Medeniyetimizin Temel Taşları: Dip Dedelerimiz ve İçlerinden Birisi Nasrettin Hoca

Makale

Güncel medeniyet tartışmalarına, Türklerin geçmişte bütün dünyanın özenerek baktığı ve benzemeye çalıştığı özgün bir medeniyetin üreticisi ve taşıyıcısı olduğu gerçeğinden hareketle yaklaşmak yerinde olacaktır....

Güncel medeniyet tartışmalarına, Türklerin geçmişte bütün dünyanın özenerek baktığı ve benzemeye çalıştığı özgün bir medeniyetin üreticisi ve taşıyıcısı olduğu gerçeğinden hareketle yaklaşmak yerinde olacaktır. Bu doğrultuda, medeniyetin “inşa“(1) veya “ihya“(2) edilmesi kavramsal tercihinde sözlük anlamları göz önünde tutularak ihya teriminin kullanılması daha tutarlı görünmektedir. Çünkü Türk ve İslam birikimlerinin üzerine bina edilmiş bir medeniyet yüzyılları aşan bir tarihsel dönemde alternatiflerine göre daha önde bir şekilde varlık sergilemiştir.
 
Bugün söz konusu edilmesi gereken husus, bu birikim temelinde bir medeniyetin yeniden kendisini üretmesi çabasıdır. Bu birikimi oluşturan unsurlardan biri de dip dedeler başka bir ifade ile referans kişilerdir.

MEDENIYET TASARIMI SORUNU:

Medeniyet, salt bir tasarım ürünü olmayıp kaynaklardan beslenen ve hayatın olağan akışı içerisinde ortaya çıkmaktadır. Bu kaynaklar, öncelikle felsefi bir temel olarak tasarıma dayanmaktadır. Felsefi altyapı, kişinin evren, insan, tanrı, toplum, devlet, doğa vs. karşısında konumlanışını belirler. Bu felsefenin çerçevelediği bir dünya görüşü ve kurumsal yapılar ile tezahürü gözlenmektedir. Medeniyet, doğanın dönüştürülmesi ile teknolojik üretimler dahil olmak üzere mekana, ilişkiler dolayısıyla insana ve davranışa yansımasıyla varlık kazanır. Bir medeniyet bünyesinde gerçekleştirilen her türlü üretim ile kendisini göstermektedir.
 
Dolayısıyla medeniyet, bir tasarımı içermekle birlikte bu tasarımı da kapsayan sürekli üretim ile hayat bulabilir ve canlılığını sürdürebilir. Yoksa medeniyet tasarısı girişimleri ya tarih ya da kurgu çalışması durumunda kalacaktır. Medeniyet, onun çevrelediği insanlar tarafından üretilen bilgi, teknoloji ve mekan kullanımı sayesinde varlık kazanır ve ancak böylece varlığını sürdürebilir. Dolayısıyla masa başında bir kurgulanmış bir medeniyet projesi, medeniyet olmakta ve medeniyeti kavramaktan uzak kalmıştır.
 
TÜRK MEDENIYETI VE DIP DEDELER
 
Medeniyetimizin köklerinin üzerinde yeniden canlanabilmesi, köklerinin nerede olduğu sorusu ile doğrudan bağlantılıdır. Bu sorunun cevabı, medeniyete verilecek ad ile ortaya çıkmaktadır. Çevresinde yaşamaya devam ettiğimiz ve canlandırılmasını beklediğimiz medeniyetin adı, Türk Medeniyetidir. Buna sağladığı katkıların önemine binaen Türk İslam Medeniyeti veya İslami Türk Medeniyeti adının da verilmesi uygun görülebilir. Ancak sadece küçük bir coğrafi alan olarak “Anadolu Medeniyeti“ (3) gibi isimlendirmeler; medeniyet olma iddiasıyla çelişkili sıkıntılar barındırmaktadır.
 
Anadolu, Türk Medeniyet coğrafyasının merkezinde olmakla beraber bu medeniyeti tanımlayıcı nitelikten uzak kalmaktadır. Zira Ortaasya mirası, Horasan, Kafkasya, Mezopotamya tecrübeleri, Anadolu’ya kök salma becerisi, Balkanlar’dan Mağrib’e kadar fütuhat hamleleri sadece Anadolu adlandırması ifade bulamamaktadır. Ayrıca Anadolu medeniyeti, Türk Medeniyetinin öncesinde tarihe mal olmuş ve sürdürecek milleti de yok olmuş antik dönemlerdeki medeniyetleri işaret ederken kullanılmaktadır. Bu değerlendirmeye sadece Anadolu Medeniyetleri Müzesi yeterli bir delil oluşturmaktadır.

Dünyaya Türk’ün şekillendirdiği bir medeniyeti yeniden takdim edebilmek; ancak doğal kaynakların canlandırılması ve kendisini yeniden üretebilir hale gelmesi ile mümkündür. Medeniyetin doğal kaynaklarını oluşturabilecek olan felsefi alt yapı, inanç çerçevesi, beşeri ve teknik yansımaları,gündelik hayatta temsil edilmesi gibi noktalarda; mevcut birikimin analiz edilmesi gereklidir. Bu analiz, her şeyden önce bir envanter çalışmasına dayanmalıdır. Tarihi olan, folklorik olan ile milli olan kültür unsurlarının tespiti yapılmalı ve bu temelden hareketle evrensele taşınabilecek unsurların belirlenerek güçlendirilmesi yoluna gidilmelidir. Yoksa mesele küreselleşen pazara “farklı“ ürün sunmak için girişilen coğrafi işaretlerin yaygınlaştırılması düzeyinde algılanarak ucuzlatılabilir.
 
