Fabrika Modeli Eğitim Bitti

Röportaj

Prof. Dr. Erhan Erkut’un Doğan Kitap tarafından yayımlanan "Sistem Çaresiz, Eğitim Sizde" adlı kitabı, Türkiye'deki eğitim sistemine eleştiri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda radikal ve uygulanabilir çözüm önerileriyle dolu bir rehber olarak karşımıza çıkıyor. Erkut, günümüz çocuklarının geleceğe hazırlanması için eğitimin bireyselleştirilmesi, beceri odaklı hale getirilmesi ve evrensel değerlerle yeniden yapılandırılması gerektiğini savunuyor. ...

Prof. Dr. Erhan Erkutun Doğan Kitap tarafından yayımlanan "Sistem Çaresiz, Eğitim Sizde" adlı kitabı, Türkiye'deki eğitim sistemine eleştiri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda radikal ve uygulanabilir çözüm önerileriyle dolu bir rehber olarak karşımıza çıkıyor. Erkut, günümüz çocuklarının geleceğe hazırlanması için eğitimin bireyselleştirilmesi, beceri odaklı hale getirilmesi ve evrensel değerlerle yeniden yapılandırılması gerektiğini savunuyor. Y ve Z kuşaklarının kitlesel eğitim modelini aktif olarak reddettiğini belirten Erkut, Eğitimin geçmişe göre en çok belirsizlik içerdiği bu çağda çocukları dünde kalmış bir sisteme emanet etmek yanlış“ diyerek, eğitimde köklü bir dönüşümün zorunluluğunu güçlü bir şekilde vurguluyor.

Bu dönüşümün en önemli adımlarından biri olan YetGen Projesi, Erkutun tecrübesi ve eğitime dair cesur vizyonunun bir yansıması. YetGen, gençlerin 21. yüzyılın gerektirdiği becerileri kazanmalarını sağlayarak, fırsat eşitliği gözeten bir platform. Proje, yalnızca bilgi değil, dijital dünyanın gerektirdiği yetkinliklerle donanmış bireyler yetiştirmeyi hedefliyor ve Türkiyenin dört bir yanına ulaşmayı amaçlıyor.

Yeni öğrenim yılı başlarken, eğitim kurumlarının, öğretmenlerin, öğrencilerin, ailelerin, ekonomik zorluklar yanında var olan eğitim sisteminde çırpındıklarını ve zorluklarla başa çıkmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu dönemde, Erhan Erkutun kapısını çaldım ve eğitim sistemimizin mevcut sorunlarını, yapılması gerekenleri ve büyük bir ilgiyle takip ettiğim YetGen Projesi'ni sordum. Erkutun Gelecek daha güzel olabilir, ama bilinçli adımlar gerektiriyor“ sözleri, hepimize düşen sorumlulukları hatırlatıyor. Eğitim sistemini sorgulamak, daha sürdürülebilir ve çağdaş bir model oluşturmak isteyen herkes için bu kitap, uyanış niteliğinde bir rehber.

- Sistem çaresiz ve eğitim bizde ise, çocuklarımıza global eğitim sağlayabilmemiz için ne yapmamız gerekiyor? Farklı ne sunabiliriz?

Kronolojik sırayla gidersek, anaokulu öncesinde bebeğe bol bol kitap okumak, bağımsızlığını, iş birliğini teşvik etmek ve etkili bir disiplin vermek önemli. Çocuğun anaokuluna gitmesi çok kıymetli. Anaokulunda çocuğun temel sosyal, duygusal, problem çözme ve çalışma becerilerinin, benlik saygısının ve birlikte çalışma becerilerinin geliştirilmesi gerek. İlkokulda İngilizce öğrenmek çocuğun zengin kaynaklardan yararlanmasını sağlar, ortaokulda ise bir kodlama dilinin öğrenilmesini algoritmik düşünme ve problem çözmeye giriş için hala çok kıymetli buluyorum. Lisede ise yetkinlik ve becerilerin geliştirilmesi, profesyonel gelişimin başlaması, öğrencilerin farklı sektörleri ve çalışma biçimlerini tanıması ve her fırsatta çalışmaları önemli. Yaz kampları, hobiler, stajlar, STKlarda gönüllü çalışma gibi aktiviteler yararlı.

-Kitabınızda, Türkiyede eğitim sisteminin merkeziyetçi yapısının köklü bir değişime ihtiyacı olduğunu savunuyorsunuz. Eğitimi yerelleştirmeyi ve sisteme katkısını biraz açar mısınız?
 
