Dış Politikaları Çerçevesinde, Amerika’nın Türkiye’ye Yönelik Hasmane Politikaları ve Hak İhlâlleri; Dengeleyici Tedbirler

Makale

Amerika dış politikalarını tasarlarken, tamamıyla pragmatist politikalar ve planlarla stratejiler ile taktikler geliştirir. Üstelik bu strateji ve taktikleri geliştirirken bir süreç yönetimiyle hareket eder. Süreç yönetimini ise uzun dönemli zamana yayarak, Pentagon’da tesis ettiği tüm ülkelerin masalarında müzakere eder ve yetiştirdiği beşerî sermaye ile uygulamaya koyar. ...

Prof. Dr. Kenan ÖREN
Süleyman Demirel Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, Öğretim Üyesi.
 

ÖZET

Amerika dış politikalarını tasarlarken, tamamıyla pragmatist politikalar ve planlarla stratejiler ile taktikler geliştirir. Üstelik bu strateji ve taktikleri geliştirirken bir süreç yönetimiyle hareket eder. Süreç yönetimini ise uzun dönemli zamana yayarak, Pentagon’da tesis ettiği tüm ülkelerin masalarında müzakere eder ve yetiştirdiği beşerî sermaye ile uygulamaya koyar. Diğer bir ifadeyle, Amerika, planlarını ve bu planlar çerçevesinde oluşturduğu süreç yönetimini kusursuz bir şekilde uygulayarak, tüm dünyadaki menfaatlerini takip eder. Bu bağlamda Amerika’nın elli yıllık hazırladığı ve takip ettiği planları vardır ve bu planların hepsi de Amerika’nın çıkarlarıyla doğrusal orantılıdır. Amerika bu politikalarını tasarlarken, tamamen “homoeconomicus“; yani iktisadî insan mantığıyla hareket eder. Bu mantık ise vahşi kapitalizm ile örtüşür ve bencil bir ekonomik menfaat üzerine tesis edilir. Birinci etapta Amerika’nın menfaati ön planda olmakla birlikte, ikincil olarak kendine şartsız biat eden ülkelerin menfaati de gözetilmeye çalışılır. Ancak Amerika ile çelişen ve çatışan politika takip eden ülkeler ise kara listeye alınır. Bu ülkeler önce diplomasi ile, olmazsa tehdit, ekonomik yaptırım, darbe, suikast, savaş gibi sopalarla hizaya getirilmeye çalışılır. Bunun en bariz örnekleri olarak, Venezuela devlet başkanı Maduro ve Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik darbeler gösterilebilir.

Bu çalışmada Amerika’nın Türkiye’nin iç güvenliğine yönelik tehdit oluşturan politikaları; bu bağlamda uyguladıkları somut politikalar ve eylemler ele alınacak; bu politika ve eylemlere yönelik olarak alınması gereken tedbirler takdim edilmeye çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Amerika, Türkiye, Hasmane Politikalar, Hak İhlalleri


1- GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE YENİ DÜNYA DÜZENİ VE AMERİKA

Rusya’nın, Suriye/Deyrizor’daki petrolleri çıkarıp sattığı için, “Uluslararası Haydut Devlet“ diye tanımladığı Amerika’nın bu sömürge politikalarını anlamak için oldukça gerilere gitmek gerekmektedir.

Yeni Dünya Düzeni kavramı aslında “Yeni Sömürü Düzeni“ çok eskilere dayansa da; etkin olarak uygulamaları “Keşif“ adı altında işgal seferleri ve “Haçlı Seferleri“ gibi saldırı faaliyetleri ile canlılık kazanmıştır. Dünyaya “Kâşif“ diye öne sürülen birçok sözde saygın seyyahlar, aslında ücra köşelerdeki yerli halkların haklarını gasp eden tek gözlü “korsan“lara benzemektedir. Ayrıca Haçlı Seferleri, din kisvesine bürünmüş zulüm, işkence, gasp, tahrip, tecavüz gibi faaliyetleriyle gittikleri yerleri, ülkeleri harabeye çeviren terör seferleri olmuşlardır. Bu terör seferlerini başlatan kişi ise bir Papa’dır. Papa 2.
Urban kendince Müslümanları ve bilhassa Türkleri büyük düşmanlar olarak gösterip, sözde bir “Kutsal Savaş“ başlatma düşüncesiyle, tüm Hristiyanlara yönelik sinsi bir nutuk hazırlayarak ve bu nutukla Clermont Konseyi diye adlandırılan bir konseyle Batı’nın Doğu’ya sahiplenmesi ve sömürmesi için bir
Haçlı Ordusu teşkil etti.

Papa 2. Urban, çok güçlü bir hitabe sanatına sahip ve insanları provoke etmesini iyi bilen bir demagogtu. Amacı Hristiyanları bir araya getirerek Müslümanların ellerindeki toprakları ve zenginlikleri gaspetmek ve sömürmekti1. Bu bağlamda Papa 2. Urban, dini kendi kirli emellerine alet ederek, Hristiyan toplumlarına yönelik olarak şu nutku okudu2:

