Kentte Göç ve Güvenlik İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme: Esenler İlçesi Örneği

Makale

2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle daha önce göç veren bir ülke olan Türkiye yoğun bir şekilde göç almıştır. Bu nedenle son yıllarda ülkemizdeki mülteci sayısının artmasıyla Türkiye’nin uygulayacağı göç politikaları önem kazanmıştır....

Özet

2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle daha önce göç veren bir ülke olan Türkiye yoğun bir şekilde göç almıştır. Bu nedenle son yıllarda ülkemizdeki mülteci sayısının artmasıyla Türkiye’nin uygulayacağı göç politikaları önem kazanmıştır. Göç eden “geçici koruma altındaki Suriyeliler“ çoğunlukla kentlere yerleşmiştir. Bu bağlamda kentlerde ortaya çıkan sorunları çözmek için merkezi yönetim kadar yerel yönetimlerin uygulayacağı göç politikaları da oldukça önemli hale gelmiştir. Kentlerin güvensiz oluşu kentte yaşayanların hayatlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu politikaların belirlenmesi ve uygulanması kent güvenliği açısından önem taşımaktadır.

Göç nedeniyle kentlerde yaşayan nüfusun artması birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu durum hem kentlerde düzensizliğe hem de suç oranının artmasına neden olmuştur. Böylece kentlerin güvenliğini sağlamak önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu bağlamda da kentlere yerleşen Suriyelilerin kentlere uyumu, yaşam koşulları, temel ihtiyaçlara ulaşımı kentin düzeni ve güvenliği için önem taşımaktadır.

Bu çalışmanın amacı göçün kentlerdeki güvenlik algısına olan etkisini değerlendirmek ve göçle gelen Suriyelilerin kentte yaşamaya başladıktan sonra diğer vatandaşlar için kenti güvensiz hale getirip getirmediklerini sorgulamaktır. Çalışma kapsamında alan araştırması için 2011 yılından itibaren İstanbul ilinde en fazla mülteci alan ilçelerden biri olan Esenler ilçesi seçilmiştir. Çalışmada Esenler ilçesinde mültecilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerden seçilmiş 50 kişi ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Bununla birlikte Esenler Belediyesi yetkilileri ve mahalle muhtarları ile de görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde kent, göç ve güvenlik kavramları ile kavramsal çerçeve çizilmiştir. İkinci bölümünde göç sonucunda kentteki güvenlik algısı ele alınmıştır. Son bölümde ise Esenler ilçesinde 50 kişi ile yapılacak derinlemesine mülakat ve Esenler Belediyesi yetkilileri ve mahalle muhtarları ile yapılan görüşme sonucunda elde edilen veriler üzerinde ilçedeki güvenlik algısı
incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Kent, Göç, Mülteci, Güvenlik, Esenler İlçesi


1. GİRİŞ

Alman atasözü “Kent havası insanı özgür kılar“ (Stadtluft macht Man frei) demektedir. Bu söz, kentlerin insanları özgür kıldığını, demokrasi bilincinin gelişmiş olduğunu, insanın kendini keşfetmesini ve kendine ait oluşunu hatırlamasını (Keleş, 2005: 10) ve insanların kent üzerinde söz hakkına sahip olmasını, kentin insanlara birçok imkânı sunmasını ifade etmektedir. Kentlerin bu özelliklerinin yanında kıra göre daha güvenilir olduğu da ifade edilmektedir. Kentlerin sunduğu bu imkânlar nedeniyle kentlerde yaşayan insan sayısı her geçen gün artmaktadır. Kentlerin kalabalıklaşmasının birçok nedeni bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri ve en belirgin şekilde ortaya çıkanları kırdan kente göç ve uluslararası göçtür. İş bulmak, daha iyi yaşam şartları, eğitim gibi nedenlerden dolayı isteğe bağlı olarak göç edenlerin yanında zorunlu olarak kendi ülkeleri içinde ya da başka ülkelere göç eden birçok insan da bulunmaktadır. Göç edenler sığınmacı, mülteci, göçmen, misafir ve geçici koruma altındakiler olarak isimlendirilmektedir. Göçün ekonomik, psikolojik, sosyolojik, politik, çevresel ve güvenlik olmak üzere birden çok boyutu bulunmaktadır. İnsanların hem kırdan kente hem de farklı ülkelerden göç etmesi nedeniyle ülkemiz kentlerine yerleşmesi sonucunda bu durum kentlerin yönetimi ve güvenlikle ilgili bir sürü sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda da kentlerdeki göç ve güvenlik ilişkisi ve bu ilişkinin iyi bir şekilde yönetilmesi önem taşımaktadır.

