Milli Güç Unsuru Olarak Deniz Kuvvetleri

Makale

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu senedi olan Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra Montrö Boğazlar Sözleşmesine kadar olan süreçte Türk Deniz Kuvvetlerinin yeniden yapılanması bizzat Atatürk tarafından ön plana çıkarılmıştır. Öncelikle çekirdek bir donanma sonrasında kendi gemilerimizi yapmak ve bunu güç unsuru olarak gösterebilmek....

En güzel coğrafi vaziyette ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifadeyi bilmeliyiz. Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız
Mustafa Kemal Atatürk, TBMM, 1 Kasım 1937

Denizler ve okyanuslar binlerce yıldır insanlar için önemli bir besin ve ekonomik geçim kaynağı olmuştur. Dünya deniz ulaştırması, gemi inşa ve onarım tersaneciliği, balıkçılık, enerji ve deniz kaynaklarının kullanılması gibi denizlere yönelik tüm faaliyetler göz önüne alındığında denizler insana büyük bir ekonomik kaynak sağlar.

Denizler, yararlanmasını bilen milletlere sağladığı sonsuz nimet ve faydalarla, uygarlıkların doğuşu ve gelişimine en büyük katkıyı sağlamanın yanı sıra, bunların yayılması ve kültürel kaynaşmasına da yol açmış, çağlar boyu medeniyetler arasındaki bilim, kültür ve uygarlık gelişimi asli olarak denizler yoluyla gerçekleşmiştir. Denizlerin rolü bu çerçevede rastlantısal değildir.
Türkiye’nin Çevre denizlerinde ilan edilmiş veya edilmemiş deniz yetki alanlarının kapsadığı alan dikkate alındığında, denizlerin altında ve içinde büyük bir kullanılabilir kaynağın olduğu görülmektedir. Bu kapsamda Mavi Vatan, jeopolitik anlamda etkin bir bölgede bulunan Türkiye açısından yaşamsal önemdedir.

Günümüzde hem genel olarak Uluslararası İlişkilerin hem de Türkiye'nin en öncelikli gündem maddeleri arasında yer alan; güvenlik, enerji, sürdürülebilir ekonomik kalkınma, istihdam, ticaret ve ulaştırma, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği ve çevrenin korunması gibi konuların her birinin deniz ve denizcilik boyutunun da bulunduğu bir gerçektir. Bu kapsamda deniz ve denizciliğe dair konuların bir bütün halinde ele alınması, Mavi Vatan olarak kabul edilen Deniz Yetki Alanlarımıza yönelik oldu bitti ve dayatmalara karşı müteyakkız bulunulması, gelişmelerin takip edilmesi ve reaksiyon gösterilmesi gereklidir.

Bu gereklilik doğrultusunda Denizcilik Gücü önemli bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Bünyesinde denize ait maddi ve manevi çeşitli güç ve kuvvetleri bulunduran ve bunların toplam verimini milli güç sistemine aktaran denizcilik gücünün çekirdeğini, deniz ticaret filosu ve deniz kuvvetleri oluşturur.

Deniz gücü; Deniz Kuvvetleri bağlısı tüm muharip, lojistik ve sosyal unsurlar ile barışta ve savaşta deniz kuvvetlerine doğrudan veya dolaylı destek sağlayan ya da destek sağlama kapasitesi olan devlet / özel sektöre bağlı diğer unsurların toplamıdır.

Alfred Thayer Mahan’ın “Deniz Gücünün Tarih Üzerine Etkisi“ eserinde belirttiği üzere büyük devlet olabilmenin koşulu denizlerde hakimiyettir. Mahan'a göre dünya hakimiyetine giden yol büyük deniz gücüne sahip olmaktan geçmektedir. Büyük bir deniz gücü ise sömürgelere sahip olarak dünya hakimiyetini elde etme imkanını sağlamaktadır.

