Küresel büyümenin, bu yılın ikinci yarısında önemli ölçüde yavaşlaması ve zayıflığın 2024'te devam etmesi beklenmektedir. Enflasyon baskıları sürmekte ve sıkı para politikasının faaliyetler üzerinde önemli ölçüde baskı oluşturması beklenmektedir. Son dönemde, gelişmiş ekonomilerin bankacılık sektöründe yaşanan stres, muhtemelen daha kısıtlayıcı kredi koşulları ile faaliyeti azaltacaktır. Daha yaygın banka kargaşası ve daha sıkı para politikası olasılığı, küresel büyümenin daha da zayıflamasına neden olabilir. Gelişmiş ekonomilerde artan borçlanma maliyetleri; daha kırılgan olan yükselen piyasa ve gelişen ekonomiler (YPGE’ler) içinde finansal çıkmazlara yol açabilir. Özellikle düşük gelirli ülkelerde mali pozisyonlar giderek daha istikrarsız hâle gelmektedir. Makroekonomik ve mali istikrarı desteklemek için küresel ve ulusal düzeyde kapsamlı politika eylemlerine ihtiyaç vardır. Pek çok YPGE arasında ve özellikle düşük gelirli ülkelerde, mali sürdürülebilirliği desteklemek, daha yüksek gelir elde etmeyi, harcamaları daha verimli hâle getirmeyi ve borç yönetimi uygulamalarını iyileştirmeyi gerektirecektir. İklim değişikliğiyle mücadele etmek, krizlerden ve açlıktan etkilenen nüfusu desteklemek ve ihtiyaç duyulan yerlerde borç ertelemesi sağlamak için uluslararası işbirliğinin sürdürülmesi de gereklidir. Uzun vadede, YPGE potansiyel büyümesinde öngörülen düşüşü tersine çevirmek için fiziki ve beşerî sermaye ile işgücü arzı büyümesini destekleyecek reformlar gerekecektir.
Küresel Görünüm. Geçen yıl %3,1 büyüyen küresel ekonominin; yüksek enflasyonu dizginlemek için para politikasını sıkılaştırmaya devam etmesi nedeniyle 2023 yılında önemli ölçüde yavaşlayarak %2,1'e gerilemesi, 2024 yılında ise ılımlı bir toparlanmayla yüzde 2,4'e yükselmesi beklenmektedir. Sıkı küresel finansal koşulların ve durgun dış talebin yükselen piyasa ve gelişen ekonomiler (YPGE’ler) genelinde büyüme üzerinde baskı oluşturması beklenmektedir. Birçok ülke için projeksiyonlar, tahmin ufku boyunca aşağı yönlü revize edilmiştir. 2023'ün başında beklenenden daha güçlü veriler nedeniyle yapılan yükseltmeler, daha sonraki not indirimleri ile dengelenmiştir. Enflasyon kalıcı olmakla birlikte, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin çıpalı kalması koşuluyla, talebin zayıflaması ve emtia fiyatlarının ılımlı seyretmesi ile kademeli olarak düşmesi beklenmektedir.
Bankacılık sektöründeki stresin daha da yaygınlaşması veya enflasyon baskılarının daha kalıcı hâle gelmesi durumunda küresel büyüme beklenenden daha zayıf olabilir. Zayıf büyüme beklentileri ve yakın vadede artan riskler ise pandemi, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'yı işgali ve küresel finansal koşulların keskin şekilde sıkılaşması gibi üst üste gelen şoklarla şiddetlenen potansiyel büyümedeki uzun vadeli yavaşlamayı daha da kötüleştirmektedir
Bu zor şartlar, çok sayıda politika zorluğunu vurgulamaktadır. Son dönemde yaşanan banka iflasları, küresel mali düzenleme reformuna yeniden odaklanılmasını gerektirmektedir. Temiz enerjiye geçişi hızlandırmak, iklim değişikliğini hafifletmek ve borç sıkıntısı yaşayan artan sayıda ülkeye yardımcı olmak için küresel işbirliği de gereklidir. Ulusal düzeyde, enflasyonun kontrol altına alınması yanı sıra makroekonomik ve mali istikrarın sağlanması için güvenilir politikaların uygulanması ve sağlam, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma yolunun temellerinin atılması için reformların yapılması zorunludur.
