6. Dünya Türk Forumu (2022) | Bildiri Çağrısı

Haber

6. Dünya Türk Forumu (2022) oturumlarında konuşmacı olmak için gerekli belgenin ihsantoy@tasam.org adresine aşağıda tarif edildiği şekilde oluşturularak MS Word dosyası formatında iletilmesi gerekmektedir:...

BİLDİRİ ÇAĞRISI
6. DÜNYA TÜRK FORUMU (2022)
“Geleceğin Avrasya’sı, Türk Dünyası ve Diasporaları“
( 25-27 Mayıs 2022, CVK Park Bosphorus Oteli, İstanbul )
 
Orta Asya’da da oluşan stratejik güç boşluğu nedeniyle bir yanda Bölge’ye komşu Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan gibi ülkeler, diğer yanda ABD ve AB gibi küresel güçler arasındaki mücadele gittikçe kızışmaktadır. Hindistan, Çin ve Rusya’nın son dönemde başlattıkları ekonomik, sosyal ve stratejik kalkınma projeleri sonuç vermiş ve özellikle Orta Asya’da bu ülkelerin etkisi her geçen gün biraz daha fazla hissedilmeye başlamıştır.

Genelde Batılı ülkeler, özelde ABD bu yükselişi durdurmak için bir takım girişimlerde bulunmaktadır. Örneğin Kırım’ın Rusya tarafından işgalinin ardından uygulanan yaptırımlar Rus dış ticaretinin yabancı yatırımcı tarafından finanse edilen kısmını etkilemiş ve Rus ekonomisini kısmen de olsa zor durumda bırakmıştır.

Öte yandan Rusya’nın da bu tür sınırlandırmalara karşı; Baltık ülkeleri, Balkanlar (Sırbistan, Kosova, Karadağ, Bulgaristan vb.) ve özellikle de Orta Asya’da bulunan eski SSCB bakiyesi ülkelerdeki etkinliğini geri kazanma çabalarıyla cevap vermeye çalıştığı görülmektedir.

Batı yaptırımları Rusya’yı Türkiye ve Doğu’ya yöneltmektedir. Ekonomik bakımdan etkinlik artışı içinde Rusya’nın Batı’yı sınırlandırmak ve dengelemek üzere bir takım girişimlerde bulunduğu görülmektedir. Örneğin Güney Akımı projesinin Türk Akımı’na dönüşmesi böyle bir ortamda geçekleşmiştir. Aynı şekilde Mayıs 2014’te Rusya, Kazakistan ve Belarus tarafından imzalanan Avrasya Ekonomik Birliği (AEB); Ekim 2014’te Ermenistan’ın, Aralık 2014’te de Kırgızistan’ın katılımları sonucu 1 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Rusya dışındaki ülkeler, Birliğin gidişatından çok memnun olmasalar da Rusya bu yöndeki çabalarını gittikçe artırmaktadır.

Orta Asya ülkeleri ve Türkiye, küresel ve bölgesel düzeydeki gelişmeleri yakından takip etmek ve kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek üzere işbirliğini güçlendirmek durumundadır. Bu noktada asıl olan, küresel ve bölgesel dengelerin iyi gözetilmesidir. Örneğin Türkiye, komşusu AB’den sonra en büyük ekonomik ortağı ve küresel güç konumundaki Rusya’nın nüfuz artırma faaliyetlerinden doğal olarak etkilenmektedir. Öte yandan Rusya’nın oluşturmaya çalıştığı birlikteliklerin ekonomik ve siyasi kapasitesi henüz Batı’ya alternatif teşkil edecek düzeyde değildir. Dolayısıyla Türkiye’nin Orta Asya’daki yeni gelişmelere kayıtsız kalması mümkün olmasa da itidalli davranma zorunluluğu vardır. Türkiye Orta Asya bağlamında ABD, Rusya ve Çin gibi güçleri göz ardı ederek bölgesel siyaset üretemez.

Türk - Rus ilişkilerindeki karşılıklı bağımlılık oranı son derece yüksektir. Zaten Türkiye’nin Rusya ile karşılıklı bağımlılık ilişkileri, Suriye’de görüldüğü üzere, Orta Asya ile sınırlı da değildir. İki ülke arasındaki ilişkiler küresel gelişmelerin seyrinden de etkilenerek bazen gerilemekte, bazen de gelişme kaydetmektedir.

Batı dünyası ile ilişkiler açısından bakıldığında Türkiye, Soğuk Savaş sırasında NATO’nun ileri karakolu işlevini üstlenmiştir ama NATO’nun zaferiyle sonuçlanmasına rağmen Soğuk Savaş’ın ardından stratejik bir boşluğa düşmekten kurtulamamıştır. Diğer bir ifadeyle Soğuk Savaş’ın ardından kazanılan zaferden tüm diğer NATO ülkeleri ganimetle ayrılırken Türkiye ciddi zararla ayrılmıştır. Önümüzdeki dönemde benzeri hayal kırıklıklarının bir daha yaşanmaması için Türkiye’nin Avrasya’daki diğer aktörlerle birlikte rasyonel orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirmesi zorunludur. Türkiye’nin Avrasya’da makul stratejiler geliştirememesi hâlinde Çin, Rusya ve İran gibi Asya ülkeleri arasında ortaya çıkacak kalıcı ittifak ilişkileri Türkiye’yi yeniden Batı’ya mecbur hâle getirebilecektir.

Öte yandan, ittifakların ve ortaklık anlaşmalarında yer alan tarafların tıpkı 1. Dünya Savaşı arifesinde olduğu gibi hızla yer değiştirdiği günümüzde otoriter Asya yönetimlerinin siyasi veya ekonomik birliktelikler oluşturup Türkiye’yi Orta Asya’dan uzaklaştırması ihtimal dâhilindedir. Böylesi birliktelikler Orta Asya ve Türkiye için gerçek bir tehdit olabileceğinden Doğu’da ve Batı’da incelikli bir siyaset izlenmesi ve dengenin çok iyi sağlanması gerekmektedir.

Çin tarafından geliştirilen “Kuşak ve Yol“ projesi Orta Doğu ve Orta Asya ile Çin arasında Batı kontrolünde olan rotalara muhtaç olmayacak şekilde bağlantı kurulmasını, Bölge’deki hammadde kaynaklarının ve pazarların Çin ve diğer Asya ülkelerinin kullanımına açılmasını amaçlamaktadır. Bu rotanın gerçekleşmesi ve Türkiye’nin bu rotadan dışlanması hâlinde dünyanın yeniden bloklaşması ve Türkiye’nin bir kez daha Batı karşısında alternatifsiz kalması söz konusu olabilir.

Elbette Türkiye’nin bu bölgelere dönük olarak kimlik temelli yumuşak güç araçlarını kullanması mümkündür ama yumuşak güce iskelet teşkil edecek sert güç için Batıya muhtaç Türkiye’nin, kapasitesinin dış güç kapasitesi hâline gelmesi anlamına gelecektir. Dolayısıyla Türkiye ve dost aktörler Doğu - Batı arasında böylesi bloklaşmanın ön cephesi konumuna bir kez daha düşmemeli ve buna uygun reel politik stratejiler geliştirmelidir.

Hazar’daki deniz taşımacılığının daha işlevsel hâle getirilmesi ve Hazar’ı Basra Körfezi’ne bağlayan kanal inşası gibi projeler de son dönemde daha fazla gündeme gelmektedir. Bu şekilde küresel üretimdeki ağırlığını gittikçe artıran Asya ülkelerinin Orta Doğu, Rusya ve Doğu Avrupa ile bağlantılarının güçlenmesi ve Batı kontrolündeki uzun süren, sıkışık ve pahalı Malakka ve Süveyş taşımacılığından kurtulması mümkün gözükmektedir. Türkiye’nin uzun vadede gerçekleşme olasılığı son derece yüksek olan bu tür projelerin dışında kalması ülkenin siyasi ve ekonomik geleceği açısından son derece ciddi sorunlar doğurabilecektir.

SSCB’nin yıkılmasıyla oluşan güç boşluğu, yeni devletlerin tek başlarına varlıklarını sürdürecek kadar güçlü olmamaları, Çin’in giderek güçlenmesi, Hindistan’ın Orta Asya’ya giderek artan ilgisi, Rusya’nın SSCB zamanındaki ve daha önceki dönemlerdeki etkinliğini geri kazanma arayışları Bölge’yi Batı - Doğu mücadelesinin kırılma noktalarından biri hâline getirmektedir.

