Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ile Güney Kore arasındaki en belirgin sorun, Sarı Deniz’deki deniz ve münhasır ekonomik bölge sınırlarının tespit edilememesidir. İki ülke bunun yanında kıta sahanlığı konusundaki belirsizlik nedeniyle de Sarı Deniz’de anlaşmazlık yaşamaktadır. ÇHC ile Güney Kore arasındaki Sarı Deniz anlaşmazlığı daha çok Sokotra Kayalığı noktasında görünürleşirken, bu anlaşmazlık iki ülkeyi karşı karşıya getirmektedir. ÇHC’nin, çevresindeki deniz alanlarındaki hak iddiaları ve küresel aktörlerin Asya-Pasifik rekabetinin de katkısıyla, iki ülke ilişkileri zaman zaman gerilmekte ve Sarı Deniz ısınmaktadır.
ÇHC-Güney Kore ilişkileri, sadece iki ülke arasındaki mevcut dinamiklerden beslenen bir konu değildir. Tarih konusu, iki ülke ilişkilerinde önemli bir yer tutarken, en umulmadık zamanlarda krize neden olabilmektedir. Çin ve Kore toplumları aynı coğrafyada yaşamış ve benzer kültür iklimindeki havayı teneffüs etmiştir. Çin ve Kore toplumlarının dil ve kültürü aynı havzada şekillenirken, birbirinden etkilenmiştir. Bu ilişkide “Kadim Çin kültürü“ ve Çin imparatorluklarının siyasi gücü daha ağır basmış ve Kore kültürünün gelişimi ile yönetim mekanizmalarında belirleyici olmuştur. Bu nedenle Çin tarafı, Kore kültür ve tarihini kendi etki alanı içinde görmüş ve Koreler’i, kendi tarihî-kültürel hiyerarşik diziliminin alt sıralarında değerlendirmeye eğilim göstermiştir. Çinlilerin bu yaklaşımı Kore halklarını rahatsız etmenin yanı sıra ikili ilişkileri olumsuz etkilemiştir.
Yakın tarih de toplumlar arası güvensizliği beslemiştir. Çin İmparatorluğu’nun Kore üzerindeki belirleyici rolü 1895 Çin-Japon Savaşı sonrasında son bulmuş ve II. Dünya Savaşı yenilgisi sonrasında bölgeden çekilmeye mecbur kalana kadar, Japon İmparatorluğu Kore topraklarında hâkim olmuştur. Çin ve Kore halkları Japon işgaline karşı birlikte hareket etmiş ve Japon katliam-tecavüzlerinin mağdurluğunda ortaklaşmıştır. Bu durum halkları yaklaştırsa da II. Dünya Savaşı sonrasında Kore’nin Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrılması sonrasında bu durum değişmiştir. 1950-1953 yılları arasında yaşanan Kore savaşında ÇHC’nin Kuzey Kore ile birlikte Güney Kore’ye saldırması, Güney Kore tarafındaki güvensizliği artırmıştır.
1953 yılında varılan ateşkes ile çatışmalar durdurulmuş, ancak kalıcı barış sağlanamamıştır. ABD 1953’e, “Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması“ imzalayarak Güney Kore’yi kanatları altına alırken, ÇHC-Sovyetler Birliği ittifakı 1961’de, aynı şekilde Kuzey Kore’yi güvenlik şemsiyesi altına almıştır.[1] 1953 ateşkesi sonrasında Kuzey ve Güney Kore, kara ve deniz sınırlarındaki belirsizlikler ve kalıcı bir barış anlaşmasının sağlanamaması nedeniyle, sürüncemeli çatışma yaşamıştır. ABD, ÇHC ve Sovyetler Birliği de bölge dengelerinde var olabilmek için kıyasıya bir rekabet içine girmiş; küresel rekabet ortamının gelgitleri hem iki Kore’nin birbiriyle ilişkisini, hem de Koreler’in küresel aktörlerle ilişkisini etkilemiştir. Bunlara ilave olarak küresel aktörlerin birbirlerini dengeleme adımları ve vekillerine dayattığı politikalar da bölge denklemlerini zorlaştırmıştır.
ABD’nin Sovyetler Birliği’ni yalnızlaştırmak için 1971’de başlattığı ÇHC ile yakınlaşma politikası, Koreler’in birbiriyle ilişkisini etkilediği gibi bu ülkelerin ÇHC ve ABD ile olan ilişkileri üzerinde önemli olmuştur. ÇHC’nin ABD ile yakınlaştığı dönemlerde Kuzey Kore’yi desteklemekte çekingenlik göstermesi, bu ülkenin Sovyetler Birliği’ne yakınlaşmasına neden olmuş ve bundan sonra Kuzey Kore ile ÇHC ilişkileri sancılı bir gelişim göstermiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında her iki Kore de 1991 yılında Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olurken, Kuzey Kore koruyucusunu kaybetmenin paranoyasını yaşamıştır.[2] ÇHC’nin 1992 yılında Güney Kore ile diplomatik ilişki kurması Kuzey Kore’nin güvenlik kaygılarını artırmış ve bu ülkeyi radikalleştirmiştir. Bundan sonra silahlanmaya hız veren Kuzey Kore üzerindeki ÇHC ağırlığı da azalmıştır.
ABD’nin ÇHC ile ilişkileri normalleştirip bu iyi ilişki zincirine Japonya’yı da eklemesine rağmen ÇHC ile Güney Kore ilişkileri düzelmemiştir. İki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulduğu 1992 yılına kadar ÇHC, Kore Yarımadası’ndaki devleti Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore)’nin temsil ettiğini, Güney Kore de Çin topraklarındaki resmî devletin Çin Cumhuriyeti (Tayvan) tarafından temsil edildiğini savunmuştur.[3] Bundan sonra iki ülke, aralarındaki sorunlu ilişkiyi aşmaya gayret gösterip, ticari ve ekonomik bağları önemli ölçüde artırsa da tarihi ve konjonktürel anlaşmazlıklar, iki ülke arasındaki güvensizlik ortamını beslemiştir.