Çalışmada 2011 yılında Suriye’de çıkan İç Savaş nedeniyle ülkemize göç etmek zorunda kalan “Geçici Koruma Altındakiler“in kentlerde yarattığı güvenlik algısı ele alınmıştır. Türkiye, Suriye’de çıkan İç Savaş nedeniyle uluslararası göçe maruz kalmış ve her geçen yıl göçün olumsuz etkilerini önemli ölçüde yaşamıştır. Bu nedenle de Türkiye’de göçün yönetimi özellikle kentlerde önemli hale gelmiştir. Çalışma kapsamında İstanbul’un en fazla göç alan ilçelerinden biri olan Esenler’de yaşayan “Geçici Koruma Altındakiler“in Türk vatandaşları üzerinde yarattığı güvenlik algısı incelenmiştir.

Bu çalışmanın ilk bölümünde kent, göç ve güvenlik kavramları ile kavramsal çerçeve oluşturulmuş, ikinci bölümünde göç sonucunda kentteki güvenlik algısı ele alınmıştır. Son bölümde ise Esenler ilçesinde 50 kişi ile yapılmış derinlemesine mülakat ve Esenler Belediyesi yetkilileri ve mahalle muhtarları ile yapılan görüşme sonucunda elde edilen veriler üzerinde ilçedeki güvenlik algısı incelenmiştir.

TASAM Yayınlarının "Yeni Dünya Ekonomi Ve Güvenlik Mimarisi" isimli kitabından alınmıştır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2581 ) Etkinlik ( 174 )
Alanlar
Afrika 66 612
Asya 76 1003
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1331 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 278
Orta Doğu 19 587
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1971 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1971

Son Eklenenler

Âlimin yerini entelektüel, dini bilginin yerini bilimsel bilgi ve dini hakikatin yerini pozitivist gerçekliğin aldığı günümüzde, Müslümanların, Batı Metodolojisinin dışında Batıyı dışlamayan ama kavramsal açıdan oryantalist bir yaklaşımı da reddeden bir söylem geliştirmesi gerekmektedir. Müslümanlar...;

Bu çalışmada; Afrika Birliği’nin Somali’de güvenliğin sağlanması, barış ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi maksadıyla görevlendirdiği AMISOM’un rolü ve bölge güvenliğine etkisi incelenecektir.;

Ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli ekonomilerden oluşan Afrika ülkeleri, ekonomik dönüşümlerini sağlayabilmek adına kapsamlı bir ortaklık tesis etmeye çalışmaktadırlar. ;

İlk Siyasal İktisat Profesörü unvanına sahip (1805)19 İngiliz nüfus bilimci ve ekonomi politik teorisyeni Thomas Robert Malthus “Nüfus Prensibine Dair Deneme“ (Essay on the Principle of Population) (1798) adlı çalışmasında, nüfus artışı konusunda oldukça karamsar bir tablo çizer;;

Soğuk Savaş sonrası süreçte bilgi ve iletişim teknolojilerinin büyük gelişme kaydetmesiyle birlikte tüm dünyada büyük dönüşümler yaşanmıştır. Bu süreç, teknolojiyi geliştiren ülkeler kadar tüketen ülkelerde de aynı hızda gelişmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişiminin etkilediği önemli b...;

Somali, Eritre, Cibuti ve Etiyopya’nın yer almış olduğu Afrika kıtasının kuzeydoğusunda yer alan ve Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölge; Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’yı birbirine bağlayan küresel deniz ticaret yolu olan Kızıldeniz’i kontrol etmesi sebebiyle jeostratejik öneme sahiptir.;

Klasik iktisat teorilerinde emek, sermaye ve girişimcinin yanı sıra üretim faktörlerinden olan doğal kaynakların sonsuzluğu ve tükenmeyeceği benimsenmiştir. Keynesyen teorilerde doğal kaynakların kullanımı ve dağıtımının kamu hizmetlerine dâhil olduğu, aksinin tekel piyasaları oluşturacağı görüşü hâ...;

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 29 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 05 Kas 2020 - 06 Kas 2020
  • İnteraktif Ortam -
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 05 Kas 2020 - 06 Kas 2020
  • İnteraktif Ortam -
  • İstanbul - Türkiye

Kovid-19 Sonrası Yeni Dünya Regülasyonu Çalıştayı

  • 05 Kas 2020 - 05 Kas 2020
  • İnteraktif Ortam -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.