Çin Muhasebesi ve Türkiye

Makale

Bundan sonra hayatımızda daha farklı şekillerde Çin konusunu duyacağımız için Çin’i daha yakından tanımak adına bazı notlarımı ve yorumlarımı sizlerle paylaşmak istedim. Buradaki tespitler direkt bir sonuca ulaşıyormuş gibi görünse de esasında son aylarda hem İngiltere hem başka yerlerde katıldığım 10 civarında düşünce kurulusundaki birçok round-table toplantılardan çıkardığım sentezleri de içermektedir. ...

Bundan sonra hayatımızda daha farklı şekillerde Çin konusunu duyacağımız için Çin’i daha yakından tanımak adına bazı notlarımı ve yorumlarımı sizlerle paylaşmak istedim. Buradaki tespitler direkt bir sonuca ulaşıyormuş gibi görünse de esasında son aylarda hem İngiltere hem başka yerlerde katıldığım 10 civarında düşünce kurulusundaki birçok round-table toplantılardan çıkardığım sentezleri de içermektedir. Bu nedenle sadece burada bahsettiğim konular ışığında çıkarımlara varmadığımı ve arka planda birçok başka ve uzun konular olduğunu da söyleyebiliriz. Yazı içerisinde birçok konudan bahsedeceğim için hem bir bütün olarak hem de satir aralarında yazdıklarıma ayrı ayrı dikkat ettiğinizde daha farklı detaylar görebilirsiniz diye umuyorum. Her ne kadar zaman zaman söyle düşünüyorum veya söyle on görüyorum desem de bunlar bir hissiyattan ziyade birçok analiz ve veriye dayanmaktadır arka planda…

Gözlemlediğim kadarıyla bulunduğu konumdan bağımsız olarak çok fazla kişi dünyada ve Türkiye Cumhuriyeti (TR“) içerisinde neler yaşanmakta olduğuna dair sinirli bir görüş alanına veya imkânına sahip. Bu nedenle sizlere faydalı olması açısından Çin konusu bahanesiyle esasında bir parça sizlere gerçekte TR ve Dünyada neler yaşanmakta olduğu ve yakın zamanda neler beklendiği konularında da bazı öngörülerimi de aşağıda paylaşacağım.

Öncelikle bazı rakamlara bakalım mevcut durumu anlamak için:

ÇİNDE GENEL EKONOMİK GÖRÜNÜM
Çinin 2023 Gayrı Safi Milli Hasılası su anda yaklaşık olarak $18.5 Trilyon Civarında ve Dünyada ekonomik büyüklük olarak 2. sırada yer alıyor. Birinci sırada tahmin edeceğiniz üzere $28.7 Trilyon ile ABD yer alıyor. Aradaki uçurumu anlamak açısından mesela 3. sıradaki Almanyaya baktığımızda $4.6 Trilyon olarak görüyoruz. Daha farklı bir bakış açısıyla Çinin su anki geleneksel yöntemlerle bakıldığında ekonomik büyüklüğü dünya sıralamasında kendisinden sonra gelen en büyük 5 dünya ekonomisinin (sırasıyla Almanya, Japonya, Hindistan, İngiltere ve Fransa) toplam büyüklüğüne eşit görünüyor. 10 yıl içerisinde de 2035e kadar ABDyi geçerek 1. sıraya yükselmesi beklenmektedir.

Çinin 2023 yılında dünyada gerçekleştirdiği toplam ihracat tutarı $3.4 Trilyon civarında. Yani her ay ortalama olarak $300 Milyarlık ihracat gerçekleştiriyor. Nisan 2024 döneminde bu rakam $292.4 Milyar olarak gerçekleşmiş. Yani dünyada ne üretiliyorsa 1/3u Çinde üretilmektedir.

İthalat tarafında ise $220.1 Milyar görünüyor. Daha genel baktığımızda ise Çin 2024un 1. Çeyreğinde toplam $39.2 Milyar cari fazla vermiş görünüyor. Aslında burada mal satışından cari fazla yazarken, hizmet alimlerinin yüksekliği nedeniyle cari açık yazıyor ve bu rakam net tutarı gösteriyor.

ABD ile ticari ilişkisine bakarsak bu acıdan sunu söyleyebiliriz. 2024un 1. çeyreğinde ABDnin Çin ile olan ticaretinde toplam $60.7 Milyar Çin lehine fazla oluşmuş. Diğer bir deyişle ABD her ay ortalama $20 Milyar İthalat - İhracat açığı veriyor Çin karşısında.