Güney Kore ile diplomatik ilişki kuran ÇHC, ekonomik kalkınmaya ve yumuşak gücünü artırmaya ağırlık vermiştir. ÇHC ile Güney Kore’nin gelişen ilişkileri Kuzey Kore’nin ÇHC’den uzaklaşmasını hızlandırmıştır. Güney Kore de ABD güdümündeki görüntüsünden uzaklaşma ve bağımsız davranma yönünde bir politikaya meyil vermiştir.[4] 20. yüzyıl sonlarında ÇHC’nin yükselişinin netleşmeye başlaması ABD’de, bölge dengelerinde rol alma ve ÇHC’yi dengeleme arzusunu tetiklemiştir. ABD bu istikamette Güney Kore’den, ÇHC’den uzaklaşmasını istemiştir.[5] Bu isteğe sıcak bakmayan Güney Kore’nin, topraklarında ABD füzelerinin konuşlanmasını kabul etmemesi de ABD’yi rahatsız etmiştir. 21. yüzyıl başlangıcı ile birlikte bölge yeniden küresel rekabet alanına evrilirken, ABD ve Kuzey Kore’nin attığı adımlar bölge dengeleri üzerinde etkili olmaya başlamıştır. Bu dönemde ABD ve Kuzey Kore restleşmesi artarken, ÇHC ile Güney Kore arasında gelişmekte olan ilişkileri de olumsuz etkilemiştir. [6]
Yeni konjonktürde Kuzey Kore’nin nükleer silah edinme gayretleri ve füze denemeleri ABD’nin bölgeye müdahil olma yönündeki girişimlerini ivmelendirmiştir. Kuzey Kore’nin nükleer silah politikası Güney Kore’yi de endişelendirirken, ABD’den bağımsız davranma gayretlerine ket vurmuştur. Kuzey Kore’nin nükleer silah edinme stratejisinin ABD ve Rusya Federasyonu (RF)’nu bölge denklemlerine dâhil etmesi, ÇHC için tercih edilmeyen bir durum olmuştur. ÇHC, Kuzey Kore’nin silahlanma politikasının bölge dengelerindeki sarsıcı rolünden rahatsız olmuş, ancak Kuzey Kore’yi kontrol etmekte zorlanmıştır. Neticede Kuzey Kore’nin öngörülemez politikaları, ÇHC ile Güney Kore ilişkilerinin seyrini ciddi şekilde etkilemiştir.
Bu çalışmada ÇHC ile Güney Kore arasındaki ilişkiler, Sarı Deniz coğrafyası çerçevesinde ve Sokotra Kayalığı anlaşmazlığı temelinde aktarılacaktır. ABD ile Kuzey Kore’nin bölgeye yönelik müdahaleleri ile Güney ve Kuzey Kore arasındaki çatışmalı ilişki, çalışmanın konusu olmadığı için, bu konulara mümkün olduğunca girilmeyecektir. Bu konular, çalışmanın temel sorun alanı üzerindeki etkileri söz konusu olduğunda, yüzeysel olarak aktarılacaktır.
1. Çin Egemenlik İddialarında Sarı Deniz
ÇHC’nin yükselişine paralel olarak, ÇHC’yi çevreleyen denizlerdeki tarihî Çin egemenlik iddiaları güçlü bir şekilde gündeme gelmeye başlamıştır. ÇHC, ekonomik ve askerî güç parametrelerindeki yükselişine paralel olarak özgüvenini artırmış ve yakın coğrafyasındaki denizlerde hak iddialarını, daha yüksek ses ve buyurgan bir tavırla dile getirme eğilimine girmiştir. ÇHC Güney Çin Denizi’nde, ABD donanmasına ait bir keşif gemisini taciz ederek 2009 yılında başlattığı politika değişikliğinin devamında, çevresindeki denizlerdeki hak iddialarını askerî güç gösterileriyle desteklemeye başlamıştır. ÇHC 2010 yılında, Doğu Çin Denizi’ndeki Senkaku Adaları çevresinde, Japon sahil güvenlik botlarını balıkçı tekneleri ile taciz ederek, bu politikayı sürdürmüş ve aynı yıl Sarı Deniz’de benzer uygulamaları hayata geçirmiştir.[7]
Çinli balıkçı gemilerinin Sarı Deniz’de Güney Kore sahil güvenlik botlarını taciz ettiği vakalar, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki deniz sınır hattı anlaşmazlığı çerçevesinde yaşanan askerî gerilim nedeniyle dünya gündeminde pek ilgi çekmemiştir. ÇHC’nin o zamana kadar Sarı Deniz’de büyük çapta hak iddialarında bulunmaması da bu gelişmenin dikkat çekmemesinde etkili olmuştur. ÇHC, Sarı Deniz’de de uygulamaya koyduğu “balıkçı gemileri tacizleri“ ile yeni bir sorunun yeşermesine zemin hazırlamıştır. Balıkçı gemileri tacizleri sonrasında ÇHC, bu denizdeki egemenlik iddialarını dillendirmiş ve böylece Sarı Deniz, ÇHC ile Güney Kore arasında bir anlaşmazlık alanına dönüşmüştür.
Sarı Deniz, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki çatışmalar nedeniyle bilinen bir denizdir. Kuzey Kore ile Güney Kore arasında deniz sınırlarının belirlenemediği için Sarı Deniz, bölünmüş Koreler arasında ciddi krizlere neden olmuştur. Geçmişte ÇHC ile Kuzey Kore arasında Sarı Deniz’deki balıkçılık alanlarının tespiti konusunda küçük çaplı gerilimler yaşanmış olmasına rağmen, Sarı Deniz uluslararası camiada dikkat çeken bir sorun alanı olmamıştır.[8] ÇHC’nin Mart 2012’de Sarı Deniz’deki egemenlik iddiaları sonrasında sorun, bölgesel bir kriz alanı olarak kayda geçmiş ve ÇHC-Güney Kore ilişkilerinin seyrinde etkili olmuştur.[9]
Sarı Deniz, Doğu Çin Denizi'nin Çin toprakları ve Kore Yarımadası sahillerine uzanan bölümüdür. ÇHC topraklarından gelerek denize dökülen Sarı Nehir'in getirdiği sarı kum parçacıklarının denizin rengine sarı bir ton vermesinden dolayı bu denize Sarı Deniz adı verilmiştir. Sarı Deniz’in Çin topraklarında ayrı bir körfez oluşturan batı uzantısı, Bohai Denizi olarak adlandırılır. Sarı Nehir'in denize döküldüğü ve rengini verdiği bölüm aslında Bohai Denizi’dir. Sarı Deniz ile Bohai Denizi’ni Liaotung Yarımadası birbirinden ayırır. Kore Körfezi de Sarı Deniz’in bir uzantısı olarak Kuzey Kore sahillerini kapsar. Sarı Deniz, Güney Kore’nin güney uzanımı ve Jeju Adası ile Japon Denizi’nden ayrılır. Jeju Adası'nın batı ucundan, ÇHC’deki Yangtze Nehri’nin denize döküldüğü nokta arasındaki sanal hat Doğu Çin Denizi ile Sarı Deniz arasındaki sınır hattı olarak kabul görür.
Sarı Deniz’in sığ bir yapıya sahip olması sahildar ülkelere uzun kıta sahanlığı imkânı sunmaktadır.[10] Ortalama derinliği 55 m, en derin bölgeleri de 125 m olan Sarı Deniz’in zengin balık çeşitliliğine sahip olması[11] da sahildar ülkeler arasındaki anlaşmazlığı beslemektedir.
