Sahra altı Afrika’nın Artan Önemi ve Türkiye

Yorum

Etnik yapıları oldukça farklılık gösteren Sahra altı Afrika ülkeleri genel olarak Büyük Sahra Çölü’nün güneyindeki ülkeler olarak adlandırılmaktadırlar. ...

Etnik yapıları oldukça farklılık gösteren Sahra altı Afrika ülkeleri genel olarak Büyük Sahra Çölü’nün güneyindeki ülkeler olarak adlandırılmaktadırlar. Soğuk Savaş dönemindeki uluslararası sistemin etkisiyle her iki blokun yakın gözetiminde olan bölge ülkeleri, benimsemiş oldukları ideolojileri doğrultularında ekonomik ve askeri yardımlarla desteklenmişlerdir. Ancak buna karşın her iki blok, kontrolünde bulundurduğu ülkeleri ve rejimleri korumak amacıyla bölgeye asker sevk ederken, bölgedeki istikrarsızlık artış göstermiştir.
Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Sahra altı Afrika ülkelerine yapılan ekonomik yardımlarda önemli oranlarda azalmalar görülmüştür. Bunun yanında demokrasi arayışlarının güçlendiği çok sayıda bölge ülkesinde en az iki siyasi partinin katıldığı parlamento seçimleri gerçekleştirilmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak, güç kullanılarak gerçekleştirilen iktidar değişikliklerinin sayısında gözle görülür bir azalma olmuştur.
Demokratikleşme yolunda görülen olumlu gelişmelere rağmen, Sahra altı Afrika ülkelerinin önünde kat edilmesi gereken bir hayli mesafe bulunmaktadır. Ancak söz konusu gelişmelerin de umut verici olduğu bir gerçektir. Buna karşın, siyasi ve ekonomik sorunlar, ülkedeki sosyal sorunlardaki artışı beraberinde getirmektedir.
1990’lı yılların sonlarından itibaren kıtaya yönelik ilginin yeniden arttığını gözlemlemek mümkündür. Böylece üretilen çeşitli hammaddeler, bazı bölge ülkelerinde bulunan zengin petrol ve maden yatakları, Sahra altı Afrika’nın stratejik öneminin artmasını sağlamaktadır. Bunun doğal bir neticesi olarak Sahra altı Afrika, başta son dönemdeki atılımı göz önünde bulundurulduğunda Çin Halk Cumhuriyeti olmak üzere ABD, AB, Rusya, Japonya ve Hindistan gibi birçok ülkenin ilgi alanı haline gelmiştir.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2000 yılında başlattığı ve sonuncusu Kasım 2006 yılında Pekin’de gerçekleştirilen “Çin H. C.- Afrika Forumu“ her üç yılda bir tekrarlanmaktadır. Çin H. C. ile Afrika arasında istikrarlı olarak yüksek artışlar gösteren ve günümüzde yıllık 40 milyar doların üzerinde olan karşılıklı ticaret hacminin 2010 yılına kadar 100 milyar dolara çıkartılması amaçlanmaktadır. Afrika Forumları ve son dönemde yaşanan gelişmeler, Çin H. C.’nin kıtaya verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır.
AB ise Portekiz’in dönem başkanlığında ve ev sahipliğinde önümüzdeki Aralık ayında 2. Avrupa Birliği- Afrika Zirvesi’ni gerçekleştirmeyi planlamaktadır. İlk Zirve’nin 2000 yılında icra edildiği göz önünde bulundurulduğunda, Afrika’nın yeniden AB nezdinde önem kazanmaya başladığı görülmektedir. ABD ve Rusya’nın da Afrika konusundaki gelişmeleri yakından izledikleri görülmektedir. Ancak önemli bir hususu da gözden kaçırmamak gerekir ki; Afrika’nın dünya ticaretindeki payını %1 oranında arttırması durumunda, kıtanın elde edeceği kazancın, kıtaya yıllık olarak yapılan hibelerin yaklaşık yedi katı tutarında olacağı tahmin edilmektedir. Söz konusu durum, Afrika’nın kalkınma yardımlarından ziyade, dünya ticaretindeki payını arttırabilmesinin önemini daha net olarak ortaya koymaktadır.
Tüm dünyanın geleceği, ekonomik istikrarı ve büyümesi açısından önem arz eden Afrika’nın Türkiye açısından da önemi gün geçtikçe artmakta, kıtayla karşılıklı siyasal ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Tarihsel açıdan karşılıklı ilişkiler göz önünde bulundurulduğunda, Osmanlı İmparatorluğu’nun sömürgeci bir gelene sahip olmaması ve Afrika kıtasındaki ülkelerin bağımsızlık süreçlerine vermiş olduğu destek nedeniyle bu çerçeveden bakıldığında, söz konusu bölge ülkelerinin, Türkiye’ye yönelik yaklaşımlarının da olumlu yönde olmasını beraberinde getirmiştir. Ayrıca Türkiye’nin Müslüman bir ülke olması, Müslüman Afrikalıların, Türkiye’ye sempati duymasına, aynı zamanda laik devlet yapısından ötürü de Afrikalı Hıristiyanların olumlu duygular beslemesine neden olmaktadır.
1998 yılında T. C. Dışişleri Bakanlığı’nın önde gelen Büyükelçilerinin sunmuş oldukları “Afrika’ya Açılım Planı“ ve ardından 2005 yılının “Afrika Yılı“ ilan edilmesi, Türkiye’nin yakın dönemde izlemiş olduğu çok taraflı politikaların önemli bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
Yine bu dönemde T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı, 2003 yılında “Afrika ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Arttırılmasına Yönelik Strateji’yi uygulamaya koymuştur. Söz konusu strateji çerçevesinde bölgedeki yoksulluğun önlenmesine katkıda bulunulması, sürdürülebilir kalkınmanın yakalanması amaçlanmaktadır. Bu çabaların bir sonucu olarak Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacminin geçtiğimiz yıl 10 milyar dolara ulaştığı görülmektedir. Sahra altı Afrika ülkeleriyle ticaretteki artış oranının ise kıtanın geneliyle kıyaslandığında daha yüksek olduğu dikkat çekmektedir.
Ayrıca TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı), gıda yardımları, teknik kalkınma projeleri ve bölgedeki temsilcilikleriyle Afrika’da önemli bir görev üstlenmektedir. Bu girişimlerin ve çabaların sonucunda Türkiye, 12 Nisan 2005 tarihinde Afrika Birliği’nde gözlemci ülke statüsü kazanmıştır.
Son dönemdeki bu olumlu hava, orta ve uzun vadede karşılıklı ilişkilerin gelişimi açısından umut vermektedir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Dünya iktisat tarihi1, 18. yüzyılın sonuna kadar tek bir devasa gücün gölgesinde şekillenmiştir: Çin. MÖ 221’de ilk imparatorluğun kurulmasından MS 1800 yılına kadar geçen süreçte Çin, sadece bir devlet değil; kendi kurallarını, kendi teknolojisini ve kendi finansal evrenini yaratan bir "medeniyet-d...;

