Başarısız Bir Güvenlik Kurumsallaşması Örneği Olarak AFRICOM Faaliyetleri

Makale

ABD’nin Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik faaliyetleri Orta Doğu ve Afrika açısından ihtiyaç duyulan güvenlik yapısını ortaya çıkarmakta mıdır? Bu soru ABD’nin bölgesel güvenlik faaliyetlerini yürütürken, ilgili bölgedeki devlet ve farklı seviyelerdeki birimlerle olan ittifak ilişkilerini, destek faaliyetlerini ve bunların sonucunda ortaya çıkan stratejik seviyedeki eyleme biçimlerini de anlamak için önemlidir....

Özdemir AKBAL
Dr, Trakya Üniversitesi, Türkiye

Özet

ABD’nin Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik faaliyetleri Orta Doğu ve Afrika açısından ihtiyaç duyulan güvenlik yapısını ortaya çıkarmakta mıdır? Bu soru ABD’nin bölgesel güvenlik faaliyetlerini yürütürken, ilgili bölgedeki devlet ve farklı seviyelerdeki birimlerle olan ittifak ilişkilerini, destek faaliyetlerini ve bunların sonucunda ortaya çıkan stratejik seviyedeki eyleme biçimlerini de anlamak için önemlidir. ABD, gerek ticari faaliyetler gerek de bölgesel müttefiklerinin güvenliği söylemi bağlamında güç kapasitesini kullanarak kurumsallaşma yoluna gitmektedir. ABD’nin gelenekselleşmiş bu dış politik davranış kalıbı öncelikle, Orta Doğu bölgesi için CENTCOM, daha sonra da Afrika özellikle de Afrika Boynuzu bölgesi için AFRICOM olarak ortaya çıkmıştır. Afrika Boynuzu’nun, Arap Yarımadası vasıtasıyla, başta el Kaide terör örgütünün çeşitli uzantılarının mensuplarının Afrika’ya geçişi, buradan da Kuzey Afrika kanalıyla Avrupa’ya sızmaları önemli bir güvenlik zafiyeti yaratmaktadır. Bu yaklaşıma dayanarak, ABD, gerek zayıf devlet yapısının ortadan kalması gerek de direkt olarak güvenlik yapısının geliştirilmesi için AFRICOM aracılığıyla faaliyetler yürütme girişiminde bulunmuştur. Ancak, AFRICOM’un ABD ve bölgesel müttefikleri açısından bu amaca ne denli hizmet ettiği de ayrı bir soru olarak ortaya çıkmaktadır. Zira, hem güvenliğin temini hem bölgesel müttefiklerinin güvenlik alt yapısının oluşturulması hem de bölgesel müttefiklerin devlet kapasitesinin güçlendirilmesi amacı taşıyan bu komutanlık, kurulduğu andan itibaren çeşitli sorunlar ve güçlüklerle karşılaşmıştır.

Öncelikli olarak, CENTCOM haricinde yeni ve başka bir coğrafi bölgede tanımlanmış olan bu komutanlık, teşkilatlanma yapısı ve emir komuta zinciri açısından idari maksata yönelik olarak sorunlarla karşılaşmıştır. Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin pek çok unsurunu barındırarak, adeta küçük bir modeli şeklinde vazife yapmak üzere teşkilatlandırılmış bu komutanlığın komuta yeri, tek başına bir emir komuta zinciri olumsuz örneği olarak durmaktadır. Bu teşkilatlanma sorununun yanı sıra, birlikte vazife ifa edilecek unsurların disiplinsiz yapısı da operatif faaliyetlerin ifasında önemli bir taktik seviye sorununa işaret etmektedir. Bu sorunun temelinde de zayıf devlet yapıları ile ortaya konmaya çalışılan ittifak girişimleri bulunmaktadır. Devlet yapısının güçlendirilmesi yalnızca güvenlik faaliyetlerine yönelik tedbirlerle gerçekleşmeyeceği için AFRICOM unsurlarına sivil-asker ilişkileri bağlamında da görevler tevdi edilmiştir. Bu vazifenin ifası ve devletin güçlendirilmesi çabasına rağmen gerekli gelişmelerin kaydedilememiş olması AFRICOM’un personel sayısının hatırı sayılır bir şekilde düşürülmesine sebep olmuştur. Bu yapısı ile ilgili komutanlık bir güvenlik kurumsallaşması başarısız örneği olarak ortaya çıkmıştır.

  1. Giriş

ABD, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde yeni bir küresel yapının oluşumu için önemli başat devletlerden biri olmuştur. ABD’nin karşısında ise II. Dünya Savaşı sürecinde ittifak halinde olduğu SSCB yer almaktadır. Bu iki devletin uluslararası politika alanında karşılıklı konumlanmasının sebep ve sonuçları başka bir çalışmanın alanı olsa da iki kutuplu dünyada sistemik yapının başat eyleyen güçleri ortaya çıkmıştır. Bu yapı bir tarafta ABD diğer tarafta ise SSCB’nin yer aldığı buna ek olarak da her iki devletin etkisi altında olmamakla birlikte nispeten SSCB ile daha yakın bir ilişkiye sahip 3. Dünya Devletlerinin varlığını oluşturan bir yapısal hali ortaya çıkarmıştır. Bu yapısal durumda, ABD, Afrika devletleri genelinde, küresel çapta olduğu gibi SSCB’nin çevrelenmesine odaklanmıştır.