Bu coğrafi tanımlama çerçevesinden bakılınca Sarı Deniz, daha çok Çin toprakları tarafından çevrelenmiş bir deniz görüntüsü vermekte; bu durum ÇHC’ye, egemenlik iddialarında ısrarcı olma zemini sunmaktadır. Bazı Çin kaynakları tarafından Sarı deniz, “Çin’in Giriş Kapısı“, “Stratejik Ara Bölge“ gibi tanımlarla anılmaktadır.[12] ÇHC bu denizi, donanması için eğitim ve tatbikat alanı olarak görmektedir.[13] Küresel ölçekte yükselen ÇHC bu denizdeki münhasır ekonomik bölge sınırları konusunda daha talepkâr davranmakta ve egemenlik iddiaları ile Güney Kore’yi zorlamaktadır. ÇHC bu denizi kendi iç denizi gibi görmesine rağmen, diğer deniz alanlarına nazaran bu denizdeki krizlerde gerilimi fazla artırmamayı tercih etmektedir.[14]
2. Sokotra Kayalığı Sorunu
ÇHC ile Güney Kore arasında, özellikle tartışmalı sulardaki küçük kayalıkların aidiyeti konusunda anlaşmazlık yaşanmaktadır. Bu bağlamda iki ülke arasındaki en önemli sorun Sokotra Kayalığı’nın sahiplenilmesi noktasında ortaya çıkmaktadır. Aslında bu sorun iki ülke tarafından da normal dönemlerde fazla büyütülmemekte; iki ülke arasında 1996 yılında başlatılan ekonomik bölge sınırlarının tespiti konusundaki görüşmelerde ortaya çıkan anlaşmazlığın uzantısı olarak görülmektedir.[15]
İngiliz Ticaret gemisi Sokotra tarafından 1900 yılında Sokotra Kayalığı olarak isimlendirilip kayda alınan[16] kayalığa Çinliler Suyan Kayalığı derken, Güney Koreliler Ieodo ismini vermektedir.[17] Güney Kore’nin Jeju Adası’na 149 km, ÇHC topraklarına 245 km mesafede bulunan Sokotra Kayalığı’nı iki ülke de kendi münhasır ekonomik bölge sınırları dâhilinde görmektedir. Balıkçılık açısından zengin bölgenin hidrokarbon kaynaklarına sahip olma ihtimalinin yüksek olması, askerî öncelikler açısından kritik bir coğrafi konuma sahip Sokotra Kayalığı’nı jeo-stratejik olarak öne çıkarmıştır.[18] İki ülke de söz konusu kayalıkların kendilerine ait olduğunu iddia ederken; iddialarına dayanak olarak, tarihî mitlere ve denizcilik kayıtlarına gönderme yapmaktadır.[19]
1951 yılında ABD’ye başvuran Güney Kore; Sokotra Kayalığı’nın San Fransisco Barış Anlaşması’na dahil edilip, kendilerine verilmesini talep etmiş ve devamında, 10 Eylül 1951’de, kayalıklar üzerine, kayalığın Güney Kore’ye ait olduğunu gösteren bir plaket monte etmiştir.[20] 1952 yılında Güney Kore’nin Sokotra Kayalığı’nı resmî olarak sahiplenme girişimi ÇHC’den resmî kabul görmemiştir. ÇHC, Güney Kore’nin 1995’de kayalık üzerinde “Ieodo Okyanus Araştırma İstasyonu“ kurmaya başlamasını hoş karşılamasa da konuyu büyütmemiştir.[21] Gemilerin kayalıklara çarpmaması için 1987’de kayalıklar üzerinde Güney Kore’nin uyarı sistemi (deniz feneri) yerleştirmesine[22] ses çıkarmayan ÇHC, Güney Kore’nin 1995-2003 yılları arasındaki dönemde “Ieodo Okyanus Araştırma İstasyonu“ inşasına ve sistem üzerinde bir helikopter pisti kurmasına da resmî tepki vermemiştir.[23] ÇHC’nin bu konudaki itirazları ikili diyaloglarda sözlü olarak ifade edilmiştir.[24] Bu arada iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 1992 yılında kurulmuş[25] ve ÇHC, Güney Kore ile ilişkilerini olumsuz etkileyecek adımlardan kaçınmıştır. [26]
İki ülke ilişkileri Kasım 1998’de, eski Güney Kore Devlet Başkanı Kim Dae-Jung’un ÇHC ziyareti ve ÇHC Devlet Başkanı Jiang Zemin ile görüşmesi neticesinde gelişme göstermiştir. Bu ziyaret çerçevesinde iki ülke temsilcileri arasında, Sarı Deniz’deki tartışmalı sulardaki balıkçılık faaliyetlerinin düzenlenmesi konusunda yapılan müzakereler olumlu sonuçlanmış ve taraflar 11 Kasım 1998’de, bir ön anlaşma imzalamıştır.[27] Bu anlaşma Ağustos 2000’de resmiyete dökülmüş ve Haziran 2001’de yürürlüğe girmiştir. Anlaşmada; tartışmalı bölgede sınırları belirlenen bir alanda balıkçılık yapılmaması ve sonradan çıkabilecek sorunları çözmek ve yeni düzenlemeleri yapmak için bir ortak komisyon kurulması kararlaştırılmıştır.[28] Taraflar arasındaki ilişkilerin geliştiği bu dönemde Güney Kore yönetimi, ABD’nin 1999’da yaptığı ülkeye füze sistemleri konuşlandırma önerisini reddetmiştir.[29]
Güney Kore Devlet Başkanı Roh Mu-Hyun’un 2003’teki ÇHC ziyaretinde, ÇHC Devlet Başkanı Hu Jintao ile yaptığı görüşmede, iki ülke “Gelişmiş Ortaklık Anlaşması“ konusunda mutabakata varmıştır. ÇHC Devlet Başkanı Hu Jintao’nun 2005’te Güney Kore’yi ziyaretinde iki ülke ilişkileri daha ileriye taşınmıştır.[30] İki ülke ilişkileri olumlu bir ivme ile devam ederken, 2006 yılında, ÇHC’nin “Ieodo Okyanus Araştırma İstasyonu“nun mevcudiyetine itiraz etmesiyle, Sokotra Kayalığı Sorunu ilk olarak resmî düzlemde ortaya çıkmıştır.[31] Söz konusu istasyona geçmişte ses çıkartmayan ÇHC’nin bu çıkışı Güney Kore kamuoyunda, Güney Kore ile ABD’nin artan askerî iş birliği ve Güney Kore’nin, Jeju Adası’nda Donanma Üssü kurma kararı almasına bağlanmıştır.[32] Aralık 2006’da bir araya gelen iki ülke temsilcilerinin müzakereleri sonrasında taraflar konuyu büyütmemeye karar vermiştir.[33]
Sorun ciddi bir krize neden olmadan geçiştirilse de Güney Kore kamuoyunda Çin tehdidi algısını canlandırmış ve Jeju Adası’nda donanma üssü inşası konusuna yönelik tartışmaları artırmıştır. 2002 yılında Jeju Adası’nda, “Jeju Serbest Uluslararası Şehiri“ inşası ve adanın dış yatırımlar için öncü rol üstlenmesinin kararlaştırılmasından sonra buranın deniz trafiğine açık tutulmasının sağlanması için adada donanma üssü inşası düşünülmüştür. Sokotra Kayalığı sorununun ortaya çıkması sonrasında Güney Kore yönetimi, Mayıs 2007’de üssün yerini Gangjeong olarak belirlemiş ve bu proje için 970 milyon dolarlık bir harcama bütçesini onaylamıştır.[34]
