Rusya’nın Askeri Müdahalesi Bağlamında Ukrayna ve Gürcistan’ın Ulusal Güvenlik Stratejisi

Makale

Bu çalışmada, Ukrayna (2015) ve Gürcistan’ın (2011) ulusal güvenlik strateji belgeleri araştırılmıştır. Ulusal güvenlik stratejileri devletlerin karşılaştıkları sorunları çözmek için oluşturdukları planlardır. Üst düzey resmi makamlar tarafından hazırlanan belgeler, devletlerin uluslararası sistemi nasıl algıladıkları, ulusal güvenlik tehditleri ve ulusal güvenlik yöntemlerinden oluşur....

ÖZET

Bu çalışmada, Ukrayna (2015) ve Gürcistan’ın (2011) ulusal güvenlik strateji belgeleri araştırılmıştır. Ulusal güvenlik stratejileri devletlerin karşılaştıkları sorunları çözmek için oluşturdukları planlardır. Üst düzey resmi makamlar tarafından hazırlanan belgeler, devletlerin uluslararası sistemi nasıl algıladıkları, ulusal güvenlik tehditleri ve ulusal güvenlik yöntemlerinden oluşur. Stratejiler somut göstergeler ile süreklilik içinde değerlendirilebilirken bu durum birçok bakımdan farklılığa sahip devletlerin dış politikalarında bir karşılaştırma yapma şansı sunar ve aynı zamanda uluslararası sistemin yapısı açısından da sonuçlar üretir. Bunlara ek olarak güvenlik stratejileri değişen güvenlik algısının yanında güvenlik konusunda süreklilik arz eden hususları tespit etmemizi sağlar. Çalışmanın giriş bölümünde Rusya’nın Ukrayna ve Gürcistan’a karşı düzenlediği askeri müdahalelerin arka planına ait bilgiler sunulacaktır. Buna göre, Ukrayna ve Gürcistan, Sovyetler Birliği döneminin bir devamı olarak Rusya Federasyonu ile ilişkilerinden rahatsızdı. Dış ve iç politikada Rusya etkisini kırmak için Batı kurumlarına eklemlenmeye yönelik politikalar geliştirdiler. Fakat öncelikle Gürcistan’da sonra Ukrayna’da Rusya bu durumu engelledi. Süreç sonucunda Rusya, Ukrayna’nın doğusunda dondurulurmuş bir çatışma ortamı oluştururken Gürcistan’da askeri bir zafer kazandı. Bu politika, Rusya’nın bir süredir yakın çevresinde Batı’ya yaklaşma teşebbüsünde bulunmuş ülkelerde izlediği stratejinin devamı olarak görülmek tedir. Tıpkı Gürcistan da olduğu gibi Ukrayna’yı da istikrarsızlaştırarak, bu ülkelerin Batı’nın istediği reformları gerçekleştirmesinin mümkün olmamasına sebep olmaktadır. Batı’ya entegre olmalarını engellemektedir.

Çalışmada, yapısal realist teorinin “uluslararası sistemin yapısı devletlerindış politikalarını belirler“ hipotezi, ulusal güvenlik strateji belgeleri üzerinden ele alınmıştır. Hipoteze göre, devletler farklı coğrafya, siyasi tarih, kimlik ve çıkarlara sahip olsa da uluslararası sistemin yapısı, devletlerin dış politikalarını belirlemesinde en önemli etkendir. Uluslararası sistem (1991-2016), tek kutuplu olarak kabul edilmiştir. Önceki araştırmalardan farklı olarak, güç bakımından zayıf ve askeri müdahale altında olan, Ukrayna ve Gürcistan’ın ulusal güvenlik stratejileri incelenmiştir. Uluslararası sistemin istikrarının sürmesi iki ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliklerini barışçıl ve güvenlik içinde sürdürmesi için önemlidir. Bu yüzden istikrarın bozulmasını güvenlik tehdidi olarak belirlemektedirler. Ayrıca iki ülke, Rusya tehdidine karşı, kapasite artırımı, ordu modernizasyonu ve ittifaka katılma gibi saldırgan yöntemleri uygulamaya çalışmıştır. Bu durum, yapısal realizm teorisinin, “tek kutuplu sistemde aktörler, yeterince güç biriktirinceye kadar istikrarı savunur ve güç biriktirmek için saldırgan yöntemleri benimser“ öngörüsünü doğrulamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Ulusal Güvenlik, Strateji


1. GİRİŞ

Çalışma, Ukrayna (2015) ve Gürcistan’ın(2011) ulusal güvenlik strateji belgeleri üzerinden ele alacaktır. Strateji belgeleri güvenlik kavramsallaştırması başta olmak üzere güvenlik tehditleri ve güvenlik yöntemleri bakımından analiz edilecektir. İki ülkenin ortak tehdit olarak gördüğü Rusya ve bu tehdide karşı uyguladığı güvenlik yöntemleri olan ittifaka katılma, askeri ve siyasi reform süreçleri değerlendirilecektir. Uluslararası sistemin bir düzensizlik içinde olduğu ve aktörlerin ulusal güvenliklerinin bu durumdan etkilendiği üzerinde durulacaktır.1 Bu bakımdan devletlerin hızlı bir şekilde tepki vermek zorunda kaldığı durumlarda bile aslında strateji belgelerindeki güvenlik algılarına göre cevap ürettiklerinden bahsedilecektir.2