Tabi bunlarla konu bitmiyor. Çin Dünya hammaddelerine hakimiyet konusunda da başat bir rol oynuyor. Örneğin 2023 yılında Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsünün (DIW) raporuna göre AB dünyadaki 27 kritik hammaddenin 14unde 100% Çine bağlı bulunmaktadır. Buna ilaveten 3 hammadde de ise %95 bağlılık sevilesi bulunmaktadır. Örneğin AB su anda magnezyumun %93unu ve nadir element ihtiyacının %86sini Çin üzerinden tedarik etmektedir.

Tüketim tarafına bakarsak, Dünyada yenilenebilir araç gereçlerinde kullanılan hammaddelerin %80den fazlasını yine Çin tüketiyor. Geri kalan %20yi Dünyanın geri kalanı tüketiyor. Bu noktalar bize aynı zamanda Dünyada hammadde üretim, tüketim ve paylaşımı konusunda ciddi bir mücadele ve savaşın da arka planda olduğuna işaret etmektedir. Konunun uzamaması adına kısa tutuyorum.

Kısacası Çinin birinci dalga yükselişi ekonomik bir büyüme patlamasıydı. Su anda hazırlandığı şey ise ikinci dalga olarak ekonominin ötesine geçecek olan yeni bir adımdır.

TURKIYE TARAFINDAN BAKARSAK
Bu sayılara Türkiye tarafından baktığımızda ise örneğin TRnin 2023 yılının toplamında $256 Milyar ihracat yaptığı görünüyor. Bu resmi Çin ile kıyasladığımızda Çinin 1 aylık ihracat rakamı bile TRnin 1 yıllık ihracat toplamından büyük görünmektedir. Yine Çin ile yaptığımız toplam ithalat 2023 yılında $45 Milyar olurken, Çine yaptığımız ihracat rakamı $3.3 Milyar civarında kalmış. Yani yıllık yaklaşık $42 Milyar Çin karşısında dış ticaret açığı vermişiz. TRnin 2023 yılında $106.3 Milyar dış ticaret açığı verdiği düşünülürse bu tutarın $45 Milyarı, yani %42si tek başına Çin kaynaklı görünüyor.
Konuya Rusyayı da dahil ettiğimizde 2023 yılında $45.6 Milyar ithalat ve $11 Milyar ihracat yaptığımız göz önünde bulundurulduğunda Rusya ile de yaklaşık $34.6 Milyar dış ticaret açığı veriyoruz. Bu da toplam açığımızın %32.6sini oluşturuyor.

Yani özetle toplamda 2023 yılındaki dış ticaret açığımızın toplam %74.6si Çin ve Rusya kaynaklı görünmektedir. Bu açığı fonlamak için de elbette Batı ülkeleriyle olan ticaretimizi kullanıyoruz. Peki bu şekilde sürdürülebilmesi mümkün olabilir mi? Bu pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle bu resim bize aslında TRnin BRICS tarafına yaklaşmaya başladığının da arka plandaki ekonomik işaretlerinden birisini göstermektedir. Peki bu tesadüfen mi oluyor? Buna herkes farklı cevaplar verebilir ama bana göre cevabi hayır olarak görünmektedir.

TRnin buradaki stratejisi dış ticaret açığını dolar bazlı vermekten kurtulmak üzere görünüyor. Dolayısıyla dolar bazlı dış ticaret açığını kapatabilmek için ve bu açığı finanse etmek için lokal/yerel para birimleriyle BRICS ülkeleriyle ticareti arttırmak isteyeceği aşikar görünmektedir. Buna göre de bir strateji kurmaya çalışıyor. Yani aslında TRnin global konjonktürü “de-dolarization“ üzerine kullanmak için çabaladığını bu kaba resimden bile anlayabiliriz. Bu nedenle mesela TR, 2016 yılında başlayan ama 2020 yılından beri daha somut şekilde Rusya ile Ruble-TL üzerinden bir ticaret denklemi kurmaya çalışmaktadır.

YENI DÜNYA DENKLEMI

Kısacası yeni kurulmaya çalışılan dünya düzeni denkleminde her ne kadar TR, Çin ve Rusya ile geçmişten gelen bir çok sorunlara sahip olsa da yeni kurulmaya çalışılan düzende (az veya çok, doğru veya yanlış, askeri ve ticari tavizler de vererek) bu ilişkilerini yeni parametreler üzerinden yeniden kurgulamaya çalışmaktadır. Ayrıca yeniden paylaşılan dünya pazarı içerisinde örneğin Afrika ülkelerinde Çin ve Rusya ile hareket ettiğini de söylemek yanlış olmayacaktır. Örneğin uzun yıllardır Fransanın sömürgesinde olan Afrika ülkesi Burkina Fasoda 30 Eylül 2022de gerçekleşen askeri darbe ile Rusya bu yeni pazarı Fransadan almıştır. Darbeden önce ülke Dünyanın en büyük 14. Altın üreticisi konumundaydı. Yine buraya Çin devleti bu haziran ayında zırhlı yeni tanklar hibe etmeye başlamış (Fiber Optik kablo altyapı anlaşmaları, Solar enerji tarlaları vs. gibi başka projeleri de bulunmaktadır), TR devleti ise Nisan 2024 itibariyle Silahlı İnsansız Hava Araçları (SIHA) anlaşmaları yapmaya başlamıştır. Yine TRnin Burkina Fasoda 500den fazla özel paralı askeri birliği de bulunmaktadır.