Bu değerlendirmeler ışığında bir medeniyetin yeniden hayat bulması için dip dedelerden aktarılan birikimin günün şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi önerilmektedir. Çünkü tarihin bir döneminde medeniyetin doruğu eğer Anadolu yaylasında konumlanmışsa; bu ancak o dönemin insanları tarafından üretilmiş varlık tezahürleri ile gerçekleşmiştir.

Dip dedeler, kendilerinden öncekilerin birikimini nasıl işleyip aşmışlar ise; güncel Türk de ancak bu gayretin sayesinde yeni ya da yeniden bir medeniyet mimarı olarak ortaya çıkabilecektir. Dip dedeye verilen kıymet, ne “eskiye rağbet gösterip bit pazarına nur indirmektir“ ne de antika eserlere yönelmiş bir finansal yatırımdır. Dip dede, dün ve yarın durakları arasındaki yolun döşeme malzemesidir. Bu yolun üzerinden ilerleyebilmek için, yolun haritasının çizilmesine hizmet edeceği için dip dedelerin birikimi önem kazanmaktadır.

Anadolu toprakları medeniyet üretmekte verimlidir. Dedelerimiz bu üretimde deneyimlidir. Torunlarının istek, iddia ve gayreti dışında bir eksik görünmemektedir. Dip dedelerin birikimi, ne onların ihtişamı ile büyülenmek ne de “ilkel“ bulup önemsizleştirmek hatalarına düşmeden değerlendirilmelidir. Yeniden bir medeniyet kuruluyorsa; bu geçmişin birikimini tekrarlamak ya da taklit etmek de olmamalıdır.

DIP DEDE ÖRNEĞI OLARAK NASRETTIN HOCA

Bu çalışmada Türk medeniyet deneyiminde referans niteliği taşıyan kişilere bir örnek olarak Nasrettin Hoca ele alınmaktadır. Folklorik, tarihi ve milli sacayağından evrensele taşınmış bir kişi olan Nasrettin Hoca, Türkçe konuşulan her coğrafyada “içlerinden birisi“ haline gelebilmesi(4) ve dünyanın pek çok dilinde fıkraları ile tanınması dolayısıyla dip dede örneği olarak sunulmaktadır.

Yeri gelince anlatılan bir fıkrası ile sözü tatlıya bağlayan Nasrettin Hoca’nın hayatı maalesef ayrıntılı şekilde bilinmemektedir. Bilinen 13. yüzyılda Sivrihisar’da doğduğu ve Akşehir’de yaşadığıdır. Belirli bir tarih kesitinde yaşayan kişinin değil, sözlü kültürde anlatılan ve zamanla yazıya geçirilmiş hikayeciklerdeki Nasrettin Hoca’nın Türk Medeniyet çevresinin tamamına ulaşan şöhreti, onu dip dede haline getirmektedir.

----------------------------------------------

(1) Develioğlu, s.441’de yer alan tanım. İnşa: 1- yapma, yapılma, vücuda, meydana getirme.
(2) Develioğlu, s. 422’de yer alan tanım. İhya: 1- diriltme, diriltilme, canlandırma. 2- taze can verircesine iyilik, lutfetme. 3- yeniden kuvvetlendirme. 4- uyandırma, canlandırma tazelik verme.
(3) TASAM, Medeniyet İnşası - Türkiye Vizyonu Projesi - Referans Değerler, Kurumlar, Kişiler, 2015. http://tasam.org/Files/Etkinlik/File/VizyonBelgesi/DIT_vizyon_TR.pdf_c6652670-c3fa-445e-acc1-77eb08b9877e.pdf, Erişim Tarihi: 01.11.2015. 237
(4) 4 Özkan, ss.17-20.

İlgili kitaba erişmek için tıklayın: Değerler İnşası Referans Değerler, Kurumlar, Kişiler
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

İktisadi düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen...;

Modern iktisat teorisi, piyasa yapılarını ve endüstriyel organizasyon biçimlerini analiz ederken uzunca bir süre neoklasik paradigmanın mekanik ve indirgemeci kabullerinin gölgesinde kalmıştır. Bu ana akım yaklaşım, piyasada ölçek ekonomilerine (economies of scale) ve operasyonel başarıya ulaşmanın ...;

İktisat tarihi ve jeopolitik literatür, coğrafi kaderin ve doğal kaynak kısıtlarının toplumlar üzerindeki belirleyici etkisini sıklıkla vurgular. Bu bağlamda Malta, ekonomi-politik bir paradoksun en somut ve uç örneklerinden birini teşkil eder. ;

Öteden beri görmek isterdim, fotoğraflarından, hakkında yazılıp çizilenlerden bildiğim Divriği Ulu Camii’ni. Konakları, günlük yaşamı, insanı dünyada en tabii hali ile görebileceğimiz tek mekan olduğunu düşündüğüm arastası, sakin ve huzurlu sokakları ile Divriği’yi.;

Modern iktisat teorisi, uzun bir süredir firmayı yalnızca girdi ve çıktı hatları arasında mekanik bir optimizasyon yapan, üretim faktörlerini dar finansal verimlilik parametreleriyle yöneten ve yegâne varlık amacını hissedar değeri (shareholder value) maksimizasyonu olarak gören sığ bir soyutlamaya ...;

20 Şubat 2026'da, Yeni Delhi'de düzenlediği kendi Yapay Zekâ Etki Zirvesi'nin (AI Impact Summit) kenarında, Hindistan Pax Silica Bildirgesi'ni imzaladı. Bu jest sessizce dikkat çekiciydi. Yirminci yüzyıla bağlantısızlık doktrinini armağan eden ülke, yegâne amacı eşit mesafeyi imkânsız kılmak olan yi...;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...