Brookings Afrika Raporu ve 2021 Öngörüleri

Makale

Altı bölümden oluşan rapor, Afrika kıtasının temel önceliklerini, pandemi sürecinin kalkınma üzerindeki etkilerini, mevcut sorunları ve olası fırsatları değerlendirmektedir....

Altı bölümden oluşan rapor, Afrika kıtasının temel önceliklerini, pandemi sürecinin kalkınma üzerindeki etkilerini, mevcut sorunları ve olası fırsatları değerlendirmektedir.

Birinci bölümde, Afrikalı karar alıcıların, salgın sırasında ve sonrasında ekonomilerini nasıl destekleyebilecekleri sorusu üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda, Afrika Serbest Ticaret Alanı’nın önemine atıfta bulunulurken, pandemi sonrası borçların sürdürülebilirliğine ve kalkınma için finansman ihtiyacına dikkat çekilmektedir. Uluslararası Para Fonu (IMF), Afrika’nın 2023 yılına kadar 345 milyar dolarlık ek bir kaynağa ihtiyaç duyacağını öngörürken, bunun özellikle borç yükü ağır ülkeleri çok daha olumsuz yönde etkileyeceğini belirtmektedir. Afrika’nın borç yükü, kıta ülkelerinin uzun vadeli büyüme beklentilerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Raporda, mali disiplinin sağlanması ve gelir seferberliğinin arttırılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu bölümde, dikkat çekilen bir diğer konu, Afrika diasporası tarafından kıtaya yönelik para havaleleridir. Dünya Bankası’na göre, Sahra altı Afrika ülkelerine yönelik havalelerin tutarı, 2019 yılında 48 milyar doları aşmıştır. Ancak Afrika Kalkınma Bankası, söz konusu tutarın çok daha yüksek olduğunu tahmin etmektedir. Havalelerden en büyük payı Nijerya alırken, Senegal, Kenya, Sudan, Uganda, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti, havalelerden yüksek pay alan diğer ülkelerdir. Söz konusu havaleler, Güney Sudan, Lesotho ve Gambiya gibi az gelişmiş ülkelerin ulusal gelirlerine ise muazzam oranlarda katkı yapmaktadır. Afrika diasporası tarafından yapılan havalelerin, Afrika’ya yönelik kalkınma yardımlarından çok daha yüksek olması ve herhangi bir koşula bağlı olmaması, büyük bir önem arz etmektedir. Bu bölümde, dikkat çekilen bir diğer konu, pandeminin turizm sektörü ve istihdam üzerindeki olumsuz etkileridir. Afrika Kalkınma Bankası, Mauritius, Seyşeller ve Cape Verde (Yeşil Burun Adaları) gibi turizme bağımlı ekonomilerin, diğer ülkelere nazaran daha olumsuz etkilendiklerini tahmin etmektedir.

İkinci bölümde, uzmanlar, gelecekte benzer bir pandemiye hazırlıklı olunması için kamu sağlığının desteklenmesi gerektiğine dikkat çekmektedirler. Pandemi sürecinde Afrika genelindeki vaka sayısı ve can kayıpları, dünyanın diğer bölgelerine nazaran daha düşük kalmakla birlikte sağlık kurumlarının ve sağlık merkezlerindeki olanakların geliştirilmesi, yerel aşı üretimi konusundaki çalışmaların desteklenmesi ve sağlık sektöründe işgücüne yatırım yapılması gibi hususların önemine vurgu yapılmaktadır. Afrika ülkeleri, bu konularda göreceli olarak mesafe kat ediyor olsa da hedeflerin hayli gerisinde kalındığı bir gerçektir.

Raporun üçüncü bölümünde, insani kalkınma konusu ele alınırken, savunmasız nüfusların korunması gerektiği ifade edilmektedir. Afrika, gelir dağılımında adaletsizliğin en yüksek olduğu kıta olarak bilinirken, pandeminin bu süreci daha da olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapılmaktadır. Pandeminin, eğitim başta olmak üzere Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasını da olumsuz yönde etkileyeceği ifade edilirken, bilhassa kırsal kesimlerde gıda güvenliğinin tesis edilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Dördüncü bölümde, özel sektörün liderliğinde Afrikalı işletmelerin kurulması ve istihdamın desteklenmesi gerektiği tartışılmaktadır. Kovid - 19’un, Afrika'da kamu ve özel sektörün bir araya gelebilmesi bakımından bir bakıma fırsat teşkil ettiği, Afrika ekonomisinin bu şoktan kurtulabilmesi için, siyasi karar alıcılarla özel sektör mensuplarının her zamankinden daha yakın bir şekilde birlikte çalışmaları gerektiği ifade edilmektedir. Afrikalı Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) koşullarının iyileştirilmesi için iş dünyası ile hükümetler arasında sürekli diyaloğa ihtiyaç duyulduğu, KOBİ’lere faizsiz kredi, vergi erteleme, hibe gibi desteklerin sağlanması gerektiği, ayrıca yeni iş fırsatları için elverişli bir ortamın tesis edilmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır.

Beşinci bölümde, Afrika Serbest Ticaret Bölgesi’nin tüm kıtayı birleştirecek bir girişim olduğu belirtilmektedir. Afrika Serbest Ticaret Bölgesi, Afrika Birliği’nin liderliğinde ve uzmanlık kuruluşlarının destekleri doğrultusunda doğru yönetilebildiği takdirde, ülkeler arasındaki işbirliklerine ve ortaklıklara doğrudan katkı sağlayacağı gibi aynı zamanda Afrika’nın dış ilişkilerinde de elini güçlendirecektir.

Altıncı bölümde ise iyi yönetişimin önemine dikkat çekilmekte, vatandaşlarla liderler arasındaki güvenin güçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Güçlendirilmiş demokratik kurumlar, şeffaf seçimler ve kapsayıcı reformlar, istikrarın tesisi ve sürdürülebilirliği açısından kilit unsurlar olarak tanımlanmaktadır. Bu bölümde, 34 Afrika ülkesini kapsayan Afrobarometre araştırmasına da atıfta bulunulmaktadır. Buna göre, Gana ve Senegal liderlerinin ve devlet kurumlarının güvenilirliklerinin, kıta ortalamasının hayli üzerinde olduğuna, buna karşın, Malavi ve Nijerya liderlerinin ve devlet kurumlarının güvenilirliklerinin, son derece düşük kaldığına dikkat çekilmektedir. 2021 yılında, 16 Afrika ülkesinde genel seçimlerin gerçekleştirilmesinin planlandığına da atıfta bulunulurken, Afrikayönetimlerin, vatandaşlarının anlayabilecekleri dillerde yurttaşlık eğitimi programlarına başlamaları gerektiği tavsiye edilmektedir. Ancak Afrika’daki liderlerin gerek genel profilleri gerekse ülkelerin siyasi sistemleri göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu önerinin fazlasıyla iyimser olduğunu ifade etmek mümkündür.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.