Türkiye çok farklı coğrafyaları, kültürleri ve yaşam biçimlerini bir araya getiren bir ülke. Bu ülkede eğitimin tek noktadan ve aynı müfredat ile planlanmasını doğru bulmuyorum. Eğitimde kıskanılan bir ülke olan Finlandiyadaki öğretmen otonomisini Türkiye için gerçekçi bulmamakla birlikte okulun bulunduğu yerleşim merkezinin büyüklüğüne, ekonomisine, coğrafyasına, hâkim kültürüne bağlı olarak bir miktar otonomiyi yararlı buluyorum. Örneğin büyük şehirdeki öğrencilerin ilk işlerinin hizmet sektöründe, kırsal kesimdeki öğrencilerin ise ilk işlerinin tarım sektöründe olma ihtimali yüksek olduğuna göre öğrencileri bu alanlarda eğitmek kıymetli olabilir. Veya Trakyadaki bir öğrenci için en kullanışlı yabancı dil İngilizce veya Yunanca iken, Doğudaki bir öğrenci için Arapça veya Farsça olabilir. Tarih ve coğrafya dersleri de okulun bulunduğu bölgeye daha duyarlı olma hedefi ile farklılaştırılabilirler.

- Hep öğrencileri konuşuyoruz ancak öğretmenlerin mesleki gelişimlerini sürdürememeleri, eğitim kalitesini olumsuz etkiliyor. Ücret politikası bu kadar düşükken, öğretmenlerin değişen dünyaya ve eğitim ihtiyaçlarına adapte olabilmesi için nasıl bir yapılanma gerekli?

Öğretmenlerin mesleki gelişimleri için her şeyden önce İngilizce bilmeleri gerekiyor. Pandemi döneminde çevrimiçi eğitim için gereken kaynakların tümü İngilizce idi ve ezici çoğunluğu İngilizce bilmeyen öğretmenlerimiz çok bocaladı. İkinci önemli beceri teknoloji okuryazarlığı. Mesleki gelişim için gereken kaynaklara genellikle teknoloji kullanarak ulaşılıyor. Dolayısıyla öğretmenin ileri düzeyde teknoloji okuryazarı olması gerekiyor. Maalesef büyük çoğunluğu bu alanda temel okuryazarlıktan yoksun. Eğitim fakültelerinin işlerini iyi yapmamasının faturası öğretmenler yükleniyor. Bunların yanında öğretmenlere kendi alanlarındaki yayınları takip edebilecekleri kütüphanelere ulaşım ve yapay zekâ kaynaklarına erişim sağlanması gerekli.

- Eğitim sistemimiz devlet politikalarına göre sürekli şekilleniyor. Eğitim, politikalardan bağımsız bireylerin kişisel özgürlüklerini ve gelişimlerini destekleyecek şekilde nasıl tekrardan düzenlenebilir? Umut var mı?

Ben bu coğrafya ve tarihe sahip bir ülkede eğitimin politikadan bağımsız olabileceğini düşünmüyorum. Ayrıca genel hatları ile belirlenmiş bir devlet politikasının eğitime yön vermesinin gerekli olduğunu da düşünüyorum. Fakat seçimle başa gelen partilerin eğitimi kendi programları doğrultusunda yeniden kurgulamaya ve kendilerine seçmen yetiştirmeye çalışmasını yanlış buluyorum. Rövanşist siyasetin hâkim olduğu ülkemizde eğitimi parti politikalarının üzerine çıkarabileceğimizi ise pek düşünmüyorum. Burada bireyin küresel değerler doğrultusunda gelişimlerini desteklemek için STKlere ve ailelere görev düşüyor.

- Peki Türkiye'de sınav odaklı sistemi, beceri odaklı bir sisteme dönüştürmek için nasıl bir geçiş sürecini öneriyorsunuz? Hepimizin hayatında önemli dönüm noktası olan bu sınavlar şart mı? Alternatifi nedir?

İki ayrı konu. Tüm sistem sınava odaklı olduğundan önce sınav sisteminin değişmesi gerekiyor. Şu anki eğitim sistemi dört yıllık eğitim boyunca alınan notları neredeyse hiçe sayıp eğitimin sonunda verilen merkezi bir sınav ile şekilleniyor. Bunun yerine önce notların güvenilir hale getirilmesi için ciddi bir ölçme değerlendirme çalışması yapılması gerek, sonra da öğrencinin her ödevden, sınavdan ve projeden aldığı notun hesaba katıldığı zamana yayılmış bir değerlendirme gerekli. Daha önemli konu ise yetkinliklerin eğitimin her safhasına entegre edilmesi ve değerlendirmeye dahil edilmesi. Fakat içerik odaklı eğitimden yetkinlik odaklı eğitime geçmek için gereken kaynaklara (öğretmen dahil) sahip değiliz ve önce bunların geliştirilmesi gerekli.