Sokotra Kayalığı konusu bundan sonra bir süre gündeme gelmemiş; ÇHC ve güney Kore’nin Mayıs 2008’de “Stratejik İşbirliği Ortaklığı“ kurmasıyla sorun soğumaya yüz tutmuştur.[35] Sorun tatlıya bağlandı derken, ÇHC Dışişleri Bakanlığı 2008’de, resmî internet sayfasında, kayalıkları bölgedeki ÇHC toprakları içerisinde listeleyince konu yeniden bir rahatsızlık kaynağı olmuştur.[36] Sarı Deniz’de Çinli balıkçılarla Güney Kore Sahil Güvenlik personeli arasında 2010-2011 yıllarında yaşanan çatışmalı ilişki, iki ülke arasındaki balıkçılık anlaşmasının hükümlerini erozyona uğratmanın yanı sıra Sokotra Kayalığı’nı sorun alanı içine çekmiştir. ÇHC bu noktada anlaşmanın kendisine yüklediği, vatandaşı olan balıkçıların anlaşmazlık bölgesine girmesini engelleme yükümlülüğünü göz ardı etmiştir.[37]
ÇHC, geçmişte Japonya ile Doğu Çin Denizi’nde, Kuzey Kore ile Sarı Deniz’de balıkçılık konusunda anlaşmazlıklar yaşamışken, Güney Kore ile bu konuda önemli bir sorun yaşamamıştır.[38] Kuzey Kore ile Güney Kore arasında yaşanan çatışmalar sonrasında ABD’nin bölgedeki donanmasını güçlendirmesi ve Güney Kore ile ortak tatbikatlar yapmasından sonra, 2010’da ÇHC ile Güney Kore arasında balıkçılık sorunları gün yüzüne çıkmış ve 2011’de artarak devam etmiştir. 2010 yılında Çinli balıkçıların tacizlerinin artması ve ÇHC yönetiminin balıkçı gemilerinin bölgeye girmesini engelleyici bir adım atmaması üzerine Güney Kore yönetimi, Jeju Adası’nda donanma üssü inşasını, Ocak 2011’de başlatmıştır. [39]
Aralık 2011’de Çinli balıkçıların Sarı Deniz’deki tartışmalı sularda kendilerine müdahale eden iki Güney Kore Sahil Güvenlik personelini bıçaklaması ve yaralılardan birinin hayatını kaybetmesi sonrasında artan gerilim, iki ülke arasında krize yol açmıştır.[40] Bu gerilim döneminde Güney Kore Meclisi, Hükûmete, Dokdo (Japonya ile yaşanan egemenlik sorunu) ve Ieodo adacıklarında ülkenin egemenlik haklarını koruması için 430,660 dolarlık ilave askerî harcama yetkisi vermiştir.[41]
Bu gerilim dönemi sonrasında, Mart 2012’de ÇHC resmî makamlarının Sokotra Kayalığı’nın kendi münhasır ekonomik bölgeleri içinde olduğunu açıklaması, iki ülke arasında diplomatik gerilimi artırmıştır. Güney Kore Devlet Başkanı Lee Myung-bak’ın önderliğinde yapılan basın açıklamaları ve diplomatik girişimlerle Güney Kore tarafı kayalık bölgesindeki egemenlik haklarını savunmuştur.[42] Bu gelişme sonrasında ABD ile Güney Kore arasındaki askerî iş birliği ve ABD’nin ülkedeki askerî varlığının yanı sıra[43] Sokotra Kayalığı bölgesindeki askerî devriye faaliyetleri de artırılmıştır.[44]
Devamında ÇHC Devlet Başkanı Hu Jintao ve Güney Kore Devlet Başkanı Lee Myung-bak, gerilimi azaltmak için taraflar arasındaki görüşmelerin başlatılmasına karar vermiş ve 2013 başlarında ÇHC tarafından yapılan açıklamada; ÇHC’nin Güney Kore ile bu konuda bir sorunu olmadığı beyan edilmiştir.[45] 2013 yılının devamında iki ülke arasında konuya yönelik olumsuz bir gelişme yaşanmamıştır. Ancak ÇHC’nin Japonya ile yaşadığı Senkaku Adaları gerilimi nedeniyle, Kasım 2013’te ilan ettiği “Hava Savunma ve Tanıma Bölgesi (Air Defense Information Zone-ADIZ)“ne Sokotra Kayalığı bölgesini de dâhil etmesi sorunu tekrar alevlendirmiştir. Güney Kore yönetimi ÇHC’den, Sokotra Kayalığı bölgesini “ADIZ“den çıkarmasını istemiş, ancak ÇHC bunu reddetmiştir.[46] Bunun üzerine ABD’nin, ÇHC’nin ön bildirim istediği bölge üzerinde, bildirim yapmadan iki B-52 bombardıman uçağı uçurmasının peşi sıra Kore savaş uçakları da aynı şeyi Sokotra Kayalığı bölgesi üzerinde yapmıştır.
Bu gelişme sonrasında ÇHC tarafından yapılan açıklamada; iki ülke arasında Sokotra Kayalığı konusunda sorun olmadığı tekrarlanırken, ADIZ konusunda geri adım atılmamıştır.[47] Güney Kore de 09 Aralık 2013’de, Sokotra Kayalığı bölgesini kendi “ADIZ“ine dâhil ettiğini ilan etmiştir.[48] ÇHC’nin Sarı Deniz ve Bohai Denizi bölgesinde, üç kuvvetten yaklaşık 20.000 askerin katıldığı geniş çaplı bir müşterek tatbikat yaparak cevap vermesi[49] sonrasında, Güney Kore ile ÇHC arasında, uzun süren bir müzakere süreci yaşanmıştır.[50] İki ülke arasında yürütülen müzakerelerde, sorunun yumuşatılması ve ilişkilerin geliştirilmesi yönünde mutabakata varılmıştır. Müteakiben ÇHC Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2014’teki Güney Kore ziyaretinde, iki ülke arasındaki “Stratejik İşbirliği Anlaşması“nın, Zenginleştirilmiş Stratejik İşbirliği Anlaşması“na dönüştürülmesi kararlaştırılmıştır.[51]
Bu arada 2014 yılında, ÇHC’nin Sokotra Sokotra Kayalığı civarına bir şamandıra yerleştirdiği ortaya çıkmıştır.[52] ÇHC bundan sonra bölgeye yeni şamandıralar monte etmiş ve teknik araştırma gemileri göndererek, bölgenin denizaltı topoğrafik yapısının ortaya çıkarılmasını sağlamıştır.[53] ÇHC, Güney Kore’nin aralarındaki balıkçılık anlaşmasının yenilenmesi önerisine olumlu bir cevap vermezken, ÇHC yetkilileri gayri resmî ortamlarda, Çinli balıkçıların tartışmalı sularda ülkenin egemenlik haklarını savunduğunu ifade etmiştir.[54]
Güney Kore, ÇHC’nin bölgedeki egemenlik iddiaları ve Çinli balıkçıların saldırgan tutumları sonrasında, Sokotra Kayalığı bölgesindeki devriye faaliyetlerini artırmış, Jeju Adası’nda bir Donanma Üssü inşa etmeye başlamış ve burada hava savunma füze sistemi konuşlandırma niyetini açıklamıştır.[55] Jeju Adası’nın doğal fauna ve florasının güzelliği nedeniyle UNESCO tarafından Kasım 2011’de, “Dünya Tabiat Mirası ve dünya Coğrafi Parkı“ ilan edilmesi ve ülkedeki çevre yanlılarının muhalefeti Güney Kore’nin güvenlik kaygılarını giderememiştir.[56] ÇHC’nin artan talepleri ve egemenlik iddiaları Güney Kore’yi öncelikle Jeju Adası’nda askerî tedbir almaya sevk etmiştir.