Rusya’nın askeri müdahalelerinin hangi koşullar altında gerçekleştiği incelendiğinde Ukrayna-Rusya ilişkileri, Ukrayna’nın Batı kurumlarına katılma isteği nedeniyle gergin olduğu gözlemlenir. Rusya, Ukrayna’yı ekonomik ve enerji politikalarıyla artık kendi çevresinde tutamayacağının farkına varmıştı. Bu nedenle son çare olarak askeri müdahaleyi uygulamaya koymuştur. Kırım’da yaşayan Rus azınlığın korunmasını bahane ederek 27 Şubat 2014 tarihinde Kırım’a askeri olarak müdahale etmiştir. 16 Mart 2014 tarihinde referanduma gidilerek Kırım, Rusya Federasyonu’na (RF) katılmıştır. Bu durum, açıkça Ukrayna’nın egemenlik ve toprak bütünlüğü haklarının çiğnendiğini göstermektedir. Batı bloğu, durumu yasadışı olarak görseler de Kırım Cumhuriyeti ile Sivastopol federal şehirleri, RF’ye dâhil olmuşlardır. Ukrayna’nın doğusunda Rusların yoğun yaşadığı bölgelerde ayrılıkçı hareketler başlamıştır. Ukrayna merkezi hükümetinin otoritesi ortadan kalkmıştır. Rusya bu gelişmeler üzerine Ukrayna’nın doğusundaki, ayrılıkçı hareketleri desteklemiştir. Ukrayna’nın doğu kısmında yer alan ve Rus nüfusunun daha fazla olduğu Donetsk ve Luhansk bölgeleri Ukrayna’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan etmiştir. Ukrayna’nın merkezi hükümeti ise bu ilanı kabul etmemiştir ve silahlı kuvvetleriyle krize müdahale etmiştir. Bu durum ülkeyi bir iç savaşa sürüklemiştir. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre bu olaylar sırasında 4 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtilmektedir bu süreç sonucunda Rusya, Ukrayna’nın doğusunda dondurulurmuş bir çatışma ortamı oluşturmuştur. Bu politika, Rusya’nın bir süredir yakın çevresinde Batı’ya yaklaşma teşebbüsünde bulunmuş ülkelerde izlediği stratejinin devamı olarak görülmektedir. Tıpkı Gürcistan da olduğu gibi Ukrayna’yı da istikrarsızlaştırarak, bu ülkenin Batı’nın istediği reformları gerçekleştirmesinin mümkün olmamasına sebep olmaktadır. Batı’ya entegre olmalarını engellemektedir.

TASAM Yayınlarının "Yeni Dünya Ekonomi Ve Güvenlik Mimarisi" isimli kitabından alınmıştır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2690 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 633
Asya 98 1065
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1370 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2037 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2037

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik kavramı üzerinde uzlaşılmış kısa bir tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim ...;

Arktik Okyanusu son dönemlerde uluslararası siyasetin öne çıkan bölgelerinden birisi hâline gelmiştir. Dev buz kütlelerinin küresel ısınmayla birlikte büyük bir ekolojik değişim dönemine girmesi hem Kuzey Kutup Dairesi’ne hem de kıyıdaş ülkelere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda bu fırsatları ko...;

Tarihte ilk millî marşlar Tanrı'ya adanmış ilahilerdir (örneğin, Hint şiirindeki Veddler). Daha sonra kurtuluş mücadelelerinde halka ilham vermek ve ulusal bilinci uyandırmak gibi amaçlar doğrultusunda millî marşlar ortaya çıkmıştır. Millî marşlar içeriğine ve müzikalitesine bağlı olarak didaktik ve...;

Dünyanın en değerli teknoloji şirketlerinden Google, Microsoft ve IBM son on yıl içerisinde Afrika kıtasına ciddi yatırımlar yaparak ilgiyi bu yöne çekmiştir. Kıtadaki ilk araştırma merkezini 2013 yılında Nairobi’de açan IBM, 2016 yılında Johannesburg ile yatırımlarını sürdürmüştür. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı ;

BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında pazar, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu temel ...;

Eski çağlardan beri insanlar ihtiyaç duydukları ancak üretemedikleri mal veya hizmetleri elde etmek için farklı yollara başvurmuşlardır. Başlangıçta ihtiyaçların örtüşmesi esasına dayalı olarak kullanılan takas yöntemi, zamanla yerini farklı ödeme şekillerine bırakmıştır. Takas yöntemi takip edilere...;

Hubel’i çağrıştıran Nobel geleneğinin ilhamıyla hareket eden İsveç menşeli Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) Mayıs 2022 tarihli ve “Barış Ortamı [İnşası]: Yeni bir Risk Döneminde Güvenlik” başlığını taşıyan raporunda, dünyanın birbiriyle çakışan iki önemli sorundan kaynaklanan bir “...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...