Ülkelerin deniz kuvvetleri ve asıl denizdeki vurucu unsurunu teşkil eden donanmaları, deniz stratejilerinin uygulama aracıdır. Tarihi örnekler incelendiğinde ülkelerin denizde var oldukça büyüyüp zenginleştiğini, refah seviyelerinin arttığını ve teknolojik gelişmelerin tüm sektörlere yansıdığını görebiliriz. Yine tersi durumda da ülkelerin özellikle denizden gelen istilalarla yıkılabildiğini görebilmekteyiz. 15. ve 16. yüz yıllarda Akdeniz başta olmak üzere Osmanlı’nın denizlerdeki egemenliği imparatorluğa büyük bir zenginlik ve toprak kazandırmıştır. Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa’nın “ Denizlere hakim olan cihana hakim olur“ sözü o zamanın şartlarıyla hem vizyoner hem de genel çerçeveyi çizmesi açısından önem taşır. Türklerin İnebahtı deniz savaşı ile başlayan denizlerdeki gücünü yitirme dönemi, Osmanlı’nın duraklama ve gerileme dönemini de beraberinde getirmiştir. Daha sonraki dönem içerisinde önce İngiltere’nin daha sonra da Fransa, İspanya, Portekiz ve Hollanda gibi ülkelerin deniz gücü ve donanmalarını geliştirmeleriyle sömürgecilik faaliyetleri artarak bu ülkelerin zenginleşmesine ve dünya siyasetinde söz sahibi olmalarına yol açmıştır. 19. Yüzyılın ilk yarısı ve 20. Yüzyılda ise Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya üzerinde hegemon bir güç olarak ortaya çıkması ve bunu sürdürülebilir bir güç olarak kabul ettirmesi etkili ve caydırıcı bir deniz gücüne ve donanmaya sahip olmasına büyük oranda bağlıdır. Bugün de stratejik rakibi Rusya ve ekonomik rakibi Çin ile olan mücadelesinin bir boyutunu da denizlerde devam ettirmektedir. ABD denizaşırı güç aktarımı imkan ve kabiliyetleri ile aynı anda dünyanın farklı alanlarında var olabilmekte ve bu kabiliyeti diğer ülkeler üzerinde baskı tesiri oluşturabilmektedir.

Denizcilik Gücü ve Deniz Gücü kapsamında görev tanımlarını belirttiğimiz Deniz Kuvvetleri; savaş gemileri, uçak ve helikopterleri ve sahilde konuşlu üs, karargah ve onarım kuruluşlarından teşkil olunur. Savaş durumunda da tüm denizcilik gücü unsurlarını kapsar.

Deniz gücünün, diğer güç sistemlerinden ( kara, hava) ayırt edilen bazı özellikleri bulunmaktadır;
  1. Platform merkezlilik
  2. Çok amaçlılık
  3. Küresel kullanım
  4. Manevra kabiliyeti
  5. Denge /baskı altında soğukkanlılık
Deniz gücü ve bünyesinde barındırdığı yüzer, dalar, uçar unsurlardan müteşekkil donanma elastiki yapısıyla çok farklı görev maksatları için kullanılabilir. Gerekli lojistik ve teknik destek sağlanması durumunda belirli bir mevkide uzun süre kalabilir ve baskı unsuru oluşturabilir. Harekat kabiliyetlerinin küresel çapta olması etki alanlarını arttırır. Bünyesinde hava unsurlarını da barındırabilmesi ülke iç kesimlerine kadar etki mesafesini arttırır. Ayrıca üzerlerindeki silah kapasitelerine bağlı olarak savaşı başlatabilir veya bitirebilir. Gemi ve Birlik Komutanlarına tanınan angajman yetkisi dahilinde bu yetkilerini kullanabilir. Dolayısıyla denizde kriz dönemi çok kısa sürede harp şartlarına evrilebilir ve beraberinde de topyekün bir harbe sebep olabilecek etki yaratabilir.

Amerika Birleşik Devletleri bilim insanı George Modelski, donanmanın küresel ve bölgesel düzeyde önemini “Donanmalarıyla okyanuslara hakim olan devletler küresel güçler olarak anılır ve bunlar herhangi bir döngüde dünya liderliğini tutuyor olabilir ya da böylesi bir geçmişe sahip olabilmektedirler. Bunun yanında bazı devletler deniz kuvvetlerini bölgesel sınırlar içinde tutarlar. Örnek olarak sadece Akdeniz ve Baltık denizi gibi denizlerde bulunurlar ise bu güçler bölgesel deniz güçleri olarak tanımlanırlar. Dünya liderliği ve deniz gücü arasındaki bağlantı tesadüfi değildir. Çünkü dünya liderliği küresel olarak her yere erişimi gerektirir ve deniz gücü bu amacı kolayca sağlar.“