“Fransa’nın asilleri, Doğu’daki Hristiyan kardeşlerine yardım eli uzatmalıdırlar! İmansız (haşa) Türkler, Doğu’daki Hristiyanlığın kalbine doğru ilerlemektedirler; Hristiyanlara acı çektiriliyor ve araziler fethediliyor; kiliseler ve kutsal yerler Türkler tarafından kirletiliyor! Hristiyan kardeşlerimiz Sarakan baskısı altında inlemektedir! Kutsal Gömü Müslümanların elindedir ve bir camiye dönüştürülmüştür! Hacılar bezdirilmiş ve hatta Kutsal Topraklara girmelerine engel olunmuştur! Batı, Doğu’yu korumak amacıyla ilerlemelidir! Herkes gitmeli, zengin ya da fakir gözetmeksizin…

Franklar iç savaşlarını ve ağız kavgalarını bırakmalıdırlar! Bırakın da imansızlara karşı dürüst bir savaşta yer alsınlar! Tanrı onların liderliğini yapacaktır, çünkü onlar Tanrı’nın istediği işi yapacaklar! Kesinlik olacak ve İsa için ölenlerin bütün günahları affedilecek. İşte, bu fakir ve sıkıntılı insanlar, bundan sonra zengin ve mutlu olacaklar! Tereddüt etmelerine izin vermeyin, çünkü gelecek yaz onlar görevlerini yerine getirmek üzere yola çıkacaklar!


Tanrı bunu ister!3

Bu hitabenin Haçlı Seferlerini başlatan bir Milat olduğu kabul edilir. Hristiyanların Müslümanlara; bilhassa Türklere karşı başlattıkları bu Haçlı Seferleri geçmişten günümüze kadar büyük tahribatlar yapmış ve Müslümanların tüm kazanımlarını ya tahrip etmiş ya da sömürü düzeni haline getirmişlerdir. Bunun son örneğini Amerika’nın ikiz kulelerin tahribatıyla başlattığı postmodern Haçlı Seferleri olarak gösterebiliriz. Eli kanlı George W. Bush açıkça Müslümanlara karşı bir Haçlı Seferi başlatmış gerek Afganistan’da ve gerekse Irak’ta büyük tahribat, katliam ve tecavüzlere imza atmıştı. Bu ülkelerdeki mevcut tüm değerli servetleri sömürerek “Demokrasi Getireceğiz“ yalanı altında bu iki ülkeyi perişan etmiş ve etmeye de devam etmektedir.

Hrisitiyanların Papa II. Urban ile başlattıkları Haçlı Seferlerinin hedefi Müslümanlardı. Bilahare kurulan Sion Teşkilatlarının hedefinde de Müslümanlar vardı. Bu iki akım daha sonraları ortak hedefe; yani Müslümanlara karşı, Hz. İsa’ya suikastı Yahudiler yapmasına rağmen, birleşerek Hıristiyan Siyonizm’i olan Evanjelizmi oluşturdular4. Protestan Hristiyanlarla Yahudilerin oluşturduğu Evanjelizm düşüncesine göre Mesih İsa (Hz. İsa (AS)) kıyametten önce geri gelecek ve Tanrı’nın dünya üzerindeki krallığının başına geçerek kendisine inanmayan Müslümanlarla; bilhassa Türklerle savaşacak ve hepsini yok edecek. Hatta bunların düşüncesine göre (haşa güya) Tanrı’nın kıyameti koparması için zorlanacak ve kıyametten önce “Armegeddon Savaşı“ yapılarak Hristiyanlar dünyaya hâkim olacaklar! Armageddon tahrif edilmiş İncil´e göre bizzat Tanrının iyi ve kötüyle savaşı anlamına gelmektedir. Hristiyan İlahiyatçılar tarafından Armageddon “Tanrı´nın savaşı“ şeklinde bahsedilmektedir. Yine tahrif edilmiş İncil´e göre, dünyadaki tüm krallar Armageddon meydanında askerleriyle beraber toplanacaklar ve atının üzerinde olan Hz. İsa´ya karşı savaşacaklar. Başlarında ise Deccal (Anti Christ) olacak ve eski Babil´in ruhunu temsil edecek. Bu savaşta Hz. İsa, dünyaya fitne yayan ve zulmeden tüm zalimleri yok edecek ve dünyayı adil bir düzene kavuşturacaktır. Bu savaşta Hristiyonlarla, Siyonist Yahudiler birlikte hareket edecekler ve Müslümanları tahrip edecekler. Elbette bu ütopyadan ibaret bir hayaldir. Kendi kafalarına göre böyle bir safsatayı uydurarak kendi kötü emellerine (haşa) Allah’ı da alet etmekten çekinmemişler ve kendilerine uydurma bir vizyon oluşturmuşlardır. Bu vizyon aslında dünyayı ele geçirme ve hükmetme vizyonudur. Hedeflerinde Müslümansız bir dünya vardır. Bunun için Müslüman ülkelerdeki satın alınması kolay siyasetçi, bürokrat, tüccar vb. para, makam, mevki ve kadın düşkünlerini satın alarak Müslümanları içten çökertme faaliyetlerini yürütmektedirler.

TASAM Yayınlarının "Yeni Dünya Ekonomi Ve Güvenlik Mimarisi" isimli kitabından alınmıştır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2598 ) Etkinlik ( 190 )
Alanlar
Afrika 69 617
Asya 84 1007
Avrupa 17 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 09-11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

1789 yılından bu yana kıta ile ilişkileri bulunan ABD’nin dış politikasında Afrika’nın hiçbir zaman bu politikaların merkezinde bulunmadığı ve uzun bir dönem Afrika ülkelerine üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmediği görülürken, buna karşın 1840’lı yıllarda bağımsız Liberya’nın oluşumuna önemli k...;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

9. Uluslararası Balkan Forumu

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.