Terörizmle Mücadele ve Birleşmiş Milletler

Makale

Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosyal bilimler disiplini içerisinde yer almaya başlamıştır....

Dr. Aşkın İnci SÖKMEN
İstanbul Arel Üniversitesi
  1. Giriş
Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosyal bilimler disiplini içerisinde yer almaya başlamıştır. Uluslararası ilişkiler ve dış politika açısından önem kazanması 11 Eylül 2001’de El Kaide terör örgütünün, ABD’ne saldırıları sonrası olmuştur. Bu tarihten sonra Amerikan kaynaklı kavramsallaştırmalar ve politika öncelikleri terörizmle mücadele çalışmalarına yön vermiştir. 11 Eylül saldırıları ile birlikte terörizmin ortaya koyduğu tehdidin tarihte daha önce görülmemiş önem düzeyine ulaştığı yönünde bir kanı oluşmuştur. Bunda küreselleşmenin yaratmış olduğu ulus-ötesi bir karakter kazanması ve daha yıkıcı olması yer almaktadır. ABD tarafından küreselleşme karşıtı hedefi ile 11 Eylül 2001 terör saldırısı, “Küresel/Global Terör“ olarak adlandırılmıştır. Dünya güvenliğinde bu tip terörist örgütlerin Kitle İmha Silahlarına sahip olabileceği de ihtimal dâhilinde tutularak, 21.yy da “yükselen yeni küresel tehditler“ olarak belirlenmiştir.

Terörizmin yarattığı tehdidin büyüklüğüne rağmen, bugün hala uluslararası hukuk doktrininde, uluslararası toplum tarafından kabul görmüş ortak bir tanımı yoktur. Geniş bir yelpazede çok boyutlu olarak terörizm[1] tanımlanmaya çalışılmaktadır. Terörizm, en geniş anlamda şiddet yoluyla korku, endişe belirsizlik ortamı yaratarak siyasi hedeflerine ulaşmaya çalışan devlet dışı silahlı örgütlerin siyasi bir şiddet şekli olmasıdır. (Hoffmann, 2006: 2) Devlete karşı üstünlük kurma imkânı olmayan gruplar tarafından, “zayıfın silahı“ olarak kullanılan bir strateji de denilebilir. Asimetrik savaş da olarak adlandırılabilir. (Crenshaw, 2011: 23) Terör uzmanı Thomas Thornton’ın terörizmi tanımlarken “şiddet kullanmaya ya da şiddet tehdidi içeren normal dışı yollarla siyasal davranışları etkilemek üzere tasarlanmış sembolik bir fiildir“ diyerek sembolik yanını vurgulamıştır. (Thornton, 1964:73) Birleşmiş Milletler’de (BM) terörü tanımlama konusunda tam anlamıyla başarılı olamamıştır.[2] Bunun en temel nedeni devletlerin aralarındaki ideoloji ve siyasal hedef çatışmalardır. 2004 yılında BM Genel Sekreteri’nin Yüksek Düzey Panel Raporunda terörizm şu şekilde tanımlanmıştır (United Nations, 2004: 52):

“Herhangi bir eylem… sivillerin ölmesini ya da ciddi şekilde yaralanmasını amaçlayan ya da eylemlerinin içeriği veya niteliği bir hükümeti, halkı veya uluslararası bir kurumu işleyişini engellemek yada değiştirmek amaçlı silahlı eylemlerdir“.

Her çeşit şiddet eylemini terörizm kavramıyla açıklamaya çalışan görüşler olduğu gibi, şiddet içerse dahi devrimci ayaklanmaları terörist faaliyet kapsamında görmeyen görüşler de vardır. Her ülke, her siyasal oluşum veya ideoloji, terör kavramına kendi hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak bir anlam ve ifade yüklemiştir Kısaca “birinin teröristi diğerinin özgürlük savaşçısıdır“ şeklinde bir kavram karışıklığı vardır. Başka bir deyişle Soğuk Savaş döneminde ABD, Sovyet yanlısı rejimlere karşı mücadele veren grupların eylemlerini meşru kabul edip “özgürlük savaşçısı“ olarak değerlendirmiş, Amerikan rejimine karşı olanları terörizm saymıştır. Yine bir ülkenin istihbarat elemanlarının, başka ülkede bir yeri bombalaması eylemi terörist bir eylem olmaktan çok gizli saldırganlık eylemi şeklinde nitelendirilmektedir. Burada alınan kıstas teröristin kişiliği değil terörizmi içeren bir eylem olma özelliğidir.