Donanma temsil görevi kapsamında ülke toprağı sayılır ve dünyanın birçok yerinde sancak varlık gösterme görevi vardır ve Mahan’ın dediği gibi “Donanmalar, ordulardan daha iyi milli politika araçlarıdır. Daha az saldırgan niyet sembolü, daha az hareketli ve dolayısıyla politik talimata daha az duyarlı olan donanmanın etkisi milli orduların gidemediği yerlerde hissedilebilir.“ Dolayısıyla Donanma unsurları diğer silahlı kuvvet unsurlarından farklı algı yaratır.

Donanma Diplomasisi, hem dış politikanın desteklenmesi bağlamında politik/diplomatik gücün hem de iç ve dış politikanın desteklenmesi bağlamında kamu diplomasisinin bütünleyici faaliyetidir. Bu itibarla bir yandan ülkenin Sert Gücünü göstermesinde rol alırken, diğer yandan Yumuşak Güç uygulamalarında da tamamlayıcı unsurdur.

Donanma unsurları barış dönemlerinde diğer devletleri ikna etmenin bir aracı durumuna gelmişlerdir. Bu ikna sert güç unsurları olan caydırma, zorlama gibi yöntemlerle yapılabileceği gibi, ittifak kurarak, eğitimler planlayıp icra ederek veya bir cazibe yaratarak yumuşak güç unsurlarıyla da gerçekleştirilebilir.

Deniz Kuvvetlerinin, Donanma Diplomasisi alanında icra edebileceği olası görevler;
  • Savaş Dışı Harekât
(İnsani Yardım Harekâtı, Afet ve Acil Durum Harekâtı, Barışı Destekleme Harekâtı),
  • Müşterek/ Çokuluslu Eğitim ve Tatbikatlar,
  • Askeri İşbirliği,
  • Sivil –Asker İşbirliği
  • Denizcilik Gücünün Geliştirilmesine Katkı,
  • Varlık ve Güç Gösterme,
  • Yurtdışındaki Vatandaşların ve Ekonomik Yatırımların Korunmasına Katkı
  • Arama-Kurtarma Harekâtı, olarak sayabiliriz.
Söz konusu faaliyetlerde amaç, ülkelerin kendi politik ve ekonomik siyasi hedeflerine uygun olarak ilgi sahasındaki hedef ülke veya ülkeler üzerinde cazibe yaratmak, sert güç tedbirlerine başvurmadan donanmanın imaj etkisinden yararlanabilmektir. Özellikle insani yardım faaliyetleri ve kriz bölgelerinden tahliye harekatları basında ve medyada çoğunlukla yer alması neticesinde geniş kitleler üzerinde etki bırakabilmektedir. Kavramın yaratıcısı Nye’ye göre yumuşak güç, zorlama içermez. Karşı taraf üzerinde cazibe yaratarak istediğini sağlama kabiliyetidir. Dolayısıyla imaj, hayranlık, etkileme, çekicilik yumuşak gücün en önemli silahlarıdır. Derinliğine etki sağlar ve kalıcıdır. Yine farklı ülke donanmaları ile yapılan müşterek eğitimler Donanma’nın eğitim seviyesini de gösterdiğinden zorunlu caydırıcılığa girmeden tesir edebilmektedir.

Donanma unsurlarının bir caydırma, zorlama, korku ve tedirginlik yaratma ve hatta sınırlı güç kullanma şeklinde kullanımı tarihin bir çok evresinde karşılaştığımız uygulamalardır. Eski çağlarda aşılmaz kalelerin ablukaya alınması, lojistik yolların kesilmesi, önemli liman kentlerinin önüne güçlü gemilerin gönderilmesi, ticari filoların ve balıkçı gemilerinin savaş gemileri ile desteklenmesi icra edilen uygulamalardan bazılarıdır. Ancak 20. Yüzyılla beraber dünya savaşlarının etkisiyle de donanmaların kullanılarak karşı tarafı, ülkelerin kendi lehine etkileme uygulaması daha da artmakta ve bir sert güç unsuru olarak da kabul edebileceğimiz Gunbot kavramı karşımıza çıkmaktadır.