2015 yılında ÇHC sorunu yine gündeme taşımıştır. İki ülke heyetleri arasında Aralık 2015’de yapılan bir toplantıda ÇHC delegasyonunun; Sarı denizdeki ÇHC münhasır ekonomik bölge sınırlarının kabul edilmesi ve bu kapsamda Sokotra Kayalığı’nın da Suyan Kayalığı adıyla ÇHC toprağı olarak tanınması isteği ortamı gererken, yeni bir krize neden olmuştur.[57] İki ülke heyetleri, aralarındaki deniz sınırlarının tespit edilmesi için görüşmüş, ancak ortak bir noktaya gelememiştir.[58] İki ülke deniz sınırları konusunda anlaşamamasına rağmen, Aralık 2015’te “Serbest Ticaret Anlaşması“nı hayata geçirmiş ve Güney Kore, ÇHC inisiyatifinde kurulan Asya Altyapı Yatırım Bankası’na katılım kararı almıştır. [59]
Serbest Ticaret Anlaşması sonrasında Sokotra Kayalığı konusu geri plana itilmiştir. 2016 yılında Sokotra Kayalığı konusu gündemden düşmüş, ancak bölge dengeleri Kuzey Kore’nin nükleer silahlanması ve balistik füze denemeleriyle sarsılmıştır. Bölgedeki kriz süreçlerinde ÇHC Sarı Deniz’de tansiyonunun kontrolden çıkabilecek bir seviyeye erişmesini istememiş ve bir noktada geri adım atarak, ortamın yumuşamasına katkı sağlamıştır. Bunun en önemli nedeni; ÇHC’nin başkentine ve stratejik bölgelerine yakın olan bu denize, gerilimin yükselmesine paralel olarak üçüncü tarafların girme ihtimalidir. ÇHC, özellikle ABD’nin bu denize girmesini istemediği için, bu denizdeki krizlerde kontrollü gerilim politikası uygulamıştır.[60]
Kuzey Kore’nin silahlanma programındaki ilerlemelere paralel olarak, ABD ve Güney Kore, 08 Temmuz 2016’da ortak bir bildiri yayınlayarak; “Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD-Terminal High Altitude Area Defense)“ sistemini Güney Kore topraklarında konuşlandırmaya karar verdiklerini açıklamıştır. Bu karar ÇHC ile Güney Kore ilişkilerinde yeni bir kırılmaya neden olmuş ve ÇHC, Güney Kore'ye yönelik ekonomik ve kültürel (turist gidişini yasaklama) boykot politikasını hayata geçirmiştir.[61] Kuzey Kore’nin 09 Eylül 2016’da beşinci nükleer silah denemesini yapması, bölgedeki gerilim seviyesini zirveye çıkarmıştır. Bu gelişme sonrasında Güney Kore yönetimi, 30 Eylül 2016’da, THAAD sistemini konuşlandıracağı yeri ilan etmiştir.
Kuzey Kore’nin dizginlenemeyen adımları ÇHC’nin bölgedeki kazanımlarını altüst ederken, Güney Kore ile geliştirilen iyi ilişkileri de baltalamıştır. İki arada kalan ÇHC ne Güney Kore’nin THAAD sistemini kurmasını engelleyebilmiş ne de Kuzey Kore’nin nükleer silah geliştirmesini ve balistik füze denemelerini durdurabilmiştir. THAAD gerilimi sonrasında devreye yine Çin balıkçı gemileri girerek, Sarı Deniz’i ısıtmıştır.[62] Ekim 2016'da tartışmalı sulara giren Çin balıkçı gemileri kendilerini durdurmaya çalışan Güney Kore Sahil Güvenlik devriyelerinin uyarılarını dinlememiştir. Bunlardan biri, bir Güney Kore Sahil Güvenlik botuna çarparak batmasına neden olmuştur.[63] Konu ile ilgili diplomatik tansiyon yükselirken, ÇHC balıkçı gemilerinin durdurulması yönünde bir adım atmamıştır. Güney Kore yönetimi balıkçı gemilerinin tacizlerini ÇHC’nin bilinçli olarak organize ettiğini düşünmüştür.[64] Çin balıkçı gemilerinin tartışmalı bölgelerdeki tacizleri devam edince, Kasım 2016'da Güney Kore Sahil Güvenlik gemileri, Çinli balıkçı gemilerinin yanlarındaki sulara ateş açarak Çinli balıkçıları uzaklaştırmıştır.[65]
Temmuz 2017’de Kuzey Kore’nin kıtalararası balistik füze denemelerine başlaması sonrasında ÇHC ve Güney Kore liderleri arasındaki görüşmeler hızlanmıştır. Bu görüşmelerin devamında, 31 Ekim 2017’de Güney Kore; ülkesinde yeni füze konuşlandırmayacağını, ABD’nin bölgede kurduğu füze savunma sistemine dâhil olmayacağını, ayrıca ABD ve Japonya ile güvenlik konularında yaptığı iş birliğini bir ittifaka taşımayacağını açıklamıştır.[66] Bu açıklamalar sonrasında ÇHC örtülü olarak uyguladığı ekonomik boykot ile kültürel sınırlamaları kaldırmış ve iki ülke ilişkileri yumuşama eğilimine girmiştir. Ancak ABD’nin THAAD sistemini Güney Kore topraklarına yerleştirmiş olması ve bölgeye müdahil olma zemininde attığı adımlar, ÇHC ile Güney Kore ilişkilerinin gelişmesini engellemiştir.[67]
3. QUAD Sonrası Dönemde Artan Gerilim
ÇHC’nin THAAD gerilimi nedeniyle Güney Kore’ye uyguladığı ekonomik ve kültürel kısıtlamaları kaldırması sonrasında aradaki ekonomik ilişkiler tekrar hareketlense de 2018’den itibaren iki ülke ilişkileri Japonya ile ABD’nin yeniden canlandırdığı QUAD mekanizmasının gölgesinde yürümüştür. QUAD Güvenlik Diyalogu, ÇHC’nin ekonomik yükselişi ve askerî gücünün artışı karşısında ortak tehdit algılamasına ortaklaşan, Avustralya, Hindistan, Japonya ve ABD arasında, 2017 yılı sonlarında yeniden canlandırılan, güvenlik öncelikli iş birliği mekanizmasıdır. QUAD, Japonya ve ABD tarafından, ÇHC’yi Güneydoğu Asya’da durdurmak ve geriletmek için hayata geçirilmiş, zamanla uygulama alanı ÇHC’yi çevreleyen denizlere doğru kaydırılmış ve yeni üyeleri dâhil edebilmek için stratejiler geliştirilmiştir. Güney Kore, bu iş birliği mekanizmasına dâhil olma potansiyeli en yüksek ülke olarak görülmüştür. ABD makamları Güney Kore’yi ABD-Japonya işbirliği mekanizmasına çekebilmek için ciddi gayret sarf etmiştir.[68] Güney Kore başta olmak üzere, QUAD’a yeni üye kazandırma girişimleri QUAD Plus olarak adlandırılmıştır.
