NATO Sonrası Afganistan’da Türkiye’nin Rolü

Yorum

Son günlerde Türk Dış Politikasının en sıcak konularından birisi Amerikan ve NATO güçlerinin ayrılmasından sonra Kabil Havaalanının güvenliği konusunda ortaya konulan tekliftir. ...

Son günlerde Türk Dış Politikasının en sıcak konularından birisi Amerikan ve NATO güçlerinin ayrılmasından sonra Kabil Havaalanının güvenliği konusunda ortaya konulan tekliftir. Her konunun maalesef siyasallaştırıldığı ülkemizde tartışmalar çok farklı boyutlarda devam etmektedir. Ancak unutulmaması gereken konu devletler bireyler gibi düşünmezler ve düşünmemelidirler de. Bir milletin çıkarı söz konusu olduğunda çok farklı değerlendirmeler ve analizler yapılır. Dış politika analizinde kullanılan prospect teori bu konuyu açıklamaya en yakın yaklaşımlardan birisidir. Bu teori, statükoya göre hangi durumlarda risk almaya yatkın olduğumuzu ya da riskten uzak durma eğiliminde olduğumuzu açıklar. Söz konusu ulusal çıkar olduğunda ülkelerin farklı fayda-zarar analizleri vardır. Riski çok farklı şekilde konumlandırabilirler. Önemli olan planlanan politika neticesinde devlet adına beklenen faydayı gerçekleştirmek ve göreceli kazanç elde etmektir. Bunların gerçekleşmesi için de bazen risklerin alınması gerekir ki statükoyu kendi lehinizde değiştirebilirsiniz. Örneğin 1950-53 yılları arasında yaşanan Kore Savaşı’nda ABD tüm analizleri sonucunda savaşı tek başına birkaç ay içerisinde lehine sonuçlandırabileceği ve bölgedeki statükoyu kendi çıkarı doğrultusunda değiştirebileceği gibi bir yaklaşım sergilemiş ve bu politikayı uygulamaya koymuştur. Ancak uluslararası ilişkiler durağan değildir bizatihi canlıdır ve kestiremediğiniz gelişmeler yaşayabilirsiniz. Savaşın gidişatı olumsuza döndüğü noktada ABD destek ihtiyacı hissetmiş ve tam da bu noktada Kore’ye asker gönderen ülkelerden birisi de Türkiye olmuştur. Eğer bu konuyu ulusal çıkar dışında bireysel olarak düşünürseniz bu kadar uzak bir coğrafyada ne işimiz olabilir gibi basit bir sonuca ulaşabilirsiniz. Ancak unutulmamalı ki 2.Dünya Savaşı sonrası Türkiye Stalin Sovyetlerinden doğrudan tehdit almaktadır ve bu tehdidi bertaraf etmek için batı dünyası içerisindeki örgütlenmelerde yer almak istemektedir. Türkiye’nin NATO üyeliğinin bazı devletler tarafından çok sıcak karşılanmadığı ve Sovyet tehdidine karşı yalnız olduğumuz bir dönemde Kore Savaşı bir fırsat olarak değerlendirilmiş ve asker gönderilmiştir. Peki, bunun hiç mi riskleri yoktu, elbette kendi içerisinde riskler barındırmaktaydı. Ancak diğer tehdide karşı yapılan analizler sonucunda tüm bu riskler göze alınmış ve asker gönderilmiştir. Neticesinde Türkiye’nin sahadaki üstün başarısı NATO için ne kadar kilit bir rol oynayabileceğini göstermiş ve üyeliğe kabul edilmiştir. İşte bu üyelik Soğuk Savaş boyunca güvenlik şemsiyesi görevini üstlenmiştir ki bugün bile NATO üyeliğinin önemi mutlaktır. Geçen o kadar yıllar içerisinde Kore’ye asker gönderilmesi ve NATO üyeliği sonuçları itibariyle değerlendirilmiş ve eleştirilerden doğal olarak uzak kalmıştır. Çünkü önemli olan bireysel çıkarlar değil ulusal çıkardır. Bugün de Afganistan konusunda benzer bir durum söz konusudur. NATO’nun Soğuk Savaş sonrası tartışılması ve hatta birçok konuda görülebileceği gibi siyasallaşması önemli bir tartışmadır. Ancak ne olursa olsun bu örgüt dönüşümünü sağlamış ve kendisine yeni alanlar açmıştır. Gelecekte Çin ile olacak mücadele de bunlardan bir tanesidir. Türkiye’nin üyeliği ise hala önemini korumaktadır. Ancak uzun zamandır Türkiye’nin yalnızlaştırılması da başka bir dış politika sorunudur. Tüm NATO üyeleri hala Türkiye’nin ne kadar önemli olduğundan ve kilit bir rol oynadığından bahsetmektedir. Fakat uygulamaya baktığımızda bunun tam olarak karşılığını göremediğimiz de bir gerçektir. İşte bu noktada 11 Eylül saldırılarının üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen askeri müdahalede bulunulan Afganistan konusunun ABD ve batı için tam bir fiyasko ile sonuçlandığı da bir gerçektir. Bugün Taliban tekrar önemli bir aktör olarak karşımızdadır ve Taliban’ın mevcut Afgan hükümeti ile görüşmeleri devam etmektedir. Peki, NATO üçlerinin çekilmesi sonrasında neler yaşanacak. İşte tam bir soru işareti olan alan budur. Ancak beklenti Taliban’ın tekrar güçlenip birçok bölgede hâkimiyet kurmasıdır ki bu beklenti bile başarısızlığın boyutunu göstermektedir. İşte bu noktada fark yaratabilecek olan Türkiye bir inisiyatif kullanarak çekilme sonrası havaalanı kontrolünü üstlenmek istemektedir. Bu görevin doğal olarak kendi içerisinde riskleri mevcuttur. Ancak Türkiye’nin Afganistan ile tarihsel, kültürel ve dini bağlarını düşününce coğrafyayı gayet iyi tanıması, oradaki unsurların tamamı ile diyalog kurabilme becerisi bu görevde ciddi artıları olacaktır. 1979 Sovyetler Birliği işgali sırasında Türkiye maddi manevi Afgan halkının bu mücadelesinde yanlarında yer almış ve hatta o dönemde Sovyetler Birliği ile kısmen yumuşama eğiliminde olan ilişkileri bile etkilemiştir. Türkiye’nin bu anlamda Afganistan ile ilişkileri çok özeldir. Taliban’ın bile NATO’nun çekilmesi sonrası Türkiye’nin bölgede kalmasını istememesi aslında bölgede ne kadar önemli bir aktör olduğunun göstergesidir.
Bu görevin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi NATO’da fiilen hala ne kadar önemli bir aktör olduğumuzu ve Türkiye’ye olan ihtiyacın ciddiyetini hatırlatacaktır. Bunun neticesinde güvenlik bağlamında Avrupa Birliği ile olan ilişkilerden tutun da ABD ile özellikle Ortadoğu coğrafyasında yaşadığımız krizlere kadar etkisi olacaktır. Kore Savaşı sonrası oluşan etkinin bir benzerinin burada yaşanması çok olası görülmektedir.