Sert gücün kullanılmasının etkileri yüksektir. Gerek uygulayan ülke açısından gerekse uygulanan ülke açısından etkileri büyüktür. Kalıcı ve yıkıcı hasarları vardır, maliyeti yüksektir. Arzu edilen sert güce başvurmadan öncelikle diplomatik yolların kullanılmasıdır. Ancak bu yolların tüketilmesi hitamında başvurulması yoluna gidilmesi gerekir. 1945 sonrası oluşan yeni dünya düzeninde, küresel örgütlerin kurulma maksatlarının başında savaşın yıkıcı etkilerinden ülkeleri korumak olmuştur.

Denizlerin serbest kullanımı ve deniz ortamındaki hareketlilik sırasıyla Donanma’nın görevleri arasına deniz emniyetini, deniz ticaretinin kesintisiz bir şekilde yürütülmesini, kaynakların korunmasını ve denizde güvenliğin tesisini beraberinde getirmiştir. Bu alanlarda başarısız olunması durumunda deniz hak, alaka ve menfaatleri ile milli hedeflerin korunması için ülkeleri savaşa kadar götürecek bir süreç gelişebilecektir.

Deniz yetki alanları (karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) içerisinde Deniz Kuvvetlerinin güvenlik boyutunda sorumlu olduğu alanlarda, Soğuk Savaş sonrası küresel ortamdaki değişikliklere paralel olarak denizde güvenlik kavramı ön plana çıkmıştır.

Deniz Güvenliği; deniz sahasının yasal çerçeve içinde kullanımının sağlanması ve karasularından okyanuslara kadar olan alanda kanunların uygulanması, milli çıkarlar ve uluslararası hukuk çerçevesinde sivil halkın korunması, denizlerin yasadışı kullanımının önlenmesi ve emniyetli bir deniz sahası yaratılmasını içeren faaliyetlerdir.

Doğu Akdeniz’de ve kısmen de Ege Denizi’nde sorun alanları çözümsüz eksende devam etmektedir. Türkiye önkoşulsuz olarak sorunların çözülebilmesi maksadıyla diplomasiye hazır olduğunu açıklamıştır. Ancak iyi bir diplomasi geleneğine ve tecrübesine sahip sahadaki muhatabımız Yunanistan AB’yi de arkasına alarak masaya oturmak üzere sürekli şartlar ileri sürmektedir. Henüz bölgede taraflarca bulunmuş, çıkarılmaya başlanmış bir hidrokarbon ürünü yoktur. Şu anki fırtına olasılıklar üzerinden devam etmektedir. Ancak mali değeri yüksek enerji yataklarının bulunması ve çıkarılma sürecine geçilmesi durumunda esen fırtınanın kasırga seviyesine yükselmesi büyük bir ihtimalle olasıdır. Olayların sıcak bir çatışmaya dönüşmeden sahada engellenmesi ya da masaya avantajlı oturmanın yolu bölgede güç unsurlarının gösterilmesinden geçmektedir.

Doğu Akdeniz havzası tüm gelişmelere paralel olarak; enerji, ulaştırma ve lojistik çıkarların çatışmaya dönüşebileceği önemli bir düğüm noktasıdır ve krize, kısa süreli dahi olsa bir çatışmaya ya da savaşa dönüşebilecek faktörler aşağıda sıralanmıştır.
  • Hidrokarbon yataklarının varlığı ve zenginliği
  • Yasadışı göç ve insan kaçakçılığı
  • Organize suçlar
  • Teröre bağlı asimetrik tehditlerin artması
  • Bölge ülkeleri arasında barış ve istikrarın düşük seviyede olması
  • Deniz Yetki Alanlarının sınırlarının çizilmesinin çıkar çatışmalarına dönüşmesi
Çatışma alanlarının çok faktörlü ve değişken aktörlü olması, bölgede en uzun kıyı şeridine ve hayati öneme haiz deniz alanına sahip Türkiye’nin etkin ve caydırıcı olmasını gerektirmektedir. Öngörülen harekatın deniz ortamında başlayıp şekilleneceği de dikkate alındığında sert güç ve yumuşak güç kapsamında Türk Donanması’na büyük bir iş düştüğü açıktır.