David Rapoport’a göre terörizm başlangıcından günümüze doktrin ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak aralarında ortalama 30-40 yıllık bir zaman olan dört dalga halinde gelişmiştir. 1880’de Rusya’da anarşizm ile başlayan birinci terör dalgası, 1920’de sömürgecilik karşıtı olarak ikinci ve 1960’lardan sonra batı karşıtı sol ideoloji üçüncü dalga ile devam etmiştir. 1979’da İran Devrimi ve Afganistan Cihat hareketi ile din motifli dördüncü dalga ortaya çıkmıştır. Günümüz dünyasında küresel terör bu dalganın bir ürünüdür. (Rapoport, 2002 [web] ) 2011’den sonra iç savaş nedeniyle çökmüş devlet yapısındaki Suriye’de ortaya çıkan farklı isim altındaki, İslam dinini istismar eden terör grupları (Irak Şam İslam Devleti (İŞİD veya DAEŞ) veya Arapça adı ile El Devlet-ül İslamiye Fil Irak Wel Şam, El Nusra gibi) bu dönemi devam ettirmektedir. Afrika’da Nijerya’nın kuzeyinde terör saldırıları gerçekleştiren Boko Haram, DAEŞ’in Kuzey Afrika kolu olarak nitelendirilmektedir.

Dört dalga halinde gerçekleşen, terörizmin halen devam etmesi, dünyada etkili bir mücadelenin uluslararası örgütler açısından da ortaya konmadığını göstermesi açısından önemlidir. Bunda devletlerin terörizmi birbirlerine karşı güç mücadelesinde bir strateji olarak kullanmalarının neden olduğu ileri sürülebilir. Ayrıca 2006 yılından itibaren gerçekleşen terör eylemlerinin % 70’inin sağ görüşlü radikal, ulusalcı veya hükümet karşıtı “lone wolf (yalnız kurt)“ olarak adlandırılan bireysel teröristler tarafından gerçekleştirilmesi de, terörle mücadele de yakalama ve önleme faaliyetlerini daha da güçleştirmektedir. (2015 Global Terrorism Index Report, 2015 :3)

Bu makalede, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasında birincil derece de sorumlu küresel örgüt Birleşmiş Milletlerin, günümüz küresel terörle mücadele konusunda uyguladığı çalışmalarına, güçlü ve zayıf yanlarına değinilecektir. Terörle mücadele konusunda yapılması düşünülen reformların neler olabileceği konusunda önerilere yer verilecektir.
 
  1. Birleşmiş Milletler ve Terörizmle Mücadele Çalışmaları
Uluslararası barış ve güvenliği sağlama açısından birinci derecede sorumlu küresel örgüt BM, günümüzde devlet dışı silahlı terör gruplarının yaratmış olduğu güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalmış bulunmaktadır. BM bünyesinde hazırlanan terör ilgili suçların önlenmesi konusunda 18 sözleşme ve örgütün iki temel organı BM Genel Kurulu ve BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlar ile üye devletler arasında terörizmle mücadele konusunda ortak güvenlik bağlamında bir işbirliği oluşturulmaya çalışılmaktadır. BM çatısı altında, terörizmin uluslararası bir tehdit olduğu konusunda ortak bir görüş oluşturup, mücadele konusunda ulusal ve uluslararası hukuk kuralları oluşturulmaya çabalanmıştır. Retro güvenlik tehditleri (eskiye özgü, kendini modern teknoloji ile yeniden biçimlendirmiş) içerisinde sayabileceğimiz terörizm, 17 Kasım 2015 tarihinde yayımlanan 2015 Global Terörizm Endeksine göre, 2000 yılından itibaren dünya genelinde % 80 artmıştır. (2015 Global Terrorism Index Report, 2015 :4) Bu sonuç ortak mücadele yönteminin, başarısız ya da yetersiz kaldığını göstermesi bakımından önemlidir.

BM çatısı altında günümüze kadar yapılan mücadele çalışmalarına baktığımızda, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasından birinci derecede sorumlu BM Güvenlik Konseyi’nde daimi üyeler arasındaki rekabet ve çatışmanın ortak bir strateji geliştirilmesini engellediği bir neden olarak gösterilebilir. Sovyetler Birliği (SSCB) tarafından desteklenen Marksist-Leninist terör grupları ve Afganistan’da Rus işgaline karşı El Kaide terör örgütünün, ABD tarafından desteklenmesi[3], Soğuk savaş döneminde bu konuda önleyici bir kararın çıkmasına engel olmuştur. Ortak güvenlik bağlamında, Güvenlik Konseyi’nin daimi iki üyesi ABD-SSCB arasındaki güç mücadelesi nedeniyle, terör eylemlerinin tüm şekillerini suç sayan, teröre destek veren ülkeleri yargılayan ve teröristlerin iadesini sağlayan, terör ile ilgili suçları cezalandırmak için uluslararası nitelikte bir mahkemenin kurulmasını imkân kılmamıştır. Daha çok işlenen terör suçlarını önlemeye yönelik 1969-2010 yılları arasında 14 tane uluslararası hukuki sözleşmeler[4] ve 4 değişiklik yapılmıştır.

Tavsiye niteliğinde kararlar alan ve üye devletleri devamlı olarak taraf olmaya davet eden, BM Genel Kurul’u, “terörizmi“ ilk kez uluslararası bir sorun olarak 1972 yılında 3034 sayılı kararı ile kabul etmiştir. (UN, 1972 [web]) 1970’li yıllar sömürge ve ırkçı rejimler altındaki ülkelerin bağımsızlık mücadeleleri verdiği bir dönem olduğu için, bu ülkelerdeki silahlı gruplar terörist sayılmamıştır. BM anlaşmasının Self determinasyon hakları çerçevesinde ulusal bağımsızlık hareketleri olarak görülmüşlerdir. 1980’li yıllarda devlet destekli terörizmin yaygınlaşması nedeniyle, BM Genel Kurulu’nun 189 sayılı kararı (1984) çerçevesinde egemen bir devletin siyasi istikrarını bozmak için bir terör örgütüne destek politikasının kabul edilemez olduğu belirtilmiştir. (UN, 1984 [web]) Tedbirler konusunda BM Genel Kurul’un aldığı ilk karar 1994 yılındaki 60 sayılı “ uluslararası terörizmi sona erdirmek için gerekli önlemler“ deklarasyonudur. (UN, 1994[web]) Uluslararası hukuk çerçevesinde devletlerin politikalarını yeniden gözden geçirmelerini ve teröre destek veren eylemler içerisinde bulunmamalarını tavsiye etmiştir. Genel Kurul 1996’da 210 sayılı karar çerçevesinde, bir Ad Hoc Komitesi kurulmasına karar vermiştir. Komite tüm üyelere, uzman kuruluşlara ve Uluslararası Atom Enerjisinin katılımına açıktır. Uluslararası terörizm ile ilgili kapsamlı bir yasal çalışma yapılması istenmiştir. (UN, 1996 [web])