- Köy enstitülerinin kapatılmasının eğitim fırsat eşitliği açısından için büyük yara olduğunu düşünüyorum. Benzer oluşumda günümüze uygun bir yapılanma mümkün mü? Özellikle sosyo-ekonomik durumu düşük bölgelerde fırsat eşitliğini sağlamak için hangi radikal politikalar izlenmelidir?

Köy enstitülerinin eğitimin tarihimizin en önemli inovasyonu olduğunu düşünüyorum. Kapatılmaları hem eğitime hem de de ülkenin geleceğine önemli bir darbe vurdu. Biraz abartılı gelebilir ama ben Yetkin Gençler Eğitim Kooperatifinin modern bir köy (veya şehir) enstitüsü olduğunu düşünüyorum. Benzerlerinin başkaları tarafından hayata geçirilmesini ümit ediyorum. Kanımca ülkede sadece dezavantajlı bölgelerde fırsat eşitliği için değil, eğitimi olması gerektiği yere getirmek için zaten radikal bir politika uygulanması ve eğitimin baştan sona yeniden tasarlanması gerekiyor. Yakın bir gelecekte bunun üzerinde çalışmayı hayal ediyorum.

- Sizin de eğitimde fırsat eşitliği yaratmak amacıyla kurduğunuz YetGen projesi hakkında bilgi verebilir misiniz? Kaynak bulma zorluklarına rağmen, bu projeyle gençlere nasıl bir katkı sağlamayı hedefliyorsunuz?

2015 yılında kurduğum YetGen, dünyaya katkı sunmayı ve sosyal etki yaratmayı hedefleyen gençlere, ihtiyaçlarını karşılayacak ve onları bir adım öteye taşıyacak eğitimlerden oluşan bir eğitim kooperatifi. Öğrenci odaklı ve interaktif öğrenmeyi destekleyen birçok uygulama sunarak yetkinlikler, beceriler kazandıran, eğitim teknolojileri şirketi olma yolunda ilerleyen bir proje. YetGen eğitimleri, Türkiyenin her noktasındaki bireylere ulaşarak çevrim içi bir program olmasının verdiği fayda ile eğitimde fırsat eşitliğini gözetmektedir. Türkiyedeki gençlerin öz saygılarını destekleyerek, 21. yüzyılda sahip olunması gereken yetkinlikleri deneyimleyebilecekleri bir iç dinamik oluşturuyor. Programı geliştirmek ve ölçeklemek için yeterli kaynakları bulamadık ancak bu konuda çalışmalarımız ve arayışlarımız devam ediyor.

- Türkiyede okulların disiplin yapısı ve otoriter atmosferi, öğrencilerin özgür düşünme ve yaratıcı potansiyellerini sınırlıyor. Bu durumu değiştirmek için ne yapılmalı?

Sadece okulların disiplin yapısı ve atmosferi mi? Ülke neredeyse tüm kurumları ile özgür düşünmeyi, sorgulamayı, itirazı geriletmeye çalışıyor. Devlet kültürümüz otoriter ve merkeziyetçi. Bu kültürle yetişen bireyler de otoriteyi özgürlüklere tercih ediyor. Böyle bir kültürden girişimci çıkarmanın ne kadar zor olduğunu yıllardır deneyimliyoruz. Bu kültürün eğitimi değiştirerek değişmesini beklemek fazla iyimserlik. Öte yandan 21. yüzyılda başarı için eleştirel düşünme ve karmaşık problem çözme, yaratıcılık ve inovasyon, iletişim ve iş birliği öne çıkıyorlar. Eğer gelecekte iddia sahibi bir ülke olacak isek, bunu ancak gelecekte başarılı olacak bireyler yetiştirerek yapabiliriz. Dolayısı ile, eğitim sistemimiz öğrencilerin özgür düşünmesini, sorgulamasını, proje geliştirmesini, inisiyatif almasını, takım çalışması yapabilmesini desteklemek zorunda.

- Eğitimi bireyselleştirmek gerektiğini belirtiyorsunuz. Türkiyede kalabalık sınıflar ve kaynak eksikliği göz önüne alındığında, bireyselleştirilmiş bir eğitim sistemini nasıl hayata geçirebiliriz? Bu hayat şartlarında çok maliyetli değil mi?