TR bu anlamda ABDye bağımlılığını hızla azaltmaya çalışırken bunun yerine uzun dönemli yeni ikame stratejik ortak / partner olarak aslında İngiltereyi daha fazla konumlandırmaktadır. Bu nedenle TR ekonomisini orta ve uzun vadede Dolara bağımlı bir ekonomi olarak düşünmek ve Ortodoks ekonomi yaklaşımlarıyla su anda gerçekleşen olayları yorumlamak oldukça yanıltıcı olacaktır. Kurulma sancıları yaşanan yeni bir Dünya düzeni içerisinde su anda ilk fırsatta dolar ile dış ticareti azaltarak mümkün mertebe minimuma çekeceğimiz bir strateji izlediğimizi söylemek çok da yanlış olmayacaktır.

Neden Afrikadan göç alıyoruz, neden Afrikadayız, neden Rusya ve Çin ile ilişkiler kurmaya çalışıyoruz vs. gibi konuların birçoğunun arkasında iste bu yeni kurulmaya çalışılan dünya düzeni denklemi ve yeniden paylaşılmaya çalışılan dünya pazarı yer almaktadır. Elbette bu göçlerin kalitesi hükûmetlerin yönetme becerileri ve devletlerin stratejik kabiliyetlerine göre farklı sonuçlar göstermektedir.
 
ESKI DÜZEN vs YENI DÜZEN
ABD ve Çin açısından bakarsak duruma, eski düzende ABD tüketen, Çin üreten durumunda bir pozisyonda yer almaktaydı. Yeni düzende bu denklemin değişerek, ABD ekonomisinin ithalata dayalı olan bir ekonomiden iç üretimin güçlendiği bir ekonomiye dönüştürülmek istenmesini; Çin ekonomisinin ise ihracata dayalı bir ekonomiden iç tüketime (Çin pazarı ve hakim olduğu / olacağı diğer global pazarlara) yönelik mallar üretmesine geçen bir ekonomiye doğru evrilmek istediğini söyleyebiliriz. Yine bu noktada Çinin en büyük sıkıntılarından birisi dış pazarlar için ürettiği ürünlerin kendi iç Pazar dinamiklerinde tüketilebilecek nitelikte ürünler olmaması diyebiliriz.

Su anda içerisinde bulunduğumuz dönem teknolojik esik olarak insanlık tarihinde daha önce görmediğimiz bir noktadadır. Bu yarısın merkezinde bulunan iki kritik unsur Yapay Zeka ve Kuantum Bilgisayar teknolojileridir. Bunların dışında ABDye bağlı Ulusal Güvenlik birimi raporlarında ulusal güvenlik sorunu teşkil edecek Dron teknolojileri, 3D yazıcılar, Biyoteknoloji, Advanced Materials, Robotik gibi kritik başka teknolojilerden de bahsedilmiştir.

Konuyu daha iyi kavramak açısından biraz geçmişe bakabiliriz. Bildiğiniz üzere Berlin duvarı Doğu ve Bati Almanyayı soğuk savaş döneminde ayıran 1961 yıllında inşasına başlanmış bir duvardı ve bu duvarın 1989 yıkılmasıyla Almanya tek bir devlet haline gelmişti. Buraya kadar olan kısım esasında herkesin bildiği genel bilgileri içeriyor. Ama bu birleşmenin esas tetikleyicisi o dönemde ABD olmuştur. ABDnin başat rol oynadığı internet ve bilgisayar teknolojilerinin 90larda dünya pazarını domine etmesi ve 2000lerde internet devrimine onculuk etmesinin önündeki en büyük rakiplerden birisi Almanyanın inovasyon ve üretim kabiliyetiydi. Bu nedenle Doğu ve Bati Almanyanın birleşmesi ile Batı’nın kaynakları dönemin çok gerisinde kalan Doğuyu kalkındırmak için sevk edilmek zorunda kalınmış ve Almanya bu teknoloji yarısının bu vesileyle dışına itilmiştir. O nedenle oyun kurucu büyük devletlerin hamlelerini stratejik açılardan farklı okumalar yaparak ele almak bugün dünyada neler yaşanmakta olduğunu anlama noktasında da bizlere ışık utacaktır. Bunun bir benzeri iste su an ABD ve Çin arasında yaşanmaktadır diyebiliriz.