Türk Deniz Kuvvetleri unsurları uzun bir dönemdir gerek milli amaçlar ile gerekse uluslararası maksatlar ile Doğu Akdeniz’dedir. Doğu Akdeniz dar bir deniz alanını kapsamasına rağmen harp gemilerinin ve bulunduran ülkelerin sayısı çok fazladır. Örneğin bölgede sınırı olan ülke gemilerinin yanında; ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya gibi gelişmiş ülkelerin, Rusya ve Çin gibi güçlü donanmalara sahip ülkelerin gemileri de bulunmaktadır. Bunun yanında Brezilya, Pakistan, Bangladeş gibi farklı coğrafyaların gemileri değişik maksatlar ile bölgede görev yapmaktadır. Donanmalar bu faaliyetlerini denizaltı gibi stratejik bir platform ve istihbarat gemileri ile desteklemektedirler.

Bölgedeki en uzun kıyı şeridine ve deniz yetki alanına sahip Türkiye’nin bu kadar göz önünde ve önemde olan deniz sahasında varlığı, büyük oranda Donanma unsurlarına ve onu destekleyen siyasi, ekonomik ve teknik unsurlara bağlıdır. Doğu Akdeniz’in tamamında Türkiye’nin çıkar alanları vardır. Dolayısıyla her an her yerde hazır olmak, caydırıcı, etkin ve saygın olmak esastır. Donanma’nın buradaki varlık sebebi artık yumuşak güçten yani Donanma Diplomasisi boyutundan çıkmış, sert güç unsuru olan Gunboat Diplomasisi’ne geçmiştir. Deniz hak, alaka ve menfaatlerimizin korunabilmesi geliştirilebilmesi denizlerdeki caydırıcılığımızdan geçmektedir.

Türk Donanma unsurları son dönemde kamuoyu tarafından da yakinen takip edilen gelişmeler kapsamında bölgede kesintisiz ve güçlü bir şekilde varlık göstermektedir. İhtilaflı alanlarda Türk araştırma ve sondaj gemilerine koruma ve refakat görevi icra edilmektedir. Kesintisiz ve misli ile bölgede bulunularak caydırıcılık sağlanmaktadır. Araştırma gemilerinin verimli çalışabilmesi tamamen refakat ve koruma görevinin devamlılığı ile alakalıdır.

Özellikle barış döneminde oluşturulan “Donanma Diplomasisi“ insani yardımlar başta olmak üzere, ülkeler arası eğitim, karşılıklı işbirliği ve tatbikatlara dayanmaktadır. Türk Donanması sadece Akdeniz’de değil son on yıl içerisinde oluşturulan çeşitli Deniz Görev Grubu faaliyetleri ile Uzakdoğu’dan Afrika’ya ve Amerika kıtasına kadar çok sayıda seyir yapmıştır. Bu seyir faaliyetleri devletin diğer organları ile de desteklenerek çeşitlendirilmiştir. İhtiyaç bölgelerindeki yerli halka gıda, eğitim ve sağlık yardımı götürülmüştür. Gidilen bölgelerdeki ülke donanmaları ile karşılıklı işbirliğini geliştirici tatbikatlar yapılmıştır. Lübnan, Arnavutluk ve Libya tahliye harekatlarında ani reaksiyon gösterilerek sivil vatandaşlarımızın zarar görmesi engellenmiştir. Yumuşak gücün bir parçası olarak da adlandırabileceğimiz Donanma Diplomasisi, yerli savunma sanayindeki gelişmelerle de desteklenerek Gunbot diplomasisinden ayrı olarak devam ettirilmektedir.

Dış kamuoyunda ise; özellikle Türkiye’nin çıkar çatışması içinde olduğu ülkeler tarafından da Donanma faaliyetleri yakinen takip edilmektedir. Türkiye’nin NATO üyesi ve Akdeniz’deki nitelik ve nicelik açısından en güçlü donanmalar arasında olması, Türk Donanması’nın tanınmasını ve imkan ve kabiliyetlerinin bilinmesini kolaylaştırmaktadır. Karşılıklı bireysel eğitim faaliyetleri, personel mübadeleleri ile işbirliği arttırılmakta, sadece gemileri değil personel yapısının da tanınması sağlanmaktadır.