11 Eylül 2001 El Kaide terör örgütünün ABD’de gerçekleştirdiği saldırılar sonrasında, BM çatısı altında İslam dinini istismar eden dünya çapında bir network örgütlenmeye sahip El Kaide terör örgütü için, küresel terör faaliyetlerini önleyici kapsamlı bir yapılanmayı da beraberinde getirmiştir. Eylül 2005 yılında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan beş temel kritere dayalı kapsamlı bir terörle mücadele strateji vizyonu önermiştir. Bu beş kriter, grupları terörizm faaliyetlerine başvurmasını engelleme; teröristlerin eylem yapmasına mani olma; devletlerin terörizme destek vermesini yasaklama; bir devletin terörizmi önleyebilmek için imkanlarını geliştirmesine yardımcı olma ve terörizmle mücadele kapsamında insan haklarına saygılı davranma sayılabilir. Eylül 2005’de gerçekleşen BM Dünya Zirvesinde, ilke defa üye devletler terörizmin tüm biçimlerine ve manifestolarını suçlayan bir karar almışlardır. Bu zirvenin sonuç bölümüne terörizmle mücadele konusunda, Genel Sekreterin Annan’ın belirlediği 5 ana unsur etrafında, kapsamlı, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde işbirliği içerisinde bir terörizmle mücadele yapılması gerektiği belirtilmiştir. İlaveten 20 Eylül 2006 BM Genel Kurul’unda oy birliği ile 288 sayılı “BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi[5] kabul edilmiştir. (UN, 2006 [web] ) Strateji, terörizmin tüm biçimlerini ve kim tarafından ortaya konulsa da uluslararası barış ve güvenlik için en tehlikeli tehditlerden biri olarak nitelendirilmiştir. Aynı zamanda mevcut terörün önlenmesi ve teröre sebebiyet veren nedenlerin ortadan kaldırılmasını öngören önlemleri içermekte, mücadele ederken insan haklarına ve ulusal ve uluslararası hukuka uygun olması gerektiği strateji belgesinde belirtilmektedir. Terörle mücadele için Uluslararası bir merkez ve BM Genel Sekreteri girişimiyle Terörizmle Mücadele Gücü[6] kurulmasına karar verilmiştir. Strateji belgesinde 31 farklı uzmanlık kuruluşunun bir koordinasyon içerisinde çalışması sağlanmıştır.

Makalenin tamamını okumak için lütfen tıklayınız.

TASAM Yayınlarının “Küresel Yönetişim, Güvenlik Ve Aktörler:70. Yılında BM“ isimli kitabından alınmıştır.

Not: TASAM Yayınlarının kitapları http://yayinlar.tasam.org/ sitesinden çevrimiçi olarak alınabilir.


KİTABIN KÜNYESİ
Kitap Adı : Küresel Yönetişim, Güvenlik Ve Aktörler:70. Yılında BM
Editör : Emel PARLAR DAL, Gonca OĞUZ GÖK, Tolga SAKMAN
Genel Yay. Yön. : İhsan TOY
Y.Koordinatörü : Ali BAŞAR
Grafik Tasarım : Ahmet TECİK
Sayfa Sayısı : 541 s.
Yayınevi : TASAM Yayınları
Dizisi : Uluslararası İlişkiler Dizisi
ISBN : 978-605-4881-17-8
Format : Kitap ve E-Kitap (PDF Merchant)
Yayın Tarihi : 2016
Fiyatı : 40,31 TL (KDV Dâhil)

