Kişisel bilgilerin teknolojideki gelişmeler sayesinde toplanmasına ve izlenmesine dayanan dijital gözetim, teknolojinin desteğiyle zaman ve mekan algısını ortadan kaldırmakta ve hayatın her alanına nüfuz edebilmektedir. Gözetimin araçlara indirgenmesinde ve bu araçların da insan hayatında önemli yerlerinin olmasına neden olan teknoloji, gözetime yönelik eleştirileri ve sorgulamaları tartışılır kılmaktadır. Bu nedenle gözetim ve teknoloji ilişkisinde ortaya çıkan yeni durum, önemli değişimlere ve gelişmelere yol açmaktadır. Bu bağlamda ileri sürülen görüşlerin sınanması için alan araştırması yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Gazi Üniversitesi idari personelin tümü oluştururken, örneklemini de Gazi Üniversitesi idari personeli arasından araştırmamıza katılan 300 personel oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara sorulan yedi faktör ölçekli sorulardan elde edilen veriler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışanların tutum ve davranışları, dijital gözetimi kabullenme ya da kabullenmeme düşüncesi bağlamında ele alınmış ve değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Gözetim, Dijital Gözetim, Gözetim Farkındalığı, Teknoloji, Gözetim Davranışı Modeli.
Giriş
Gözetim kültürü, gözetleme davranışının bireylerde de vuku bulmasıyla perçinlenmektedir. Nitekim bu doğrultuda işlevi bulunan sosyal medya uygulamaları bir başkasını gözetlemenin ya da görünmek için var olmanın en somut örneğini oluşturmaktadır. Her geçen gün yeni bir sürümüyle karşılaştığımız teknolojik araçlar “her şeyin bilgisine sahip olma“ özelliğiyle bu etki alanının genişlemesine katkıda bulunmaktadır (Dolgun, 2008: 30). Kişi ve nesnelerin bilgilerine yönelik yürütülen bu teknoloji tabanlı gözetim olgusu; bilgilerin toplanması, kaydedilmesi, eşleştirilmesi işlevlerinin makineler ve özellikle bilgisayarların desteğiyle gerçekleştirilmesine dayanmaktadır. Çalışmada dijital gözetim olarak adlandırılan teknoloji tabanlı bu gözetim ile video kamera kullanımı, bilgisayar eşleştirmeleri, veri madenciliği, uzaktan konum takibi, DNA analizleri, ilaç testleri, yalan makineleri, termal kameralar gibi geniş bir alandan bahsedilmektedir. Gözetim faaliyetlerinin başrolünü çoktan kapmış olan teknoloji, gözetim olgusunun kökten dönüşüme uğramasına neden olmuştur.
Dijital gözetim, kişilerin izlenmesinden çok bıraktıkları izlerin takip edilmesi yöntemine dayanmaktadır. Dijital gözetim türünün, gözetim alanında yarattığı en büyük fark ise, yalnızca “şüpheli“ kişilerin izlenmesine dayanan gözetim uygulamalarının aksine, şüpheli olsun ya da olmasın herkesin izlenmesi şeklinde gerçekleştirilmektedir. Gelişen bilim ve teknolojinin bireyleri özgürleştirdiği savına karşın aynı teknoloji kitlelerin özgürlüğünü görünmeden ya da bilinmeden izleyerek kısıtlamaktadır. Gözetimin bu denli yaygınlaşması ve yoğunlaşması gözetim toplumunun öncüsü niteliğinde görülmektedir. Kuşkusuz bunun oluşmasına bireysel ve kitlesel olarak katkıda bulunulmaktadır. Kabul etmek konusunda zorlanılabilen bu gerçeklik bizleri geleceğimiz konusunda düşünmeye sevk etmektedir.
Bu bilgiler ışığında yürütülen çalışma günlük hayatın her alanına sızmış dijital gözetim faaliyetlerine yönelik kavramsal bilgilerle birlikte bireylerin konuyla ilgili bilgisi, farkındalığı ve bilinçli olup olmama durumları, algıları, tutum ve davranışlarını ölçmek üzere temellendirilmiştir. Araştırma gözetimin yoğunluğu, güvenlik ve mahremiyet ile ilişkisi ve farkındalık durumunda teslimiyet gösterip gösterilmediğini ortaya koymak üzere tasarlanmıştır. Gözetim farkındalığı durumunda bireylerin sergileyecekleri tutum ve davranışları belirlemeye yönelik toplanan veriler kapsamlı bir analize tabi tutulmuş ve elde edilen bulgular araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın örneklemi Gazi Üniversitesinin çeşitli departmanlarında görev yapan idari personelden oluşmaktadır. Araştırma çalışanların dijital gözetim uygulamalarına yönelik algılarını belirlemeyi, demografik özelliklerine göre gözetim algıları arasında manidar bir farklılık bulunup bulunmadığını ve gözetim farkındalığı durumunda sergileyecekleri gözetim davranışı modelini oluşturmayı amaçlamaktadır.
