Türk - Nordik Stratejik Diyaloğu Düşünce Diplomasisi: Yeni Dünya Yeni Ufuklar

Haber

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politikası ile küresel platformda önemi gittikçe artan bir aktör hâline gelmiştir. ...

Türk - Nordik Stratejik Diyaloğu
“Düşünce Diplomasisi: Yeni Dünya Yeni Ufuklar“

Dünyadaki temel trendlere bakıldığında “toprak ve makineyi“ takiben “bilgi ve bilgiye dayalı ürünler“ temelli yeni ekonomi çağında küresel rekabet “mikro-milliyetçilik“, “entegrasyon“ ve “öngörülemezlik“ üzerinden gelişmekte, hayatın ve devletin yeni doğasını belirleyen meydan okumaların; “kaynak ve paylaşım krizi“, “üretim-tüketim-büyüme“ formülünün sürdürülemezliği, Çin kaldıracı ile “orta sınıfın tasfiyesi“, “enerji, su ve gıda güvensizliği“, hayatın her alanında “4. boyuta geçiş“, “işgücünde insan kaynağının tasfiyesi“, değişen devlet doğası ve beklenti yönetimi temelinde “sert güçten yumuşak ve akıllı güce geçiş“ olduğu temel referanslar olarak şekillenmektedir.

Tüm bu temel parametreler içerisinde, teknolojideki dönüşümler; yapay zeka, sanal/artırılmış gerçeklik ve mobilite merkezli gelişerek tüm insan hayatını ve doğasını değiştirmeye adaydır. “Endüstri 4,0“ ve “Toplum 5,0“ kavramlarının dünyanın dönüşümünü endüstri ve toplum boyutları ile yönetmek açısından önemli başlıklar olduğu aşikârdır. Bir diğer etken de Çin’in dünya sahnesinde her geçen gün etkinleşmeye başlamasıyla oluşturduğu türbülanstır. Yeni İpek Yolu projesi “Kuşak ve Yol“; hem karadan hem denizden yüzden fazla ülkeyi ilgilendiren bir küresel entegrasyon projesi olarak şekillenmekte, iktisadi pastanın dağılımını kalıcı olarak değiştirmektedir. Orta sınıfı olmayan ülkelerde, otoriter rejimler ya da kaos, iki seçenek olarak önümüzde durmaktadır. Bölgesel ve küresel güvenlik anlamındaki iş bölümünün nasıl yapılacağı ve bedellerinin nasıl paylaşılacağı da önümüzdeki dönemin tartışma konuları olmaya adaydır.

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık“ sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden canlanan kamplaşmanın sonuçları belirleyecektir. Tüm bu gelişmelerle birlikte, “Güvenliğin Ekosistemi“, hukukuyla birlikte değişmektedir. “Güvenlik - Demokrasi“ ikilemini bundan sonra çok daha fazla yaşanacaktır. Çünkü orta sınıfı eriyen ve güvenlik ekseni sofistike bir zemine kayan ülkelerde demokrasinin yaşatılması zordur. “Güvenlik bize otoriter rejimler mi getirecek“ sorusunun daha fazla tartışılması gerekmektedir.

Türkiye; 84 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen ekonomisi ve Afro-Avrasya ana kıtası ortasındaki jeostratejik konumu ile öne çıkmaktadır. Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politikası ile küresel platformda önemi gittikçe artan bir aktör hâline gelmiştir.

Yakında tarihte adı sürekli olarak krizlerle anılan Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkaslar üçgeninde yer alan Türkiye, bu sorun alanlarından doğal olarak etkilenmekte, öte yandan, bölgesel gelişmeleri gücü nispetinde etkilemektedir. Bu çerçevede Türkiye, köklü devlet ve diplomasi geleneği sayesinde dâhili ve bölgesel krizleri çözme kapasitesine sahip, stratejik ve ekonomik açıdan göz ardı edilemez bir başat ülke olduğunu göstermiştir.

İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka, İzlanda ve Grönland’dan oluşan Nordik (İskandinav) ülkeleri toplam 27 milyon kişilik nüfuslarına rağmen bilimsel ve teknolojik kapasiteleri, gelişmiş insan kaynakları, ileri teknolojiye dayalı sanayileri, doğal kaynak zenginlikleri vb. sayesinde toplam GSYİH’sı 1,6 trilyon doları aşan bir ekonomiye sahiptirler.

Nordik ülkelerinin, yakın zaman öncesine kadar Avrupa merkezli modern uluslararası sistemin kıyısında yer almaları, bu ülkelere bir takım tarihî fırsatlar sunmuştur. Bir yandan uluslararası sistemin merkezi olan Batı Avrupa’ya yakın oldukları için buradaki ekonomik ve bilimsel gelişmelerden yararlanma imkanına sahip olurken, öte yandan sistem içerisindeki gerilimlerden ve krizlerden uzakta kalmayı çoğu zaman başarabilmişlerdir. Böylece Nordik ülkeleri daha müreffeh toplumlar, daha gelişmiş ekonomiler ve daha barışçıl diplomatik ilişkiler kurma konusunda nevi şahsına münhasır sosyo-ekonomik yapılar oluşturmuşlardır. Bu diplomasi geleneği sayesinde Nordik olarak adlandırılan Bölge Ülkeleri arasında kalıcı, müsmir ve barışçıl uluslararası ilişkiler için küresel düzeyde örnek sayılabilecek işbirliği süreçleri geliştirmişlerdir. Nordik Bakanlar Konseyi ve bazı ülkelerde açılan ortak büyükelçilikler bu işbirliğinin kurumsallaşmış, somut veçhesini göstermektedir.

Türkiye’nin Nordik ülkeleri ile ticaret hacmi 8 milyar dolara yakındır. Trilyon dolarlık ekonomilere sahip taraflar arasındaki bu ticaret hacmi oldukça küçüktür. Ayrıca, ticari denge Türkiye aleyhine gerçekleşmektedir. Nordik ülkeleri tarafından küresel düzeyde gerçekleştirilen yabancı yatırımlar ve sermaye birikimi gibi olgular açısından değerlendirildiğinde, Türkiye’ye bu ülkelerden gelen doğrudan yabancı yatırım miktarının da son derece düşük olduğunu belirtmek gerekir. Yine de, Nordik ülkeleri vatandaşlarının Türkiye’yi ziyaret rakamlarının son dönemde yıllık 1 milyon kişiyi aşması ise sevindirici bir durumdur. Öte yandan, Nordik ülkelerinde iki yüz binin üzerinde Türk vatandaşı yaşamaktadır.

Türkiye’nin Nordik ülkeleri ile ilişkilerinin düzeyi, potansiyelin oldukça altındadır. İki taraf arasındaki ekonomik ilişkilerin gerçekçi ve kalıcı bir zeminde çok daha iyi düzeylere taşınabileceği açıktır. Türkiye’nin bölgesel ve küresel düzeyde gittikçe artan etkinliği yanında Nordik ülkelerinin küresel ve bölgesel barış ve istikrarın sağlanması ve kalıcı hâle getirilmesi noktasındaki katkıları iki taraf ilişkilerinin potansiyeli açısından dikkate alınmalıdır. Teknoloji paylaşımı, akademik değişim, denizcilik, enerji, yatırım, göç ve güvenlik alanlarında da gittikçe artan işbirliği potansiyeli mevcuttur.

Nordik ülkeleri, Asya ve Afrika bağlantılarını güçlendirme konusunda Türkiye ile işbirliğinden istifade edebileceklerdir. Türkiye’nin Avrupa ile yaşadığı sorunların aşılmasında bu ülkelerle geliştireceği yakın ilişkilerin katkısı önemli olacaktır. Norveç ve İzlanda gibi Nordik ülkeleri, Türkiye gibi, AB’ye üye olmamalarına rağmen, birlik ile yakın ilişkiler içerisindedirler. AB üyesi olmayan Nordik ülkelerinin AB ile ilişkilerinin yakın takipte tutulması ve bu ülkelerle Türkiye arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi Türkiye - AB ilişkilerinin geleceğine ışık tutacaktır.