Türk milletinin sosyo-psikolojik kodları incelendiğinde, zorlu coğrafi koşulların getirdiği pratik, hızlı karar alabilme yeteneği öne çıkmaktadır. Ancak yerleşik hayata geçiş ve geniş coğrafyalara yayılma sürecinde, toplumun kriz anlarında sığındığı pratik çözüm yolları, zamanla kurumsallaşamamış bi...;

Dünyanın en nüfuzlu girişim sermayesi Andreessen Horowitz (a16z), 28 Ağustos 2026'da ilk kez yalnızca donanıma odaklanan 1,1 milyar dolarlık Machine Age fonunu kurduğunu duyurdu. Fon çip, bellek, ağ ekipmanı, depolama, veri merkezi ve robotik alanlarına yatırım yapacak.;

Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî m...;

Rusya Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal ettiğinde dünyadan gelen tepkiler tahmin edilebilirdi. En sert tepki, kendisini eski sistemin koruyucusu ve muhtemelen Ukrayna'nın olası bir NATO üyeliğinin garantörü olarak gören Amerika Birleşik Devletleri'nden geldi. Avrupa'nın tepkisi ise genel olarak Soğuk S...;

Afrika kıtası, tarih boyunca küresel güç mücadelelerinin merkezinde yer almış; sömürgecilik, emperyalizm ve Soğuk Savaş sonrası rekabet süreçleri, kıtanın siyasal ve toplumsal yapısını derinden etkilemiştir. Bu süreçte ortaya çıkan diasporalar, yalnızca zorunlu göçün bir sonucu değil, aynı zamanda d...;

Geleneksel refah devleti literatürü, Gøsta Esping-Andersen’in 1990 yılında yayımlanan yapıtı The Three Worlds of Welfare Capitalism (Refah Kapitalizminin Üç Dünyası) çerçevesinde şekillenmiştir. Esping-Andersen; piyasadan arındırma (de-commodification) ve toplamsal katmanlaşma (social stratification...;

Daha 14 yaşında dünyanın en güzelini, en geniş ama en zarif, en ince ve en duygulusunu, hem de iki dünyayı en güzel mâna aleminde birleştirecek benzersiz bir cami yapmayı hayal etmiş, ve henüz 23 yaşında temelinden itibaren bizzat çalışarak hayalini gerçek etmiş bir Cihan Hükümdarı Sultan Ahmed.;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...