Gözetimin Kavramsal Boyutu
Gözetim alanındaki çalışmalar modernite ekseninde gelişmekte ve yapılan tanımlar yetersiz kalmaktadır. Buna göre gözetim tanımlarının “şüpheli olma“ durumuna vurgu yapması günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Çünkü gözetim amacıyla kullanılan teknolojiler özellikle bir şüphelinin yakalanması için değil, genel takipler ve kategoriler bağlamında uygulanmaktadır (Marx, 2002: 10-11). Nitekim gözetimin ana unsurunu “takip etme“ faaliyeti oluşturmaktadır ve takip etme faaliyetinin konusunu ise kişinin davranışları, konuşmaları ve ilişkileri oluşturmaktadır (Clarke, 2005: 9). Bu şekilde şüpheli olsun ya da olmasın “takip etme“ faaliyetine maruz kalan gözetlenenler için iki farklı işleyiş söz konusudur. Birincisi, bireylerin davranışlarını yönetmek üzere onlar hakkında toplanan, kullanılabilen, şifrelenmiş bilgi birikimini diğeri ise bireylerin eylemlerinin onlar üzerinde otorite kuranlar tarafından doğrudan izlenmesini içermektedir (Giddens, 2008: 24). Bu iki gözetim şekliyle bireylerin davranışlarını yönetebilen ve kontrol edebilen gözetleyen, otoritesini doğrudan uygulayabilme fırsatı elde etmektedir.
Rastgele edinilen bilgiler bir gözetim faaliyeti olmamakla birlikte bu noktada kesin bir ayrım yapmak için gözetimin sahip olduğu bazı temel özelliklerin bilinmesi gerekmektedir. Bunlar; belirli bir amaca yönelik olmak, rutin olmak, sistematik olmak ve bir güç eşitsizliğine sahip olmaktır (Wood, 2006: 8). Gözetimin olumsuz algılanmasında “güç eşitsizliği“ özelliğinin etkisi bulunmaktadır. Çünkü söz konusu güç eşitsizliği çok yönlü ve karmaşık olmakla birlikte gözetime yönelik olumsuz algıları pekiştirmektedir. Gözetim, gözetleyenin dahi gözetlenmesine imkan tanıyan ve oldukça kompleks bir yapıya sahiptir. Bahsedilen özellikleri taşıyan gözetim faaliyetleri beş kategoride uygulanabilmektedir. Bunlar; sahte gözetim, açık gözetim, gizli gözetim, geniş gözetim ve rızaya bağlı gözetimdir. Sahte gözetimde, çeşitli araçlar ve unsurlar aracılığıyla gözetim faaliyeti gerçekleştiriliyormuş imajı verilir ve istenmeyen davranışların engellenmesi amaçlanır. Açık gözetimde kendilerini daha rahat ve güvende hisseden gözetlenenler nasıl ve hangi araçlarla gözetlendiklerini bilirler ve bulundukları yerlere yerleştirilen monitörlerden kendilerini görebilirler. Gizli gözetimde kimin, ne şekilde ve nerede gözetlendiği bilinmemektedir. Daha çok istihbarat için yapılan bu gözetim faaliyeti gizli kameralar ve dinleme cihazlarıyla yürütülmektedir. Geniş gözetim, günümüzde meydanlarda en çok rastlanılan ve gözetlenenler tarafından gözetim araçlarının görülmesine rağmen kimin gözetlendiğinin anlaşılmadığı bir gözetim türüdür. Rızaya bağlı gözetim ise gözetimin iyi/olumlu yönünü oluşturmaktadır ve ciddi hayati tehlikeler/ riskler söz konusu olduğunda uygulanmaktadır. (Giddens, 2005: 24-25).
Gözetim, tarihsel süreç içerisinde teknolojik gelişmelerden, bilimsel ilerlemelerden ve toplumsal hareketlerden en çok etkilenen ve bu etkiye bağlı olarak şekil ve boyut değiştiren bir olgu olmuştur. Kulak kabartma ve muhbirlik gibi yöntemlerin gözetimin ilk uygulamaları arasında yer aldığı düşünüldüğünde mevcut hali köklü değişikliklerin yaşandığını ortaya çıkarmaktadır. Küreselleşme, postmodernizm veya bilgi toplumu kavramları günümüzün temel toplumsal değişimlerini ortaya koyarken; gözetim kavramı, bu değişimlerin ortaya çıkardığı önemli bir sonucu ifade etmektedir. Gözetimi bu noktaya ulaştıran ise tüm dünyayı etkisi altına alan teknolojilerin insanların gündelik hayatları içindeki dayanılmaz hafifliğidir. Gözetim artık bir baskı unsuru olarak görülmenin çok ötesinde, bir korunma aracı ve hayatı kolaylaştırıcı teknolojik aletlere sahip olmak için ödenebilecek bir bedel olarak varlığını sürdürmektedir.
(Academia - İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi)