Jeopolitik Bilimi ve Kuramcıları

Makale

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ...

Tarihsel Süreç

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. Ancak tüm kuram ve tezlerin ana temasını hep Tek Bir Dünya Hâkimiyeti teşkil etmiş. Eski Yunan Medeniyetinden Bizans İmparatorluğu’na, Emeviler’den Memluklular’a, Hun İmparatorluğu’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar gelmiş geçmiş tüm imparatorluk ve büyük devletlerin, devlet olma ve yönetme aşkının temelinde hep Tek Bir Dünya fikri gelişmiştir.6 Jeopolitik bir bilim dalı olarak 19. yüzyılda ortaya çıkmasına rağmen, askeri ve ekonomik bir güç haline gelmiş Avrupa devletleri, daha önceki asırlarda da coğrafi gerçekleri dikkate alan politikalar izlemekteydiler. Çünkü coğrafya gözle görülebilir ve elle tutulabilir somut gerçekleri içeriyordu. Başlangıçta savaş alanlarındaki operatif ve taktik uygulamalar, devlet sınırlarını da kapsayan uygulamalara dönüşünce, Jeopolitik ve Jeostrateji ortaya çıktı.

19. yüzyıl öncesi Avrupa’nın coğrafyası ve ülkelerin durumuna baktığımızda, Avrupa güç politikasının kendi içinde taşıdığı yarışmacı nitelik ve 18. yüzyıl boyunca ittifak ilişkilerinin değişkenliği yüzünden, rakip devletler, çoğu kez, bir çatışmadan öbürüne hayli değişken koşullarla karşı karşıya kaldılar. Gizli anlaşmalar ve diplomatik devrimler, Avrupa’daki güç dengesinin karada ve denizde oldukça sık değişmesine yol açtı. Bu, doğal olarak, ülke diplomatlarının ustalığına ve tabii ki, silahlı kuvvetlerinin becerisine daha çok bel bağlanmasına neden oldu; ama bunun yanı sıra coğrafya etkeninin önemini de ortaya çıkardı.

Coğrafya ve Jeopolitik

Coğrafya etkeni derken, yalnızca bir ülkenin iklimini, hammaddelerini, tarım verimini ve ticaret yollarına olan yakınlık ya da uzaklığını değil, bu çok taraflı savaşlardaki kritik nitelikli stratejik konum sorununu da kastediyoruz. Şöyle ki;

• Belli bir ulus, gücünü tek bir cephede yoğunlaştırabiliyor muydu, yoksa bir kaç ayrı cephede mi savaşmak zorunda kalıyordu?

• Sınırları, zayıf devletlere mi ortaktı, yoksa ikisinin karışımı mıydı ve bu, onun için ne tür yarar ve sakıncalar doğuruyordu?

• İstediğinde, Orta Avrupa’daki büyük bir savaştan kolayca çekilebiliyor muydu?

• Denizaşırı ülkelerden ek kaynaklar sağlayabiliyor muydu?

On yedinci yüzyıl Avrupa’sına bir göz atıldığında, coğrafyanın ve jeopolitik unsurların tarihe geçmiş sonuçlarının, bu günkü jeopolitik biliminin gelişmesine büyük katkılar sağladığı görülmektedir. Bunu, o devrin güç merkezlerini oluşturan devletler üzerindeki etkilerini dikkatle incelemek suretiyle daha iyi anlayabiliriz.

Hollanda

Hollanda Cumhuriyeti’nin bu dönemdeki kaderi, coğrafyanın politika üzerindeki etkilerini göstermek bakımından iyi bir örnek oluşturmaktadır. Bu devlet 17. yüzyılda, ulusal gelişmeyi sağlamak için bir ülkenin kendi içinde bulunması gereken unsurların çoğuna sahipti.

• Serpilip gelişen bir ekonomi

• Toplumsal denge

• İyi eğitim görmüş bir ordu

• Güçlü bir donanma

O sıralar coğrafi açıdan da zararlı çıkıyor görünmüyordu. Tersine, akarsu ağı İspanyol kuvvetlerine karşı (hiç değilse bir ölçüde) engel oluşturuyor, Kuzey Denizi’ndeki konumu da zengin ringa dalyanlarına kolayca ulaşmasını sağlıyordu. Ama yüzyıl sonrasında, Hollandalılar bir takım rakipleri karşısında durumlarını korumak için savaş vermek zorunda kaldılar. Cromwell İngiltere’si ile Colbert Fransa’sının benimsedikleri merkantilist politikalar, Hollanda’nın ticaretine ve gemi taşımacılığına zarar verdi. Tromp ve Ruyter gibi komutanların parlak taklitçiliğine rağmen, Hollanda ticaret gemileri, İngiltere’ye karşı yapılan deniz savaşları sırasında ya Manş Denizi yolunun tehlikelerini göğüslemek, ya da İskoçya’yı dolaşan daha uzun, fırtınası daha bol yolu geçmek zorundaydılar. Bu yol ise, (ringa dalyanları gibi) Kuzey Denizi’nde hala saldırıya açıktı; batı rüzgârları savaşta İngiliz amirallere üstünlük sağlıyor, Hollanda açıklarındaki sığ sular ise, Hollanda savaş gemilerinin su çekimini- sonuçta da büyüklüklerini ve güçlerini- kısıtlıyordu. Hollanda’nın Amerika kıtası ve Hint Adalarıyla olan ticareti, nasıl gittikçe daha çok İngiliz deniz gücünün etkisine bağlı oluyorsa, Baltık ticareti de, İsveçliler ve başka yerel rakipleri yüzünden aşınmaya uğruyordu.

TASAM Yayınlarının “Devlet Adamlığı Bilimi“ isimli kitabından alınmıştır.

e-kitap için Tıklayınız   |   kitap için Tıklayınız


 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2681 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 630
Asya 98 1060
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Bu makalede Turgut Özal dönemi (1983-1993) Türkiye’nin Orta Asya/Türkistan politikası ele alınmaktadır. Söz konusu zaman dilimi Özal’ın başbakanlık (1983-1991) ve cumhurbaşkanlığı (1991-1993) dönemlerini kapsamaktadır. Turgut Özal dönemi Soğuk Savaş yıllarının aksine Türkiye’nin Türkistan politikası...;

Avrupa Birliği (AB)'nden ayrılarak tarihinde yeni bir sayfa açan Birleşik Krallık, aktif bir küresel oyuncu olarak rolünü yeniden tanımlamak istemekte ve vizyon ve stratejisini kendisinin belirlediği güvenlik, savunma, kalkınma, uluslararası ilişkiler alanında yeni arayışlar içerisinde bulunmaktadır...;

“Şayet Türkler olmasaydı Rus tarihi en azından 1000 yıldır boşluk içinde kalırdı!” demek yanlış sayılamaz. Zira Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, yüzyıllardır birbiriyle komşuluk yanında aynı bölgeyi ve hatta aynı devleti paylaşan, bugün dahi paylaşmaya devam eden eşine az rastlanır bir ilişkiler yumağ...;

Dünya İslâm Forumu ve İslâm Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (ISTTP) tarafından, dördüncü defa verilecek olan İslâm Dünyası İstanbul Ödülleri açıklandı.;

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Birleşik Krallık tarafından temeli atılan Beş Göz ittifakı, Birleşik Krallık, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki teknik istihbarat iş birliği mekanizmasıdır. Sorumluluk sahaları açıkça beyan edilmese de üye ülkelerin dünyanın belirli bölgelerine yön...;

Soğuk Savaş Dönemi ertesinde dünyada oluşan tek kutuplu düzenin ortadan kalkmaya başladığı ve güvenlik ortamında yeni dengelerin oluştuğunun emareleri görülmeye başlamıştır. Değişimde, ABD’nin Ortadoğu bölgesinde son 20 yılda kaybettiği enerji ve kendi iç sorunlarının ortaya çıkışı mutlaka göz önünd...;

03-05 Nisan 2013 tarihinde İstanbul’da düzenlenen 2. Dünya Türk Forumu sonuç bildirgesinde; Forum bünyesinde bir “Türk Dünyası Ödülü“ ihdas edilmesi benimsenmişti. Türk Dünyası’nın vizyon ve derinliğini güçlendiren başarılı kişiler ile kurumları onurlandırmak ve teşvik etmek amacı ile farklı kategor...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı.;

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.