Avrupa Birliği Enerji Güvenliğinde Yeni Tehditler Dönemi

Makale

2000’li yılların başından itibaren görünür hale gelmeye başlayan söz konusu en büyük tehdit Rusya menşeili olarak ifade edilmektedir. Öyle ki o yıllardaki gelişmeler bunun göstergelerindendir. Buna karşın Rusya-Ukrayna arasındaki silahlı çatışmaların başlamasıyla ortaya çıkan yeni konjonktür başta AB olmak üzere kıta ülkelerinin çok daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağı yönünde izlenim uyandırmaktadır....

1973 Küresel Petrol Krizi’yle birlikte değişim sürecine giren enerji düzeni, 2000’li yıllara gelindiğinde başta Avrupa kıta ülkeleri için yeni bir tehdit durumunu ortaya çıkarmaya başlamıştı. Değişimle ilişkili olarak ortaya çıkan söz konusu tehdit durumu şüphesiz petrole alternatif olarak ön plana çıkmaya başlayan doğal gaza yönelimdir. Dolayısıyla ilk aşamada rasyonel bir yönelim gibi görünse de doğal gaza yönelimin neden olduğu tüketim artışı, kısa bir süre içerisinde kıta ülkeleri için enerji güvenliği tehdidini kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu minvalde 2000’li yılların başından itibaren görünür hale gelmeye başlayan söz konusu en büyük tehdit Rusya menşeili olarak ifade edilmektedir. Öyle ki o yıllardaki gelişmeler bunun göstergelerindendir. Buna karşın Rusya-Ukrayna arasındaki silahlı çatışmaların başlamasıyla ortaya çıkan yeni konjonktür başta AB olmak üzere kıta ülkelerinin çok daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağı yönünde izlenim uyandırmaktadır. Bu minvalde söz konusu tehditleri iki başlık altında değerlendirmek mümkündür. Bunlardan ilki farklı tedarikçilere artan ithalat bağımlılığıyken bir diğeri enerji dönüşümü için gerekliliklerin yerine getirilmesi noktasındaki önemli eksiklikler kapsamında karşımıza çıkmaktadır. Tüm bunlar ışığında çalışmada Moskova-Kiev arasında patlak veren silahlı çatışmalarla ilişkili ortaya çıkan ve sınır aşan sorun haline gelen enerji krizine çözüm arayışlarının AB enerji güvenliği açısından önceki dönemlere nazaran daha hayati ve geri dönülmesi çok zor yeni bir döneme doğru gidişat süreci ele alınmaktadır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Hark Adası, ekonomik olarak çok büyük bir öneme sahiptir. Bu yüzden, İran’a ait olan bu ada üzerinde ABD, İsrail, İran ve Çin’in ulusal çıkarları çatışmaktadır. Bu olay, küresel sonuçlara sebep olmaktadır.;

Dünya ekonomisi, 2020’li yılların başından itibaren son otuz yıla damgasını vuran liberal rasyonalitenin sarsıldığı, yapısal bir kırılma dönemine girmiştir. 1980-2020 yılları arasında küresel sistemi domine eden "Etkinlik" (Efficiency) paradigması, yerini ulus devletlerin varoluşsal bir refleksi ola...;

2025 yılındaki ABD-Çin ticaret savaşı bir aydan kısa sürdü; ancak ortaya koyduğu stratejik açık on yıllardır derinleşmekteydi. 2 Nisan'da, kendi deyimiyle "Kurtuluş Günü"nde ABD Başkanı Donald Trump, aralarında Çin'in de bulunduğu düzinelerce ülkeye geniş kapsamlı tarifeler uyguladı; Çin birden orta...;

Rus iktisadi düşünce tarihini incelemek, sadece bir coğrafyanın üretim ve bölüşüm ilişkilerini takip etmek değil; aynı zamanda devletin bekası, toplumun ahlaki dokusu ve bireyin mülkiyetle olan sancılı ilişkisi üzerine kurulmuş devasa bir "iktisat sanatı" (techne) laboratuvarına girmektir. ;

İktisat literatüründe makro-teorik yaklaşımlar genellikle üretici güçlerin mülkiyetini, bölüşüm ilişkilerini ve sınıfsal çatışmaları ulusal ya da küresel ölçekte, yukarıdan aşağıya (top-down) kurgulama eğilimindedir. Bu durum, ekonomiyi soyut bir denge arayışı ya da kaçınılmaz bir tarihsel altüst ol...;

Güney Kore'nin 2026 yılında Rusya'nın Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ilk konteyner deneme seferini gerçekleştirme hazırlıkları, Arktik'in geleceği hakkındaki tartışmalarda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seul hükümeti, yaklaşık 3.000 TEU kapasiteli bir konteyner gemisini Busan'dan Rotterdam'a Ar...;

Yapay zeka çağının fiziksel altyapısı üzerindeki küresel rekabet, son aylarda Tayvan ve Güney Kore eksenine üçüncü bir aktörü daha somut biçimde eklemiştir: Japonya. Tokyo, otuz yıllık bir gerilemenin ardından yarıiletken sanayisini yeniden inşa etmek üzere hem doğrudan endüstriyel politika hem de...;

Askeri tarih, stratejik düşünce ve ekonomi-politik arasındaki bağ, insanlık tarihi kadar eskidir. Sahadaki mücadele yöntemleri çağlar içinde teknolojik ve kurumsal kabuk değiştirse de insan felsefesinin ve karar alma mekanizmalarının temel mantığı değişmeden kalır. ;

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Türk insanının, Osmanlı zamanında olsun, Cumhuriyet döneminde olsun, stratejik düşünceler üretebildiği ve bunları karar organları üzerinden uygulamaya geçirebildiği tarihi bir gerçektir.Bu özellik tarihte her ülke ve her toplum için geçerli olmamıştır.