Mahan ve Mackinder gibi jeopolitikçi teorisyenlerin başlattığı ve günümüzde Brzezinski gibi düşünürler tarafından temsil edilen Anglosakson jeopolitik kültürü açısından bakıldığında; Bölge’nin kontrolü ABD açısından hayati öneme sahiptir. ABD hegemonyası açısından dünya ticaretinin en önemli unsurlarından olan enerji ticaretini, özellikle de petrol ticaretini kontrol etme ve Doğu yarımkürenin ABD dışındaki bir hegemonun kontrolü altına girmesini engelleme amacı, ABD’nin Bölge ile daha fazla meşgul olmasına neden olmaktadır.

Tarihî İpek Yolu’nu canlandırma çabaları, Bölge’deki enerji kaynaklarının ve nakil hatlarının kontrolü; Rusya’yı ve Çin’i hatta Hindistan’ı sınırlandırma bakımından önemlidir. Amerika Birleşik Devletleri Orta Asya’daki Çin ve Rusya etkinliğini azaltmak için Afganistan’ı işgal etmekle yetinmemiş, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan ile C5 1 işbirliği anlaşmasını imzalamıştır. Bu ortamda Orta Asya’daki askerî üslerin bekası, Afganistan’daki ABD kontrolünün devamı, Batı için gittikçe daha önemli hâle gelmektedir.

Türk Konseyi ve Ötesi

Türkiye’nin Asya’daki projelerde ve dolayısıyla küresel politikalarda etkinliği Asya’daki dost ve akraba topluluklar ve devletler ile ilişkilerini sağlıklı ve kalıcı bir zemine oturtmasından geçmektedir. Bunun için söz konusu topluluklarla ilişkilerin eşitlikçi, katılımcı, duyguların birleştirici gücünden yararlanan ama duygusallığın şu ya da bu aktör tarafından kötüye kullanılmasına izin vermeyen akılcı ve gerçekçi politikalar sayesinde mümkün olabilecektir. Böyle bir işbirliğinin gerçekleşmesi tüm paydaşlar için büyük faydalar sağlayacaktır. Hatta Türk dünyası Doğu ile Batı arasında gittikçe yoğunlaşan gerilimi hafifletme yolunda denge rolü dahi oynayabilecektir.

6. Dünya Türk Forumu’nun; Türk dünyası ülkelerinin ve dünyanın geleceğine dair stratejik ve siyasi gelişmeleri değerlendirmesi ve hem Bölge ülkeleri hem de genel olarak Bölge ile ilgili büyük güçler arasında sağlıklı ve kalıcı ilişkilerin oluşmasına katkı sağlaması öngörülmüştür. Denge ve istikrar arayışı temel hareket noktası olarak kabul edilmektedir.

“Geleceğin Avrasya'sı, Türk Dünyası ve Diasporaları“ başlığı altında toplanacak 6. Dünya Türk Forumu bu noktada Türk dünyasında söylem birliği oluşturulmasına, sorunların çözümü için gerekli düşünce üretiminin hızlandırılmasına, Türk dünyası ülkelerinin imajının iyileştirilmesine ve Türklük birikiminin tüm insanlığın hizmetine sunulmasına mütevazı katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Ana Tema
Geleceğin Avrasya'sı, Türk Dünyası ve Diasporaları

Alt Temalar
Geleceğin Türk Dünyası Ekosistemi ve Birlik
- Türkiye
- Özbekistan
- Kazakistan
- Türkmenistan
- Kırgızistan
- Azerbaycan
- Soydaş Topluluklar
- Diasporalar
- Geleceğin Türk Konseyi

Çin, Rusya ve Hindistan: Avrasya’da Bölgesel Güçlerin Yükselişi

Avrupa, ABD ve Asyalı Güçler: Küresel Güç Mücadelesi

Avrasya’da Yeni Konjonktür ve Türk Dünyası
- Küresel Siyasi Gelişmeler Karşısında Türk Dünyası: Güçlükler ve Fırsatlar
- Siyasi ve Stratejik İşbirliği İmkanları
- Dil, Din, Tarih, Coğrafya
- Birlik için Ekonomik, Kültürel ve Güvenlik Perspektifleri
- Kuşak ve Yol, Modern İpek Yolu Projeleri
- Hammadde, Üretim ve Pazar Arayışları
- Yönetişim ve İletişim için Strateji ve Vizyon
- İstişare ve Karar Alma Süreçleri
- Akademik Faaliyetler
- İş Dünyası
- Düşünce Kuruluşları
 
DÜNYA TÜRK FORUMU | dtf.tasam.org

Dünya Türk Forumu (DTF); TASAM öncülüğünde Türk Devletleri’nin temsilcileri ile dünyanın dört bir yanında yaşayan Türk Diasporalarının kanaat önderlerini, düşünce kuruluşlarını ve STK’larını çok boyutlu konular çerçevesinde bir araya getirerek ortak gündem ve sosyoekonomik entegrasyonun derinleşmesine stratejik katkı sağlayan küresel bir organizasyondur. DTF’nin temel farklılığı; ilk defa olmak üzere bağımsız Türk Devletleri dışında dünyadaki Türk Diasporalarını da kapsaması ve güçlü kurumsallaşma iradesidir. Türkiye’den ve dünyadan Kamu, STK, özel, resmî/sivil her disiplin ve düzeyden geniş katılımla düzenlenen Dünya Türk Forumu toplantılarına; Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi anlaşmasına katılan ve katılmayan bağımsız Türk Devletlerinden delegasyonlarla birlikte, 60 kadar ülkeden Türk Diasporalarının kanaat önderlerinin katılımı gerçekleşmekte, kurumsallaşmanın güçlendirilmesi hedeflenmektedir.

Dünya Türk Forumu toplantıları 2010’dan itibaren farklı başlıklarla yapılmakta, Türk Dünyası devlet adamları, siyasetçiler, bürokratlar, diplomatlar, bilim insanları, uzmanlar, akademisyenler sanatçılar, iş adamları, STK ve medya temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilmektedir. Dünya Türk Forumu toplantıları; “Türk Konseyi, Türk Diasporası ve Sosyoekonomik İşbirliği“, “Türk Diasporası ve Türk Dünyası Vizyon 2023“, "Türk Cumhuriyetleri; Kültür Diplomasisi ve Turizm | Türk ve Ermeni Diasporaları; Kamu Diplomasisi: Fırsatlar ve Riskler", “Kamu Diplomasisi, Medya, Enformasyon“, “Stratejik İletişim: Referans Değerler, Kurumlar, Kişiler“ ana temaları altında daha önce 5 kez başarı ile düzenlenmiştir. Toplantılarda sunulan tebliğler TASAM Yayınları’nca kitaplaştırılıp Asya dillerinde ve İngilizce olarak yayımlanmaktadır. Süreç içinde oluşturulan Akil Kişiler Kurulu 4 kez toplantı gerçekleştirmiştir.


Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu

Büyükelçi (E) Prof. Dr. Ali Engin OBA, Başkan Danışmanı, TASAM, Türkiye
Prof. Dr. Ahat ANDİCAN, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi, Türk Dünyasından Sorumlu Devlet Eski Bakanı
Prof. Dr. Emine GÜRSOY NASKALİ, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Faruk ŞEN, TAVAK Başkanı
Prof. Dr. Hakkı KESKİN, Almanya Türk Toplumu Onursal Başkanı, Almanya
Prof. Dr. İsenbike TOGAN, Boğaziçi Üniversitesi
Prof. Dr. Kadırali KONKOBAYEV, Kırgız - Türk Manas Üniversitesi Öğretim Üyesi, Kırgızistan
Prof. Dr. Vamık VOLKAN, Virginia Üniversitesi Zihin ve İnsan İlişkileri Merkezi, ABD
Dr. Veyis GÜNGÖR, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği Başkanı, Hollanda
Büyükelçi Halil AKINCI, Türk Konseyi Genel Sekreter Danışmanı
Hakkı ATUN, Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi, KKTC Eski Başbakanı
Anar RIZAYEV, Yazarlar Birliği Üyesi, Azerbaycan
Olcas SÜLEYMENOV, UNESCO Kazakistan Daimi Temsilcisi, Yazar, Kazakistan


Kızıl Elma Ödülleri

Yine süreç içinde; Türk Dünyası’nın sosyoekonomik ve kültürel entegrasyonu, vizyon ve derinliğini güçlendiren başarılı kişi ve kurumları onurlandırıp teşvik etmek amacı ile devlet, diplomasi, iş, bilim, kültür, sanat, teknoloji, strateji, spor, kamu diplomasisi dallarında Türk Dünyası Kızıl Elma Ödülleri 2014’ten itibaren Forum’la eş zamanlı verilmeye başlanmıştır. Ödüller daha önce 3 kez sahipleri buluşmuştur.