Birçok raporda 2025 yılında Kuantum Bilgisayarların dünyadaki bütün siber güvenlik tedbirlerini kolaylıkla asacak seviyeye geleceği belirtilmiştir. Bu süper bilgisayarları Yapay Zeka teknolojileri ile birleştirdiğinizde esasında 2035 yılına kadar inşandan 10,000 kat daha zeki yeni bir sentetik varlık turu yaratmış olacağız. Dolayısıyla Dünyada hem güvenlik hem de üretim teknolojileri açısından insanlık tarihinin en hızlı ve en büyük devrimlerinden birisinin doğum sancıları içerisinde olduğumuz söylenebilir. Ana hatları olan bir modeliniz olmadığı sürece yeni parametreleri bu modele entegre edip çalışıp çalışmadığını test etmek mümkün olamaz. Bu nedenle bu yazıda bahsettiğim her şeyi bu ana modeli inşa etme konusunda bir yardımcı olarak düşünebilirsiniz.

Bu konular çok uzun olduğu için minik bir örnek verip diğer kısımlara geçeceğim. ABDde Rensselaer Polytechniç Institute denilen yüksek nitelik bir araştırma üniversitesi bulunmaktadır. Bu enstitü IBM ortaklığıyla ABDde dünyanın ilk Kuantum Bilgisayarını kampüs içerisinde 2024 Nisan ayında açmıştır. Bu enstitü esasında yakın geçmişte başka bir olayla daha anılmıştı. 2020 yılında pandemiden hemen sonra bir temizlikçi yanlışlıkla kampüsteki bir araştırma laboratuvarının derin dondurucularını kapatmıştı. Bunun sonucu olarak solar panel verimliliğini ileri seviyede geliştirecek bitkisel fotosentez benzeri 25 yıllık bir çalışmanın deneylerini yok etmişti. Her ne kadar bu bir kaza denilse de esasında arka planda devletler arası teknolojik sabotajların güzel bir örneği olduğunu söyleyebiliriz.

İşte su anda ABD ve Çinin hem Kuantum teknolojisinde hem de Yapay Zekada belirli bir kırılım noktasına gelmiş olması, global pazarların yeniden paylaşılması konusu, hammadde sahalarının ele geçirilmesi, yeni bir global finansal sistem inşası ve küresel yeni organizasyonlar kurulması gibi hususların üst üste gelmesiyle mesele artık daha fazla ekonomik ve silahlı çatışma seviyesine doğru evrilmeye başlamıştır.

Bu noktada bir parça Çinin nüfus yapısına da bakarsak:
 

ÇİNDE NÜFUS

Çin nüfusu 2023 sonu itibariyle 1.4 Milyar olarak görünmektedir. Lakin karşısında 2 problem bulunmaktadır. Birincisi nüfusunun 2022 itibariyle ilk defa 1960lardan bu yana küçülmeye başlamış olmasıdır. 2023 yılında bu azalma 2-3 Milyon civarında gerçekleşti. 2024 yılında bu düşüşün 5 Milyon kişiye yükselmesi bekleniyor. Bu hız ve projeksiyonlar ışığında en son Birleşmiş Milletler raporuna göre 2050ye kadar nüfusun 1.3 Milyara düşmesi ve ondan sonraki 50 sene içerisinde, yani 2100 yılına kadar nüfusunun 770 Milyona düşmesi beklenmektedir. Bu sorun tüm Dünyada var ama nüfus çok büyük olduğu için Çinde erime de büyük olmaktadır. Kısacası 2050 itibariyle Çin nüfusunun her yıl yaklaşık 10 Milyon kişi azalması bekleniyor ve bu durum ülkedeki üretim-tüketim dengesini yerle bir edecek bir projeksiyonda ilerliyor. Çin dışarıdan göç alan bir ülke olmadığı için ve dışarıya göç veren bir ülke olduğu için Çinin gelecek ekonomik planlarını da tehdit ediyor diyebiliriz.

Nüfus bağlamında ikinci problem nüfusun yaşlanmasıdır. Yani Çin nüfusunun 2100e kadar hem yarıya düşmesi hem de yaşlanması bekleniyor. Su anda yaşları 50-60 civarında olan Çinliler 2040 yılında is gücünün dışında kalacaklar. Bunların sayısının 300 Milyon civarında olması bekleniyor. Bazı kaynaklarda 2035 yılına kadar nüfusun %30unun yani yaklaşık 400 Milyon kişinin (60 yaş ve üzeri) is gücü dışına çıkacağı belirtilmektedir.