SSCB’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan durumda bazı araştırmacılara göre yeni bir yapının oluştuğu iddia edilmiştir. Bu duruma en net yanıt Kenneth N. Waltz tarafından verilmiş ve SSCB’nin yıkılışının yeni bir yapısal seviye yaratmadığı ancak yapı içinde gerçekleşen önemli bir krize işaret ettiği belirtilmiştir. Bu değişim ve kriz sürecinde ABD’nin dış politika uygulama yol ve şekilleri de etkilenerek değişmiştir. Söz konusu yol ve şekillerin değişikliği her ne kadar Vietnam Savaşı sonrası dönemde başlamış olsa da görünürlük açısından SSCB’nin yıkılışı sonrası daha belirgin bir hal almıştır. Bu kriz sürecinde SSCB’nin etki alanı kadar olmasa da küresel seviyede etkili olan Rusya Federasyonu (RF)’nun ortaya çıkışı ekonomik alanda hayli etkili bir seviyede Çin Halk Cumhuriyeti (CHÇ)’nin varlık göstermeye başlaması ABD için de stratejik planların revize edilmesi gerekliliğini doğurmuştur.

Anılan bu çerçevede Afrika Kıtası ve özellikle çalışmanın konusunu teşkil eden Afrika’nın Kızıl Deniz sahil bölgesini kapsayan alan önemli bir güvenlik ve ekonomik merkez haline gelmiştir. Bu süreçte ABD özellikle Çin Halk Cumhuriyeti’nin bölgesel güvenlik etkisi ile birlikte ön alıcı faaliyetler yürütme kararı alırken bu kararına Arap Yarımadası’ndan Afrika Kıtasına geçerek etki alanlarına genişletme çabası sergileyen terör örgütleri de destekleyici bir unsur olmuştur. Buna ek olarak ABD’nin ekonomik etkinliği özellikle seyrüsefer güvenliği bağlamında oldukça yüksek olan bölgede güvenlik faaliyetlerini başarılı bir şekilde yerine getirebilme kabiliyetine sahip devletlerden oluşan bir ittifak oluşturması da amaçlanmıştır. Bu amacın yerine getirilebilmesi için güvenlik yapılarının oluşturulması ABD stratejisi açısından birinci öncelik olarak yer almıştır. Bu noktada ABD’nin küresel çapta uygulamaya çalıştığı stratejinin bir örneği de Afrika Komutanlığı olarak tanımlanan AFRICOM faaliyetleri dahilinde görülmüştür.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2857 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1155
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 307
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Üst düzey bir CASS akademisyeninin (Dr. Zhao Hai), Çin-ABD ilişkilerinin dönüşümüne ve “stratejik karşılıklı tahammül”ün ortaya çıkışına dair gözlemleri: Busan'daki Xi-Trump görüşmesinde varılan ateşkesin ardından, Çin-ABD ilişkileri nispeten sakin bir döneme girdi. Her iki taraf da iç temellerini ...;

ABD ve Çin arasında cereyan eden “yapısal rekabet“ taktiksel bir sükunet dönemine girdi. Güney Kore’nin Busan şehrinde gerçekleşen liderler zirvesi nafile bir detente (yumuşama) çabası gibi görünürken Trump’un masaya oturmak zorunda kalması Çin’in konjonktürel çerçevede önemli bir başarısı olarak ok...;

Müttefiklerle savaşmaktan daha kötü tek şey, müttefiksiz savaşmaktır demiş Winston Churchill ikinci dünya savaşının en sıcak günlerinde.   Bugün dünyaya bakarken, Churchill’in bu sözünün ABD-Çin rekabetinin gölgesinde yeniden anlam kazandığını görüyoruz. ABD-Çin rekabeti çeşitlenerek farklı cephel...;

Bu yazıyla Rumeli dediğimiz bugün Balkan Coğrafyası olarak anılan Doğu Avrupa’da Türkler var mıydı, sorusuna cevapla umumi Türk tarihi bilincimizi takviye ve tadil etmeyi diliyoruz. Balkanlar ve Türkler denilince çoğunluğun tarih bilincinde Osmanlı dönemi yer almaktadır.;

2014 yılında “ABD İstihbaratı” başlıklı kitabımı bitirdiğimde, Amerikan istihbarat toplumu (17 istihbarat teşkilatı) ile ilgili son resmi veren bir nokta koymuştum. Eserin ilk yayının üzerinden on yıl geçti ve geçen sürede neler olup bittiğine bakmak için aslında doğru bir zamanda değiliz.;

Çin, ulusal savunma harcamalarını hızla artırarak, askerî yeteneklerini niceliksel ve niteliksel olarak kapsamlı ve hızlı bir şekilde geliştiriyor ve Senkaku Adaları çevresi de dahil olmak üzere Doğu Çin Denizi ve Pasifik’teki faaliyetlerini yoğunlaştırıyor. ;

BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) küresel sistemde yükselen güçlerin sesi olma iddiasıyla ortaya çıkan ve özellikle Küresel Güney’in taleplerine dikkat çekmeyi amaçlayan önemli bir platformdur. Ancak bu yapının halen tam anlamıyla kurumsal bir uluslararası örgüt olmadığı açıkça...;

Güvenlik ortamı Ukrayna savaşı ile değişime uğradı. Ukrayna’daki savaş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimî üyelerinden biri olan Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ile başladı. Bu Birleşmiş Milletlerin müşterek güvenlik rejiminin limitleri içerisinde gerçekleşti. ;

Doha Uluslararası Politikalar ve Stratejiler Forumu 2017

Doha Uluslararası Stratejik Politikalar Forumu 2017

  • 05 Mar 2017 - 06 Mar 2017
  • Doha - Katar