ABD’nin QUAD kapsamındaki faaliyetleri ve Malabar Deniz Tatbikatları ile Asya-Pasifik dengelerine müdahil olmasına paralel olarak ÇHC, 2019 ve 2020’de Sarı Deniz’de, RF savaş uçakları ile müşterek hava tatbikatları yapmıştır.[69] Çinli balıkçıların saldırgan tutumları da aynı şekilde devam ederken ÇHC, bu konuda önleyici bir tavır göstermemiştir.[70] ÇHC’nin balıkçı gemileri ile tartışmalı bölgelerdeki taciz faaliyetleri, Güney Kore, Japonya ve Güney Çin Denizi’ndeki muhatapları tarafından masumane balıkçılık faaliyeti olarak görülmemiştir. Söz konusu muhatapları ÇHC’nin bu tür faaliyetlerini, “Balıkçılık Örtüsü Altındaki Milis Eylemi“ olarak değerlendirmiştir.[71] ÇHC’nin Sarı Deniz’deki gövde gösterileri, balıkçı tacizleri ve kıyılarına yakın askerî faaliyetleri karşısında Güney Kore yönetimi Ocak 2020’de, Jeju Adası’ndaki donanma üssünü genişletme kararı almış ve bunu yaparken ülke içi muhalefetin karşı çıkmalarını dikkate almamıştır.[72]
Bu arada Güney Kore temsilcileri Mart 2020 ve Mayıs 2020’de, ABD öncülüğünde yapılan QUAD Plus toplantılarına katılarak, üye devletler ve Vietnam ile Yeni Zelanda gibi diğer davetlilerle, pandemiyle mücadele konusunda görüşmeler yapmıştır. Güney Kore, QUAD ülkeleriyle iş birliğini geliştirip, QUAD’ın Hint Pasifik’in özgür ve açık olması gerektiği (FOIP Strategy) söylemi başta olmak üzere, zirve sonuç bildirgelerinde savunulan değerler manzumesine destek verirken, QUAD Plus konularına girmekten kaçınmıştır.[73] Güney Kore, QUAD Plus konusunda resmî bir tavır koymamayı tercih etmenin yanı sıra bu mecrada sıkça gündeme gelen ABD-Japonya-Güney Kore üçlü güvenlik iş birliği tartışmalarına girmekten de imtina etmiştir.[74]
Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı tarafından Millî Meclis’e 2020’de sunulan bir raporda; Kore Yarımadası yakınında askerî faaliyet yürüten ÇHC savaş gemilerinin sayısı 2015’de 96 iken, bu rakamın 2019’da 290’a ulaştığı ifade edilmiştir. ÇHC’nin bölgede artan askerî faaliyetleri Güney Kore askerî makamları tarafından; ÇHC’nin Sarı Deniz’de yeni egemenlik iddialarının hazırlığı olarak değerlendirilmiştir.[75] Bu arada 2017 ile 2020 yılları arasında, ÇHC savaş uçakları Güney Kore hava sahasını 60 kez ihlal etmiştir.[76]
ÇHC’nin Sarı Deniz’deki askerî faaliyetlerinin artması sonrasında Güney Kore ABD kartını masaya sürmüş ve 25 Ağustos 2020’de, ABD’nin U-2 Casus uçakları ÇHC karasuları üzerinde uçarak Bohai Denizi’ne girmiştir.[77] Bu gelişmeyi şiddetle protesto eden ÇHC, Eylül 2020’de Sarı Deniz’de, mevcut iki uçak gemisinin katıldığı büyük bir tatbikat icra etmiştir.[78] Bundan sonra ÇHC Ocak 2021’de “Sahil Güvenlik Yasası“nı revize ederek; sahil güvenlik gemilerine, karasularına giren yabancı ülke deniz vasıtalarına ateş açma yetkisi vermiştir. ÇHC’nin kabul ettiği yeni “Sahil Güvenlik Yasası“ Senkaku Adaları sorununda Japonya’ya karşı atılmış bir adım gibi gözükse de Güney Kore’nin endişelerini artırmıştır.[79]
Bu gelişmenin devamında ABD, 21 Mayıs 2021’de, Güney Kore üzerindeki balistik füze üretimi kısıtlamalarını kaldırmıştır.[80] Güney Kore, bu kısıtlamaların kaldırılmasından dört ay sonra, Eylül 2021’de denizaltından atılan balistik füze denemesi gerçekleştirmeyi başarmıştır.[81] Bu denemeden bir ay sonra da uzaya uydu yerleştirecek füze denemesini hayata geçirmiş, ancak başarılı olamamıştır.[82] Kuzey Kore de bu denemelere cevap vererek; balistik füzelerinin menzilini artırmanın yanında raylı sistemler üzerinden füze atışlarını yaptığını dünyaya ilan etmiştir.[83] Kuzey Kore müteakiben hipersonik füze denemelerini başarıyla gerçekleştirmiştir.[84] ÇHC de Ekim 2021’de Güney Çin Denizi ve Sarı Deniz’de müşterek zamanlı büyük bir tatbikat yapmıştır. [85]
ÇHC’yi dengeleme adımlarına AUKUS anlaşmasını hayata geçirerek devam eden ABD, Güney Kore kamuoyunda artan ÇHC karşıtlığını değerlendirmek için 2022 yılı başlarında harekete geçmiştir. ABD bu istikamette Güney Kore ile ÇHC arasındaki güvensizlik duvarını genişletmeye başlamış[86] ve ilk olarak, tarihî düşmanlık nedeniyle bir araya gelmekte zorlanan Japonya ile Güney Kore arasındaki buzların eritilmesi için gayret göstermiştir. Bu gayretler neticesinde Japonya ve Güney Kore yönetimleri iş birliği mekanizmalarını canlandırma konusunda mutabakata varmıştır.
