Kral Abdullah’ın Avrupa Ve Türkiye Ziyareti

Yorum

Suudi Arabistan Kralı Abdullah 28 Ekim – 10 Kasım 2007 tarihleri arasında İngiltere, Vatikan, Almanya ve Türkiye’yi kapsayan bir Avrupa gezisi gerçekleştirdi. Kral Abdullah’ın son Avrupa ziyareti sırasında son derece ilginç manzaralar ortaya çıktı. Kral Abdullah İngiltere, Almanya, İtalya ve Türkiye ziyareti sırasında oldukça karmaşık ve ağır sorunları tartışmaya açtı....

Suudi Arabistan Kralı Abdullah 28 Ekim – 10 Kasım 2007 tarihleri arasında İngiltere, Vatikan, Almanya ve Türkiye’yi kapsayan bir Avrupa gezisi gerçekleştirdi. Kral Abdullah’ın son Avrupa ziyareti sırasında son derece ilginç manzaralar ortaya çıktı. Kral Abdullah İngiltere, Almanya, İtalya ve Türkiye ziyareti sırasında oldukça karmaşık ve ağır sorunları tartışmaya açtı. Bu nedenle, Kral Abdullah, ziyaret edilen ya da bu ziyaretle ilgilenen ülkelerin medyalarında oldukça geniş bir ilgi gördü.
Ziyaret edilen ülkelerin devlet başkanları bu çöl ve petrol ülkesinin kralı için protokol kurallarını aşan karşılama ve uğurlama törenleri düzenlediler. İngiltere veliaht prensi Charles misafirini Heathrow Havaalanı’nda karşıladı. Oysa İngiliz protokolünde bu tür karşılamalar sadece nadiren gerçekleşmekteydi. İngiltere basını Suudi Arabistan’daki insan hakları ihlallerini ve yolsuzlukları dile getiren yayınlara çok geniş bir yer ayırdı. Uluslararası af örgütü de Suudi Arabistan’ı protesto etmek üzere etkinlikler düzenledi. İngiliz Dışişleri Bakanı evlat edineceği bebeğin doğumu nedeniyle yurtdışına çıktı ve bu nedenle Suudi Dışişleri bakanı Kral’a eşlik etme imkanı bulamadı. İngiliz basınından gelen eleştiri oklarına aldırış edilmeksizin, Kral Abdullah için Buckingham Sarayı’nda, Kraliçe II. Elizabet’in huzurunda selamlama törenleri düzenlendi.
Almanya Başbakanı Angela Merkel Suudi Kralın “İslam ülkelerinde ve uluslararası toplumda büyük bir saygınlığa ve etkin bir sese sahip olduğunu, ülkesinin de bu anlamda önemli bir rol üstlendiğini” söylemekteydi. Benzer ifadeler Kraliçe II. Elizabet tarafından da dile getirildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de böyle düşünüyor olmalıydı ki, protokolü bir tarafa bırakarak Kral’ı Ankara Havaalanı’nda karşıladı ve Kral’dan gelen davet üzerine Kral’ın ikamet ettiği otele kadar gitme nezaketinde bulundu.  
Suudi Kral, ziyaretleri esnasında Irak ve Lübnan’a yardımcı olunması, kendi dar çıkarları ve gizli gündemleri için bu ülkeler aleyhine faaliyet gösterenlerin engellenmesi gerektiği, aksi takdirde bu ülkelerin güvenlik ve istikrara kavuşmalarının mümkün olmadığı gibi konular üzerinde durdu. Bir diğer önemli konu da, Filistin ve İsrail arasında yapılması beklenen barış konferansındaki Suudi-Planı ve Suudi pozisyonu ile ilgiliydi. Ayrıca terörle savaşın sürdürülmesinin, aşırılıkçıların engellenmesinin ve köktencilerle yapılan mücadelelerin kazanılmasının önemi, bu çerçevede ülkeler arasında güvenlik istihbaratı değişimi ve aktarımı gibi talepler de görüşmelerin konuları arasında yer aldı.
***
Suudi Arabistan Avrupa ülkelerinin pek çoğu için stratejik müttefik konumundadır. Çünkü Suudi Arabistan Ortadoğu bölgesinde stratejik bakımdan son derce önemli bir pozisyon işgal etmektedir. Ayrıca, İslam dünyası içerisinde saygın bir konumda bulunan Suudi Arabistan’ın El-Kaide’ye karşı takındığı tutum batılı ülkeler tarafından takdirle karşılanmaktadır. Yine, Suudi Arabistan Batı Avrupa ülkelerinin pek çoğu için Ortadoğu bölgesindeki en büyük ticaret ortağıdır ve bu ülkelerin silah ve havacılık sanayinin en önemli müşterilerinden ve destekleyicilerindendir. Suudi Arabistan şu anda en önemli petrol ihracatçısıdır ve Avrupalı girişimciler, Suudi ekonomisine milyarlarca dolarlık yatırım yapmaktadırlar. Özellikle Almanya için Suudi Arabistan, Hindistan ve Rusya’nın yanı sıra en önemli ticaret ortağıdır.
***
Kral Abdullah’ın Papa’yı ziyareti ise “tarihi” bir ziyaret olarak nitelendirilmekte ve bu ziyaretin birçok bakımdan bir ilk olduğu dile getirilmektedir. Bir milyardan fazla Müslüman’ın günde beş kez yüzünü döndüğü bir ülkenin kralı yine bir milyar civarındaki Katolik nüfusun lideri olan Papa ile ilk kez bir araya gelmiştir. Vatikan ziyareti Kral’ın Avrupa ziyaretinin belki de en önemli ayağını teşkil etmekteydi. Papa 16. Benedikt’le Kral’ın tarihi görüşmesinde, dinler arasındaki diyalog ve Ortadoğu sorunu gündeme geldi. Vatikan’dan yapılan açıklamada, görüşmenin sıcak bir havada geçtiği; Hristiyanlar, Müslümanlar ile Yahudiler arasında barış, adalet ve ahlaki değerlerin teşviki için dinlerarası ve kültürlerarası diyaloğun gerekliliği konusunun ele alındığı ve İsrail-Filistin anlaşmazlığına adil çözüm gerektiğinin öneminin vurgulandığı belirtildi.
