Afrika'da Rusya-Fransa Rekabeti

Makale

Afrika kıtası sahip olduğu zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla yüzyıllardır başta Batılı devletler olmak üzere küresel aktörlerin ilgisini çekmektedir. Ancak Soğuk Savaş’tan itibaren siyasi nedenlerle de Afrika’nın, küresel aktörlerin dış politika ajandalarında büyük bir öneme sahip olduğunu söylemek de mümkündür....

Dr. Huriye YILDIRIM ÇİNAR [1]
Doç. Dr. Asena BOZTAŞ [2]


Özet

Afrika kıtası sahip olduğu zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla yüzyıllardır başta Batılı devletler olmak üzere küresel aktörlerin ilgisini çekmektedir. Ancak Soğuk Savaş’tan itibaren siyasi nedenlerle de Afrika’nın, küresel aktörlerin dış politika ajandalarında büyük bir öneme sahip olduğunu söylemek de mümkündür. Öyle ki Soğuk Savaşın iki kutuplu düzeninde Batı ve Doğu blokları kendi ideolojilerini desteklemesi için birçok Afrika devletiyle yakın ilişkiler kurma yoluna girmiştir. Günümüzde de Batılı devletler, Rusya, Çin gibi küresel aktörler de farklı konularda kendilerini desteklemeleri ve uluslararası alanda siyasi ve sosyo-ekonomik olarak daha güçlü bir konuma sahip olabilmek için BM’deki en büyük bölgesel grubu oluşturan Afrika Devletleri ile iyi ilişkilere sahip olmayı önemsemektedir.

Bilindiği üzere SSCB yıkılmasının ardından siyasi, askeri ve sosyo-ekonomik açıdan çeşitli zorlukla mücadele eden Rusya Federasyonu’nun kısa sürede toplanıp yeniden küresel güç olma hedefinde Afrika önemli bir stratejik konuma sahiptir. Zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları yanında, hızla gelişen ekonomileri ve artan tüketim oranlarıyla Afrika orta ve uzun vadeli yatırımlar için muazzam değerde bir pazar olarak görülmektedir. Bu nedenle Rusya birçok Afrika ülkesinde ticaret ve yatırım girişimlerini arttırmaya başlamıştır. Geliştirilen bu ilişkiler neticesinde 2019 yılında Rusya’nın Afrika kıtasıyla ticaretinin toplam değeri %17’lik bir artışla yaklaşık 20 milyar dolara ulaşmıştır. Rusya Afrika’da ticaret yanında güvenlik alanında da ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır.

Rusya’nın kıtada giderek artan bu varlığına karşın eski sömürgeci bir ülke olan Fransa ise son yıllarda bölgede kayda değer bir güç ve imaj kaybına uğramıştır. Siyasi olarak bağımsız ancak sosyo-ekonomik olarak kendilerini hala özgür olarak hissedemeyen birçok eski Fransız sömürgesi Fransa’nın kıtaya yönelik neokolonyal politikalarına giderek artan bir şekilde tepki göstermeye başlamıştır. Bu tepkiler bilhassa Macron döneminde daha çok görülmeye başlanmıştır.

Gelinen noktada Macron, Afrika’da güç kaybederken artan Rus etkisinden büyük endişe duymaya başlamıştır. Mali örneğinde olduğu gibi Ruslarla kurulacak askeri ilişkilere karşı Malili yetkileri uyarırken hala eski kolonyal bağlarından güç aldığı ve bölgede yükselen Rusya gibi aktörleri bertaraf etmeye çalıştığı görülmektedir. Bu gelişmeler Moskova ve Paris arasında Afrika’daki çıkarlarına yönelik kıyasıya bir rekabetin ortaya çıkmasına neden olmuştur. ABD’nin Trump döneminden itibaren kıtaya ilgisinin azalması ve Rusya-Ukrayna Savaşı da bu rekabetin görünürlüğünü uluslararası alanda arttırmıştır.

Fransa ve Rusya’nın son dönemde Afrika’da zuhur eden rekabetini konu alan bu çalışma genel olarak nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz ve metin/doküman analizinden yararlanılacaktır. Bu yöntemlerle öncelikle Fransa ve Rusya’nın dış politikalarında Afrika’nın konumu değerlendirilecektir. Sonrasında ise son dönemde her iki aktörün kıtadaki çıkarların çatışmasından kaynaklı vakalar incelenerek Afrika’daki Fransa-Rusya rekabetinin kıtaya etkisi analiz edilecektir.