Güney Kore’de 09 Mart 2022’de yapılan seçimleri kazanan muhafazakâr lider Yoon Suk-yeol, 10 Mayıs 2022’de iktidarı devralacak olmasına rağmen, 06 Nisan 2022’de ABD’den, ülkesinde nükleer silah konuşlandırmasını istemiştir.[87] Bu gelişmeler sonrasında Japonya ve Güney Kore arasında iş birliği görüşmeleri başlamış ve Güney Kore’nin Müstakbel Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol ve Japonya Başbakanı Fumio Kishida, iki ülke arasındaki sorunları çözme konusundaki kararlılıklarını açıklamıştır.[88] ABD Başkanı Biden, seçilmesi öncesindeki konuşmalarında QUAD’a katılma yönünde tavır koyan Yoon Suk-yeol’un görevi devralması sonrasında Güney Kore’yi ziyaret ederek, iki ülke arasındaki ekonomik ve askerî ilişkileri geliştiren adımlar atmıştır.[89]
Devamında, 24 Mayıs 2022’de Tokyo’da icra edilen QUAD liderler zirvesine, Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol, video konferans aracılığıyla katılmıştır. Zirvede ABD önderliğinde, Hint-Pasifik Ekonomik Çerçeve (Indo Pacific Economic Framework-IPEF) anlaşması oluşturulması için adım atılırken, IPEF metnini, QUAD ülkeleri, Güney Kore ve yedi ASEAN (Association of Southeast Asean Nations-Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) ülkesinin temsilcileri imzalamıştır.[90] Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol, bu toplantıda Japonya ile ülkesi arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için gayret gösterirken, zirvede alınan kararları desteklemiştir.[91] Güney Kore’nin bu adımlarının devamında, 11 Haziran 2022’de, ABD-Japonya-Güney Kore üçlü diyalog mekanizması kapsamında, üç ülkenin savunma bakanları bir araya gelmiştir.[92]
Bu gelişme sonrasında, 16 Haziran 2022’de, Güney Kore ve ÇHC dışişleri bakanları, aralarındaki münhasır ekonomik bölge ve deniz sınırı sorunlarının çözülmesi konusundaki pürüzleri giderme kapsamında başlatılan diyalog mekanizmasının ikinci toplantısında bir araya gelmiştir.[93] İlki 2021 yılında icra edilen toplantıya iki tarafın savunma bakanlığı temsilcilerinin yanı sıra, sahil güvenlik ve konuyla ilgili birim temsilcileri de katılmıştır.[94] ÇHC’nin gayri resmî yayın organları tarafından toplantıya yönelik yapılan açıklamalarda; görüşmelerin deniz alanlarındaki anlaşmazlıkların çözülmesi için uygun bir yol olduğu, tarafların iyi niyet ve sabırla görüşmelere devam etmesi gerektiği, üçüncü tarafların bölge gelişmelerine müdahil olmaması gerektiği ve diyaloga devam edildiği takdirde iki tarafın çıkarlarının korunduğu bir çözüme mutlaka ulaşılacağı ifade edilmiştir.[95]
Güney Kore bu toplantı sonrasında uzaya uydu yerleştirecek füze denemesini 21 Haziran 2022’de tekrar gerçekleştirmiş ve bu kez başarılı olmuştur.[96] Müteakiben, 28-30 Haziran 2022’de, Madrid’de icra edilen NATO Ülkeleri Liderleri Zirvesi’ne, QUAD ülkeleri ile Güney Kore ve Yeni Zelanda’nın liderleri davet edilmiş ve zirve sonuç bildirgesinde ÇHC tehdit olarak yer almıştır.[97] Zirveye katılan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol, ÇHC’yi doğrudan hedef almadan, NATO’nun liberal dünyanın değerlerini koruma rolünün genişlemesinden duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir.[98] Güney Kore Devlet başkanı Yoon Suk-yeol, ABD yanlısı tavırlarına rağmen, ÇHC’nin adını telaffuz etmekten imtina etmiş ve ÇHC’yi örtülü olarak hedef almayı tercih etmiştir.[99]
ÇHC, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Ağustos 2022 başında yaptığı tartışmalı Tayvan ziyaretine, Tayvan civarında tatbikat yaparak cevap verirken, Nancy Pelosi’nin sonraki durağının Güney Kore olmasına da Sarı Deniz’de tatbikat başlatarak reaksiyon vermiştir. Nancy Pelosi’nin ayrılmasından sonra Güney Kore Dışişleri Bakanı Park Ji, ÇHC’nin tepkisinin yumuşatmak için ÇHC’yi ziyaret etse de ÇHC, Güney Kore’nin bu krizde rol almasından rahatsız olmuştur.[100] Tayvan krizinin, yeni ABD parlamenter ziyaretleri ile devam ettiği dönemde ABD ve Güney Kore, 22 Ağustos 2022’de, Kore topraklarında, yedi gün süreli geniş çaplı bir tatbikat başlatmıştır.[101] ABD’nin Avustralya‘da, Avrupa ülkeleri ve Pasifik ülkelerinin katılımı ile büyük bir tatbikat icra ettiği döneme denk gelen tatbikata ÇHC sert tepki vermiş ve teyakkuza geçmiştir.[102]
DEĞERLENDİRME
Günümüzde ÇHC ile Güney Kore ilişkileri daha çok ekonomik zeminde yürümekte ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi yüzlerce milyar dolarlık rakamlarla ifade edilmektedir. İki ülke ekonomik olarak bağımlılık ilişkisi kurmasına rağmen siyasi sahada derin ayrılıklar yaşamakta ve zaman zaman ciddi krizlerle boğuşmak zorunda kalmaktadır. ÇHC ile Güney Kore arasında sorun yaratan en önemli fiziki saha Sarı Deniz’dir. Deniz sınırların belirlenememiş olması ve bağlantılı olarak münhasır ekonomik bölge ile kıta sahanlığı konularında mutabakat sağlanamaması, balıkçılık açısından zengin olan Sarı Deniz’deki egemenlik alanları hususu, en umulmadık zamanlarda ÇHC ve Güney Kore’ye zor anlar yaşatmaktadır.
Oldukça sığ bir yapısı olan ve kıta sahanlığı uzun mesafelerle ifade edilen Sarı Deniz jeo-stratejik ve jeo-ekonomik açıdan önemli bir konuma sahiptir. ÇHC’nin gelişmiş doğu sahillerinin dış dünyaya açılan kapısı olan Sarı Deniz Güney Kore için de aynı şekilde önem arz etmekte ve ülkeyi dış dünyaya bağlamaktadır. ÇHC’nin başkenti ve stratejik askerî yapılanmasının Sarı Deniz sahilindeki üslerle güvenlik altına alınmaya çalışıldığı dikkate alındığında Sarı Deniz, ÇHC’nin “Hayat Alanı“ olarak ortaya çıkmaktadır. Coğrafi yapı bakımından kısmen bir Çin iç denizi görüntüsü vermesi nedeniyle ÇHC bu denizi, arka bahçe değil, “evin balkonu“ gibi görmektedir. Hidrokarbon kaynakları mevcudiyeti ihtimalinin yüksek olması da Sarı Deniz’i taraflar için önemli hâle getirmektedir.