Nordik ülkeleri son iki yüzyıldır kendi aralarında oluşturdukları diyalog ve barış ortamından da cesaret alarak, küresel düzeydeki siyasi çatışmaların çözümü konusunda dikkat çekici projeler geliştirmişler; savaş ve barış araştırmaları konusunda öncü kurumlar oluşturmuşlar ve araştırmalar gerçekleştirmişlerdir. Filistin - İsrail barış görüşmeleri ile Türkiye’de bir dönem etkili olan Çözüm Süreci görüşmelerinin Oslo’da gerçekleştirilmiş olması tesadüf değildir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’yi kuşatan bölgelerdeki savaş, çatışma ve barış çalışmalarında Nordik ülkelerinin etkisinin devam etmesi olasılığı yüksektir. Bu nedenle, gerek Türkiye’nin kendini iyi ifade etmesi, gerekse bölgesel çatışma alanları için daha somut çözüm önerileri geliştirilebilmesi açısından Türkiye’nin Bölge ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi ehemmiyet arz etmektedir.

Bu çerçevede, Türkiye ile Nordik ülkeleri arasındaki mevcut ilişkilerin daha ileri düzeylere taşınması gereği açıktır. Türk - Nordik Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliğinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı ve stratejik kapasite inşasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Stratejik Diyalog ile; ilgili kurumların yakından tanınması, sivil toplum etkisinin artırılması, kaynakların ve çalışma alanlarının geliştirilmesine dair uzmanlık birikimlerinden faydalanılması, tanıtma faaliyetlerine katkı sağlanması, akademik işbirliği imkanlarının araştırılması ve tüm bu çalışmaların bütünlük içerisinde değerlendirilmesini sağlayacak stratejik bir yaklaşım geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

İki taraf, kritik öneme sahip uzun vadeli çıkarların sürdürülebilirliği açısından çok daha etkili bir stratejik işbirliği geliştirebilir. Bu noktada olaylara daha geniş bir jeopolitik bakış açısı ile bakma ihtiyacı vardır. Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Nordik ülkeleri ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Kültürel yakınlık ve benzerlikler de keşfedildikçe bu yönelimi teyit edecektir.

Bu noktada gerçekleştirilmesi planlanan Türk - Nordik Stratejik Diyaloğu’nun amacı, sorun alanlarını ihmal etmeden yeni dönemde ilişkilerdeki fırsatlar ve tamamlayıcılık ilişkisini stratejik bir bakış açısı ile kamuoyları nezdinde ortaya koymak ve kurumsal, entelektüel bir zemin inşa etmektir.

Ana Tema
Türk - Nordik İlişkileri; Yeni Normaller ve Bağımlılık İnşası

Alt Temalar
Yeni Dengeler Yeni Ekonomi
Ekonomik İlişkiler: Fırsatlar ve Engeller
Bölgesel Barış İnşası Çabaları: Türkiye - Nordik Ülkeleri
Türkiye AB İlişkileri ve Nordik Ülkeleri
Teknolojik, Akademik ve Kültürel İşbirliği
Orta Doğu, Afrika, Orta Asya Ülkeleri İkili ve Çok Taraflı İşbirliği
Enerji, Jeopolitik ve Güvenlik İşbirliği
ABD ve Yeni Ortaklarla İlişkiler

Temel Sektörler
Kamu Diplomasisi, Eğitim ve Dil
Kültür ve Turizm
İnşaat, Müteahhitlik ve Altyapı
Sağlık ve Sağlık Turizmi
Enerji, Petrokimya ve Yatırımlar
Lojistik, Ulaştırma ve Haberleşme
Bankacılık ve Finans
Ekonomi ve Ticaret
Medya ve İletişim
Bilim ve Teknoloji
Marka Şehirler ve Çevre
Savunma ve Uzay Sanayi

ÇALIŞMA VE ETKİNLİKLER (TASLAK)