1. Rusya’nın Afrika Politikası

Rusya Federasyonu’nun Afrika’ya yönelik politikalarının temeli esasen SSCB döneminde atılmıştır. Bilhassa Kruşçev ile birlikte Sovyet dış politikasında Afrika önem arz eden bir coğrafi olarak belirmeye başlamıştır. Ancak Kruşçev’in selefi Stalin ise Afrika’nın sömürge geçmişi hasebiyle kapitalist bir sistemin parçası olduğundan dolayı burada sosyalizmin yayılamayacağını düşünmüştür. Bu nedenle Stalin döneminde SSCB’nin Afrika politikasının sınırlı olduğu görülmektedir.[3]

Stalin ölümü sonrasında iktidara gelen Kruşçev Afrika kıtasına yönelik önemli girişimlerde bulunmuştur. 1955 yılında kıtaya yönelik ilk büyük çaplı silah transferi Mısır ile yapılan bir anlaşma sonucunda gerçekleştirilmiştir. Dekolonizasyon döneminde ise SSCB Mali, Libya, Fas, Cezayir, Sudan, Gine ve Gana gibi yeni kurulan devletlerle diplomatik ilişkiler kurarak bu devletlerle “Kazablanka Bloğunu“ kurmuştur.[4] Ocak 1961’de kurulan Kazablanka Bloğunun temel amacı, devrimci ve özgürlükçü bir anlayış içerisinde Afrika’da bir birlik kurulmasıdır. Kazablanka Bloğu haricinde Kruşçev Afrika kıtasında sosyalizm ideolojisini yaymak için başka stratejiler de geliştirmiştir. 1961 yılında Komünist Partinin 20. Kongresinde “Ulusal Demokratik Devlet Doktrini“ Kruşçev tarafından ilan edilmiştir. Bu doktrine göre devletler kapitalizmi bertaraf edip sosyalizmi inşa etmek için antiemperyalist politikalar güdüp, tüm siyasi adımlarında sosyalizme bağlı kalmalıdır. Kruşçev bu doktrinini açıkladığı 20. Kongreye Kuzey Afrika’dan Fas’ı da davet etmiştir.[5]


[1] TASAM Afrika Enstitüsü Eş-Direktörü, https://orcid.org/0000-0003-3052-617X
[2] Assoc. Prof. Dr., Sakarya University of Applied Sciences, Faculty of Applied Sciences, aboztas@subu.edu.tr Orcid: 0000-0002-3216-3010.
[3] RobertConquest,“Victims of Stalinism: a comment“, Europe-Asia Studies, 1997, 49(7), s.1317-1319.
[4] Yohannis Abate ve Stanley D. Brunn, "The emergence of African voting blocs and alliances in the United Nations, 1961–1970“, The Professional Geographer 29.4 (1977): s.338-346.
[5] Zbigniev Brzezinski (ed.), Africa and the Communist World, 1964, Stanford: Stanford University Press, s.39-42.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2765 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1107
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 295
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2054 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2054

İnsanların vatandaşı oldukları, ikamet ettikleri veya yerleşik bulundukları topluluklardan ayrılarak farklı coğrafyalarda devam eden savaşlara gönüllü olarak katılmaları, devrimler çağından başlayarak modern devletler sisteminin oluşum sürecini takip eden bir olgudur. Bu süreci tanımlamak amacıyla a...;

Ruanda ve Uganda, Afrika Büyük Göller Bölgesi'nde konumlanmış, tarihsel bağlamda derin etkiler bırakmış iki komşu ülke olarak "3. Dünya" ülkeleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bölgedeki siyasi ve etnik çatışmalar, uzun vadeli kalkınmayı olumsuz etkileyerek ekonomik istikrarsızlığa sebep olmuş...;

Asya’dan sonra dünyanın en kalabalık insan nüfusunu barındıran Afrika, nice kadim kültüre ev sahipliği yapmış, insanlığın ve medeniyetin beşiği olmuş bir kıtadır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mısır piramitlerinin inşa sisteminin henüz çözülmemiş olması gibi tarihin çeşitli zaman aralıklarınd...;