Bu denizdeki en görünür kriz alanı olarak, Sokotra Kayalığı öne çıkmaktadır. Gerek deniz ticaret yollarının kontrolü gerekse askerî parametrelere kattığı kuvvet çarpanı etkisi iki taraf için de bu noktayı “vazgeçilemez“ hâle getirmektedir. Stratejik konumu nedeniyle her iki ülke içinde önem derecesi yüksek olan bu kayalık, kontrol altına alan tarafa büyük avantaj kazandıracaktır. Bunun yanı sıra buradaki kazanım, kontrol sağlayan tarafa, münhasır ekonomik bölge ve balıkçılık alanları egemenlik iddialarında büyük avantaj getirecektir. Sokotra Kayalığı bu tür stratejik hesaplar nedeniyle en önemli kriz noktası olarak yeşermiştir.
İki ülke arasındaki tarihî ve kültürel bağlar Güney Kore tarafında güvensizlik kaynağıdır. Çin ortak aklının Koreler’i kendi alt kimlik temsilcisi ve siyasi-coğrafik bağlısı olarak görmesi sadece Güney Kore için değil aynı zamanda Kuzey Kore içinde rahatsız edici zemin yaratmaktadır. Kore halkları Çin tarafının hegemonik yaklaşımından hoşnut olmamakta, bu ruh hâli başka olumsuz gelişmelerle birleşince, ufak bir kriz, kartopunun çığa dönüşmesi örneğinde olduğu gibi, bir anda devasa boyutlara ulaşabilmektedir.
Koreler’in bölünmesindeki ÇHC rolü de Güney Kore ortak hafızasında acı veren bir nokta olarak kalmaya devam etmektedir. ÇHC’nin Kuzey Kore’nin koruyucusu görüntüsü vermesi bu bağlamda Güney Kore kamuoyunun ÇHC hassasiyetini artırmaktadır. Bu nedenle ÇHC ile Güney Kore’nin diplomatik ilişki kurması zor olmuş ve iki ülke Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında, 1992 yılında resmî ilişkileri başlatabilmiştir. Güney Kore böylece ÇHC ile resmî ilişki kuran son Asya ülkesi olmuştur. İki ülke resmî ilişkilerinin bu denli geç başlamasında küresel güç politikalarının bölgedeki şokları da etkili olmuştur.
ÇHC ile Güney Kore resmî ilişkileri böylesi kırılgan bir zemin üzerinde kurulmuş ve en ufak bir sarsıntıda tarafları panikletmiştir. İki ülke ilişkileri günümüzde de fay hatları üzerinde oturmakta ve dıştan gelen şok dalgalarına hassas bir şekilde devam etmektedir. İki taraf da ilişkileri geliştirmek isterken, iç dinamiklerle birlikte dış dinamiklerin çekim gücüne çarpmaktadır. Böyle bir zeminde yürüyen ikili ilişkileri ekonomik bağımlılık dizginleyememekte, taraflar daha çok krizleri çözme kapsamında bir araya gelmektedir.
Sarı Deniz ve Sokotra Kayalığı iki ülke arasındaki en önemli sorun alanı olarak ortaya çıkarken, bu sahadaki krizler genelde Kuzey Kore ve ABD’nin bölge dengelerini değiştirmek için attığı adımlar sonrasında yaşanmaktadır. ÇHC, Sarı Deniz’i bir iç deniz ve eğitim-tatbikat sahası olarak gördüğünden, Güney Kore ile ilişkilerinde sorun yaratmaması için, Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi’ndeki şahin tavırlarını burada göstermemektedir. Buradaki hak iddialarında kısmen ılımlı bir ton kullanan ÇHC, Güney Kore’nin ABD askerî varlığını bölgeye dâhil etmesine tahammül edememekte ve bu noktada sertleşmektedir. ÇHC buradaki krizlerde kontrollü gerilim politikası yürütürken, balıkçı gemileri gibi düşük profilli vasıtaları devreye sokmaktadır. Kriz seviyesi yükseldiğinde geri adım atan ÇHC, ABD askerinin bölgeye müdahil olmasını engellemeye çalışmaktadır. Sarı Deniz ÇHC’nin yumuşak karnını oluşturduğu için ÇHC yönetimi bu bölgeyi riske atmaktan imtina etmektedir.
Güney Kore de normal şartlarda ÇHC ile sorunlu bir ilişki yaşamak istememektedir. ÇHC’nin artan gücü ve egemenlik iddialarından rahatsız olmakla birlikte Güney Kore, ÇHC’yi doğrudan karşısına alacak adımları atmamaktadır. Tarihî tecrübelerinden Çin stratejik aklını iyi tanıyan Güney Kore, ÇHC gibi bir gücün doğrudan karşısına geçmenin risklerini öngörebilmektedir. Güney Kore yönetimleri eninde sonunda ÇHC ile yan yana yaşayanların kendileri olduğunu ve olacağını kestirebilmektedir. Bu nedenle temkinli hareket eden Güney Kore, normal şartlarda ÇHC’yi tahrik etmek istememektedir. ÇHC de bunun farkındadır. Ancak bölge dengeleri daha çok öngörülemez Kuzey Kore tahrikleri ve ABD’nin karşı adımları ile şekillenmekte ve iki ülkede dışarıdan gelen sarsıntılara göre pozisyon almak zorunda kalmaktadır.
Kuzey Kore’nin nükleer silah edinmesi ve kıtalararası balistik füze denemeleri ABD ve Japonya’daki tehdit algısını yükseltirken, Güney Kore üzerinde güvenlik iş birliği baskısını artırmalarına yol açmaktadır. Kuzey Kore’nin silahlanmaya devam etmesi ve hipersonik füze üretecek seviye ulaşması Güney Kore’nin kendi güvenlik kaygılarını da artırmaktadır. ÇHC de Kuzey Kore’nin silahlanmasından rahatsız olurken, bu durumun bölgeyi ısıtacağını bilmektedir. Ancak ÇHC Kuzey Kore‘yi tamamen kontrol altına alamamakta ve Kuzey Kore’yi korumak ile kendi çıkarlarının erozyona uğraması arasında bir ikilem yaşamaktadır.
ÇHC’nin yükselişini müteakip ABD’nin hayata geçirdiği ÇHC’yi dengeleme stratejisi de bölge üzerinde sis bulutları oluşturmaktadır. ABD’nin QUAD inisiyatifi sonrasında Güney Kore’yi bu mekanizmaya çekme adımları Kuzey Kore ve ÇHC’yi reaksiyon vermeye iterken, bölge denklemlerinin bilinmezlerini artırmaktadır. ÇHC ve Güney Kore ilişkileri dışarıdan gelen bulutların sisiyle hassaslaşmakta ve Sarı Deniz üzerinde birleşen bulutlar Sokotra Kayalığı üzerinde sağanaklara sebep olmaktadır.
30 Ağustos 2022