Yöntem

Tümevarım, Katılımcılık ve Ekonomik Derinleşme

Türk - Nordik Akil Kişiler Kurulu Toplantıları/Çalışmaları

Kapasite ve Ekosistem Envanteri Oluşturulması

Araştırma Projeleri ve Raporlarının Hazırlanması

Pro-aktif Politika Önerileri Geliştirilmesi

Yuvarlak Masa Toplantıları/Çalıştayları

Çok Taraflı Çalıştaylar/Çalışmalar

Sektör Çalıştayları/Etkinlikleri

Uygulamalı İnteraktif Modellemeler

Stratejik Raporlar
Sektör çalışmalarının, tarafların karar alıcıları, özel sektörü, medyası ve kamuoyu için stratejik raporlar olarak yayımlanması. Literatür ve hafıza desteği sağlanması.

Medya Konferansları

Diğer
Akademik Çalışmalar
Stratejik Rapor, Kitap, Makale, Tez vb. Akademik Çalışmalar

Etkinlik Sayfası
https://tasam.org/tr-TR/Etkinlik/17291/turk_-_nordik_stratejik_diyalogu_

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Birleşik Devletler uzun süredir Rusya’yı nihai bir çöküş sürecindeki güç olarak gördü. Bu değerlendirme, 1980’lerde Sovyetler Birliği’nin açık emperyal aşırı yayılma belirtileri göstermesiyle şekillendi; önce Varşova Paktı’nın, ardından Sovyetler Birliği’nin kendisinin dağılmasıyla pekişti.;

İktisat tarihinin ve sosyal bilimlerin gelişim sürecinde "ahlaki ekonomi" (moral economy) ve "etik iktisat" kavramları, tek tip ve monolitik bir tanıma hiçbir zaman sahip olmamıştır. Aksine bu kavramlar, kökenleri, epistemolojik yöntemleri ve hedefleri bakımından belirgin şekilde farklılaşan iki ana...;

İkinci Dünya Savaşı sonrası iktisat yazınının uzun bir bölümü, kapitalizmi tekil ve homojen bir sistem olarak ele almış; farklılıklar yalnızca gelişmişlik düzeyi ya da politika tercihleri düzeyinde aranmıştır. ;

İktisadi düşünce tarihi, yalnızca yeni teorilerin eskilerin yerini aldığı bir süreç değil; aynı zamanda iktisat bilimi ile doğa bilimleri, matematiksel araçlar ve bilişimsel teknolojiler arasındaki ilişkinin sürekli yeniden tanımlandığı bir epistemolojik evrim sürecidir.;

Orta Doğu, yıllardır jeopolitik değişikliklerden en çok etkilenen bölgelerden biri olarak kalmaktadır. 21. yüzyılın başından bu yana bölge, güvenliği tehdit edecek birçok durumla karşı karşıya kalmıştır. Günümüzde, Orta Doğu’nun çeşitli bölgelerinde yaşanan değişikliklere, İsrail-İran ekseni boyunca...;

İllegal uyuşturucu piyasaları, hukuki regülasyonların ve kurumsal denetimin tamamen dışında kalsa da iktisadın temel ilkelerinden muaf değildir. Aksine bu alan; arz ve talep kanunlarının, risk analizi mekanizmalarının ve piyasa aksaklıklarının en sert, yalın ve saf haliyle gözlemlendiği "sınırda ikt...;

Din ekonomisi, iktisat biliminin rasyonel seçim teorisi, kurumsal iktisat ve kamu tercihi gibi temel alt disiplinlerini din olgusuyla buluşturan çift yönlü ve son derece dinamik bir çalışma alanıdır. İktisat ve din arasındaki bu akademik etkileşim, metodolojik açıdan iki temel eksen etrafında şekill...;

Dünyanın en nüfuzlu girişim sermayesi Andreessen Horowitz (a16z), 28 Ağustos 2026'da ilk kez yalnızca donanıma odaklanan 1,1 milyar dolarlık Machine Age fonunu kurduğunu duyurdu. Fon çip, bellek, ağ ekipmanı, depolama, veri merkezi ve robotik alanlarına yatırım yapacak.;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.