Kısacası 2050 sonrası nüfus azalması ve is gücünden yeni çekilmeler de göz önüne alırsak, Çinin bu yüzyılda Yapay Zeka ve Quantüm Teknolojilerinde liderlik avantajını kaybetmesi demek kendi ekonomik ve sosyal yok oluşuna imza atması anlamına geliyor. Bu var oluş mücadelesi yine önümüzdeki dönemde mecbur kalınması durumunda Çinin soft power (yumuşak güç) politikasını terk ederek, hard powera (askeri güce) neden başvurabileceğine dair de ipuçları sunmaktadır.

Çinliler her ne kadar doğum oranını arttırmak vs. için teşvikler vermeye başlamış olsa da uzun yıllardır uygulanan tek çocuk politikası ve değişen alışkanlıklar nüfusu organik şekilde arttırmanın mümkün olamayacağını göstermektedir. Kuzey Koreden dahi kadınlar ve çocuklar devşirmeye çalışmaktadır bu noktada.

Devamı için tıklayınız.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2854 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1153
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 306
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Ortadoğu’da bu girişime karşı durabilecek tek ülke, Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye bir Ortadoğu devleti haline getirilmeden, bölgede emperyalizmin beklentisine uygun bir düzen kurulamaz. Irak, Suriye ve Lübnan’da yaşananlar, ABD-İsrail’in İran planları, Türkiye’nin yalnızlaştırılarak Batı emperyal...;

Önceki “Yeni Büyük Oyun” başlıklı makalemizde Üçüncü Dünya Savaşı öncesi Yeni Ortadoğu’dan Kafkasya, Türkistan ve nihayet Çin’e uzanan Avrasya sahnesinde bekleyen savaşları anlatmıştık. Suriye ve Lübnan’dan sonra sırada Irak, İran, Türkiye, Azerbaycan ve Rusya’da rejim değişiklikleri olacağını, so...;

Tarife şoklarına, tedarik zinciri parçalanmasına ve jeopolitik belirsizliğe rağmen Hindistan, 2026'ya Küresel Güney'in "sürükleyici ve başlıca ekonomilerinden" biri olarak giriyor— istikrarlı büyüme tahminlerini elektronikte genişleyen bir sanayi tabanı, daha fazla inovasyona odaklanan bir doğr...;

Pentagon tarafından yayınlanan yeni Ulusal Savunma Strateji Belgesi, Washington’un küresel güç dengesindeki önceliklerini yeniden tanımlıyor. Çin ile makul bir barış dönemi hedeflenirken tüm sorumluluk müttefiklere yıkılıyor. Öne çıkan başlıklara yakından bakalım: Belge, Kore Yarımadası'ndaki denge...;

Yüzyıllar boyunca, dünyanın ekonomilerinin çoğu benzer şekilde yavaş bir hızda büyüdü. Ancak, Sanayi Devrimi ile birlikte bir "Büyük Ayrışma" yaşandı ve sanayileşen ülkeler, dünyanın geri kalanına kıyasla büyüme hızlarını artırdılar. Yapay zekâ (YZ), genellikle Sanayi Devrimi ile karşılaştırılan, po...;

Trump’ın Grönland’a “el koyma” hırsı, ABD için yeni olmasa da bugün farklı bir anlam taşıyor. İklim değişikliğini reddeden Trump, Kuzey Kutbu (Arktik) bölgesindeki ısınma sonunda Grönland çevresindeki denizlerin ulaşıma uygun hale gelmesi nedeniyle adayı bugün daha da çok istiyor. ;

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu; “Denizlerden Okyanuslara Türk Deniz Gücü” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 27 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel Istanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir. ;

Leiden endeksine göre Harvard Üniversitesi makale üretimi sayısında 3. sıraya gerilerken, Çin’in Zhejiang Üniversitesi dünya birinciliğine yerleşti. Son veriler, küresel akademik dengelerin kalıcı olarak değişmeye başladığını gösteriyor. ;

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Başta ülkemizde bulunan on Afrika büyükelçiliğinin değerli temsilcileri, yine Başbakanlığımız başta olmak üzere, Dışişleri Bakanlığımızın ve periyodik olarak bu toplantılara katılan bütün kamu kurumları ve diğer kurumların kıymetli temsilcileri teşrifinizden ötürü hepinize teşekkür ediyor ve hoş gel...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.