doğurabilmektedir
5. Vize ve Çalışma İzni Prosedürlerinden Kaynaklanan Sorunlar: Yatırımın yanında çalıştırılacak yabancı personellerin istihdamında vize ve çalışma izni zorlukları sorunları yaşanmıştır. Özellikle kısa süreli görev yapacak uzman personellerin ülkeye girişindeki zorluklar yatırım projelerinin rayına oturmasının önünde büyük bir engeldir.

6. Taşımacılık ve Ulaştırmada Karşılaşılan Sorunlar: Türk tırlarına uygulanan yüksek yol vergileri ve geçiş belgesi almaktaki zorluklar sebebiyle sevkiyatlar aksamıştır. Bunun yanında yaşanan güvenlik tehlikeleri soyulma ve saldırı tehditleri lojistikte yaşanan sorunlardandır. Bu sorunların çözülebilmesi için hükümetler seviyesinde çalışmalar sonucunda makul kurallar sistematiği oluşturulmalıdır. Oturtulacak uygun bir sistem hem maddi hem de manevi açıdan Avrasya coğrafyasına katkı sunacaktır.

Türkiye Komşu Ülkeler Stratejisi
2000 yılında oluşturulan Komşu ve Çevre Ülkeler Stratejisi kapsamında, Türkiye ile ortak bir sınırı olan ve sınırı olmasa dahi kültürel ve tarihsel yakınlığı bulunan belirli bir nüfusa ve ekonomik potansiyele sahip olan ülkeler alınmıştır. Söz konusu ülkeler; Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Rusya Federasyonu, Gürcistan, Azerbaycan- Nahçıvan, Ermenistan, Suriye, İran, Irak KKTC, Moldova, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan, Makedonya, Arnavutluk, Mısır, Lübnan, İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistandır. Komşu Ülkeler Stratejisi 2003 yılında genişletilerek söz konusu strateji kapsamına yeni ülkeler eklenmiştir. Bu ülkelerle ticarette elde edilen kârın yükselmesinde uygulanan strateji çok önemlidir.

GENEL DEĞERLENDİRME
Analizini yapmış bulunduğum Türk Cumhuriyetlerinde Yatırım İmkanları başlıklı kitap Sovyetler Birliğinin yıkılışının adından türlü ekonomik sıkıntılar yaşayan Türk Cumhuriyetlerinin potansiyellerini, coğrafya ve doğal kaynaklarını akıcı bir biçimde gözler önüne sermektedir. 1992-2004 yılları arasında Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler ve yatırım olanakları, hem bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi hem de ortak kültürel ve tarihi bağların ekonomik bir sinerjiye dönüştürülmesi açısından önemli bir dönem olmuştur. Bu süreçte Türkiye, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarının hemen ardından onları uluslararası arenada destekleyen ilk ülkelerden biri olmuş ve ekonomik kalkınmalarına yönelik pek çok katkıda bulunmuştur.

90lı yıllardan 2004 yılına kadarki sayısal verileri ve ekonomik ilişkileri konu alması sebebiyle bugünle bir mukayese yapma fırsatını bizlere sunmaktadır. 2004ten bu yana verilen rakamlar çok büyük bir artış göstermiştir. Dönemi kapsayan sorunların ortadan kaldırılması yönünde atılacak adımların belirlenerek ilgili kitleye aktarılmış olmasının avantajları bugünkü ithalat ve ihracat hacmimizde görülmektedir. Bugün Türkiye savunma sanayisinin gelişimiyle Türk Cumhuriyetlerine askeri potansiyellerini geliştirme imkânı tanımıştır.

Son olarak, bu çalışmada ele alınan veriler ve analizler, Türk Cumhuriyetlerindeki yatırım olanaklarını anlamak ve Türkiye'nin bu süreçteki rolünü değerlendirmek açısından önemli bir katkı sunmaktadır. Kitap, sadece dönemsel bir analiz sunmakla kalmayıp, bölgedeki ekonomik ilişkiler üzerine kapsamlı ve verimli bir kaynak olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle, bölge üzerine çalışan araştırmacılar ve yatırımcılar için değerli bir başvuru kaynağıdır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

İktisat tarihi, insanlığın kıtlıkla mücadelesinin ve üretim araçlarındaki dönüşümün tarihidir. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreğinde karşı karşıya kaldığımız manzara, sadece üretimin değil, bizzat "insan varlığının sürdürülmesinin" de teknolojik bir kırılma noktasına geldiğini göstermektedir. Bir yanda ...;

Modern iktisat disiplini, Adam Smith’in meşhur "Görünmez El" (Invisible Hand) metaforu üzerinden, piyasa aktörlerinin kendi çıkarlarını maksimize ederken toplumsal refaha da hizmet ettiğini varsayar. Ancak klinik bir gözlemle bakıldığında, bu elin hareket edebilmesi, rasyonel kararlar alabilmesi ve ...;

Irak, ekonomik kaynaklar, etnik çeşitlilik ve hassas bir jeostratejik konumdan oluşan karmaşık yapısal bir üçlünün iç içe geçmesi sonucunda aynı anda hem istikrar hem de istikrarsızlık unsurlarını barındıran istisnai bir Orta Doğu örneğidir. Bu benzersiz etkileşim, Irak’ı diğer ülkelere kıyasla süre...;

Irak, ekonomik kaynaklar, etnik çeşitlilik ve hassas bir jeostratejik konumdan oluşan karmaşık yapısal bir üçlünün iç içe geçmesi sonucunda aynı anda hem istikrar hem de istikrarsızlık unsurlarını barındıran istisnai bir Orta Doğu örneğidir. Bu benzersiz etkileşim, Irak’ı diğer ülkelere kıyasla süre...;

Klasik iktisat, Adam Smith’in "Görünmez El" (Invisible Hand) metaforu üzerinden piyasa aktörlerinin kendi çıkarlarını maksimize ederken toplumun refahına da hizmet ettiğini varsayar. Ancak bu elin hareket edebilmesi, kararlar alabilmesi ve üretim yapabilmesi için sağlıklı, tok, huzurlu ve iyi bakılm...;

19. yüzyılın son çeyreği ile 20. Yüzyılın ilk yarısı arasında Viyana, sadece çökmekte olan bir imparatorluğun başkenti değil, aynı zamanda modern dünyayı şekillendiren fikirlerin, krizlerin ve paradoksların "sıfır noktası" olmuştur. Habsburg İmparatorluğu’nun çok uluslu, çok dilli ve çok katmanlı ya...;

Kuzey Ülkelerinin iktisadi başarısını sadece 20. yüzyılın refah devleti politikalarıyla açıklamak, bir binanın sağlamlığını sadece dış cephe boyasıyla izah etmeye benzer. "Kuzey Kliniği"nin asıl sırrı, temeldeki sarsılmaz hukuki rasyonalite ve toplumsal güven dokusunda saklıdır. Bu giriş bölümünde, ...;

Türkiye tarımda zayıflarken gıdada ihracatçı hale geliyor. Bu yazı, bu çelişkiyi ithalata dayalı işleme modeli, çok uluslu şirketlerin artan etkisi ve üretim üzerindeki kontrolün el değiştirmesi üzerinden tartışıyor.;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...