 Kral’ın Avrupa ziyaretinin bu bölümü sadece iki devlet başkanı arasında ya da Suudi devleti ile Vatikan devleti arasında gerçekleştirilmiş bir görüşme olarak nitelendirilmemelidir. Bu ziyaret Müslümanların iki kutsal kentinin yöneticisi (Ya da Suudilerin kendi ifadeleri ile İki Kutsal Kentin Hizmetçisi (Hadîmü’l-Harameyn eş-Şerîfeyn)) olması nedeniyle İslam dünyası nezdinde belirli bir yeri olan Suudi Arabistan Kralı ile Katolik dünyasının lideri arasında gerçekleştirilmiş bir görüşme idi.  
Ziyaretin önemi günümüz dünyasını meşgul eden siyasi ve dini gerilimler de dâhil olmak üzere bir takım sorunlardan kaynaklanmaktadır. Dinî referanslı terörizmin, hoşgörüsüzlüğün, kendini dünyadan soyutlamanın yaygın olduğu bir dönemde bu ziyaretin anlamı daha da artmaktadır. Bu durum sadece İslam ülkeleri için değil, Batı Avrupa ülkeleri için de geçerlidir. Danimarka’dan Hollanda’ya ve Fransa’ya varıncaya dek Avrupa’daki sağ kanat partilerin Müslümanlar aleyhine dışlayıcı ve küçültücü sloganlar atmaya başladıkları, karikatür krizleri çıkarttıkları bir dönemde bu ziyaret daha anlamlı hale gelmektedir. Rasyonel düşünen herkes ağırlaşan bu ortamdan rahatsızlık duymaktadır. Doğu’da ve Batı’da pek çok düşünür bu durumun tehlikelerine işaret etmekte ve önlem alınmasını istemektedir. Ne var ki, bazen bir fotoğraf ile verilen mesaj binlerce sayfalık makale ya da kitap, ya da aylar süren konferans vb etkinlikten daha etkili olabilir. İşte Kral Abdullah ile Papa’nın el sıkışırken çektirdikleri fotoğraf dünyaya bu mesajı vermiştir ve bu anlamda bu ziyaret devletlerarası bir ziyaret değil bir bakıma iki farklı medeniyetin temsilcileri arasında gerçekleşen bir buluşmadır.
***
Kral Abdullah’ın Türkiye ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü kaldığı otele çağırması, karşılama ve uğurlama sırasında aşırılığa kaçılması vb hususlar Türk basınının ağır eleştirilerine maruz kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve kurumlarının saygınlığına gölge düşürecek hareketlerde bulunmak son derece yanlıştır ve eğer yanlışlık yapılmışsa bunun eleştirilmesi son derece doğaldır. Ama bu eleştirilerin özelde Suudi Arabistan, genelde Ortadoğu ve İslam ülkeleri ile ilişkilerimizi zedeleme amacıyla kullanılması ya da zedeleme düzeyine vardıracak biçimde eleştiri dozunun artırılması daha büyük bir yanlıştır. Unutulmamalıdır ki, Türkiye’nin ilişkilerinin bozulmasından korktuğu ya da ilişkilerini daha iyi düzeye ulaştırmaya çalıştığı pek çok Batılı ülkenin Suudi Arabistan gibi ülkelerle çıkar temeli üzerine inşa ettikleri ilişkiler son derece ileri düzeydedir. Çünkü Avrupa ülkeleri, her ne kadar Suudi Arabistan’ı özgürlükler ve insan hakları konusunda eleştirse de ekonomik ilişkilerini devam ettirmektedirler. Zira ekonomik ilişkiler, Suudi Arabistan–Avrupa ilişkilerinde önemli rol oynamaktadır. Türkiye ise çoğu zaman bu ülkelerle ilişkilerini Batılı ülkeler aracılığıyla yürütmektedir. Örneğin söz konusu ülkelerin petrol gelirleri çok düşük bir faizle ya da faizsiz olarak Batı bankalarına gitmekte ve kimi zaman Türkiye kredi ihtiyacını aynı Batılı kaynaklardan çok daha yüksek faiz oranları ile karşılamaktadır.
Tarih birbirlerine küçümseme ile bakan bireylerin ya da toplumların nasıl küçük düştüğünün örnekleriyle doludur. Nitekim Turgut Özal, Başbakan olduğu yıllarda baş gösteren bir petrol sıkıntısını aşmak için Suudi yetkilileri aramış, onlar da Türkiye’nin talebini karşılama sözü vermelerine rağmen bir türlü sözlerini yerine getirmemişlerdi. Bunun üzerine Özal ABD Başkanı (Baba) Bush’tan Suudiler nezdinde yardımcı olması için ricada bulunmuş, bu rica hemen yerine getirilmiş ve Türkiye bir petrol sıkıntısını daha bu şekilde atlatmıştı.
Hem Suudiler için, hem de Türkiye için ne kadar küçültücü değil mi? 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4776 ) Etkinlik ( 165 )
Alanlar
Afrika 64 1108
Asya 69 1701
Avrupa 13 1333
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 499
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2768 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 566
Orta Doğu 17 1129
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3304 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 3304

Son Eklenenler