Kitap için tıklayınız | e-kitap için tıklayınız
 

[1] Terörizm konusunda daha detaylı bilgi için bkz. Bruce Hoffmann (2006), Inside Terrorism, Columbia University Press; Martha Crenshaw (2011), Explaining Terrorism Causes Processes and Consequences, Routledge Taylor and Francis Group; David Rapoport (2001), Inside Terrorist Organizations, Frank Cass pub; Dipak K. Gupta (2008) Understanding Terrorism and Political Violence, Routledge Taylor and Francis Group; Walter Lacquer (1998) Origins of Terrorism : Psychologies, Ideologies, Theologies, States of Mind, Woodrow Wilson Center Press; Paul Wilkinson (2001) Terrorism versus Democracy Third Edition, Routledge Taylor and Francis Group.
[2] Bu alanda yazılmış makaleler konusunda bkz. Doğan Şafak Polat, (2015) “ Uluslararası Terörizmle Mücadelede Birleşmiş Milletlerin İşlevi, Yeteneği ve Sınırları“, (ed.) Saadat Rustemova Demirci, Güvenliğin Gündeminden Çatışma, Ayrılıkçı Ayaklanmalar ve Terörizm, Ankara: Nobel yayınları, sf.157-184.
[3] Bu konuda bkz. Alex Strick van Linschoten and Felix Kuehn (2012), An Enemy We Created: The Myth of The Taliban-Al Qaeda Merger in Afghanistan, New York : Oxford University Press.
[4] Bu sözleşmeler tarihsel sırayla şu şekildedir: Uçaklarda işlenen suçlar(1963), Uçakların kanun dışı yollarla ele geçirilmesinin önlenmesi (1970), Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanundışı eylemlerin önlenmesi (1971), Diplomatlara karşı işlenen suçların önlenmesi ve cezalandırılması (1973), Rehine alınmasına karşı sözleşme (1979), Nükleer maddelerin fiziksel korunması hakkında sözleşme (1980), Uluslararası Sivil Havacılığa Hizmet veren havaalanlarında kanun dışı şiddet eylemlerinin önlenmesi (198 8), Deniz Seyir Güvenliğine karşı yasa dışı eylemlerin önlenmesi (1988), Kıta Sahanlığına üzerine kurulu Sabit platformların Güvenliğine karşı yasa dışı eylemlerin önlenmesi, Plastik patlayıcıların teşhisi amacıyla işaretlenmesi sözleşmesi (1991), Terörist Bombalamaların Önlenmesine İlişkin Uluslararası sözleşme(1997), Terörizmin finansmanın önlenmesine dair uluslararası sözleşme (1999), Nükleer terörizmin önlenmesine dair uluslararası sözleşme (2005) ve Uluslararası Sivil Havacılıkla İlgili Yasadışı eylemlerin önlenmesi sözleşmesi (2010). https://treaties.un.org/doc/db/Terrorism/csi-english.pdf
[5] Daha detaylı bilgi için bkz. United Nations Action to Counter Terrorism http://www.un.org/en/terrorism/strategy-counter-terrorism.shtml (accessed 10 December 2015)
[6] Daha detaylı bilgi için bkz. Counter Terrorism Implementation Task Force, http://www.un.org/en/terrorism/ctitf/index.shtml (accessed 10 December 2015)

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2701 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 636
Asya 98 1074
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 287
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1376 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 604
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 183
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2043 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2043

Çalışma kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti’nin deniz yetki sahalarındaki hak ve menfaatleri, deniz dibi kaynaklarına erişim ve enerji arz güvenliği konularında atması gereken adımlar incelenmiştir.;

1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra Amerikan hegemonyasının zirve dönemi başlamıştı. Amerikan kibrinin doruk noktası, tüm Orta Doğu'yu yeniden inşa edebilmeyi umduğu 2003 yılındaki Irak'ın işgaliydi. Bu dönemdeki tek kutupluluk derecesi tarihte nadirdir. ;

Bu tarihî ve güzel şehir İstanbul, uzun zamandır Batı ile Doğu'yu birbirine bağlayan köprü olarak bilinir ve umarım bu etkinlik, müreffeh ve gelişmiş bir bölgeye ulaşmak için İstanbul Boğazı'nın iki tarafını daha iyi anlamaya yardımcı olur.;

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Yeni Dengeler, Yeni Roller, Yeni İttifaklar“ ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04 Kasım 2022 tarihinde, Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt etkinliği olarak ...;

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu “Geleceğin Güvenlik Ekosistemi ve Stratejik Dönüşüm için Ortaklık“ ana teması altında TASAM Afrika Enstitüsü ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04 Kasım 2022 tarihinde Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapıl...;

4. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2022; “Asya Yüzyılı, Denizci Devlet Ekosistemi ve Mavi Gezegen“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03 Kasım 2022’de Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt-etkinliği olar...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu; “Post-Güvenlik, Dijital Devrim, Döngüsel Ekonomi ve Siber Ekosistem” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 03 Kasım 2022 tarihinde, Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de yapılan 8. İstanbul Güvenlik Konferansı alt etkinliği ...;

Bu konferansın teması; "Post-Güvenlik İkilemler, Entegrasyonlar, Modeller ve Asya". İçinde bulunduğumuz zaman düşünüldüğünde gerçekten uygun bir tema. Çünkü ilgili ulus-devletlerimizin ulusal güvenliğine yönelik tehditler, üç kattan fazla artarak karmaşık güvenlik ikilemlerini ortaya çıkarmaktadır.;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...