Unutulmaması gereken konu bugün iletişim ve ulaşım teknolojilerinin küreselleşme ile tüm dünyayı etkilediği bir dönemdeyiz. Bu durum devletler için de söz konusudur. Ulusal çıkarı maksimize etmeye çalışırken uluslararası olaylardan uzak kalmak ya da kendimizi izole etmenin bu anlamda bir faydası olmayacağı kesindir. Gücümüz ile orantılı, analizleri rasyonel olarak gerçekleştirilmiş politikalar ile bu olayların yön veren aktörlerinden olmak sistem içerisinde konumumuzun değişmesinde fayda sağlayacaktır. Bugün dünyayı meşgul eden Ukrayna Krizi, Akdeniz Enerji Kaynakları, Suriye, İran, Irak, Ortadoğu gelişmelerini düşününce Türkiye bu gelişmelerin tamamı ile doğrudan ilintilidir ve bu gelişmelerin Türkiye üzerinde etkilerinin olacağı da mutlaktır. Güvenlik açısından ele alınacak olursa Türkiye’nin etrafında şekillenen olaylara karşı izleyici pozisyonunda olması kabul edilemezdir. Bulunduğu coğrafya itibariyle güvenlik konusunda etkin rol almak zorundadır. Bu krizlerin çözümünün ya da en azından çabalarının bir parçası olmak güvenliğin temini açısından önemlidir. Dış Politikada diğer aktörlerin attığı ilk adıma reaksiyon vermek inisiyatifin sizden çıkmasına yol açabilir ve unutulmamalıdır ki ilk adımı atacakların niyetlerinden de asla yüzde yüz emin olamayız. Mevcut kapasite ve beklentiler doğrultusunda rasyonel bir şekilde oluşturulan dış politika açılımları ile ilk adımı atan olmak ciddi bir avantaj yaratabilir.
 
6.07.2021

 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür. Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Tü...;

Nasyonal sosyalizm, yirminci yüzyılın ilk yarısında insanlık tarihinin en yıkıcı siyasi, askeri ve ideolojik felaketlerinden birine imza atarken, geride bıraktığı kurumsal ve maddi enkaz kadar, doğası hala tartışılan fiktif bir iktisadi model de bırakmıştır.;

Geçtiğimiz günlerde Pekin’de cereyan eden iki zirve, müesses küresel düzenin tökezleyişinin ve içine girdiğimiz fetret devrinin derinleştiğini gösteren diplomatik fotoğrafları olarak geçti hafızalara.;

Londra’da 6-7 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen C4ISR Global Konferansına katılan ilk Türk olarak, özellikle ülkemizle ilgili önemli olabilecek bakış açılarını, bilgileri not aldım, diğer yandan hazırlamakta olduğum yeni kitabım (Akıllı Savaş) için farklı öngörüler sağlamaya çalıştım. Konfe...;

Bugün küresel ölçekte derinleşen gelir adaletsizliği, modern devletin rolünü yeniden masaya yatırmamızı zorunlu kılıyor. Çoğu zaman eş anlamlı kullanılan iki kavram —Sosyal Devlet ve Refah Devleti— aslında bu krizle mücadelede iki farklı derinliği temsil eder. Biri anayasal bir felsefeyi, diğeri ise...;

Askeri tarih, stratejik düşünce ve ekonomi-politik arasındaki bağ, insanlık tarihi kadar eskidir. Sahadaki mücadele yöntemleri çağlar içinde teknolojik ve kurumsal kabuk değiştirse de insan felsefesinin ve karar alma mekanizmalarının temel mantığı değişmeden kalır. ;

Panthéon-Sorbonne Paris 1 Üniversitesi akademisyenleri Adam Baczko, Gilles Dorronsoro ve Arthur Quesnay’in Suriye: Bir İç Savaşın Anatomisi adlı eseri, Ayşe Meral’in Fransızcadan çevirisiyle 2018 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kitap, savaşı yalnızca “Esad rejimi ile muhalefet ...;

İktisat bilimi, geleneksel anlatıda piyasaların işleyişini, kaynakların dağılımını ve refahın artırılmasını inceleyen "masum" bir akademik disiplin olarak tasvir edilir. Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı varoluşsal krizle birlikte iktisat; matemati...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

1. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.