Bölgesel Beklentiler. Büyümenin bu yıl ve gelecek yıl YPGE bölgeleri arasında farklılık göstereceği tahmin edilmektedir. Doğu Asya ve Pasifik (DAP) ile Avrupa ve Orta Asya'da (AOA), Çin'in yeniden açılmasının toparlanmayı teşvik etmesi ve bazı büyük ekonomilerdeki büyüme beklentilerinin iyileşmesiyle, 2023 yılında büyümenin artması beklenmektedir. Buna karşılık, başta Latin Amerika ve Karayipler (LAK) ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika (OKA) olmak üzere diğer tüm bölgelerde büyümenin ılımlı olacağı tahmin edilmektedir. Zayıf dış talep, sıkı küresel finansal koşullar ve yüksek enflasyondan kaynaklanan rüzgarlar, bu yıl özellikle LAK, Güney Asya (GA) ve Sahra Altı Afrika'da (SAA) faaliyeti sürükleyecek. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin devam eden etkisi, başta AOA olmak üzere bölgeler genelinde büyüme üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.
Gelecek yıl büyümenin; DAP ve GA'da ılımlı olacağı ancak iç rüzgarların azalması ve dış talebin güçlenmesiyle diğer yerlerde toparlanacağı tahmin edilmektedir. Tüm bölgeler için görünüme ilişkin aşağı yönlü riskler arasında olası daha fazla küresel finansal stres ve taban çizgisinde tahmin edilenden daha kalıcı yerel enflasyon yer almaktadır. İklim değişikliğinden kaynaklanan jeopolitik gerilimler, çatışma ve toplumsal huzursuzluklar ve doğal afetler de farklı büyüklüklerde aşağı yönlü riskler barındırmaktadır. Bu tür risklerin gerçekleşmesi, potansiyel büyümeyi daha da zayıflatabilir ve tüm YPGE bölgelerinde uzun süreli daha yavaş bir büyüme dönemine yol açabilir.
Yükselen ABD Faiz Oranlarının Finansal Yayılımları. Amerika Birleşik Devletleri'nde faiz oranlarının hızla yükselmesi YPGE'ler için önemli bir zorluk teşkil etmektedir. Federal Rezerv enflasyonu dizginlemek için daha şahin bir duruşa yöneldiğinden, 2022'nin başından bu yana ABD faiz oranlarındaki keskin artışların önemli bir kısmı Fed'in tepki fonksiyonuna ilişkin algılardaki değişiklikleri yakalayan şoklardan kaynaklanmaktadır. Bu tepki şokları, YPGE'lerde finansal kriz olasılığının daha yüksek olması da dâhil olmak üzere, özellikle olumsuz finansal piyasa etkileriyle ilişkilidir. Etkileri ayrıca daha büyük ekonomik kırılganlıklara sahip YPGE'lerde daha belirgin görünmektedir Bu bulgular, büyük merkez bankalarının; tepki işlevlerini netleştiren uygun iletişim yoluyla olumsuz yayılmaları azaltabileceğini göstermektedir. Ayrıca, YPGE'lerin yükselen küresel ve ABD faiz oranlarının olumsuz etkilerini azaltmak için makro-ekonomik ve mali politikalarını ayarlamaları gerektiğini vurgulamaktadırlar.
Düşük Gelirli Ülkelerde Maliye Politikası Zorlukları. Son on yılda düşük gelirli ülkelerde (DGÜ) maliye politikasının manevra alanı daralmıştır: Büyük ve genişleyen açıklar büyümenin borç azaltıcı etkilerini dengelediğinden DGÜ borçları hızla artmıştır. Mali açıklar; özellikle hibeler ve gelir vergisi gelirlerinde süregelen gelir zayıflığı nedeniyle, borç servisi de dâhil olmak üzere artan harcama baskılarını yansıtmaktadır. Sonuç olarak, Şubat 2023 sonu itibariyle 28 DGÜ'den 14'ü borç sıkıntısı içinde veya yüksek borç sıkıntısı riski altında olarak değerlendirilmiştir. Maliye politikası için alan oluşturmak daha yüksek gelirler elde etmeyi, harcamaları daha verimli hâle getirmeyi ve borç yönetimi uygulamalarını iyileştirmeyi gerektirir. Bu önlemlerin yerel kurumsal çerçevelerdeki iyileştirmelere dâhil edilmesi ve hem maliye politikası yönetimini iyileştirmek hem de borç zorluklarını ele almak için iyi koordine edilmiş küresel politikalar tarafından desteklenmesi gerekir.
(Dünya Bankası tarafından bu ay yayımlanan “Küresel Ekonomik Beklentiler“ raporunun Yönetici Özeti kısmının çevirisidir | Çeviren: Zekiye TEKİN, TASAM Stajyeri)