“Medya Okur Yazarlığı”; Kim Yazacak, Kim Okuyacak?

Makale

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) girişimiyle ilköğretim okullarının 6, 7 ve 8. sınıflarında seçmeli ders olarak okutulması kararlaştırılan “medya okur yazarlığı” dersi, çocuk ve gençleri bilinçli medya izleyicisi haline getirmeyi amaçlıyor....

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) girişimiyle ilköğretim okullarının 6, 7 ve 8. sınıflarında seçmeli ders olarak okutulması kararlaştırılan “medya okur yazarlığı“ dersi, çocuk ve gençleri bilinçli medya izleyicisi haline getirmeyi amaçlıyor.
Bilindiği gibi ülkemiz, en çok televizyon izlenen ülkeler arasında yer alıyor. Gençler ve çocuklar ise günde ortalama 4 saatlerini televizyon karşısında geçiriyorlar.
Çocuk ve gençlerin televizyonda neyi izleyeceklerine karar vermeleri önemli bir sorunu teşkil ediyor. Yanlarında çoğunlukla anne-babaları ya da bir başka büyükleri olmadan televizyonla baş başa kalan çocuklar ve gençler, şiddet sahnelerine, cinsel içerikli sözlere, duygusal sorun yaşabilecekleri yaşlarına uygun olmayan görüntülere maruz kalabiliyorlar.
Medya okur yazarlığı dersi, öncelikle çocuk ve gençlerimize yaşlarına uygun program seçebilmeyi öğretmeyi hedefliyor. Şiddet, cinsellik ve uygun olmayan içerikli film, dizi veya haberleri izlediklerinde görebilecekleri zararı göstermeyi amaçlıyor.
Yasaklayarak, korkutarak, sansürleyerek veya kulak çekerek değil, eğiterek bilinçli bir medya izleyici kitlesi oluşturulmak isteniyor.
Bu hedefi önemsiyor, geç kalınmış olsa bile, medyanın olumsuz etkilerine karşı toplumun bilinçlendirilmesi gereğine inanıyoruz.
Ama “medya okur yazarlığı“ dersinin nasıl verileceği, kimlerin görev yapacağı konusunda ciddi bir belirsizlik gözleniyor. Benim edindiğim ilk izlenim, bu dersi ilköğretim okullarındaki sosyal bilgiler öğretmenlerine verdirilmek istendiği yönünde.
“Medya okur yazarlığı“ dersini okullara koymak ne kadar takdire değer bir girişim ise, böyle bir dersi konunun uzmanlarına verdirmemek de o kadar eleştirilecek bir davranıştır.
Türkiye’deki medya yapısı bilinmeden, sermayenin medya sistemi üzerindeki tahakkümü kavranılmadan, siyasetin medya ile olan yakın ilişkisi çözümlenmeden bu ders nasıl anlatılır?
Türkiye’deki televizyonlarda neden bu kadar dizi yayınlandığı, magazin programlarının niçin çok izlendiği, reyting denilen canavarın nelere kadir olduğu, reklam verenlerin medya içerikleri üzerindeki etkisi ve tekelleşme ile kartelleşme olgusunun medya sistemini nerelere sürüklediği sorularına cevap bulmadan, medyayı “nasıl okuyacak ve yazacağız?“
Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun teklifi ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayı ile ilköğretim okullarına konulan medya okur yazarlığı dersiyle ilgili olarak iletişim fakülteleri ile işbirliği yapılmasını öneriyorum.
Bugün pek çok üniversitemizde iletişim fakültesi var ve buralardan her yıl binlerce öğrencimiz mezun oluyor. Medyada istihdam imkanı kısıtlı olduğu için bu mezunlardan çok azı gazete ve televizyonlarda iş imkanı bulabiliyor. Geriye kalanı ise ya mesleğinin dışındaki alanlarda çalışıyor ya da sektörün içinde kalabilmek için çok ağır şartlarda çalışmaya mahkum oluyor.
Eğer medya okur yazarlığını gerçekten önemsiyor, medyanın olumsuz yanlarına karşı çocuk ve gençleri bilinçlendirmek, eğitmek istiyorsak, konuyu mutlaka uzmanlarına havale etmek zorundayız. İletişim eğitimi alan, medya sisteminin nasıl çalıştığını bilen iletişim fakültesi mezunlarına bu projede mutlaka aktif görev verilmeli, medya okur yazarlığı sadece ilköğretim okullarında değil, liselerde de “zorunlu ders“ olarak okutulmalıdır.
Unutmayalım; bilinçli medya okur yazarı sadece kendisini eğitmeyecek, aynı zamanda medyadaki “eşik bekçileri“nin etik normlara uymayan, toplumsal değerlerle bağdaşmayan ve kişisel çıkarları ön plana çıkartan tutumlarının zamanla olumlu yönde değişmesine de büyük katkı sağlayacaktır.
Mevcut durumda medya sisteminin yaptığı yanlışları görebilmesi ve düzeltebilmesi çok zor gözüküyor. Bu yanlışı düzeltecek olan kamuoyu yani izleyici ve okuyucudur. Bu nedenle medya okur yazarlığı girişimi daha baştan sıkı tutulmalı, doğru bir zemin üzerine oturtulmalı, medyası ile barışık bir toplum oluşturmak için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2621 ) Etkinlik ( 204 )
Alanlar
Afrika 71 619
Asya 92 1021
Avrupa 20 631
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1344 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1991 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1991

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. ;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Rapor’a göre; Teknolojik gelişmeler dünya çapında sağlık, ulaşım/ulaştırma, iletişim, enerji ve imalat endüstrilerini dönüşüme uğratmaktadır. Bu dönüşümler ise ekonomilerin ve toplumların örgütlenme biçimlerini değiştirmekte; çeşitli kurum, kuruluş ve düzenlemeler aracılığıyla uluslararası düzeyde d...;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

Bu dinamikler çerçevesinde Bölge ülkelerinin, kendi gelecekleri ile ilgili düşünsel altyapıyı zinde tutmaları ve kendi çıkarlarına uygun politikalar geliştirmeleri gerekmektedir. “Geleceğin Balkanlar Ekonomisi ve Türkiye“ ana teması altında düzenlenecek olan 9. Uluslararası Balkan Forumu bu bağlamda...;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

  • 2021
  • Türkiye - Güneydoğu Asya

"Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği" Çalıştayı

  • 12 Nis 2021 - 12 Nis 2021
  • Hilton İstanbul Bosphorus -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...