Türk Deniz Kuvvetleri bünyesindeki güçlü Donanma ve onu destekleyen aktörleri; 21. Yüzyıl güvenlik ortamında Türkiye’nin Deniz Yetki Alanları’nın sınırlarının çizilmesinde, kabul ettirilmesinde ve idamesinde etkin, saygın ve caydırıcı rol oynayacaktır. İçinde bulunduğumuz konjonktürel ortamda donanmanın varlığı ve etkisi; bölgemizde yaşanabilecek kriz ortamına ilk müdahale yeri denizler olması, çıkar alanlarımıza etki etmek isteyecek unsurların yine denizden beklenmesi, Türkiye’nin tam bağımsızlığa giden yolda enerji açığı/ihtiyacının devam etmesi ve en önemli rezerv alanlarının denizler olması, dış ticaretimizin önemli bir kısmının deniz yoluyla yapılması nedenleriyle hayatidir.

Bu çerçevede; barış döneminden itibaren Türk Donanması’nın etkin, saygın ve caydırıcı gücünü, Donanma Diplomasisi içerisinde yapılabilecek faaliyetlerle planlayıp, nitelendirerek başta hedef ülkeler olmak üzere tüm ilgi sahasındaki ülkelere göstermek gereklidir. Bununla beraber ülkemizi savaşın yıkıcı etkilerinden korumak, derinliğine bir savunma sağlamak maksadıyla sert güç unsurlarını Gunbot Diplomasisi içerisinde kullanarak zorlayıcı, caydırıcı ve ikna edici olmak ve buna uygun bir Donanma tesis ve idame etmek ülke öncelikleri arasında olmalıdır.

 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Altın rezervleri, bir ülkenin ekonomik ve finansal direncinin kritik bir göstergesidir. Genellikle merkez bankaları tarafından döviz rezervlerinin önemli bir parçası olarak tutulan altın, özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde güvenilir bir sığınak olarak görülür. Son yıllarda, artan jeopolitik...;

Altın; fiziksel özellikleri, kültürel önemi, ekonomik rolleri ve tarihsel faktörlerin bir kombinasyonu nedeniyle yüzyıllardır talep görmekte. Altının tarih boyunca çok değerli olmasının başlıca nedenlerinden biri fiziksel özelliği. Altın her şeyden önce oldukça dayanıklı bir maden. Kararmaz, aşınmaz...;

Dört gün önce, Çin silahlı kuvvetlerinin yıllık tatbikatı olan "Exercise Joint Sword" sona erdi. Bu yıl, Çin bu tatbikatı, Tayvan'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Lai'nin göreve başlamasına "güçlü bir ceza" olarak nitelendirdi - Pekin'in kazanmasını istemediği aday. 46 Halk Kurtuluş Ordusu Donanması (P...;

Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler paralelinde başta Karadeniz olmak üzere deniz güvenliği konuları daha sık gündeme gelmeye başlamıştır. Ayrıca teknolojideki gelişmelerle birlikte, başta gemilerin navigasyon sistemleri olmak üzere denizcilik endüstrisine yönelik siber saldırılar da artış eği...;

Çin Komünist Partisi (ÇKP), propaganda sistemini bilgilendirme kampanyalarını etkinleştirecek bir araç seti oluşturmak için kullanıyor. Amacı, iletişimi kontrol etmek ve Çin hakkında belirli bir gerçeklik ve doğruluk versiyonu sunmak için anlatıları ve algıları şekillendirmektir; bu hem yurt içinde ...;

Bilindiği gibi İran dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ve tarihsel olarak küresel petrol piyasasında önemli bir oyuncu. İran, 155 milyar varil civarında olduğu tahmin edilen dünyanın dördüncü en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip. Bu rezervler dünyanın toplam kanıtlanmış petrol rez...;

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu senedi olan Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra Montrö Boğazlar Sözleşmesine kadar olan süreçte Türk Deniz Kuvvetlerinin yeniden yapılanması bizzat Atatürk tarafından ön plana çıkarılmıştır. Öncelikle çekirdek bir donanma sonrasında kendi gemilerimizi yapmak ve b...;

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkedeki seçimlerin ardından ilk yurt dışı ziyaretini 16-17 Mayıs 2024'te Çin'e gerçekleştirdi. Bu ziyaret, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın güçlenmesine ve işbirliğinin derinleşmesine yönelik önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. ;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.