Doğu Afrika’nın jeopolitik konumuyla ilişkili olarak Ortadoğu, Körfez ve Hint- Pasifik stratejik alanlarıyla entegrasyonu bölgede yabancı aktörlerin askerî varlıklarının önemli bir nedenini meydana getirmektedir. Yabancı askerî varlıklar; çoğunlukla terörle mücadele, barış operasyonlarına destek, il...;

Stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle önemli bir rekabet alanı olan Afrika, 21. yüzyılda çok sayıda aktörün, kapsamlı politikalar geliştirdiği ve zirveler organize ettiği kıta olarak dikkat çekmektedir.;

Editör: Dalia Ghanem - Türkiye'nin dünyanın çeşitli bölgelerindeki ayak izi genişlemiştir. Bu durum, sadece ekonomik anlamda değil, ülkenin eğitim girişimleri veya Afrika, Orta Doğu, Güney Kafkasya ve Batı Balkanlar'daki izleyiciler arasında Türk televizyon dizilerinin popülaritesi gibi yumuşak gücü...;

SSCB’nin yıkılmasının ardından onun halefi olarak kurulan Rusya Federasyonu, 1990’ların ilk yıllarında ulusal egemenliği sağlama, ülke içindeki siyasi ve ekonomik krizleri çözüme kavuşturmaya odaklanmıştır. Çünkü SSCB'nin çöküşü, etnik ve ulusal sorunları gün yüzüne çıkarmış, birçok etnik grup bağım...;

Ertuğrul’un 1889 Japonya ziyareti, sıradan bir nezaket ve diplomatik ziyaret değildir. Bu ziyaret, kıta Avrupası, Orta Asya, Uzakdoğu, Pasifik ve Ortadoğu’daki güç mücadelesinin zorunlu kıldığı bir ziyarettir. Ertuğrul gemisi, geri dönemese de bu seyahat, günümüze kadar devam eden, son derece kalıcı...;

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

2. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 07 Kas 2019 - 08 Kas 2019
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Güvenlik Konferansı 2019

  • 07 Kas 2019 - 08 Kas 2019
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

1. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 07 Kas 2018 - 09 Kas 2018
  • Elite World Europe Hotel, İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Çatışma Çoçukları Programı

Program’ın koordinatörlüğünü TASAM çatısı altında kurulan Milli Savunma ve Güvenlik Enstitüsü üstlenmektedir. STK

  • 2021

Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu 2018

Küresel bir marka olarak kurumsallaşan İstanbul Güvenlik Konferansı ile bağdaşık yapılacak Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; Körfez’de Güvenliğin

  • 07 Kas 2018 - 09 Kas 2018
  • Elite World Europe Hotel, İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.

Uzun yıllar boyunca Liberya meselesi, dünya gündemini meşgul eden bir konu olmuştur. Yaşanan İç Savaş boyunca sıklıkla çatışmalar ve ölümlerle anılan ülkenin günümüzde yeniden dirilme mücadelesi vermesi, diğer aktörler tarafından dikkatle izlenmektedir.

Afrika’nın batısında bulunan Benin Cumhuriyeti, kuzey batıda Burkina Faso Cumhuriyeti, kuzey doğuda Nijer, doğuda Nijerya, batıda ise Togo ile komşudur. Benin’in bu 4 ülkeyle toplam 1989 km sınırı vardır. Bu sınırlardan en uzunu Nijerya ile olan 773 km’lik sınırdır.

56.785 km²’lik yüzölçümüne sahip olan Togo Cumhuriyeti, Batı Afrika’nın orta - güney kıyısında yer alır. Togo Cumhuriyeti’nin doğusunda Benin Cumhuriyeti, kuzeyinde Burkina Faso, batısında ise Gana yer alır. Togo’nun, Benin Körfezi’ne, bir diğer şekliyle belirtmek gerekirse Atlas Okyanusu’na da kıyı...

Gana Cumhuriyeti, doğusunda Togo Cumhuriyeti, batısında Fildişi Sahilleri, kuzeyinde Burkina Faso ve güneyinde Atlas Okyanusu ile Afrika’nın batısında yer alır. 238.537 km²’lik yüzölçümüne sahip olan Gana’nın, komşularıyla 2.094 km’lik kara sınırı vardır. Gana’nın; Togo ile 877 km, Fildişi Sahilleri...