İşbirliği ve Destek Sağlayan Kurumlar (A-Z)

Ahıska Türkleri Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği
Air Astana
Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu
Ayaz Tahir Türkistan İdil Ural Vakfı
Azerbaycan Diaspora Bakanlığı
Bağcılar Belediyesi
Dünya Türk İş Konseyi
Edirne Ticaret Borsası
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası
Edirne Valiliği
Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı
Gagauz Türkleri Dostluk Kültür ve Dayanışma Derneği
Hacettepe Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi
Hoca Ahmet Yesevi Vakfı
İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Kırgızistan Dostluk ve Kültür Derneği
Mardin Valiliği
Marmara Belediyeler Birliği
Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
Okan Üniversitesi Avrasya Uygulama ve Araştırma Merkezi
Orient Sigorta
T.C. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü
T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu
T.C. Dışişleri Bakanlığı
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
TEKFEN Holding
TMB Medya
Trakya Birlik
TRT
Turistik Otelciler İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB)
Türk Akademisi
Türk Dünyası Belediyeler Birliği
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA)
Türk Konseyi
Türk Ocakları Genel Merkezi
Türkiye Belediyeler Birliği
TÜRKSOY
TÜRSAB
Uluslararası Nakliyeciler Derneği
Ziraat Bankası

===========================================================================
 
6. Dünya Türk Forumu (2022) oturumlarında konuşmacı olmak için gerekli belgenin ihsantoy@tasam.org adresine aşağıda tarif edildiği şekilde oluşturularak MS Word dosyası formatında iletilmesi gerekmektedir:

- Tebliğ başlığı

- 300 kelimelik özet, 5 anahtar kelime

- Kurumsal bağ ve özgeçmiş

- Telefon numarası (özgeçmişte yazılı değilse)


Önemli Tarihler

Özet son gönderim tarihi : 30 Ekim 2021

Kabul edilen bildirilerin ilan tarihi : 30 Kasım 2021

Gözden geçirilmiş tam metin gönderimi : 28 Şubat 2022

Forum tarihi : 25-27 Mayıs 2022


Gerekli Bilgiler

- Özet/makale kabul süreci hakem kurulumuzun gizli değerlendirme yöntemi sonucunda gerçekleşmektedir.

- Özet ile uyumlu, bilimsel yeterliliği kabul edilen tüm tam metinler derleme kitapta yayımlanacaktır.

- Özet gönderimi ve kabul edilen bildirilerin sunumu için ücret talep edilmemektedir.

- Etkinlik girişi ve Etkinlik süresince sağlanan tüm imkanlar ulaşım ve konaklama hariç ücretsizdir.


Etkinlik Sayfası
Etkinlik detayları ve vizyon belgesine alttaki linkten ulaşılabilir:
https://tasam.org/tr-TR/Etkinlik/16228/6_dunya_turk_forumu_2022
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2649 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1040
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2003 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2003

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da düzenlendi.;

Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından beri her yıl düzenli olarak verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü yıl ödülleri (2021) 04 Kasım 2021 Perşembe akşamı DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi’nde saat 19.30’daki gala yemeğinin a...;

Normal şartlarda Balkanlar’a dair siyasi analizler, çıkarımlar, söylemler ve dahi planlar çoğu zaman dolaylamalardan beslenir ve sonunda kolayca inkâr edilir. Zira kimse kendini haksız görmez davasında. ;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO“ teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021’de İstanbul’da gerçekleştirilecek. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından itibaren verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü organizasyonunda ödüllendirilen isimler açıklandı. Ödüller; Stratejik Vizyon Sahibi Devlet Adamı, Siyasetçi, Bürokrat, Bilim İnsanı, Kurum, İş Adamı, Sanatçı ve Gazeteci-Y...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.