Eski model ile devam edersek tabii ki maliyetli. Fakat iletişim teknolojilerini kullanarak bireyselleştirmeyi ekonomik kılmak mümkün. Sadece iyi hazırlanmış bir video kütüphanesi ile bile öğrenci istediği malzemeyi istediği hızda, istediği saatte, istediği yerde ve istediği sıralamada öğrenebilir. Zaten video çağımız öğrencilerinin tercih ettiği öğrenme yöntemi. Bir de bunun üzerine yapay zekayı eklediğinizde, her bireyin özellikleri, bilgisi, becerileri ve tercihleri doğrultusunda bireyselleştirilmiş bir içerik akışına ulaşmak hiç de hayal değil. Özellikle lise ve üniversitede eğitimde daha az insan ve daha fazla teknoloji göreceğiz. İnsanın rolü yetişkin eğitiminde aslında hep olması gerektiği yere gelecek (yanı rehberlik, mentorluk, yol göstericilik ve rol modeli olmak.)

- Türkiyede özellikle Z kuşağının geleneksel eğitim yöntemlerini reddettiğini görüyoruz. Kendine has kuralları ve anlayışları var. Z kuşağı ile anlamak ve aktive etmek için sistemde nasıl bir değişiklik yapılmalı?

Z kuşağı eğitimin yanlışlığını görüyor ve geçmiş kuşakların aksine bunu kabullenmiyor ya da kabullenmiş gibi yapmıyor ve aktif olarak direnç gösteriyor. Duruşlarını çok doğru buluyorum. Yukarıda sözünü ettiğim türden bir eğitim sisteminin hem Z hem de daha sonra gelecek kuşaklara (alfa kuşağı geldi bile) uyumlu olduğunu düşünüyorum. Bugünden sonra gelecek hiçbir kuşağın fabrika tipi, içerik odaklı, öğretmen merkezli, bilgiyi yücelten, bilenden bilmeye bilgi nakli üzerine kurulu çağdışı bir eğitimi tercih edeceğini düşünmüyorum. Sistem kendini yenileyemezse bütünüyle reddedilecek.

(T24 Ebru D. Dedeoğlu)
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2072

“Türkiye Markası; Yerelden Kürese 21. Yüzyıl İçin Stratejik Yol Haritası” isimli kitap, TASAM Yayınları tarafından yayımlandı. Prof. Dr. Abdullah Özkan, Dr. Öğretim Üyesi Erol Dönek, Dr. Mehmet Sali editörlüğünde hazırlanan kitapta konunun uzmanı 18 bilim insanının 17 makalesi yer alıyor.;

19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti, sadece askeri ve mali cephelerde değil, aynı zamanda entelektüel, idari ve kurumsal sahalarda da çok boyutlu bir beka mücadelesine girişmiştir. ;

The Lancet'te yayımlanan bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan şu anda bir ruhsal bozuklukla yaşıyor ve bu yük son otuz yılda çarpıcı bir şekilde arttı. Ruhsal hastalıklar, dünyanın en çok engelliliğe yol açan sağlık sorunları arasına girdi; anksiyete ve depresyon ise bu yüksel...;

Modern sosyal bilimlerin ve yükseköğretim yapılarının kurumsal mimarisi incelendiğinde, hiçbir akademik merkezin 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında Berlin Üniversitesi kadar derin, dönüştürücü ve küresel bir iz bıraktığı görülmez.;

Finlandiya’nın iktisadi ve toplumsal evrimi, sadece bir "refah devleti" başarısı değil, coğrafi kaderin ve jeopolitik risklerin dayattığı bir "hayatta kalma rasyonalitesi" hikâyesidir. Finlandiya modelini komşularından ayıran temel fark, bünyenin karşılaştığı patolojileri (savaşlar, kıtlıklar,...;

Türk Silahlı Kuvvetleri gerek sayısal büyüklüğü ve gerekse muharebe etkinliği açısından dünyanın sayılı orduları arasında yer alan ve bölgemize ilgi duyan güçlerin dikkatle takip ettiği bir güçtür. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısı, gücü ve etkinliği hakkında halkımızın bilgilendirilmesi bir ihtiyaç...;

Dijital radikalleşme, bilgisayar oyunları, sosyal medya ve çevrimiçi faktörlerin aşırı ideolojiler, şiddet ve silahlı davranışlara etkisiyle ilgili uzun soluklu bir TÜBİTAK1001 projesini geçen sene bitirmiştik. ;

Değerlendirme Notu Etkinlik Adı: Futur immersif – Metaverse ve XR Atölyesi Düzenleyen Kurum: Kaiser Agentur / Cyber Venture (Almanya) Bu atölye çalışması, savunma odaklı ileri teknoloji araştırmaları yürüten ve Almanya Federal Savunma Bakanlığı ile bağlantılı bir yapı tarafından organize edilmişti...;

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye